Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu
Geri Dön   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Sosyal Gruplar
Duyuru

Sosyal Grup
Bu grup herkese açık.

Nazım Hikmet

Grup Kurucusu: Aѕi ve Mανi

İşte vatan haini dedikleri bir aydın daha..Onu seven arkadaşlarım buraya gelin..Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala..

Tüm Grup Üyelerini Göster Gösterilen Üyeler: 8 Tümü: 8
13 Resimden 5 tanesi gösteriliyor
Yollayan Aѕi ve Mανi
Yollayan Aѕi ve Mανi
Yollayan Aѕi ve Mανi
Yollayan Aѕi ve Mανi
Yollayan Aѕi ve Mανi
21 / 30 Tamamı: 53, Sosyal Mesajlar
  1. Aѕi ve Mανi
    11.04.08 21:02 - Daim
    Aѕi ve Mανi
    HER KİTABIMIN SON SÖZÜ
    Sen sanma ki sanatın
    damağında tadı var
    acı bir hıyar
    lezzeti gibi...

    Mısralarımda yok benim
    gözyaşlarımın tadı,
    Şiirlerim içilmez
    ingiliz tuzu gibi
  2. Aѕi ve Mανi
    11.04.08 21:01 - Daim
    Aѕi ve Mανi
    HENÜZ VAKİT VARKEN GÜLÜM
    Henüz vakit varken, gülüm
    Paris yanıp yıkılmadan,
    henüz vakit varken, gülüm,
    yüreğim dalındayken henüz,
    ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri
    Volter rıhtımında dayayıp seni duvara
    öpmeliyim ağzından
    sonra dönüp yüzümüzü Notrdam'a
    çiçeğini seyretmeliyiz onun,
    birden bana sarılmalısın, gülüm,
    korkudan, hayretten, sevinçten
    ve de sessiz sessiz ağlamalısın,
    yıldızlar da çiselemeli,
    incecikten bir yağmurla karışarak.
    Henüz vakit varken, gülüm,
    Paris yanıp yıkılmadan,
    henüz vakit varken, gülüm,
    yüreğim dalındayken henüz,
    şu Mayıs gecesi rıhtımdan geçmeliyiz
    söğütlerin altından, gülüm,
    ıslak salkım söğütlerin.
    Paris'in en güzel bir çift sözünü söylemeliyim sana,
    en güzel, en yalansız,
    sonra da ıslıkla bir şey çalarak
    gebermeliyim bahtiyarlıktan
    ve insanlara inanmalıyız.
    Yukarda taştan evler,
    girintisiz, çıkıntısız,
    birbirine bitişik
    ve duvarları ayışığından
    ve dimdik pencereleri ayakta uyukluyor
    ve karşı yakada Luvur
    aydınlanmış ışıklarla
    aydınlanmış bizim için
    billur sarayımız...

    Henüz vakit varken, gülüm,
    Paris yanıp yıkılmadan,
    henüz vakit varken, gülüm,
    yüreğim dalındayken henüz,
    şu Mayıs gecesi rıhtımda, depolarda
    kırmızı varillere oturmalıyız.
    Karşıda karanlığa giren kanal.
    Bir şat geçiyor,
    selamlıyalım gülüm,
    geçen sarı kamaralı şatı selamlıyalım.
    Belçika'ya mı yolu, Hollanda'ya mı?
    Kamaranın kapısında ak önlüklü bir kadın
    tatlı tatlı gülümsüyor.

