![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Forum Kuralları | Blogs | Yardım | Üye Listesi | Takvim | Arama | Bugünkü Mesajlar | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
| Duyuru |
| Eğitim, Öğretim Genel Bilgiye ulaşabilmek için aşılması gereken yollara ışık tutan, harita niteliğinde bir bölüm. Alt bölümlerde her türlü eğitim sorunuza cevap arayabilir veya mevcut soruları cevaplayabilirsiniz. |
![]() |
| | LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| ||||
| Ce: Türkçe İle İlgili Geniş Bilgiler Eylemler 2 Çatılarına Göre Eylemler : Eylemlerin öznelerine ve nesnelerine göre gösterdikleri özelliklere, girdikleri biçime çatı denir. Çatı, eylem kök ya da gövdelerine getirilen çatı ekleri dediğimiz eylemden eylem yapıp eklerine bağlı olarak oluşur. UYARI : Çatı, yalnızca eylem cümleleri üzerinde yapılan bir incelemedir. Ad cümlelerinin çatısı olmaz. ü Onda paranın yanında akılda vardı. ( Ad cümlesi çatısı olmaz.) ü Karanlık çökmeden evine vardı. (Eylem cümlesidir.) Çatı İki Bölümde İncelenir : Nesne – Yüklem İlişkisi : Nesne – Yüklem İlişkisi Yönünden Eylemler Dört Grupta İncelenir : Geçişli Eylemler : Öznenin yaptığı işi, başka varlıklar üzerine geçirebilen, nesne alan eylemler geçişlidir. Örnek : Çocuk, yazılı kağıdını dikkatlice inceledi. Belirtili Nesne Ona doğum günü için yün kazak aldık. Belirtisiz Nesne Geçişli eylemler, “Ne?, Neyi?, Kim?, Kimi?” sorunlarına yanıt veren eylemlerdir. Örnek : Adam, elindeki ekmeği bir yabancıyla paylaştı. (Neyi paylaştı?) Ahmet’in en küçük kardeşini yolda gördüm. (Kimi gördüm?) Yemeğe tuz attım. (Ne attım?) UYARI : Geçişli eylem, nesne alabilen eylemdir. Ama kimi durumlarda da cümlede nesne olmasa bile, o eylem geçişlilik özelliği gösterebilir. Örnek : ü Saatlerce durakta bekledim (Neyi bekledim? Otobüsü; Kimi bekledim? Seni..) ü Televizyonda Müzeyyen Senar söylüyordu. (Neyi söylüyordu? Şarkıyı...) ü Tekrar tekrar okudum. (Neyi okudum? Romanı, öyküyü, şiiri...) Geçişsiz Eylemler : Nesne almayan eylemler, geçişsizdir. Örnek : Bütün gün tembel tembel oturduk. (Neyi, kimi oturduk? Nesne almaz.) Yüklem Yağmur bütün gece durmadan yağdı. (Neyi yağdı? Nesne almaz.) Yüklem Soğuktan hepimiz üşümüştük. (Neyi üşümüştük? Nesne almaz.) Yüklem UYARI : Kimi eylemler, cümledeki kullanıma göre geçişlilik veya geçişsizlik özelliği gösterir. ü Bütün gün, çarşıda gezdik. (geçişsiz) ü Turistler, şehirdeki müzeleri gezdiler. (geçişli) Oldurgan Eylemler : Geçişsiz bir eyleme “-t, -r, -dır” eklerinden biri getirilerek geçişli yapılmasına oldurgan eylem denir. Örnek : Geçişsiz Oldurgan Uyu Uyu-t Çocuğu ben uyuttum. Belirtili Nesne Yat yat-ır Çocuğu erkenden yatırdım. Belirtili Nesne Gül gül-dür Çocuğu güldürdüm. Belirtili Nesne Ettirgen Eylemler : Geçişli bir eyleme “-t,-r, -dır” eklerinden biri getirilerek eylemin yeniden geçişli yapılmasına ettirgen eylem denir. Ettirgen eylemde özne işi yapmaz, bir başkasına yaptırır. Örnek : Geçişli Ettirgen Yıka Yıka-t Arabayı yıkattım. Belirtili Nesne İç İç-ir Çocuklara süt içirdim. Belirtisiz Nesne Yaz Yaz-dır Askerdeki oğluna mektup yazdırdı. Belirtisiz Nesne UYARI : Oldurgan eylemler, ettirgen eylem durumuna getirilebilir. Ancak bu geçişli bir eylemin yeniden geçişli olması, birinci dereceden ettirgenlik meydana getirir. Geçişsiz Oldurgan Ettirgen Öl(mek) öl-dür(mek) öl-dür-t(mek) Yat(mak) yat-ır(mak) yat-ır-t(mak) Geçişli bir eyleme birden çok ettirgenlik eki getirildiğinde, geçişlilik derecesi artmış, katmerli ettirgenlik meydana gelmiş olur. Geçişli Ettirgen Katmerli Ettirgen Kır(mak) kır-dır(mak) kır-dır-t(mak) Oku(mak) oku-t(mak) oku-t-tur(mak) Bazı eylem köklerine oldurganlık ya da ettirgenlik eki getirildiğinde, kökte ses değişmesi meydana gelir. Gel-ir ® getir. (l sesi, t’ye dönüşmüş) Git-ir ® götür (i sesi, ö’ye dönüşmüş) Özne – Yüklem İlişkisi : Eylemler özneyle ilişkisi yönünden dört grupta incelenir : Etken Eylemler : Yüklemin bildirdiği eylemi yapan, yerine getiren belliyse (gerçek özne varsa), o cümlenin eylemi etken çatılıdır. Örnek : Yaşlı adam bir hamlede merdiveni tırmandı. Gerçek Özne Etken Kaymakam gelecek diye köy halkı yollara döküldü. Gerçek Özne Etken Vücudum, kaskatı olmuştu, kulaklarım duymuyordu. Gerçek Özne Etken Gerçek Özne Etken Edilgen Eylemler : Eylemi, yapan ve gerçekleştirenin belli olmadığı (gerçek öznenin olmadığı) eylemler edilgen çatılıdır. Bir eylemin edilgen çatılı olabilmesi için “-ıl, -il, -ul, -ül, -ın, -in, -ün, -un” eklerinden birini alması gerekir. Örnek : Buz olmasın diye yollara tuz döküldü. (Döken belli değil) Sınav sonuçları açıklandı. (Açıklayan belli değil.) Anadolu’nun ücra bir kasabasına atanmış. (Atayan belli değil.) Edilgen Eylemlerle İlgili Uyarılar ü Nesne alabilen bir eylem edilgen yapıldığında nesne, sözde özne görevi yapar. Sözde özne, yüklemde belirtilen eylemi yapan değil, yapılan eylemden (nesne) etkilenendir. Örnek : Belediye, kokmuş etleri imha etti. (etken) Gerçek Özne Belirtili Nesne Yüklem Kokmuş etler imha edildi. (edilgen) Sözde özne Yüklem Ona yeni bir kazak ördüm. (ben) (etken) Belirtisiz Nesne Yüklem Gerçek özne Ona yeni bir kazak örüldü. (edilgen) Sözde Özne Yüklem ü Nesne almayan (geçişsiz) bir eylem edilgen yapıldığında sözde özne de olmaz. Örnek : Akşama kadar çarşıda gezildi. (Gezen belli değil, gezilen de yok.) Evde bir süre oturuldu. (Oturan belli değil, oturulan da yok.) ü Kimi durumlarda eylemi yapanın (gerçek özne) sonuna ya “tarafından, nedeniyle, etkisiyle” sözcükleri ya da “-ca, -ce, -dan, -den” ekleri getirilerek örtülü (mantıksal) özne meydana gelir. Bu tür eylemler edilgen çatılıdır. Örtülü özne, cümle içinde zarf tümleci veya edat tümleci görevi yapar. Örnek : Yağmur nedeniyle bahçenin duvarı yıkıldı. (Edilgen) Adam mahkemece suçlu bulundu. (Edilgen çatılı) Sözde Özne Zarf Tümleci ü “-ıl,-il, -ul, -ül, -ın, -in, -ün, -un” ekini alan her eylem edilgen olmaz. Edilgenliği cümle içindeki kullanım belirler. Örnek : Mahalleye yeni bir market açıldı. (edilgen) Sözde Özne Ateşi düşünce hasta açıldı. (etken) Gerçek Özne Bayram nedeni ile sınıf süslendi. (edilgen) Sözde Özne Düğüne gitmek için Ayşe süslendi. (etken) Gerçek Özne Dönüşlü Eylemler : Bir eylemin dönüşlü çatılı olabilmesi için biçimsel olarak eylemden eylem yapan “-n” ekini alması; anlamsal olarak da eylemi yapanın da, eylemden etkilenenin de özne olması gerekir. Örnek : Kadın, dizlerine vurarak dövündü. Gerçek Özne ( O ) Yorgunluğunu atmak için güzelce yıkandı. (Gizli) Gerçek Özne Zavallı kuş, son bir defa çırpındı. Gerçek Özne UYARI :”-n” ekinin edilgenlik anlamı da kattığına dikkat edilmeli bu etkin edilgenlik mi dönüşlülük mü yarattığını anlamak için cümleye bakılmalıdır. Örnek : Üşümemek için battaniyeye sımsıkı sarındı. (dönüşlü çatılı) Yerler iyice silinmiş. (edilgen çatılı) Dönüşlü eylemlerle kurulu cümlelerde cümle nesne almaz. Çünkü nesne, öznenin yaptığı eylemden etkilenendir. Bu nedenle dönüşlü eylemler geçişsizdir. Çok az örnekte dönüşlü eylem geçişli olabilir. Örnek : Çocuk koskoca çuvalı sırtlandı. (Dönüşlü – geçişli) Ayşe küpeler, kolyeler takındı. (Dönüşlü – geçişli) Belirtisiz nesne İşteş Eylemler : İşteş Eylem, eylem kök ya da gövdelerine “-ş” ekinin getirilmesiyle yapılır. İşteş eylemler iki ayrı anlamda kullanılır : Örnek : Kadınlar cenazede ağlaşıyordu. (Ağlama eyleminin birlikte yapılması anlamı vardır.) Çocuklar bir süre sessizce bekleştiler. (Bekleme eyleminin beraber yapılması anlamı vardır.) Eylemin birden çok özne tarafından karşılıklı yapılması anlamı : Örnek : Sinemanın önünde arkadaşlarıyla buluşacak. (Buluşma eylemi karşılıklı yapılmıştır.) Yolda eski bir arkadaşıyla selamlaştı. (Selamlaşma karşılıklı yapılan bir eylemdir.) UYARI : “-an, -en” ekiyle