| ||||
| Musa'nın Oğulları Musa bin Şakir, Halife Me'mun'un hürmet gören astronom ve matematikçilerinden biriydi. Bağdat valisi, Musa'nın çocuklarını Halifenin Astronomu Yahya bin Ebu Mansur' un talim ve terbiyesine verir. Yahya, Halifenin kurduğu Bey'ül-Hikme isimli kültür merkezinin müdürlüğünü yapıyordu. Beyt' ül-Hikme'nin kütüphanesinde, El' Hıvarizmi, Siddhanta'nın icmalini hazırlamış; Batlamyus'un "Astronomi Cedvelleri"ni düzeltmiş ve Rönesans'a kadar temel kitap olarak kalan "Hesap Sanatı" ile "El-Cebr" adlı eserlerini yazmıştı. Musa'nın çocukları işte böyle ilmin her sahasında geniş bilgi sahibi kişilerin yer aldığı ve binlerce ilmî eser ve nadir cihazlarla süslenmiş bir vasatta yetiştiler. Bu çocukların en büyüğü Muhammed İbn-i Musa, kardeşlerinin en değerlisi, büyük bir şahsiyet, ince ruhlu bir diplomat, babası gibi Halife'nin samimî bir arkadaşı idi. Bağdat şehrinin en yüksek kısmı bulunan Şemmasiye kapısında, astronomlar için bir rasathane inşa eden Memun, burada, Yahya'nın idaresinde, seyyarelerin hareketlerini sistematik şekilde gözletir. Bu rasathanenin astronomları, aynı zaman da Gundişapur'da ve kontrol için üç yıl Şam civarındaki Kasiyun dağında tekrarlanan, takdire şayan doğru ölçmelerin de yardımıyla; Batlamyus'un Astronomi cedvellerinde cesur bir revizyon yaparak, bu cedvelleri "Denemeler" veya "Me'mun Cedvelleri" adı altında işlerler. Yahya'nın yanında talebelik devresini henüz tamamlamamış olan Muhammed İbn-i Musa, Halife' nin emriyle Dünya'nın çevresinin ölçülme faaliyetlerine katılır. Bir astronomlar grubu ile Musul'un batısındaki Sincar Ovasına gider. Dünyanın ölçülmesine tarihte ilk defa teşebbüs eden Eratosthenes, güneş ışınlarının açılarından faydalanmak istemişti. Muhammed ibn-i Musa'nın içinde bulunduğu bu astronomlar grubu ise başka bir yol denediler. Ayni noktadan kuzeye doğru yürüyen bir grup, Teke Yıldızı -(Kutup Yıldızı)-nı yükselirken güneye doğru yürüyen diğer bir grup ise, onu batarken görünceye kadar ilerler. Böylece astronomlar, her iki rasat grubunun mesafesinden, meridyen dairesinin bir derecesini, hayret verici bir sıhhatle hesaplarlar. Hemen bunu takib eden Muhammed ve kardeşleri, kendi hesap metodları sayesinde, yalnız Batlamyus'un hesap neticelerini değil, bizzat bir ismi, yani saray astronomu Maveruzi'yi gölgede bırakırlar. "içindeki 2 litreye yakın suyu, 20'ye yakın kUçük baş hayvan içmek istediğinde, seviyesi azalmayıp aynı kalan, ancak bir at veya bir boğa içtiğinde suyu tükenen bir yalak" Muhammed, yalnız gayretli bir matematikçi ve astronom değildi. O, felsefe ve mantıkla da meşgul oldu. "Kâinatın İlk Sebebleri" adlı bir eser yazdı. Muhammed, meteoroloji ile de ilgilenir, rasatlarını atmosferin üzerine yöneltirdi. İkinci kardeşi Ahmed'in müptela bulunduğu makina inşasına karşı da heyecan duyardı. Kantara ait antik bilgileri eserinde genişletmiştir. Ahmet ise, ailenin tekniğe en düşkün, ev ve el aletlerinde dâhi sayılacak evladıdır. O, iyi tertiblenmiş konstrüksiyonlarla kendi kendine harekete geçiren aletlerin teorilerini, esaslı şekilde incelemiş mekanik sanatında ne kardeşi Muhammed'in ne de kendisinden çok önce gelen Heron gibi şahısların elde edemedikleri neticeleri istihsale muvaffak olmuştur. O, her modern ev kadının ve her köylünün vazgeçemeyeceği, günlük pratik hayatta kullanılacak, o tarihte