    Henüz vakit varken, gülüm,
    Paris yanıp yıkılmadan,
    henüz vakit varken, gülüm...
    Parisliler, Parisliler,
    Paris yanıp yıkılmasın...
  3. Aѕi ve Mανi
    11.04.08 21:00 - Daim
    Aѕi ve Mανi
    HAYDİ GÜLE GÜLE GÜLÜM
    Haydi güle gülü gülüm
    haydi güle güle
    Hani ağlamak yoktu?
    Ağlama kızım,
    gözüne batacak sürmelerin.
    Taksiye bindin işte,
    işte hapishanesinde yattığım şehrin
    geçiyorsun içinden.
    Şöför belki ben yaşta bir adam
    dikiz aynasından bakıyor sana
    anlıyor bu güzel kadının ağlamasını.
    Belki onunda içerde yatanı vardır,
    belki tanır beni, belki kendiside bizdendir.
    Biliyorum:
    Demirlerden seyrettiğim bu şehir
    kaplıcalar
    türbeler
    ipek fabrikaları ve kocaman bir çınardır.
    Ve sahici insanları
    benim insanlarım
    nasılda perişan...
    Fakat yüzlerine güneş vurmuş gibi olmuştur
    sen gözyaşları arasından
    onlara baktığın zaman.
    Sen bu şehre bundan öncede geldin demek?
    Sen bu şehre gelesinde beni aramayasın!
    Öylemi? AĞLA GÜLÜM!
    Hemde hüngür hüngür ağlamalısın.
    Hayır ağlama, Allah belamı versin benim ağlama!
    Etrafına bak:
    Ben ve şehir çoktan arkada kaldık
  4. Aѕi ve Mανi
    11.04.08 21:00 - Daim
    Aѕi ve Mανi
    HAVA SOĞUK
    Hava puslu, soğuk
    Kırlar koyu, kırmızı
    Saman sarısı, ölü yeşil
    Kış gelmek üzere oysaki gönül
    Kışa girmeye hazır değil
  5. Aѕi ve Mανi
    11.04.08 20:59 - Daim
    Aѕi ve Mανi
    HASRET
    Denize dönmek istiyorum!
    Mavi aynasında suların:
    boy verip görünmek istiyorum!
    Denize dönmek istiyorum!

    Gemiler gider aydın ufuklara gemiler gider!
    Gergin beyaz yelkenleri doldurmaz keder.
    Elbet ömrüm gemilerde bir gün olsun nöbete yeter.
    Ve madem ki bir gün ölüm mukadder;
    Ben sularda batan bir ışık gibi
    sularda sönmek istiyorum!
    Denize dönmek istiyorum!
    Denize dönmek istiyorum!
  6. Aѕi ve Mανi
    11.04.08 20:59 - Daim
    Aѕi ve Mανi
    HASRET
    Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli,
    belini sarmayalı,
    gözünün içinde durmayalı,
    aklının aydınlığına sorular sormayalı,
    dokunmayalı sıcaklığına karnının.

    Yüz yıldır bekliyor beni
    bir şehirde bir kadın.

    Aynı daldaydık, aynı daldaydık.
    Aynı daldan düşüp ayrıldık.
    Aramızda yüz yıllık zaman,
    yol yüz yıllık.

    Yüz yıldır alacakaranlıkta
    koşuyorum ardından.
  7. Aѕi ve Mανi
    11.04.08 20:59 - Daim
    Aѕi ve Mανi
    HAPİSTE YATACAK OLANA BAZI ÖĞÜTLER
    Dünyadan, memleketinden, insandan
    umudum kesik değil diye
    İpe çekilmeyip de
    Atılırsan içeriye,
    Yatarsan on yıl, on beş yıl
    Daha da yatacağından başka,
    'Sallansaydım ipin ucunda
    Bir bayrak gibi keşke''
    Demiyeceksin,
    Yaşamakta ayak direyeceksin.
    Belki bahtiyarlık değildir artık,
    Boynunun borcudur fakat,
    Düşmana inat
    Bir gün fazla yaşamak.

    İçerde bir tarafınla yapayalnız kalabilirsin,K
    Kuyunun dibindeki taş gibi.
    Fakat öbür tarafın
    Dünyanın kalabalığına
    Öylesine karışmalı ki,
    Sen ürpermelisin içerde,
    Dışarda kırk günlük yerde yaprak kımıldasa.
    İçerde mektup beklemek,
    Yanık türküler söylemek bir de,
    Bir de gözünü tavena dikip sabahlamak
    Tatlıdır ama tehlikelidir.

    Tıraştan tıraşa yüzüne bak,
    Unut yaşını
    Koru kendini bitten,
    Bir de bahar akşamlarından;
    Bir de ekmeği
    Son lokmasına dek yemeği,
    Bir de ağız dolusu gülmeyi unutma hiçbir zaman.
    Bir de kimbilir,
    Sevdiğin kadın sevmez olur,
    Ufak bir iş deme,
    Yemyeşil bir dal kırılmış gibi gelir,
    İçerdeki adama.
    İçerde gülü, bahçeyi düşünmek fena,
    Dağları, deryaları düşünmek iyi.
    Durup dinlenmeden yazmayı,
    Bir de dokumacılığı tavsiye ederim sana,
    Bir de ayna dökmeyi.
    Yani içerde onyıl, on beş yıl,
    Daha da fazla hatta
    Geçirilmez değil,
    Geçirilir,
    Kararmasın yeter ki
    Sol memenin altındaki cevahir!
  8. Aѕi ve Mανi
    11.04.08 20:58 - Daim
    Aѕi ve Mανi
    GÜZ
    Günler gitgide kısalıyor,
    yağmurlar başlamak üzre.
    Kapım ardına kadar açık bekledi seni.
    Niye böyle geç kaldın?