türeyen sıfat-eylemler geniş zamanın yanında şimdiki zaman ve geçmiş zaman anlamı da taşıyabilir. Çocuk giden arabaya el salladı. (şimdiki zaman) Kaçan balık büyük olur. (geçmiş zaman) Eylemsiler (Fiilimsiler) : Eylem olma özelliğini tam olarak yitirmemesine karşın, çekime giremediği için tam eylem olmayan; getirilen eklerle ad, sıfat ve zarf görevlerinde bulunan; temel cümle içinde yan cümle kurma özelliği taşıyan sözcüklere eylemsi denir. Eylemsilerin Özellikleri : ü Kip ve kişi ekleriyle çekimlenemezler. Bu yönleriyle tam eylem sayılmazlar. ü Olumsuzluk eki “-ma, -me” ile çekime girerek eylem olma yanlarını sürdürürler. ü Eylem tabanlarına getirilen birtakım eklerle ad, sıfat ve zarf görevinde kullanılırlar. ü Bir temel cümle içinde yan cümle kurarlar ve yan cümlenin yüklemi olurlar. Eylemsiler, Görevleri Yönünden Üç Grupta İncelenir : Ad-Eylemler (İsim-Fiiller) :Eylem tabanlarına getirilen “-mak, -mek, -ma, -me, -ış, -iş” ekleriyle türeyen ve eylem adı olarak kullanılan sözcüklerdir. Örnek : Oraya gitmek ve bir süre dinlenmek istiyorum. Ders çalışmayı ve kitap okumayı seviyor. Dağa çıkış zor, oradan iniş kolay olur. Ad-Eylemlerin Özellikleri : ü “-mak, -mek, -ma, -me, -ış, -iş” eklerini alan sözcükler eylem anlamlarını yitirip varlık ya da nesne adı türetirse, ad-eylem olarak alınamazlar. Örnek : Bakkaldan ekmek aldım. Çocuklar dondurma yiyor. Yeni bir görüş öne sürdü. Ben de kuşlar gibi uçmak istiyorum. Bahçede yürümeye ne dersin? Salondaki bağırışlar yüzünden kimse kimseyi duymuyor. ü Ad-eylemler, ad görevli sözcükler oldukları için çoğul eki ve ad durum ekleriyle çekime girer. Ayrıca bir adla birleşerek ad tamlaması kurarlar. Bu tamlamada tamlayan ya da tamlanan sözcük olarak kullanılırlar. Örnek : Çalışmalar, bakışlar, gülmeyi, okumaya, oturmamda, gülmesinden, atların koşması, çalışmanın yararları, çocuğun gülüşü, okumanın kuralları ü Ad-eylemler, ek-eylem olarak yüklem görevinde kullanılabilir ve ad cümlesi kurabilirler. Örnek : Bütün amacımız üniversiteyi kazanmaktı. (Ad cümlesidir.) Yüklem Beni üzen ansızın gidişiydi. (Ad cümlesidir.) ü Ad-eylemler cümle içinde özne nesne ve dolaylı tümleç görevinde kullanılır. Örnek : Gitmek, sorumluluktan kaçtığımı göstermez. Özne Okumayı çok seviyorum. Nesne Artık çalışmaya başlayalım. Dolaylı Tümleç Sıfat Eylemler (Ortaçlar) : Eylem tabanlarından türeyerek sıfat görevinde kullanılan sözcüklerdir. Ancak diğer sıfatlardan farklı olarak, adları hareket yönüyle nitelerler ve eylem olan yanlarını tam yitirmemiş olurlar. Ad-eylemlerde herhangi bir zaman kavramı olmamasına karşın, sıfat-eylemler şöyle sınıflanabilir. Geniş Zaman Anlamı Taşıyan Sıfat-Eylemler : “-an, -en, -r, -maz, -mez” ekleriyle yapılan sıfat-eylemler geniş zaman anlamı taşır. Örnek : Gören gözün görmez oldu. Her zaman gören Akarsu pislik tutmaz. Sürekli akan Çekilmez adamı kim çekecek. Hiçbir zaman çekilmeyen. UYARI : Eylemsilerin kökünde bir eylem olduğu için bunlar da çatı eki alabilir. Çatıları yönünden bir eylemin gösterdiği (etken, edilgen, dönüşlü, işteş, oldurgan, ettirgen) bütün çatı özelliklerini gösterir. Örnek : Pazarda unutulan çanta, polise teslim edildi. (Edilgen çatılı) Yan Cümle Süslenen kızlar, neşe içinde düğüne gittiler. (Dönüşlü çatılı) Yan Cümle Dövüşen çocukları, zor ayırdık. (İşteş çatılı) Yan Cümle Gelecek Zaman Anlamı Taşıyan Sıfat-Eylemler : -acak, -ecak, -ası, -esi ekleriyle türeyen sıfat-eylemler gelecek zaman anlamı taşırlar. Örnek : Yapılacak işleri sırasıyla gözden geçirdi. (gelecek zaman) Yaşanası güzellikler, bizi bekliyordu. (gelecek zaman) Geçmiş Zaman Anlamı Taşıyan Sıfat-Eylemler : Eylemlere getirilen “-dık, -dik, -mış, -miş” ekleriyle türetilen sıfat-eylemler geçmiş zaman anlamı taşır. Örnek : O bildik tavrıyla şöyle bir gülümsedi. (geçmiş zaman) Çözülmüş testleri tek tek dosyaladı. (geçmiş zaman) Pişmiş aşa su katılmaz. (geçmiş zaman) Sıfat-Eylemlerin Özellikleri : ü “-acak, -ecak, -r, -maz, -mış, -miş” eklerinin kip eki olduğuna da dikkat edilmeli, sıfat eylemle kip eki karıştırılmamalıdır. Örnek : Dönülmez akşamın ufkundayım, vakit çok geç. (sıfat-eylem) Dönülmez bir daha bu sözden. (geniş zaman kipi) Yüklem Görür gözüm görmez oldu. (sıfat eylem) Görür, gözüm; söyler dilim. (geniş zaman kipi) Yüklem Yüklem Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer. (sıfat-eylem) Atmış çantasını sırtına, gidiş o gidiş. (geçmiş zaman kipi) Yüklem ü Sıfat-Eylemler, kendilerinden sonra gelen adın yerini tutacak şekilde kullanılırlarsa, tür yönünden adlaşır ve adlaşmış sıfat oluştururlar. Örnek : Gelmeyen öğrenci var mı? Gelmeyen var mı? Sıfat Adlaşmış Sıfat Tekkeyi bekleyen derviş çorbayı içer. Sıfat Tekkeyi bekleyen çorbayı içer. Adlaşmış Sıfat ü Eylemden-sıfat türeten bütün ekler, sıfat-eylem eki değildir. Sıfat-eylem eylem anlamını tam olarak yitirmediği için “-ma, -me” olumsuzluk ekeriyle çekimlenebilirler. Örnek : Yırt-ıcı kuş Yor-gun insan Sıfat-eylem ekleri değildir. Yan-ık ekmek Bit-me-y-en aşk Beklen-me-dik soru Sıfat-eylem ekleridir. Görün-mez kaza ü “-dık ve –acak” ekiyle türeyen sıfat-eylemler, üçüncü tekil kişi iyelik eki alarak –“dığı ve –acağı” biçiminde kullanılabilir. Örnek : bildik ® bildiği kişi yapılacak işler ® yapacağı işler Bağ-Eylemler (Ulaçlar) : Eylem köklerinden türeyerek getirildiği eylemle yüklem arasında anlam bağlantısı kuran ve zarf görevinde kullanılan eylemsidir. Başlıca bağ-eylem ekleri şunlardır : -ıp, ip : Tahtaya bakıp soruyu çözdü. (Nasıl çözdü?) -arak, -erek: Koşarak yanıma geldi. (Nasıl geldi?) -ken : Televizyon izlerken uyumuş. (Ne zaman uyumuş?) -madan, -meden : Adam bilmeden konuşuyor. (Nasıl konuşuyor?) -ınca, -ince : Bunu gelince konuşuruz. (Ne zaman konuşuruz?) -dıkça, -dikçe : Yürüdükçe yol tükenir. (Nasıl tükenir?) -alı, -eli : Buraya geleli huzurum kaçtı. (Huzurum ne zaman kaçtı?) -ir, -mez : Gelir gelmez uyudu. (Ne zaman uyudu?) -asıya, -esiye : Atları öldüresiye kırbaçladı? (Nasıl kırbaçladı?) -a, -a : Koşa koşa gitti. (Nasıl gitti?) -e, -a : Düşe kalka büyüdü. (Nasıl büyüdü?) -e, -e : Güle güle gidin. (Nasıl gidin?) Eylemsilerin Yan Cümle Kurmaları : Eylemsiler, bir temel cümle içinde yan cümle kurma özelliği gösterir ve temel cümleye herhangi bir öğe olarak bağlanır. Eylemsiler, yan cümlenin yüklemi olurlar. Temel cümlenin yüklemini oluştururlarsa yan cümle kuramazlar. Örnek : Yan Cümle Temel Cümle Sora sora Bağdat bulunur. Zarf tümleci Atılan ok geri dönmez. Özne Bu gidişi hiç beğenmiyorum. Belirtili Nesne Pencereye çıkana taş atıyorlardı. Dolaylı Tümleç
__________________ Zavallı Kalbim Yine İnandı Bir İki Güzel Lafına Kendini Gerçek Sevdada Sandı Uyandı Bir İki Defa Şimdi Yine Yalnızım Kalbim Kış Uykusuna Yatar SENİN OLABİLDİĞİM KADAR BENİM OLAMADIN YAR |
| ||||
