chevirer Nickli Üyeden Alıntı
Arkadaşlar Hukuk İnkılaplarına ilişkin bir ödev hazırlamam gerekiyor. acaba elinizde bu konuyla alakalı bir metin varsa paylaşabilir misiniz ? Çok teşekkür ederim. Saygılar... |
KISA BİR YAZI ATATÜRK'ÜN HUKUK İNKİLAPLARI
ANAYASANIN KABULÜ (TEŞKİLÂTI ESASİYE KANUNU)
Anayasa, bir devletin kuruluşunu ve fertlerin
hürriyetlerini düzenleyen temel kanundur. Devletin yönetim biçimi, nitelikleri,
yasama, yürütme ve yargı organlarının kuruluşu, görev ve yetkileri, fertlerin ne
gibi hak ve özgürlüklere sahip olduklarını ana kurallarla belirler. Hiçbir
kanun, anayasaya aykırı olamaz.
Yeni Türk devletinin ilk anayasası 20 Ocak 1921'de kabul edildi. Kabul edilen
bu anayasa, olağanüstü bir dönemde hazırlanmış kısa ve öz bir anayasa özelliği
taşımaktaydı. Bu anayasanın bazı maddeleri şunlardır:
- Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir (mad. 1).
- Yürütme ve yasama yetkisi, milletin tek ve gerçek temsilcisi olan Türkiye
Büyük Millet Meclisi'nde toplanır (mad. 2).
1921 Anayasasında devletin şekliyle ilgili bir hüküm yoktur.
Millî egemenlik anlayışının doğal sonucu olan cumhuriyet adının konması sonraya
bırakılmıştır.
29 Ekim 1923'te bu anayasaya "Türkiye Devleti bir cumhuriyettir." maddesi
eklenerek, devletin şekliyle ilgili eksiklik giderildi.
Cumhuriyetin ilânından sonra yeni ihtiyaçları karşılayacak bir anayasa
gerekiyordu. Bu amaçla, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir komisyon kuruldu.
Bu komisyonun hazırladığı anayasa tasarısı 20 Nisan 1924'te kabul edildi. Bu
anayasa bazı değişikliklerle 1960 yılına kadar yürürlükte kaldı.
TÜRK MEDENİ KANUNU VE TÜRK CEZA KANUNU
Medenî kanun, kişi, aile, miras ve eşya
hukukuyla ilgili münasebetleri düzenleyen kanundur. Kişilerin hak ve ödevleri,
ailenin kuruluşu, miras ilişkilerinin düzenlenmesi, medenî kanunun konuları
içine girer.
Osmanlı Devleti on dokuzuncu yüzyıl sonlarında "Mecelle" adıyla bir medenî
kanunu yürürlüğe koydu. Ancak bu kanun da zaman içerisinde yetersiz kaldı.
Yeni kurulan Türk devletinin, çağdaş bir toplum düzenine ulaşabilmesi için
günün şartlarına uygun bir medenî kanun gerekiyordu. Bunun için ya yeni bir
kanun hazırlanacaktı ya da ileri bir ülkenin kanunları alınacaktı. Yeni bir
kanunun hazırlanması uzun bir zaman alabilirdi.
İnkılâpların hızla gerçekleştirildiği ülkemizde uzun süre beklenmesi uygun
değildi. Sonunda, dünya medenî kanunlarının en yenisi, en pratiği ve en
demokratiği olan İsviçre Medenî Kanunu'nun alınması kabul edildi. Hukuk
uzmanlarından oluşan bir kurul bu kanunu Türkçe'ye çevirip bazı eklemelerle Türk
Medenî Kanunu'nu hazırladılar. Lâik hukuk sisteminin temeli olan bu kanun 17
Şubat 1926'da meclis tarafından kabul edilip, 4 Ekim 1926'da yürürlüğe girdi.
Bu kanunla; kadın ve erkek eşitliği sağlandı. Kadın hem günlük hayatta hem de
ekonomik hayatta erkekle eşit haklara sahip oldu. İstediği mesleğe girme hakkına
sahip oldu. Tek kadınla evlenme ve resmî nikâh esası getirildi. Miras konusunda
eşitlik sağlandı. Bu şekilde Türk aile hayatı yeniden düzenlendi.
Türk Medenî Kanunu'nun kabul edilmesiyle, bütün hukuk kurallarımızın lâik
esaslara göre yeniden düzenlenmesi için diğer kanunlar da değiştirildi. Ticaret
Kanunu, Borçlar Kanunu, Ceza Kanunu yeniden hazırlanarak yürürlüğe girdi.
Hukuk alanındaki inkılâplar ülkemizde zihniyet değişikliğine zemin
hazırlamış, hukukî ve sosyal hayatı kökten etkilemiştir.