    Soframda yeşil biber, tuz, ekmek.
    Testimde sana sakladığım şarabı
    içtim yarıya kadar bir başıma
    seni bekleyerek.
    Niye böyle geç kaldın?

    Fakat işte ballı meyveler
    dallarında olgun, diri duruyor.
    Koparılmadan düşeceklerdi toprağa
    biraz daha gecikseydin eğer...
  9. Aѕi ve Mανi
    11.04.08 20:58 - Daim
    Aѕi ve Mανi
    GÜNLER
    Geçip gitmiş günler gelin
    rakı için sarhoş olun
    ıslıkla bir şeyler çalın
    geberiyorum kederden.

    İlerdeki güzel günler
    beni görmeyecek onlar
    bari selam yollasınlar
    geberiyorum kederden.

    Başladığım bugünkü gün
    yarıda kalabilirsin,
    geceye varmadan yahut
    çok büyük olabilirsin
  10. Aѕi ve Mανi
    11.04.08 20:57 - Daim
    Aѕi ve Mανi
    GÜNEŞİ İÇENLERİN TÜRKÜSÜ
    Bu bir türkü:-
    toprak çanaklarda
    güneşi içenlerin türküsü!
    Bu bir örgü:-
    alev bir saç örgüsü!
    kıvranıyor;
    kanlı; kızıl bir meş'ale gibi yanıyor
    esmer alınlarında
    bakır ayakları çıplak kahramanların!
    Ben de gördüm o kahramanları,
    ben de sardım o örgüyü,
    ben de onlarla
    güneşe giden
    prüden
    geçtim!
    Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi.
    Ben de söyledim o türküyü!

    Yüreğimiz topraktan aldı hızını;
    altın yeleli aslanların ağzını
    yırtarak
    gerindik!
    Sıçradık;
    şimşekli rüzgâra bindik!.
    Kayalardan
    kayalarla kopan kartallar
    çırpıyor ışıkta yaldızlanan kanatlarını.
    Alev bilekli süvariler kamçılıyor
    şaha kalkan atlarını!


    Akın var
    güneşe akın!
    Güneşi zaptedeceğiz
    güneşin zaptı yakın!


    Düşmesin bizimle yola:
    evinde ağlayanların
    göz yaşlarını
    boynunda ağır bir
    zincir
    gibi taşıyanlar!
    Bıraksın peşimizi
    kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!

    İşte:
    şu güneşten
    düşen
    ateşte
    milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!

    Sen de çıkar
    göğsünün kafesinden yüreğini;
    şu güneşten
    düşen
    ateşe fırlat;
    yüreğini yüreklerimizin yanına at!


    Akın var
    güneşe akın!
    Güneşi zaaptedeceğiz
    güneşin zaptı yakın!


    Biz topraktan, ateşten, sudan, demirden doğduk!
    Güneşi emziriyor çocuklarımıza karımız,
    toprak kokuyor bakır sakallarımız!
    Neş'emiz sıcak!
    kan kadar sıcak,
    delikanlıların rüyalarında yanan
    o «an»
    kadar sıcak!
    Merdivenlerimizin çengelini yıldızlara asarak,
    ölülerimizin başlarına basarak
    yükseliyoruz
    güneşe doğru!

    Ölenler
    döğüşerek öldüler;
    güneşe gömüldüler.
    Vaktimiz yok onların matemini tutmaya!


    Akın var
    güneşe akın!
    Güneşi zaaaptedeceğiz
    güneşin zaptı yakın!


    Üzümleri kan damlalı kırmızı bağlar tütüyor!
    Kalın tuğla bacalar
    kıvranarak
    ötüyor!
    Haykırdı en önde giden,
    emreden!
    Bu ses!
    Bu sesin kuvveti,
    bu kuvvet
    yaralı aç kurtların gözlerine perde
    vuran,
    onları oldukları yerde
    durduran
    kuvvet!
    Emret ki ölelim
    emret!
    Güneşi içiyoruz sesinde!
    Coşuyoruz,
    coşuyor!..
    Yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
    mızrakları göğü yırtan atlılar koşuyor!


    Akın var
    güneşe akın!
    Güneşi zaaaaptedeceğiz
    güneşin zaptı yakın!



    Toprak bakır
    gök bakır.
    Haykır güneşi içenlerin türküsünü,
    Hay-kır
    Haykıralım!

Şuan saat: 19:21 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0