| Ce: Türkçe İle İlgili Geniş Bilgiler Eylemler 2 Çatılarına Göre Eylemler : Eylemlerin öznelerine ve nesnelerine göre gösterdikleri özelliklere, girdikleri biçime çatı denir. Çatı, eylem kök ya da gövdelerine getirilen çatı ekleri dediğimiz eylemden eylem yapıp eklerine bağlı olarak oluşur. UYARI : Çatı, yalnızca eylem cümleleri üzerinde yapılan bir incelemedir. Ad cümlelerinin çatısı olmaz. ü Onda paranın yanında akılda vardı. ( Ad cümlesi çatısı olmaz.) ü Karanlık çökmeden evine vardı. (Eylem cümlesidir.) Çatı İki Bölümde İncelenir : Nesne – Yüklem İlişkisi : Nesne – Yüklem İlişkisi Yönünden Eylemler Dört Grupta İncelenir : Geçişli Eylemler : Öznenin yaptığı işi, başka varlıklar üzerine geçirebilen, nesne alan eylemler geçişlidir. Örnek : Çocuk, yazılı kağıdını dikkatlice inceledi. Belirtili Nesne Ona doğum günü için yün kazak aldık. Belirtisiz Nesne Geçişli eylemler, “Ne?, Neyi?, Kim?, Kimi?” sorunlarına yanıt veren eylemlerdir. Örnek : Adam, elindeki ekmeği bir yabancıyla paylaştı. (Neyi paylaştı?) Ahmet’in en küçük kardeşini yolda gördüm. (Kimi gördüm?) Yemeğe tuz attım. (Ne attım?) UYARI : Geçişli eylem, nesne alabilen eylemdir. Ama kimi durumlarda da cümlede nesne olmasa bile, o eylem geçişlilik özelliği gösterebilir. Örnek : ü Saatlerce durakta bekledim (Neyi bekledim? Otobüsü; Kimi bekledim? Seni..) ü Televizyonda Müzeyyen Senar söylüyordu. (Neyi söylüyordu? Şarkıyı...) ü Tekrar tekrar okudum. (Neyi okudum? Romanı, öyküyü, şiiri...) Geçişsiz Eylemler : Nesne almayan eylemler, geçişsizdir. Örnek : Bütün gün tembel tembel oturduk. (Neyi, kimi oturduk? Nesne almaz.) Yüklem Yağmur bütün gece durmadan yağdı. (Neyi yağdı? Nesne almaz.) Yüklem Soğuktan hepimiz üşümüştük. (Neyi üşümüştük? Nesne almaz.) Yüklem UYARI : Kimi eylemler, cümledeki kullanıma göre geçişlilik veya geçişsizlik özelliği gösterir. ü Bütün gün, çarşıda gezdik. (geçişsiz) ü Turistler, şehirdeki müzeleri gezdiler. (geçişli) Oldurgan Eylemler : Geçişsiz bir eyleme “-t, -r, -dır” eklerinden biri getirilerek geçişli yapılmasına oldurgan eylem denir. Örnek : Geçişsiz Oldurgan Uyu Uyu-t Çocuğu ben uyuttum. Belirtili Nesne Yat yat-ır Çocuğu erkenden yatırdım. Belirtili Nesne Gül gül-dür Çocuğu güldürdüm. Belirtili Nesne Ettirgen Eylemler : Geçişli bir eyleme “-t,-r, -dır” eklerinden biri getirilerek eylemin yeniden geçişli yapılmasına ettirgen eylem denir. Ettirgen eylemde özne işi yapmaz, bir başkasına yaptırır. Örnek : Geçişli Ettirgen Yıka Yıka-t Arabayı yıkattım. Belirtili Nesne İç İç-ir Çocuklara süt içirdim. Belirtisiz Nesne Yaz Yaz-dır Askerdeki oğluna mektup yazdırdı. Belirtisiz Nesne UYARI : Oldurgan eylemler, ettirgen eylem durumuna getirilebilir. Ancak bu geçişli bir eylemin yeniden geçişli olması, birinci dereceden ettirgenlik meydana getirir. Geçişsiz Oldurgan Ettirgen Öl(mek) öl-dür(mek) öl-dür-t(mek) Yat(mak) yat-ır(mak) yat-ır-t(mak) Geçişli bir eyleme birden çok ettirgenlik eki getirildiğinde, geçişlilik derecesi artmış, katmerli ettirgenlik meydana gelmiş olur. Geçişli Ettirgen Katmerli Ettirgen Kır(mak) kır-dır(mak) kır-dır-t(mak) Oku(mak) oku-t(mak) oku-t-tur(mak) Bazı eylem köklerine oldurganlık ya da ettirgenlik eki getirildiğinde, kökte ses değişmesi meydana gelir. Gel-ir ® getir. (l sesi, t’ye dönüşmüş) Git-ir ® götür (i sesi, ö’ye dönüşmüş) Özne – Yüklem İlişkisi : Eylemler özneyle ilişkisi yönünden dört grupta incelenir : Etken Eylemler : Yüklemin bildirdiği eylemi yapan, yerine getiren belliyse (gerçek özne varsa), o cümlenin eylemi etken çatılıdır. Örnek : Yaşlı adam bir hamlede merdiveni tırmandı. Gerçek Özne Etken Kaymakam gelecek diye köy halkı yollara döküldü. Gerçek Özne Etken Vücudum, kaskatı olmuştu, kulaklarım duymuyordu. Gerçek Özne Etken Gerçek Özne Etken Edilgen Eylemler : Eylemi, yapan ve gerçekleştirenin belli olmadığı (gerçek öznenin olmadığı) eylemler edilgen çatılıdır. Bir eylemin edilgen çatılı olabilmesi için “-ıl, -il, -ul, -ül, -ın, -in, -ün, -un” eklerinden birini alması gerekir. Örnek : Buz olmasın diye yollara tuz döküldü. (Döken belli değil) Sınav sonuçları açıklandı. (Açıklayan belli değil.) Anadolu’nun ücra bir kasabasına atanmış. (Atayan belli değil.) Edilgen Eylemlerle İlgili Uyarılar ü Nesne alabilen bir eylem edilgen yapıldığında nesne, sözde özne görevi yapar. Sözde özne, yüklemde belirtilen eylemi yapan değil, yapılan eylemden (nesne) etkilenendir. Örnek : Belediye, kokmuş etleri imha etti. (etken) Gerçek Özne Belirtili Nesne Yüklem Kokmuş etler imha edildi. (edilgen) Sözde özne Yüklem Ona yeni bir kazak ördüm. (ben) (etken) Belirtisiz Nesne Yüklem Gerçek özne Ona yeni bir kazak örüldü. (edilgen) Sözde Özne Yüklem ü Nesne almayan (geçişsiz) bir eylem edilgen yapıldığında sözde özne de olmaz. Örnek : Akşama kadar çarşıda gezildi. (Gezen belli değil, gezilen de yok.) Evde bir süre oturuldu. (Oturan belli değil, oturulan da yok.) ü Kimi durumlarda eylemi yapanın (gerçek özne) sonuna ya “tarafından, nedeniyle, etkisiyle” sözcükleri ya da “-ca, -ce, -dan, -den” ekleri getirilerek örtülü (mantıksal) özne meydana gelir. Bu tür eylemler edilgen çatılıdır. Örtülü özne, cümle içinde zarf tümleci veya edat tümleci görevi yapar. Örnek : Yağmur nedeniyle bahçenin duvarı yıkıldı. (Edilgen) Adam mahkemece suçlu bulundu. (Edilgen çatılı) Sözde Özne Zarf Tümleci ü “-ıl,-il, -ul, -ül, -ın, -in, -ün, -un” ekini alan her eylem edilgen olmaz. Edilgenliği cümle içindeki kullanım belirler. Örnek : Mahalleye yeni bir market açıldı. (edilgen) Sözde Özne Ateşi düşünce hasta açıldı. (etken) Gerçek Özne Bayram nedeni ile sınıf süslendi. (edilgen) Sözde Özne Düğüne gitmek için Ayşe süslendi. (etken) Gerçek Özne Dönüşlü Eylemler : Bir eylemin dönüşlü çatılı olabilmesi için biçimsel olarak eylemden eylem yapan “-n” ekini alması; anlamsal olarak da eylemi yapanın da, eylemden etkilenenin de özne olması gerekir. Örnek : Kadın, dizlerine vurarak dövündü. Gerçek Özne ( O ) Yorgunluğunu atmak için güzelce yıkandı. (Gizli) Gerçek Özne Zavallı kuş, son bir defa çırpındı. Gerçek Özne UYARI :”-n” ekinin edilgenlik anlamı da kattığına dikkat edilmeli bu etkin edilgenlik mi dönüşlülük mü yarattığını anlamak için cümleye bakılmalıdır. Örnek : Üşümemek için battaniyeye sımsıkı sarındı. (dönüşlü çatılı) Yerler iyice silinmiş. (edilgen çatılı) Dönüşlü eylemlerle kurulu cümlelerde cümle nesne almaz. Çünkü nesne, öznenin yaptığı eylemden etkilenendir. Bu nedenle dönüşlü eylemler geçişsizdir. Çok az örnekte dönüşlü eylem geçişli olabilir. Örnek : Çocuk koskoca çuvalı sırtlandı. (Dönüşlü – geçişli) Ayşe küpeler, kolyeler takındı. (Dönüşlü – geçişli) Belirtisiz nesne İşteş Eylemler : İşteş Eylem, eylem kök ya da gövdelerine “-ş” ekinin getirilmesiyle yapılır. İşteş eylemler iki ayrı anlamda kullanılır : Örnek : Kadınlar cenazede ağlaşıyordu. (Ağlama eyleminin birlikte yapılması anlamı vardır.) Çocuklar bir süre sessizce bekleştiler. (Bekleme eyleminin beraber yapılması anlamı vardır.) Eylemin birden çok özne tarafından karşılıklı yapılması anlamı : Örnek : Sinemanın önünde arkadaşlarıyla buluşacak. (Buluşma eylemi karşılıklı yapılmıştır.) Yolda eski bir arkadaşıyla selamlaştı. (Selamlaşma karşılıklı yapılan bir eylemdir.) UYARI : “-an, -en” ekiyle türeyen sıfat-eylemler geniş zamanın yanında şimdiki zaman ve geçmiş zaman anlamı da taşıyabilir. Çocuk giden arabaya el salladı. (şimdiki zaman) Kaçan balık büyük olur. (geçmiş zaman) Eylemsiler (Fiilimsiler) : Eylem olma özelliğini tam olarak yitirmemesine karşın, çekime giremediği için tam eylem olmayan; getirilen eklerle ad, sıfat ve zarf görevlerinde bulunan; temel cümle içinde yan cümle kurma özelliği taşıyan sözcüklere eylemsi denir. Eylemsilerin Özellikleri : ü Kip ve kişi ekleriyle çekimlenemezler. Bu yönleriyle tam eylem sayılmazlar. ü Olumsuzluk eki “-ma, -me” ile çekime girerek eylem olma yanlarını sürdürürler. ü Eylem tabanlarına getirilen birtakım eklerle ad, sıfat ve zarf görevinde kullanılırlar. ü Bir temel cümle içinde yan cümle kurarlar ve yan cümlenin yüklemi olurlar. Eylemsiler, Görevleri Yönünden Üç Grupta İncelenir : Ad-Eylemler (İsim-Fiiller) :Eylem tabanlarına getirilen “-mak, -mek, -ma, -me, -ış, -iş” ekleriyle türeyen ve eylem adı olarak kullanılan sözcüklerdir. Örnek : Oraya gitmek ve bir süre dinlenmek istiyorum. Ders çalışmayı ve kitap okumayı seviyor. Dağa çıkış zor, oradan iniş kolay olur. Ad-Eylemlerin Özellikleri : ü “-mak, -mek, -ma, -me, -ış, -iş” eklerini alan sözcükler eylem anlamlarını yitirip varlık ya da nesne adı türetirse, ad-eylem olarak alınamazlar. Örnek : Bakkaldan ekmek aldım. Çocuklar dondurma yiyor. Yeni bir görüş öne sürdü. Ben de kuşlar gibi uçmak istiyorum. Bahçede yürümeye ne