hayret ve ren birer fantazi buluş gibi görünen, en basitinden daima yeni ve en karışıklarına kadar değişen çeşitli aletler, bugün hâlâ her çocuğu açıkça sevince boğan, hoşça vakit geçirmesine yarayan fevkalade güzel tertiplenmiş teknik oyuncaklar yapardı. İşte büyük hayvanların su içmelerine müsait bulunmayan, yalnız küçük hayvanların su içebileceği bir tekne, her defasında muayyen bir miktarda mayi akıtabilen, böylece çıkan ile onu takib eden mikdarlar arasında muayyen bir fasıla meydana getiren banyolar için testiler veya meşrubat için ibrikler, sıvıların izafî ağırlığını hesaplayan kablar, bir kabı boşalır boşatmaz hemen dolduran aletler, ihtiyaca göre ayrı veya karışık meşrubat ile su akıtabilen şişeler, fitilleri yandıkça kendi kendine çıkan, içlerine otomatik şekilde yağ akan, rüzgarda sönmeyen lambalar, su muayyen bir seviyeye varınca vereceği otomatik sinyallerle sulamanın tamamlandığını belirten düdüklü aletler, daima değişik figürlerle su fışkırtan fıskiyeler ve su saatinin en çeşitli tipleri Ahmed'le birlikte İslam Dünyasında ortaya çıktı ve bütün dünya bunlarla karşı karşıya kaldı. Ahmed'in kaleme aldığı Kitab'ül Hıyel" adlı eserde mevcut bulunan yüz düzen arasında 7, 75, 76, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 95, 97 ve 98 numaralı olanlar otomatik kontrol sistemleridir. Bu otomatik kontrol sistemini de umumî manada; su kablarında seviye kontrolü, kandillerde yağ seviyesi ve yön kontrolü gibi üç ana konu altında toplamamız mümkündür. Kullanılan yöntemler yönünden ele alınırsa düzenleri hava kontrollü, valf kontrollü, vana kontrollü ve kanatçık kontrollü olarak sınıflandırmamız gerekir. Bunların içinden hava kontrolünün ve kapakçık biçimindeki valfın Filyon ve Heron tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Ancak Ahmed' in düzenlerde kullandığı valflar teknik yönden geliştirilmiş ve probleme uygun tasarlanmış valf türleridir. Otomatik kontrol sistemlerine ilk defa tatbik edilen bir eleman, bir şamandıra ve krank kolu vazifesi ile konumu ayarlayan vanadır. Kitapta bu yeni motifle alakalı çeşitli uygulamalar ve özgün çözümler görülmektedir. Bir kandilin yön kontrolüne ilişkin verilen kanatçıkta kontrol da ilk defa bu eserde verilmiş olan bir çözümdür. Verilmiş olan otomatik kontrol sistemleri teknik yönden mükemmel, bugün pratikte hala kullanılan türden sistemlerdir. Düzenlerin sadeliği uygulanmış olduklarının bir delilidir. Şiddetli rüzgarda dahi sönmeyen bir kandil. Ahmed, bilhassa Yunanlıların semayı dokuzuncu bir kürenin kuşattığına dair yanlış görüşlerini bir astronomi eseri yazarak çürüttü. Kardeşi Muhammed ile birlikte, büyük bir bakır saat imâl ederler. Muhammed, mühim yıldızların gerek günlük, gerek doğuş ve batışlarındaki değişikliklerini hesaplayınca, Ahmed, kardeşinin bu karışık hesaplarını, tekniğin emsalsiz bir şaheseri olan, bu sebeple o devir insanlarının kendinden geçercesine hayranlığı çeken, son derece doğru çalışan bir cihaza intikal ettirir. Halifenin yeni hükümet merkezinde hekimlik yaptığı sırada, aleti derin bir hayranlık içinde seyreden İbn-i Rabban et- Tabari; alet hakkındaki müşahedelerini şöyle belirtmektedir: "Samara'daki rasathanenin önünde Musa'nın astronom ve mekanisyen oğulları Muhammed ile Ahmed kardeşlerin yapmaya muvaffak oldukları cihazı gördüm. Küre şeklindeki bu alet, zodyak (mıntakavî burç) ların sinyalleriyle yıldız resimlerini tesbit ediyordu. Su ile hareket ediyordu. Semada bir yıldız batınca, aynı anda resmi de, cihazın içinde ufku gösteren dairenin altına doğru batarak kayboluyordu. Aynı yıldız tekrar doğunca altta ufuk çizgisinin üzerinde resmi görünüyordu." Üçüncü kardeş el-Hasan, Arab kaynaklarına göre, "Geometride kimsenin kendisine ulaşabilmesi mümkün olamayacak derecede emsalsiz, harikulade bir kabiliyetti. Zamanına kadar kendisinden önce kimsenin çözemediği problemleri ilk defa çözecek derecede öylesine kuvvetli bir muhayyile ve muhakemeye malikti. Kendi idraki ile bu güç meselelerin içine dalıyor, anlatıldığına göre birçok şahısların bulunduğu bir toplantıda bile hiçbir şey işitmeyecek, hiçbir şeye dikkat etmeyecek derecede kendinden geçiyordu." Bazen bir problem, kendisini fazlaca meşgul edince, Hasan, halini bizzat şöylece anlatır: "O zaman gözlerimin önünde dünyanın karardığını görür, kendimi sanki baygın veya rüyada gibi hissederdim." Hasan'ın, müstakil çalışmaları arasında, kardeşlerinin iştiraki olmaksızın yazdığı, konik kesitlere dair bir eseri vardır. O, elips adı verilen bahçe şekillerinin de mucididir. Nâmlarına felsefe, astronomi, matematik ve tıbba ait antik eserleri araştırmak üzere masraflarını ödeyerek, Bizans Devletine heyetler gönderdiler. Muhammed, antik el yazmalarını araştırmak için, bizzat Yunanistan'la küçük Asya'yı, baştan başa gezmişti. Harran üzerinden dönüşünde, Kafartula'da sarraf dükkanı işleten, kaşla göz arasında en çeşitli para sistemlerine göre para değiştirmekle kalmayıp, bunları muhtelif dillerle de müşterilerine vermekte olan, zeki ve uyanık bir gençle karşılaşmıştı. İsmi Sabit îbn-i Kurra olan bu genç, hesap sanatında onun arzuladığı kadar mâhir ve kabiliyetli bir mütercimdi. Muhammed, onu beraberinde Bağdad'a götürdü. Onu Halife'ye takdim etti. Halife de onu, hemen bütün âlimlerine tercih etti. Sabit ibn-i Kurra, Musa'nın oğulları için, büyük sayıda Hipokrat, Galen, Eflâtun, Aristo, Theodosius, Öklid, Arşimed ve Aplonoius'un astronomi, matematik ve tıbba ait eserleriyle Batlamyus' un Coğrafyasını tercüme eder. "Üç Kardeşler", Yunanlılardan sonra mütemadiyen gerilemiş bulunan yıldızlar ilmini; ilk defa yeni bir hayat ve olgunluğa kavuşturan, arkasından onu Batı'nın bilgi boşluğuna akıtan İslâm âlimlerinin her türlü anlayış ve temayüllerini temsil ederler. Musa'nın oğlu Ahmed'de görüldüğü Üzere müslümanlar, âni buluşlar yapan tekniker ve mahir mekanisyenlerdi. Keskin zekalarıyla kendilerini, hayatlarının şiddetle bağlı bulunduğu suya verdiler. Toprağın sulanması için her nevi su çeken çarklar, pompalar, su yükselten manivelalı makineler, yangın söndürmede kullanılan suyu yukarı çekmeye mahsus cihazlar meydana getirdiler.
__________________ Türkiye İmparatorluğu - |
![]() |
|
| Konuyu görüntüleyen(ler): 1 (0 üye ve 1 ziyaretçi) | |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|
|
| | ||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Musa'nın Çocukları | gagamarti | Siyasi Serbest Kürsü | 3 | 01.06.07 14:58 |
| Musa'nın fakir fukarası | cengizzz | Konusuz Konular | 0 | 29.05.07 14:04 |
| Musa'nın şanssızlığı | SportMan | TS - Trabzonspor | 3 | 13.03.07 17:58 |
| Hz.MUSA'nın ( a.s.) hayatı (Mp3) | Hasret_98 | Dini Videolar, İlahiler ve Resimler | 5 | 08.03.07 11:42 |