![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Forum Kuralları | Yardım | Üye Listesi | Sosyal Gruplar | Takvim | Arama | Bugünün Mesajları | Forumları Okundu Kabul Et |
| Hikayeler, Olaylar ve Yazılar Başınızdan geçen veya başkalarının başından geçmiş olayları ve hikayeleri özgürce paylaşabileceğiniz ilginç bir bölüm. |
![]() |
| | LinkBack | Konu Seçenekleri | Gösterim Modu |
| |||
| Merhabanın açıklaması :) Hiç düşündünüz mü, ya da bilen var mı içinizde “merhaba” ne anlama geliyor diye?.. çok ilginç, bir o kadar da hos ve sıcak bir anlamı varmış meğer. “Merhaba” aslında Farsça kökenli olup, “benden size zarar gelmez” anlamına geliyormuş. Hoş değil mi? Bunu ögrendikten sonra karşimdaki insana merhaba demek daha bir anlamli benim için. şu an bu mesaji okuyan herkese tarafımdan; ”merhaba!!!...” |
| ||||
| Ce: Merhabanın açıklaması :) saolasın araştırayım bi . . arastırdım sonuçlar biraz uzun ![]() Kökü itibarıyla dünyanın en eski dilleri arasında yer alan Farsça, milattan yediyüz yıl öncesine ait açık tarihi ve bin yıllık yazılı eserleriyle İran’ın köklü ve sağlam kültürünü komşu ülkelere kadar tanıtmıştır. ... Kökü itibarıyla dünyanın en eski dilleri arasında yer alan Farsça, milattan yediyüz yıl öncesine ait açık tarihi ve bin yıllık yazılı eserleriyle [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]’ın köklü ve sağlam kültürünü komşu ülkelere kadar tanıtmıştır. Bu eserler İran"ın kültür, sanat ve zevkinin tecelli noktası olmuştur. Bu eserlerin benzerlerine dünya edebiyatında pek az rastlanmaktadır. Birçok dillerin aksine Farsça, asırlardır ağırlık ve heybetini hiçbir yara almadan korumayı başarmıştır. Bu gün kullanılan Farsça, bin yıl önce yazılan İran İslam Cumhuriyeti Asya’nın batısında yer alan bir devlet. Kuzeyinde Ermenistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Hazar Denizi, doğusunda Afganistan ve Pakistan, batısında Türkiye ve Irak, güneyinde Basra ve Umman körfezleri bulunur. ...Detaylı bilgi için linke tıklayınız. [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]’nin Asıl adı Ebu’l-Kasım Mansur olan Firdevsi’nin yaşamı hakkında yeterli kesin bilgi yoktur. Yaşamı çeşitli söylencelere karışmış, eski kaynaklarda bir masal havasında anlatılmıştır. Firdevsi Tus kentinde soylu bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Şehname’den, iyi bir öğrenim gördüğü, eski Farsça ile Arapça’yı ustalıkla kullanacak derecede öğrendiği anlaşılmaktadır. ...Detaylı bilgi için linke tıklayınız. [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]’sinde kullanılan Farsça ile hemen hemen aynıdır. Halbuki örneğin, dörtyüz yıl önce Şekspir tarafından eserlerinde kullanılan İngilizce, bu gün aynı dili konuşan insanlar tarafından rahatlıkla anlaşılmamaktadır. Kültürel bağların kurulmasında en önemli etkenlerden ve asıl iletişim aracı olan dil, din, folklor, örf ve adetlerle birlikte, sosyal birliktelerin oluşumu ve yayılmasında önemli rol almaktadır. İran kültür ve medeniyetinin asıl taşıyıcısı olan Farsça, sahip olduğu güç ve yetenekleri sayesinde zamanla diğer ulusların, ez cümle Türklerin, dil ve kültürüne nüfuz etmeyi başarmıştır. Kültürel ilişkilerde dillerin gücü ve yeteneğini asli unsur olarak göz önünde bulundurursak, bu kadar Farsça sözcüğün [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]ye geçmesinin nedenini anlayabiliriz. [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ], coğrafi konumları, tarihi münasebetleri, kültürel yapıları ve sosyal nedenlerden dolayı İranlılarla devamlı ilişki içerisinde olmuşlardır. Kültür tarihi yazarlarından bir gurup, Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde bulunan kitabelere dayanarak, İran