dersin? Salondaki bağırışlar yüzünden kimse kimseyi duymuyor. ü Ad-eylemler, ad görevli sözcükler oldukları için çoğul eki ve ad durum ekleriyle çekime girer. Ayrıca bir adla birleşerek ad tamlaması kurarlar. Bu tamlamada tamlayan ya da tamlanan sözcük olarak kullanılırlar. Örnek : Çalışmalar, bakışlar, gülmeyi, okumaya, oturmamda, gülmesinden, atların koşması, çalışmanın yararları, çocuğun gülüşü, okumanın kuralları ü Ad-eylemler, ek-eylem olarak yüklem görevinde kullanılabilir ve ad cümlesi kurabilirler. Örnek : Bütün amacımız üniversiteyi kazanmaktı. (Ad cümlesidir.) Yüklem Beni üzen ansızın gidişiydi. (Ad cümlesidir.) ü Ad-eylemler cümle içinde özne nesne ve dolaylı tümleç görevinde kullanılır. Örnek : Gitmek, sorumluluktan kaçtığımı göstermez. Özne Okumayı çok seviyorum. Nesne Artık çalışmaya başlayalım. Dolaylı Tümleç Sıfat Eylemler (Ortaçlar) : Eylem tabanlarından türeyerek sıfat görevinde kullanılan sözcüklerdir. Ancak diğer sıfatlardan farklı olarak, adları hareket yönüyle nitelerler ve eylem olan yanlarını tam yitirmemiş olurlar. Ad-eylemlerde herhangi bir zaman kavramı olmamasına karşın, sıfat-eylemler şöyle sınıflanabilir. Geniş Zaman Anlamı Taşıyan Sıfat-Eylemler : “-an, -en, -r, -maz, -mez” ekleriyle yapılan sıfat-eylemler geniş zaman anlamı taşır. Örnek : Gören gözün görmez oldu. Her zaman gören Akarsu pislik tutmaz. Sürekli akan Çekilmez adamı kim çekecek. Hiçbir zaman çekilmeyen. UYARI : Eylemsilerin kökünde bir eylem olduğu için bunlar da çatı eki alabilir. Çatıları yönünden bir eylemin gösterdiği (etken, edilgen, dönüşlü, işteş, oldurgan, ettirgen) bütün çatı özelliklerini gösterir. Örnek : Pazarda unutulan çanta, polise teslim edildi. (Edilgen çatılı) Yan Cümle Süslenen kızlar, neşe içinde düğüne gittiler. (Dönüşlü çatılı) Yan Cümle Dövüşen çocukları, zor ayırdık. (İşteş çatılı) Yan Cümle Gelecek Zaman Anlamı Taşıyan Sıfat-Eylemler : -acak, -ecak, -ası, -esi ekleriyle türeyen sıfat-eylemler gelecek zaman anlamı taşırlar. Örnek : Yapılacak işleri sırasıyla gözden geçirdi. (gelecek zaman) Yaşanası güzellikler, bizi bekliyordu. (gelecek zaman) Geçmiş Zaman Anlamı Taşıyan Sıfat-Eylemler : Eylemlere getirilen “-dık, -dik, -mış, -miş” ekleriyle türetilen sıfat-eylemler geçmiş zaman anlamı taşır. Örnek : O bildik tavrıyla şöyle bir gülümsedi. (geçmiş zaman) Çözülmüş testleri tek tek dosyaladı. (geçmiş zaman) Pişmiş aşa su katılmaz. (geçmiş zaman) Sıfat-Eylemlerin Özellikleri : ü “-acak, -ecak, -r, -maz, -mış, -miş” eklerinin kip eki olduğuna da dikkat edilmeli, sıfat eylemle kip eki karıştırılmamalıdır. Örnek : Dönülmez akşamın ufkundayım, vakit çok geç. (sıfat-eylem) Dönülmez bir daha bu sözden. (geniş zaman kipi) Yüklem Görür gözüm görmez oldu. (sıfat eylem) Görür, gözüm; söyler dilim. (geniş zaman kipi) Yüklem Yüklem Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer. (sıfat-eylem) Atmış çantasını sırtına, gidiş o gidiş. (geçmiş zaman kipi) Yüklem ü Sıfat-Eylemler, kendilerinden sonra gelen adın yerini tutacak şekilde kullanılırlarsa, tür yönünden adlaşır ve adlaşmış sıfat oluştururlar. Örnek : Gelmeyen öğrenci var mı? Gelmeyen var mı? Sıfat Adlaşmış Sıfat Tekkeyi bekleyen derviş çorbayı içer. Sıfat Tekkeyi bekleyen çorbayı içer. Adlaşmış Sıfat ü Eylemden-sıfat türeten bütün ekler, sıfat-eylem eki değildir. Sıfat-eylem eylem anlamını tam olarak yitirmediği için “-ma, -me” olumsuzluk ekeriyle çekimlenebilirler. Örnek : Yırt-ıcı kuş Yor-gun insan Sıfat-eylem ekleri değildir. Yan-ık ekmek Bit-me-y-en aşk Beklen-me-dik soru Sıfat-eylem ekleridir. Görün-mez kaza ü “-dık ve –acak” ekiyle türeyen sıfat-eylemler, üçüncü tekil kişi iyelik eki alarak –“dığı ve –acağı” biçiminde kullanılabilir. Örnek : bildik ® bildiği kişi yapılacak işler ® yapacağı işler Bağ-Eylemler (Ulaçlar) : Eylem köklerinden türeyerek getirildiği eylemle yüklem arasında anlam bağlantısı kuran ve zarf görevinde kullanılan eylemsidir. Başlıca bağ-eylem ekleri şunlardır : -ıp, ip : Tahtaya bakıp soruyu çözdü. (Nasıl çözdü?) -arak, -erek: Koşarak yanıma geldi. (Nasıl geldi?) -ken : Televizyon izlerken uyumuş. (Ne zaman uyumuş?) -madan, -meden : Adam bilmeden konuşuyor. (Nasıl konuşuyor?) -ınca, -ince : Bunu gelince konuşuruz. (Ne zaman konuşuruz?) -dıkça, -dikçe : Yürüdükçe yol tükenir. (Nasıl tükenir?) -alı, -eli : Buraya geleli huzurum kaçtı. (Huzurum ne zaman kaçtı?) -ir, -mez : Gelir gelmez uyudu. (Ne zaman uyudu?) -asıya, -esiye : Atları öldüresiye kırbaçladı? (Nasıl kırbaçladı?) -a, -a : Koşa koşa gitti. (Nasıl gitti?) -e, -a : Düşe kalka büyüdü. (Nasıl büyüdü?) -e, -e : Güle güle gidin. (Nasıl gidin?) Eylemsilerin Yan Cümle Kurmaları : Eylemsiler, bir temel cümle içinde yan cümle kurma özelliği gösterir ve temel cümleye herhangi bir öğe olarak bağlanır. Eylemsiler, yan cümlenin yüklemi olurlar. Temel cümlenin yüklemini oluştururlarsa yan cümle kuramazlar. Örnek : Yan Cümle Temel Cümle Sora sora Bağdat bulunur. Zarf tümleci Atılan ok geri dönmez. Özne Bu gidişi hiç beğenmiyorum. Belirtili Nesne Pencereye çıkana taş atıyorlardı. Dolaylı Tümleç
__________________ Zavallı Kalbim Yine İnandı Bir İki Güzel Lafına Kendini Gerçek Sevdada Sandı Uyandı Bir İki Defa Şimdi Yine Yalnızım Kalbim Kış Uykusuna Yatar SENİN OLABİLDİĞİM KADAR BENİM OLAMADIN YAR |
| ||||
| Ce: Türkçe İle İlgili Geniş Bilgiler Cümlenin Öğeleri Cümle : Bir duygu, düşünce veya isteği kısaca bir yargıyı bildiren sözcük dizisine cümle denir. ü Çalıştım. ü Ders çalıştım. ü Sabaha kadar durmadan ders çalıştım. Uyarı : Cümle yargı bildiren anlatım bütünlüğüdür. Buna göre yargı bildirmeyen biz söz öbeği, cümle değildir. Sözgelimi, Akıllı adam, bir sıfat tamlaması olup, cümle değeri taşımaz. Oysa Adam akıllıydı. Dendiğinde bu bir yargı, bildirir ve cümle adını alır. Cümlenin Öğeleri : Temel Öğeler : Yüklem : Cümlede iş, oluş, hareket, kısaca yargı bildiren sözcük veya söz grubudur. Bu tanıma dayalı olarak yüklemin iki şekilde karşımıza çıkabileceğine dikkat edelim. Eylem Tabanı + Haber Kipi + Kişi Eki = Yüklem Eylem Tabanı + Dilek Kipi + Kişi Eki = Yüklem Ad ve Ad Soylu Sözcük + Ekeylem = Yüklem Örnek : Gurbetten gelmişim, yorgunum hancı. Şuraya bir yatak ser, yavaş yavaş UYARI : Ad ve ad soylu sözcükler ekeylemle çekimlenmeden de yüklem görevinde bulunabilir. Örnek : İçimde tuhaf bir hüzün vardı. (var + idi) İçimde tuhaf bir hüzün var. (var). Yüklemin Özellikleri : ü Yüklem, tek sözcükten oluşabileceği gibi söz öbeklerinden de (Ad ve sıfat tamlamaları, deyimler, ikilemeler, bileşik eylemler) oluşabilir. Örnek : Birinci vazifen Türk istiklalini, Türk Cumhuriyeti’ni ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. (Yardımcı eylemle kurulan bileşik eylem, yüklem durumunda) Bu ev, kırmızı damlı eski bir köy eviydi. (Yüklem, sıfat tamlaması durumunda) Sizinle konuşan kadın, çocuğun halasıymış.(Ad tamlaması, yüklem durumunda) O sabah güneş pırıl pırıldı.(İkileme, yüklem durumunda) Bu kez galiba baltayı taşa vurduk. (Deyim yüklem durumunda.) ü Yalnızca ad değil, ad soylu tüm sözcükler ek-eylemle çekimlenerek yüklem olur. Örnek : Yurdumuzu kurtaran, Atatürk’tür (Ad, yüklem durumunda) Bendim geçen ey sevgili, sandalla denizden. (Zamir yüklem durumunda) Biz üniversiteye giderken o küçüktü. (Adlaşmış sıfat, yüklem durumunda) Onun kaliteli malları çoktur. (Zarf, yüklem durumunda) Ak akçe kara gün içindir. (Edat öbeği yüklem durumunda) Dilimizde sıkça kullanılan bağlaçlardan biri de “ve” dir. (Bağlaç , yüklem durumunda.) Ağzından çıkan tek şey amandı. (Ünlem, yüklem durumunda) ü Eylemsilerden, adeylem ve sıfateylemler, ek-eylemle çekimlenerek yüklem olur. Örnek : Bütün dileği insanların birbirini karşılık beklemeden sevmesiydi.(Adeylem, ek-eylemle çekimlenerek yüklem olmuş.) Adam, uzaktan bir tanıdıklarıymış. (Sıfat eylem, ek-eylemle çekimlenerek yüklem olmuş.) ü Yüklem, pekiştirilmiş sözcüklerden de oluşabilir. Örnek : Bütün gece konuştu da konuştu. Bayram sabahı şehrin sokakları bomboştu. Bütün çocukları çalışkan mı çalışkandı. ü Sıralı cümlelerde, iki farklı yargı aynı yükleme uyum gösterirse ortak yüklem kullanılabilir. Örnek : Oğlan dayıya, kız halaya çeker. Bu bağımlı sıralı cümleyi yargı yönünden tek tek incelersek. Oğlan dayıya çeker. Kız halaya çeker. Bu cümlede “çeker” yüklemi ortak kullanılmıştır. ü Kimi durumlarda yüklemin anlatımdan düştüğü görülür. Böyle durumlarda okuyucu veya dinleyici yüklemi zihninden tamamlar. Örnek : Ev yapacaksan tuğladan, kıza alacaksan Muğla’dan. Yukarıdaki anlatım tamamlanırsa : Ev yapacaksan tuğladan yap. Kız alacaksan Muğla’dan al. UYARI : İki farklı yargının tek eylemsiye ve tek yükleme bağlanması çoğu kez yargılardan birinin eylemsiyle ya da yüklemle uyumsuzluğuna neden olur ve anlatım bozukluğu yaratır. Bu anlatım bozukluğuna yüklem eksikliği adı verilir. Bu durumda her farklı yargıyı ayrı bir yancümleye (eylemsiye) ya da yükleme bağlamak anlatım bozukluğunu ortadan kaldırır. Örnek : Sigarayı az içkiyi de hiç içmez. Sigarayı az (içer), içkiyi de hiç içmez. Özne : Cümlede, yüklemin bildirdiği eylemi ya da yargıyı gerçekleştiren ve üstlenen öğe özne adını alır. Özne bir kişi ya da birkaç kişiden oluşuyorsa yükleme “Kim? Kimler?” soruları; kişi dışında bir varlık, nesne ya da kavram ise yükleme “Ne? Neler?” soruları yöneltilir. Örnek : Yazar, bu romanda sıradan bir olayı anlatıyor. (Anlatan kim? Yazar) Özne Yüklem Seni de ansızın yakalar bir gün ölüm. (Yakalayan ne? Ölüm) Yüklem Özne İki Çeşit Özne Vardır : ¨ Gerçek Özne : Yüklemde bildirilen eylemi ve yargıyı yapan, yerine getiren veya üstlenen varlık ve nesnedir. Örnek : Divan edebiyatında işlenen konular, genellikle soyuttur. (Soyut olan ne?) Gerçek Özne Yüklem Hiçbir şair, hiçbir hikayeci yalnız bugün için yazmaz. (Yazmayan kim?) Gerçek Özne Yüklem ¨ Sözde Özne : Yüklemde bildirilen eylemi yapan değil, yapılan eylemden etkilenen kişi, varlık ya da kavramlardır. Başka bir deyişle gerçek öznenin olmadığı cümlelerde asıl görevi, nesne olan sözcük sözde özne görevi üstlenir. Örnek : Yeni öğretmenler, Doğu Anadolu’ya atanmış. (Atayan kim? Yok) (Atanan kim?) Sözde Özne Yüklem Yerler, çok iyi temizlenmiş. (Temizleyen kim? Belli değil?) (temizlenen ne?) S.Özne Yüklem UYARI : Sözde özne, yalnızca yükleminde bir eylemin bulunduğu eylem cümlelerinde yer alır. Ad cümlelerindeki özne, daima gerçek öznedir. Örnek : Kültür mirasına sahip çıkmak, bilinçli bir tavırdır. Gerçek Özne Yüklem Öznenin Özellikleri : ¨ Bütün ad ve ad soylu sözcükler, cümle içinde özne görevinde bulunabilir. Örnek : Bağışlayın beni arkadaşlar. (Ad, özne durumunda) Yüklem Özne Ben, gül yanaklı bir çocuğa benzerim. (Zamir özne durumunda) Özne Yüklem Tembeller başarılı olamaz. (Adlaşmış sıfat, özne durumunda) Özne Yüklem Gece, bir tül gibi şehre iniyor. (Zarf özne durumunda) Özne Yüklem Gibi, sözcükler ve kavramlar arasında benzetme ilgisi kurar. (Edat, özne) Özne Yüklem Fakat, karşıt yargıları bağlar. (Bağlaç özne durumunda) Özne Yüklem Ey, seslenme anlamı taşır. (Ünlem, özne durumunda) Özne Yüklem ¨ Ad ve sıfat tamlamaları, deyimler ve ikilemeler özne olabilir. Örnek : Sanatçının yaratıcılığı, sezgi ve duygu gücüne bağlıdır. (Ad tamlaması özne durumunda) Kimi şair ve yazarlar, düşüncelerinin kolayca anlaşılmasını istemezler. (Sıfat tamlaması, özne durumunda) Pot kırmak, onun adetiydi. (deyim özne durumunda) Konu komşu bu duruma ne diyecek. (İkileme, özne durumunda) ¨ Kimi durumlarda ara söz, özneyi açıklamak amacıyla kullanılır. Bu kullanıma açıklamalı özne denir. Örnek : Annem, beni doğurup büyüten o yüce insan, artık yoktu. Sınıftan biri, genç bir kız, elini kaldırdı. ¨ Kimi sıralı cümlelerde her cümle için tek bir özne kullanılır ve ortak özne meydana gelir. Örnek : Her canlı doğar, yaşar, ölür. Bu sıralı cümleleri ayırırsak. Her canlı doğar. Her canlı yaşar. Her canlı ölür. “Her canlı” üç ayrı eylemi gerçekleştirdiği için ortak öznedir. ¨ Eylemsiler ve eylemsilerin de yer aldığı çeşitli söz grupları cümlede özne görevi yapar. Örnek : Yan Cümle Temel Cümle Şiir okumak / büyük bir zevktir. Yüklem Özne Yan Cümle Temel Cümle Çok Konuşanlar / Dışarı çıksın Özne Yüklem UYARI : İki cümlede tek özne bulunabilir. Böyle öznelere ortak özne denir. Ancak iki farklı yargının tek özneye bağlanması kim zaman yargılardan birinin özneyle uyum sağlayamaması sonucunu doğurur. Bu anlatım bozukluğuna özne eksikliği adı verilir. Örnek : Hepsi ona gülüp geçmiş, onu dinelememişti. Hepsi ona gülüp geçmiş, (hiçbiri) onu dinlememişti. Özne – Yüklem Uygunluğu : Bir cümlede anlamın açık ve anlaşılır olması için özneyle yüklem arasında, tekillik- çoğulluk ve kişi yönünden uygunluk olmalıdır. Özne ile Yüklem arasında iki yönden uygunluk vardır : § Tekillik-Çoğulluk Yönünden Uygunluk : a) Cansız varlıklar, soyut kavramlar insan dışındaki canlı varlıklar, organ ve zaman adlarının çoğul şekilleri özne olduğunda bunların yüklemleri tekil olur. Örnek : Bütün eşyalar kapının önünde duruyor(lar). Bu düşünceler çoktan eskidi(ler). Kuzular uzaktan uzağa bağrıştı(lar). Ağaçlar sonbaharda yapraklarını döker(ler). Günler gittikçe uzuyor(lar). Ellerim tutmuyor(lar). b) Özne birden çok sıfatın oluşturduğu sıfat tamlaması biçimindeyse yüklem genellikle tekil olur. Örnek : Bu iki kafadar yine yola koyuldu(lar). c) Sayı sıfatıyla kurulan tamlamalar özne olduklarında yüklem tekil olur. Örnek : İki adam seni arıyor(lar). Sınıftan on kişi dışarı çıktı(lar). d) Belgisiz zamirler özne olduklarında yüklem tekil olur. Örnek : Hepsi seni sormaya gelmiş(ler). Bazıları balık sevmez(ler). e) Mecaz-ı mürsel yoluyla oluşan topluluk adları, özne olduklarında yüklem tekil olur. Örnek : Gol atılınca stad ayağa kalktı(lar). Kasaba yollara döküldü(ler). f) İnsanlar için özne çoğul olduğunda yüklem tekil de çoğul da olabilir. Örnek : Öğrenciler sınıfta ders dinliyorlar. Öğrenciler, ders bitince evlerine gitti. g) Cümlede birden çok özne varsa yüklem de çoğul olur. Örnek : A. Muhip Dranas da Cahit Sıtkı da Fransız şiirini örnek aldıklarını kabul etmezler. UYARI : Belgisiz sıfatların tamlayan olarak kullanıldığı sıfat tamlamaları özne olduğunda yüklem tekil de çoğul a olabilir. Örnek : Kimi insanlar böyle düşünmez. Kimi insanlar böyle düşünmezler. Cansız varlıklar kişileştirilip özne görevinde kullanıldıklarında ve çoğul olduklarında yüklem tekil de çoğul da olabilir. Örnek : Dağlar, doğan güne karşı hatalarını düşünüyorlar. Nehirler burada şarkılar söylüyordu. § Kişi Yönünden Uygunluk : a) İkinci ve üçüncü kişiler özne olursa bunların yüklemleri ikinci çoğul kişi olur. Örnek : Sen ve Ahmet beni dışarıda bekleyin. b) Özne birinci ve ikinci kişi ya da birinci ve üçüncü kişiyse yüklem birinci çoğul olur. Örnek : O da ben de seni bekledik. O konuya sen ve ben çalışacağız. c) Özne birinci, ikinci ve üçüncü kişiyse yüklem birinci çoğul olur. Örnek : Oraya ben, sen ve Ahmet gideceğiz. Yardımcı Öğeler : Nesne : (Düz Tümleç) Öznenin yaptığı eylemden etkilenen varlık ya da nesnedir. Nesne, cümledeki kullanımına göre ikiye ayrılır : § Belirtili Nesne : Öznenin yaptığı işten etkilenen öğe adın “i” (gösterme, belirtme) durumuyla çekimlenirse belirtili nesne görevi yapar. Belirtili nesneyi bulabilmek için yükleme “Kimi? Neyi? Kimleri? Neleri?” sorularından uygun olan biri yöneltilir. Örnek : Çocuğun elindeki minik siyah köpeği hepimiz sevmiştik. (Neyi?) Belirtili Nesne Bu işin peşinde olduğunu biliyorum, saklama. (Neyi?) Belirtili Nesne Seni de onu da yakından tanıyoruz. (Kimi?) Belirtili nesne § Belirtisiz