kültürünün yüzyıllarca öncesinden beri Türkler arasında yaygınlaştığını ve Anadolu’nun uzun süre Hahameneşlerin yönetimi altında olduğu kanaatindedirler. Ancak kesin olan, İran’ın Anadolu’daki kültürel etkisi gerçek anlamda Selçukluların hükümetinden kısa bir süre önce başlamış ve giderek tüm Rum diyarını kapsamıştır. Selçukluların Malazgirt savaşıyla birlikte iktidarı ele geçirmelerinden sonra, ilim dili olarak saygı gösterdikleri Arapçanın yanı sıra Farsçayı da resmi dil olarak kabul ettiler. İbn-i Bibî El-Evamiru’l-Ala’iyye Fi’l-Umuri’l-Alaiyye adlı kitabında, Selçuklular döneminde Farsçanın, resmî konuşma ve yazışma dili olmakla beraber, çoğunluğu Türk olan sıradan halktan, sultanlar ve vezirlere kadar herkesin ilgi odağı haline geldiğini ve Farçaya hakimiyet konusunda birbirleriyle yarışa girdiklerini gösteren bir olayı nakletmektedir. İslâm medeniyeti, büyük [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]’dan (İran medeniyetinin merkezi) geçerek Türk topraklarına ulaştığı ve Türkler’in İranlılar vasıtasıyla İslâm ile tanışmalarından sonra iki millet arasındaki dostluk bağları daha da pekişerek, o güne kadar sadece maddî menfaatler üzerine kurulan ilişkiler, manevî bir boyut kazandı. Türkler İran kültürüne daha fazla ilgi duyarak, duygularını dile getirirken Farsçadan ilham aldılar. Eskiden İran’da Arapça bilmek bir üstünlük sayıldığı gibi o dönemde de Farsça bilmek Türkler için bir üstünlük aracı olarak görülmeğe başlamıştır. Onlar Farsça’yı birlik ve beraberliği pekiştirmek doğrultusunda bir vasıta olarak görüp, bu dilin kültürel ve siyasal bir sulta aracı olduğunu hiç bir zaman düşünmediler. Farsça Türk topraklarına geçişte hiç bir engelle karşılaşmamıştır. Zira Türkler batıya doğru göç sırasında İran’da kalarak Fars dili gibi İran kültürünü oluşturan bazı unsurlarla yakından tanışmışlardır. Bu yüzden Farsça başta olmak üzere İran kültürü, çeşitli yollardan Türk kültürüne etki etmiştir. İlk olarak, herhangi bir nedenden dolayı kendi diyarlarını terketmek zorunda kalan İranlı alimler yarattıkları eserlerle, Farsçanın ününü artırıyorlardı. Örneğin, Moğol zulmünden kaçıp Anadolu’ya sığınan Fahreddîn-i İrakî ve Seyf-i Ferganî veya Belh halkının eziyeti sonucu, ülkesini terketmek zorunda kalan Necm-i Daye ve Sultanu’l-Ulema, ya da dinî ihtilaflardan dolayı yar ve diyardan ayrılan Gulşenî ve İdris-i Bidlilî, ve Harzemşah’ın yenilgisi sonucu ülkesini terketmek zorunda kalan İbni Bibî. İkinci olarak, Türk sultanlarının teveccühü sayesinde Farsça ilgi gördü ve yükselişe geçti. Önce, [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] ve Sultan Tuğrul gibi Farsça şiirler söyleyen Selçuklu sultanlarının sarayı, Fars dili ve edebiyatına ilgi duyanların mahfili oldu. Harzemşahlar döneminde ise Farsça saray dili olarak kullanıldı ve Atsız, Tekeş ve Alauddin ve Tacuddin adında iki oğlu gibi kimi sultanlar Farsça şiir söylüyorlardı. Moğol istilası bir süre duraklamaya sebep olsa da, 600 yıl boyunca Türk topraklarına hükmedecek olan Osmanlı’nın kurulmasıyla Farsça tekrar canlandı. [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ], Sultan Beyazıt, [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] ve [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] gibi bazı Osmanlı padişahları şairleri ve şiir söylemeyi seviyorlardı. Farsçanın canlanmasına sebep olan üçüncü mesele, Türk edebiyatçılarının Farsçaya gösterdiği ilgiydi. Farsçanın Türk koruyucuları çeşitli yollardan Farsçayı yaymaya çalışmışlardır. Fuzulî gibi bazı Türk edebiyatçıları, Farsçanın ünlü ediblerini izleyerek Farsça divanlar hazırlamışlardır. [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] gibi bazıları da Farsça söyleyen şairler hakkında övgü dolu şiirler yazmışlardır. Diğer bazıları Fars dilinin ana eserlerini tercüme etmeyi tercih ediyorlardı. Yine Surur-î, Sudî, Lami’î ve Şem’î gibi bazıları da şerh yazma alanında çalışmışlardır. Ve nihayet Şu’ûrî, Şahidî ve Hilmî gibileri de, iki dilli sözlükler derlemişlerdir. Osmanlı döneminde zirveye ulaşan, ve büyük ölçüde Farsçanın etkisi altında olan ve ondokuzuncu asrın ikinci yarısına kadar, yapısında hiçbir değişme olmaksızın, çok değerli eserler yaratan Divan Edebiyatı veya başka bir deyimle klasik Türk edebiyatı, iki millet arasındaki en önemli ortak noktadır. Türk dilinin Farsçadan beslenmesi neticesinde bir çok Farsça sözcük Türkçeye aktarıldı. Her ne kadar Cumhuriyetin ilk dönemlerinde Türkçe"nin yabancı sözcüklerden, özellikle de Farsça ve Arapça sözcüklerden arındırılması hareketi sonucunda bir çok yabancı sözcük Türkçeden atılmasına rağmen hala çok sayıda Farsça kelime ve deyim Türkçedeki varlığını korumaktadır. Ayrıca, arındırılmış olan kelimeleri bilmeden eski Osmanlı metinlerini anlamak oldukça güçtür, çünkü o sözcükler Türk dili ve edebiyatının temelini oluşturmaktadır. Başka bir ifadeyle her ne kadar bu kelimeler, bugünkü Türkçede kullanılmıyorsa da Türk edebiyatının çeşitli sahalarında araştırma yapmak isteyen herkes o kelimelere muhtaç olmaktan kurtulamıyor. Hatırlatmak gerekir ki, Moğol hakimiyeti gibi bazı dönemlerde küçük ölçüde de olsa Türkçe kelimeler Farsçaya girmiştir. Ancak daha çok hükümet erkanlarıyla ilgili olan bu kelimeler, Moğol istilasının sona ermesiyle etkisini kaybetmiş ve bir kısmı ise Timurlar ve Türkmenler gibi İran’a hakim olan bazı Türk kavimleri döneminden bu yana İranlılar tarafından kullanılmaktadır. Farsçanın Türkçe üzerindeki etkisini bir çok sahalarda görmek mümkündür. Bunların bazıları şöyle: 1- Edebi kavramlar; (örneğin saçı sünbül ve yılana benzetmek, gözü nergise, yanağı güneşe, boyu selviye benzetmek vb...) 2- İrfanî ıstılahlar; (can, ayîn, çark, çile, destar, destegül, ham, harabat, ve keşkül gibi vb...) 3- Musiki kavramları; (neva, segah, çargah, beste, güfte, bestenegar, ahenk, buselik,vb...) 4- İsimler; (Nuşin, Nesrin, Bihter, Şadıman, Şadi, Şebnem, Turan, Agah, Baran, Nalan vb...) 5- Kuş isimleri; (şahin, bülbül, kumru, horoz, kuğu vb...) 6- Hayvan isimleri; (zurafa, sincap vb...) 7- Sebze isimleri; (yonca, yulaf, şahtere, havuç, turp, terhun, vb...) 8- Çiçek isimleri; (menekşe, lâle, sümbül, şebboy, zanbak, vb...) 9- Ağaç isimleri; (zeytin, serv, badem, vb...) Türkler ayrıca bazen Farsça kelimelerinin kullanım şeklini veya manasını değiştirerek kullanmışlardır
__________________ besiktaslı´ait bütün Konuları bul Tohum saç, bitmezse toprak utansın! Hedefe varmayan mızrak utansın! Hey gidi küheylan, koşmana bak sen! Çatlarsan, doğuran kısrak utansın! -----------------------------Kendinizi PAHALI Zannetmeyin, Hepinizin İNDİRİMLİ Günlerini Biliyorum ----------------------- http://www.payidar.net/konusuz-konul...n-mailler.html[Linkleri Sadece Ziyaretçiler Görebilir. Buraya Tıklayarak Ziyaretçi Olabilirsiniz] |
![]() |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Seçenekleri | |
| Gösterim Modu | |
|
|
| | ||||
| Konu | Yazar | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Serdar'ın açıklaması | _DrAgOn_ | FB - Fenerbahçe | 0 | 01.07.07 17:21 |
| Genelkurmay: Basın Açıklaması | عاكف ار | Türkiye Gündemi | 2 | 08.06.07 02:03 |
| Riva açıklaması! | Karizma_Aykut | FB - Fenerbahçe | 0 | 21.10.06 19:03 |
| Koç Holding'ten Döktaş açıklaması | hakan3232 | Ekonomi, Borsa, Finans ve Yatırım | 0 | 02.10.06 17:20 |
| Baykal'dan din açıklaması | odaltunkaya | Siyaset Haberleri | 0 | 06.08.06 00:31 |