Nesne : Öznenin yaptığı eylemden etkilenen öğe, ad durum eklerinden biriyle çekime girmişse cümle içinde belirtisiz nesne görevi yapar. Belirtisiz nesneyi bulmak için yükleme “Ne?, Neler?” sorusu yöneltilir. Örnek : Ona her zaman bir kucak dolusu çiçek götürürdüm. (Ne?) Her gece, Kırmızı Başlıklı Kız adında bir masal anlatırdı. Belirtisiz Nesne Nesnenin Özellikleri : a) Nesne, yalnızca yükleminde eylem olan cümlelerde bulunur. Yükleminde ad ve ad soylu sözcüklerin bulunduğu cümlelerde nesne olmaz. Örnek : Bu adam, sorduğum tüm soruları yanıtsız bıraktı. Nesne Eylem b) Nesne, tek sözcük olabildiği gibi sözcük grubu da olabilir. Örnek : Kalemleri, defterleri, kitapları, üst üste yığdı. Nesne Öbeği c) Bazı cümlelerde ara söz, nesneyi açıklamak için kullanılır. Buna açıklamalı nesne denir. Bu söz, nesneyle birlikte tek öğe olarak değerlendirilir. Örnek : Babamı, o büyük insanı, bir daha görmeyecektim. Nesne Açıklamalı Nesne Yaşlı kadın, çocuğu – o kuru, sıska vücudu – son bir kez kucakladı. Nesne Açıklamalı Nesne d) Kimi bileşik cümlelerde birden çok çekimli eylemin ya da eylemsinin anlamını tek nesne tamamlayabilir, buna ortak nesne denir. Örnek : Kitabı eline aldı, bir süre okudu, sonra yerine koydu. (Kitabı belirtili nesnesi aldı, okudu, koydu eylemlerinin ortak nesnesidir.) e) Eylemsiler ve eylemsilerin de yer aldığı çeşitli söz grupları cümlede nesne görevi yapar. Örnek : Yan Cümle Temel Cümle Onun buraya gelişini / görmedim. Belirtili Nesne Yüklem Yan Cümle Temel Cümle Ders çalışmayı / istemiyor. Belirtili Nesne Yüklem Dolaylı Tümleç : -e, -de, -den Kime? Bunu bir de babama soralım. -e durum eki Yönelme Neye? Çocuk bir süre kitaba baktı. Nereye? Okula dilekçe verdim? Kimde? Ahmet’te aynısından var. -de durum eki Bulunma Neyde? Yazıyı kitapta görmüş. Nerede? Onu geçen gün sokakta gördüm. Kimden? Dedemden bütün aile çekinirdi. -den durum eki Çıkma Neyden? Şekerden böcek çıktı. Nereden? Uzaktan bir ses duyuldu. Dolaylı Tümlecin Özellikleri : a) “e, de, den” durumuyla çekimlenen sözcükler, eylemi zaman değil, durum yönünden etkilerse dolaylı tümleç olmaz. Zarf tümleci veya edat tümleci görevinde bulunur. Örnek : Sabaha orada oluruz (Ne zaman?) Zarf tümleci Altı yaşında okuma öğrendi. (Ne zaman?) Zarf Tümleci Sabaha kadar ders çalıştık. (Ne zamana kadar?) Edat Tümleci b) Kimi cümlelerde ara söz, dolaylı tümleci açıklamak amacıyla kullanılır ve açıklamalı dolaylı tümleç meydana gelir. Örnek : Memleketine, özlemini çektiği o yerlere, dönüyordu. Dolaylı Tümleç Dolaylı tümlecin açıklayıcısı Yüklem c) Sıralı cümlelerde dolaylı tümleç, birden çok cümlenin ortak öğesi olabilir. Buna ortak dolaylı tümleç denir. Örnek : Ona çok kızıyor, her gördüğü yerde bağırıyordu. Ona çok kızıyor. Ona her gördüğü yerde bağırıyordu. d) Eylemsiler ve eylemsilerin de yer aldığı çeşitli söz grupları cümlede dolaylı tümleç görevi yapar. Örnek : Yan Cümle Temel Cümle Ondan duyduklarına / inanamayacaksın. Dolaylı Tümleç Yüklem Yan Cümle Temel Cümle Buraya geldiğine / bin pişman oldu. Dolaylı tümleç Yüklem Uyarı : Dolaylı tümleci bulmak için soruları “Neyden?” sorusu ile zarf tümlecinin sorusu olan “Neden?” sorusu birbirine karıştırılmamalıdır. Örnek : Bu düşünceleri okuduğu kitaplardan edinmiş. (Neyden?) Sıkıntıdan ne yapacağını şaşırmış. (Neden?) Yukarıdaki birinci cümlede “Neyden” sorusuna yanıt veren ve cümleye içinden anlamı katan “okuduğu kitaplardan” söz grubu cümlede dolaylı tümleç görevinde bulunurken, ikinci cümlede şaşırma nedeni olan “sıkıntı” sözcüğü, eylemin nedenini bildirdiği ve “Neden?” sorusuna yanıt verdiği için cümlede zarf tümleci görevi yapmaktadır. Zarf (Belirteç) Tümleci :Yüklemi zaman, durum, miktar, ölçü, yer yön ve soru yönünden gösteren sözcük ya da sözcük öbekleri cümle içinde zarf tümleci görevi yapar. § Yükleme yöneltilen “Nasıl?” sorusu durum zarfı tümleciyle ilgilidir. Örnek : İnsan düşündüklerini açıkça söyleyebilir. (Nasıl söyleyebilir?) Damlaya damlaya göl olur. (Nasıl göl olur?) Olanları ağlaya sızlaya anlattı. (Nasıl anlattı?) § Yükleme yöneltilen “Ne zaman?” sorusu, zaman zarfı tümleciyle ilgilidir. Örnek : O acılı haberi duyunca çok üzülmüştü. (Ne zaman üzülmüştü?) Tren on beş dakika sonra burada olur. (Ne zaman burada olur?) Gelecek ay yeni bir araba alalım. (Ne zaman alalım?) § Yükleme yöneltilen “Ne yöne? Ne taraf?” soruları yer-yön zarf tümleciyle ilgilidir. Örnek : Biraz bekleyip aşağı indim. (Ne yöne?) Az önce dışarı çıktı. (Ne tarafa?) Korkudan bir adım geri çekildim. (Ne yöne?) § Yükleme yöneltilen “Ne kadar? Kaç tane?” soruları azlık-çokluk zarf tümleciyle ilgilidir. Örnek : Onu bir saat daha bekleyelim. (Ne kadar bekleyelim?) Bugün bırak, yeterince çalıştın. (Ne kadar çalıştın?) Çocuk ablasından biraz daha çalışkandı. (Ne kadar çalışkandı?) § Soru zarfı tümleci, yüklemi durum, zaman, yer-yön, miktar, ölçü olarak soru biçiminde etkiler. Örnek : Nasıl dayanırım sensizliğe nasıl? Neden yapmadın söylediklerimi? Niye bakıp duruyorsun yüzüme? UYARI : Yer-yön bildiren sözcükler ad durum ekleriyle çekimlenirse zarf tümleci değil, nesne ya da dolaylı tümleç görevi yapar. Örnek : Bir de aşağıyı temizle. (Neyi?) Belirtili nesne Sizi içeride bekliyor. (Nerede?) Dolaylı tümleç Yukardan gürültü geliyor. (Nerden?) Dolaylı tümleç Zarf Tümlecinin Özellikleri : a) Ara söz, kimi cümlelerde zarf tümlecini açıklamak amacıyla kullanılır ve açıklamalı zarf tümleci meydan gelir. Örnek : Önümüzdeki hafta, Pazartesi günü, yeni bir sınav var. Zarf Tümleci Zarf tümlecinin açıklayıcısı Yüklem b) Bağ eylemlerin yer aldığı çeşitli söz grupları cümlede zarf tümleci görevi yapar. Örnek : Yan Cümle Temel cümle Eve uğrayıp / eşyalarımı alacağım. Zarf Tümleci Yüklem Yan Cümle Temel cümle Düşünmeden / hareket etme. Zarf tümleci Yüklem. c) Sıralı cümlelerde zarf tümleci birden çok cümlenin ortak öğesi olarak kullanılabilir ve ortak zarf tümleci meydana gelir. Örnek : Sana her zaman güvendim, inandım. Sana her zaman güvendim. Sana her zaman inandım. d) Bir cümlede aynı veya ayrı türden birden fazla zarf bulunabilir. Aynı türden olan aynı soruya yanıt veren zarfların tümü aynı öğe olarak alınır. Ancak sorular farklı olduğu sürece bunlar ayrı ayrı değerlendirilip ayrı zarf tümleçleri oluşturur. Örnek : Görmeden, bilmeden, vermeden akıyorsun. Zarf tümleci (Nasıl?) Ertesi sabah, dinlenmiş bir biçimde güverteye geldi. Zarf tümleci Zarf tümleci (Ne zaman?) (Nasıl?) UYARI : Sıralı cümlelerde ortak kullanılan zarf tümleci ilk yükleme uygunken, diğer yükleme uymayabilir. Bu anlatım bozukluğu zarf tümleci eksikliği olarak değerlendirilir. Örnek : Annem hiçbir zaman kendini düşünmedi, bizim mutluluğumuz için çalıştı. Annem hiçbir zaman kendini düşünmedi; her zaman bizim mutluluğumuz için çalıştı. Edat Tümleci : Cümleye amaç – sonuç, özgürlük, benzerlik, eşitlik, birliktelik, araç anlamı katan ya da sözcük öbekleri cümle içinde edat tümleci görevi yapar. Örnek : Gemiler, güneye doğru yöneldi. (Nereye doğru?) (yön) Babama göre çalışan kazanır. (Kime göre?) (görelik) Rahat uyumak için ılık bir duş aldı. (Niçin?) (amaç) Çocuk, elindeki küçük kovayla su taşıyor. (Neyle?) (araç) Okula annesiyle gidecekmiş. (Kimle?) (birliktelik) Sen gelinceye kadar işleri bitiririm. (Ne zamana kadar?) (zaman) Öğelerle ilgili Uyarılar : Öğe Vurgulaması :Cümlede, yüklemden hemen önce gelen öğe, kullanıldığı yere göre en çok vurgulanan öğedir. Örnek : Ayşe, yazdığı cümleyi arkadaşına yüksek sesle okudu. Ayşe, yazdığı cümleyi yüksek sesle arkadaşına okudu. Ayşe, arkadaşına yüksek sesle yazdığı cümleyi okudu. Arkadaşına, yazdığı cümleyi yüksek sesle Ayşe okudu. Soru edatı “mi” cümlede hangi öğeden sonra kullanılırsa o öğeyi vurgulamış ve o öğeyi buldurmaya yönelik kullanılmış olur. Örnek : Bütün bunları sana Ayşe mi söyledi? Ayşe, sana bütün bunları mı söyledi? Ayşe, bütün bunları sana mı söyledi? Ayşe, bütün bunları sana söyledi mi? Cümlede kullanılan soru sözcükleri herhangi bir öğeyi buldurmaya yönelik olabilir. Örnek : Bu kitabı benden sonra kim okumak ister? (Soru, özneyi buldurmaya yönelik) Bu eteğin üstüne ne giyeceksin? (Soru, belirtisiz nesneyi buldurmaya yönelik) Bu soruyu nasıl çözdün? (Soru, zarf tümlecini buldurmaya yönelik) Dün akşam nereden geliyordun? (Soru, dolaylı tümleci buldurmaya yönelik) Yerleri neyle sildin? (Soru, edat tümlecini buldurmaya yönelik) Bugün kimi gördün? (Soru, belirtili nesneyi buldurmaya yönelik) Öğe Çözümlemesinde Dikkat Edilecek Noktalar : § Bir cümlede önce yüklem bulunmalı, yüklem bulunduktan sonra yükleme yöneltilen sorularla özne ve diğer öğeler tespit edilmelidir. § Yükleme, doğru sorular yöneltilmelidir; çünkü yanlış sorular yanlış sonuçlar doğurur. § Cümle, öğelerine ayrılırken hiçbir sözcük ve sözcük grubu açıkta kalmamalı, hepsi yüklemle bir bağlantı kurarak bir öğe değeri kazanmalıdır. Yalnızca bağlaçlar bu kuralın dışında kalabilir. § Bağlaçlar, cümle içinde tek başlarına herhangi bir öğe olamazlar. Ancak bağlandıkları bir söz grubu içinde görev kazanma özellikleri vardır. § Bir cümle öğelerine ayrılırken, belirli söz gruplarının (deyimler, ikilemeler, tamlamalar, bileşik eylemler) kalıp olduğu ve cümlede tek öğe olarak değerlendirilmesi gerektiği dikkate alınmalıdır. § Bazı cümlelerde aynı öğe olan dil birliklerinin arasına başka söz grupları da girebilir. Bu durumda dil birliği bozulur ve aradaki söz grubu farklı bir öğeyi oluşturabilir. Örnek : Babamın çarşıda böyle küçük bir dükkanı vardı. Dolaylı Tümleç § Ara cümleler, asıl cümlelerin herhangi bir öğesi olamayacakları için cümle öğelerine ayrılırken farklı değerlendirme yapılmalıdır. Örnek : Hızlı hızlı yürüyordu, çünkü yağmur yağıyordu, avluyu geçip fakülteye girdi. Ara cümle § Ara sözler, asıl öğe ile birlikte değerlendirilmeli, ikisi de aynı öğe öbeği sayılmalıdır. Örnek : Aşağıları, kayaların diplerini, iyice araştırmalı, Açıklayıcı ara söz Öğe Tablosu :
__________________ Zavallı Kalbim Yine İnandı Bir İki Güzel Lafına Kendini Gerçek Sevdada Sandı Uyandı Bir İki Defa Şimdi Yine Yalnızım Kalbim Kış Uykusuna Yatar SENİN OLABİLDİĞİM KADAR BENİM OLAMADIN YAR |
| ||||
| Ce: Türkçe İle İlgili Geniş Bilgiler Cümlenin Öğeleri Cümle : Bir duygu, düşünce veya isteği kısaca bir yargıyı bildiren sözcük dizisine cümle denir. ü Çalıştım. ü Ders çalıştım. ü Sabaha kadar durmadan ders çalıştım. Uyarı : Cümle yargı bildiren anlatım bütünlüğüdür. Buna göre yargı bildirmeyen biz söz öbeği, cümle değildir. Sözgelimi, Akıllı adam, bir sıfat tamlaması olup, cümle değeri taşımaz. Oysa Adam akıllıydı. Dendiğinde bu bir yargı, bildirir ve cümle adını alır. Cümlenin Öğeleri : Temel Öğeler : Yüklem : Cümlede iş, oluş, hareket, kısaca yargı bildiren sözcük veya söz grubudur. Bu tanıma dayalı olarak yüklemin iki şekilde karşımıza çıkabileceğine dikkat edelim. Eylem Tabanı + Haber Kipi + Kişi Eki = Yüklem Eylem Tabanı + Dilek Kipi + Kişi Eki = Yüklem Ad ve Ad Soylu Sözcük + Ekeylem = Yüklem Örnek : Gurbetten gelmişim, yorgunum hancı. Şuraya bir yatak ser, yavaş yavaş UYARI : Ad ve ad soylu sözcükler ekeylemle çekimlenmeden de yüklem görevinde bulunabilir. Örnek : İçimde tuhaf bir hüzün vardı. (var + idi) İçimde tuhaf bir hüzün var. (var). Yüklemin Özellikleri : ü Yüklem, tek sözcükten oluşabileceği gibi söz öbeklerinden de (Ad ve sıfat tamlamaları, deyimler, ikilemeler, bileşik eylemler) oluşabilir. Örnek : Birinci vazifen Türk istiklalini, Türk Cumhuriyeti’ni ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. (Yardımcı eylemle kurulan bileşik eylem, yüklem durumunda) Bu ev, kırmızı damlı eski bir köy eviydi. (Yüklem, sıfat tamlaması durumunda) Sizinle konuşan kadın, çocuğun halasıymış.(Ad tamlaması, yüklem durumunda) O sabah güneş pırıl pırıldı.(İkileme, yüklem durumunda) Bu kez galiba baltayı taşa vurduk. (Deyim yüklem durumunda.) ü Yalnızca ad değil, ad soylu tüm sözcükler ek-eylemle çekimlenerek yüklem olur. Örnek : Yurdumuzu kurtaran, Atatürk’tür (Ad, yüklem durumunda) Bendim geçen ey sevgili, sandalla denizden. (Zamir yüklem durumunda) Biz üniversiteye giderken o küçüktü. (Adlaşmış sıfat, yüklem durumunda) Onun kaliteli malları çoktur. (Zarf, yüklem durumunda) Ak akçe kara gün içindir. (Edat öbeği yüklem durumunda) Dilimizde sıkça kullanılan bağlaçlardan biri de “ve” dir. (Bağlaç , yüklem durumunda.) Ağzından çıkan tek şey amandı. (Ünlem, yüklem durumunda) ü Eylemsilerden, adeylem ve sıfateylemler, ek-eylemle çekimlenerek yüklem olur. Örnek : Bütün dileği insanların birbirini karşılık beklemeden sevmesiydi.(Adeylem, ek-eylemle çekimlenerek yüklem olmuş.) Adam, uzaktan bir tanıdıklarıymış. (Sıfat eylem, ek-eylemle çekimlenerek yüklem olmuş.) ü Yüklem, pekiştirilmiş sözcüklerden de oluşabilir. Örnek : Bütün gece konuştu da konuştu. Bayram sabahı şehrin sokakları bomboştu. Bütün çocukları çalışkan mı çalışkandı. ü Sıralı cümlelerde, iki farklı yargı aynı yükleme uyum gösterirse ortak yüklem kullanılabilir. Örnek : Oğlan dayıya, kız halaya çeker. Bu bağımlı sıralı cümleyi yargı yönünden tek tek incelersek. Oğlan dayıya çeker. Kız halaya çeker. Bu cümlede “çeker” yüklemi ortak kullanılmıştır. ü Kimi durumlarda yüklemin anlatımdan düştüğü görülür. Böyle durumlarda okuyucu veya dinleyici yüklemi zihninden tamamlar. Örnek : Ev yapacaksan tuğladan, kıza alacaksan Muğla’dan. Yukarıdaki anlatım tamamlanırsa : Ev yapacaksan tuğladan yap. Kız alacaksan Muğla’dan al. UYARI : İki farklı yargının tek eylemsiye ve tek yükleme bağlanması çoğu kez yargılardan birinin eylemsiyle ya da yüklemle uyumsuzluğuna neden olur ve anlatım bozukluğu yaratır. Bu anlatım bozukluğuna yüklem eksikliği adı verilir. Bu durumda her farklı yargıyı ayrı bir yancümleye (eylemsiye) ya da yükleme bağlamak anlatım bozukluğunu ortadan kaldırır. Örnek : Sigarayı az içkiyi de hiç içmez. Sigarayı az (içer), içkiyi de hiç içmez. Özne : Cümlede, yüklemin bildirdiği eylemi ya da yargıyı gerçekleştiren ve üstlenen öğe özne adını alır. Özne bir kişi ya da birkaç kişiden oluşuyorsa yükleme “Kim? Kimler?” soruları; kişi dışında bir varlık, nesne ya da kavram ise yükleme “Ne? Neler?” soruları yöneltilir. Örnek : Yazar, bu romanda sıradan bir olayı anlatıyor. (Anlatan kim? Yazar) Özne Yüklem Seni de ansızın yakalar bir gün ölüm. (Yakalayan ne? Ölüm) Yüklem Özne İki Çeşit Özne Vardır : ¨ Gerçek Özne : Yüklemde bildirilen eylemi ve yargıyı yapan, yerine getiren veya üstlenen varlık ve nesnedir. Örnek : Divan edebiyatında işlenen konular, genellikle soyuttur. (Soyut olan ne?) Gerçek Özne Yüklem Hiçbir şair, hiçbir hikayeci yalnız bugün için yazmaz. (Yazmayan kim?) Gerçek Özne Yüklem ¨ Sözde Özne : Yüklemde bildirilen eylemi yapan değil, yapılan eylemden etkilenen kişi, varlık ya da kavramlardır. Başka bir deyişle gerçek öznenin olmadığı cümlelerde asıl görevi, nesne olan sözcük sözde özne görevi üstlenir. Örnek : Yeni öğretmenler, Doğu Anadolu’ya atanmış. (Atayan kim? Yok) (Atanan kim?) Sözde Özne Yüklem Yerler, çok iyi temizlenmiş. (Temizleyen kim? Belli değil?) (temizlenen ne?) S.Özne Yüklem UYARI : Sözde özne, yalnızca yükleminde bir eylemin bulunduğu eylem cümlelerinde yer alır. Ad cümlelerindeki özne, daima gerçek öznedir. Örnek : Kültür mirasına sahip çıkmak, bilinçli bir tavırdır. Gerçek Özne Yüklem Öznenin Özellikleri : ¨ Bütün ad ve ad soylu sözcükler, cümle içinde özne görevinde bulunabilir. Örnek : Bağışlayın beni arkadaşlar. (Ad, özne durumunda) Yüklem Özne Ben, gül yanaklı bir çocuğa benzerim. (Zamir özne durumunda) Özne Yüklem Tembeller başarılı olamaz. (Adlaşmış sıfat, özne durumunda) Özne Yüklem Gece, bir tül gibi şehre iniyor. (Zarf özne durumunda) Özne Yüklem Gibi, sözcükler ve kavramlar arasında benzetme ilgisi kurar. (Edat, özne) Özne Yüklem Fakat, karşıt yargıları bağlar. (Bağlaç özne durumunda) Özne Yüklem Ey, seslenme anlamı taşır. (Ünlem, özne durumunda) Özne Yüklem ¨ Ad ve sıfat tamlamaları, deyimler ve ikilemeler özne olabilir. Örnek : Sanatçının yaratıcılığı, sezgi ve duygu gücüne bağlıdır. (Ad tamlaması özne durumunda) Kimi şair ve yazarlar, düşüncelerinin kolayca anlaşılmasını istemezler. (Sıfat tamlaması, özne durumunda) Pot kırmak, onun adetiydi. (deyim özne durumunda) Konu komşu bu duruma ne diyecek. (İkileme, özne durumunda) ¨ Kimi durumlarda ara söz, özneyi açıklamak amacıyla kullanılır. Bu kullanıma açıklamalı özne denir. Örnek : Annem, beni doğurup büyüten o yüce insan, artık yoktu. Sınıftan biri, genç bir kız, elini kaldırdı. ¨ Kimi sıralı cümlelerde her cümle için tek bir özne kullanılır ve ortak özne meydana gelir. Örnek : Her canlı doğar, yaşar, ölür. Bu sıralı cümleleri ayırırsak. Her canlı doğar. Her canlı yaşar. Her canlı ölür. “Her canlı” üç ayrı eylemi gerçekleştirdiği için ortak öznedir. ¨ Eylemsiler ve eylemsilerin de yer aldığı çeşitli söz grupları cümlede özne görevi yapar. Örnek : Yan Cümle Temel Cümle Şiir okumak / büyük bir zevktir. Yüklem Özne Yan Cümle Temel Cümle Çok Konuşanlar / Dışarı çıksın Özne Yüklem UYARI : İki cümlede tek özne bulunabilir. Böyle öznelere ortak özne denir. Ancak iki farklı yargının tek özneye bağlanması kim zaman yargılardan birinin özneyle uyum sağlayamaması sonucunu doğurur. Bu anlatım bozukluğuna özne eksikliği adı verilir. Örnek : Hepsi ona gülüp geçmiş, onu dinelememişti. Hepsi ona gülüp geçmiş, (hiçbiri) onu dinlememişti. Özne – Yüklem Uygunluğu : Bir cümlede anlamın açık ve anlaşılır olması için özneyle yüklem arasında, tekillik- çoğulluk ve kişi yönünden uygunluk olmalıdır. Özne ile Yüklem arasında iki yönden uygunluk vardır : § Tekillik-Çoğulluk Yönünden Uygunluk : a) Cansız varlıklar, soyut kavramlar insan dışındaki canlı varlıklar, organ ve zaman adlarının çoğul şekilleri özne olduğunda bunların yüklemleri tekil olur. Örnek : Bütün eşyalar kapının önünde duruyor(lar). Bu düşünceler çoktan eskidi(ler). Kuzular uzaktan uzağa bağrıştı(lar). Ağaçlar sonbaharda yapraklarını döker(ler). Günler gittikçe uzuyor(lar). Ellerim tutmuyor(lar). b) Özne birden çok sıfatın oluşturduğu sıfat tamlaması biçimindeyse yüklem genellikle tekil olur. Örnek : Bu iki kafadar yine yola koyuldu(lar). c) Sayı sıfatıyla kurulan tamlamalar özne olduklarında yüklem tekil olur. Örnek : İki adam seni arıyor(lar). Sınıftan on kişi dışarı çıktı(lar). d) Belgisiz zamirler özne olduklarında yüklem tekil olur. Örnek : Hepsi seni sormaya gelmiş(ler). Bazıları balık sevmez(ler). e) Mecaz-ı mürsel yoluyla oluşan topluluk adları, özne olduklarında yüklem tekil olur. Örnek : Gol atılınca stad ayağa kalktı(lar). Kasaba yollara döküldü(ler). f) İnsanlar için özne çoğul olduğunda yüklem tekil de çoğul da olabilir. Örnek : Öğrenciler sınıfta ders dinliyorlar. Öğrenciler, ders bitince evlerine gitti. g) Cümlede birden çok özne varsa yüklem de çoğul olur. Örnek : A. Muhip Dranas da Cahit Sıtkı da Fransız şiirini örnek aldıklarını kabul etmezler. UYARI : Belgisiz sıfatların tamlayan olarak kullanıldığı sıfat tamlamaları özne olduğunda yüklem tekil de çoğul a olabilir. Örnek : Kimi insanlar böyle düşünmez. Kimi insanlar böyle düşünmezler. Cansız varlıklar kişileştirilip özne görevinde kullanıldıklarında ve çoğul olduklarında yüklem tekil de çoğul da olabilir. Örnek : Dağlar, doğan güne karşı hatalarını düşünüyorlar. Nehirler burada şarkılar söylüyordu. § Kişi Yönünden Uygunluk : a) İkinci ve üçüncü kişiler özne olursa bunların yüklemleri ikinci çoğul kişi olur. Örnek : Sen ve Ahmet beni dışarıda bekleyin. b) Özne birinci ve ikinci kişi ya da birinci ve üçüncü kişiyse yüklem birinci çoğul olur. Örnek : O da ben de seni bekledik. O konuya sen ve ben çalışacağız. c) Özne birinci, ikinci ve üçüncü kişiyse yüklem birinci çoğul olur. Örnek : Oraya ben, sen ve Ahmet gideceğiz. Yardımcı Öğeler : Nesne : (Düz Tümleç) Öznenin yaptığı eylemden etkilenen varlık ya da nesnedir. Nesne, cümledeki kullanımına göre ikiye ayrılır : § Belirtili Nesne : Öznenin yaptığı işten etkilenen öğe adın “i” (gösterme, belirtme) durumuyla çekimlenirse belirtili nesne görevi yapar. Belirtili nesneyi bulabilmek için yükleme “Kimi? Neyi? Kimleri? Neleri?” sorularından uygun olan biri yöneltilir. Örnek : Çocuğun elindeki minik siyah köpeği hepimiz sevmiştik. (Neyi?) Belirtili Nesne Bu işin peşinde olduğunu biliyorum, saklama. (Neyi?) Belirtili Nesne Seni de onu da yakından tanıyoruz. (Kimi?) Belirtili nesne § Belirtisiz Nesne : Öznenin yaptığı eylemden etkilenen öğe, ad durum eklerinden biriyle çekime girmişse cümle içinde belirtisiz nesne görevi yapar. Belirtisiz nesneyi bulmak için yükleme “Ne?, Neler?” sorusu yöneltilir. Örnek : Ona her zaman bir kucak dolusu çiçek götürürdüm. (Ne?) Her gece, Kırmızı Başlıklı Kız adında bir masal anlatırdı. Belirtisiz Nesne Nesnenin Özellikleri : a) Nesne, yalnızca yükleminde eylem olan cümlelerde bulunur. Yükleminde ad ve ad soylu sözcüklerin bulunduğu cümlelerde nesne olmaz. Örnek : Bu adam, sorduğum tüm soruları yanıtsız bıraktı. Nesne Eylem b) Nesne, tek sözcük olabildiği gibi sözcük grubu da olabilir. Örnek : Kalemleri, defterleri, kitapları, üst üste yığdı. Nesne Öbeği c) Bazı cümlelerde ara söz, nesneyi açıklamak için kullanılır. Buna açıklamalı nesne denir. Bu söz, nesneyle birlikte tek öğe olarak değerlendirilir. Örnek : Babamı, o büyük insanı, bir daha görmeyecektim. Nesne Açıklamalı Nesne Yaşlı kadın, çocuğu – o kuru, sıska vücudu – son bir kez kucakladı. Nesne Açıklamalı Nesne d) Kimi bileşik cümlelerde birden çok çekimli eylemin ya da eylemsinin anlamını tek nesne tamamlayabilir, buna ortak nesne denir. Örnek : Kitabı eline aldı, bir süre okudu, sonra yerine koydu. (Kitabı belirtili nesnesi aldı, okudu, koydu eylemlerinin ortak nesnesidir.) e) Eylemsiler ve eylemsilerin de yer aldığı çeşitli söz grupları cümlede nesne görevi yapar. Örnek : Yan Cümle Temel Cümle Onun buraya gelişini / görmedim. Belirtili Nesne Yüklem Yan Cümle Temel Cümle Ders çalışmayı / istemiyor. Belirtili Nesne Yüklem Dolaylı Tümleç : -e, -de, -den Kime? Bunu bir de babama soralım. -e durum eki Yönelme Neye? Çocuk bir süre kitaba baktı. Nereye? Okula dilekçe verdim? Kimde? Ahmet’te aynısından var. -de durum eki Bulunma Neyde? Yazıyı kitapta görmüş. Nerede? Onu geçen gün sokakta gördüm. Kimden? Dedemden bütün aile çekinirdi. -den durum eki Çıkma Neyden? Şekerden böcek çıktı. Nereden? Uzaktan bir ses duyuldu. Dolaylı Tümlecin Özellikleri : a) “e, de, den” durumuyla çekimlenen sözcükler, eylemi zaman değil, durum yönünden etkilerse dolaylı tümleç olmaz. Zarf tümleci veya edat tümleci görevinde bulunur. Örnek : Sabaha orada oluruz (Ne zaman?) Zarf tümleci Altı yaşında okuma öğrendi. (Ne zaman?) Zarf Tümleci Sabaha kadar ders çalıştık. (Ne zamana kadar?) Edat Tümleci b) Kimi cümlelerde ara söz, dolaylı tümleci açıklamak amacıyla kullanılır ve açıklamalı dolaylı tümleç meydana gelir. Örnek : Memleketine, özlemini çektiği o yerlere, dönüyordu. Dolaylı Tümleç Dolaylı tümlecin açıklayıcısı Yüklem c) Sıralı cümlelerde dolaylı tümleç, birden çok cümlenin ortak öğesi olabilir. Buna ortak dolaylı tümleç denir. Örnek : Ona çok kızıyor, her gördüğü yerde bağırıyordu. Ona çok kızıyor. Ona her gördüğü yerde bağırıyordu. d) Eylemsiler ve eylemsilerin de yer aldığı çeşitli söz grupları cümlede dolaylı tümleç görevi yapar. Örnek : Yan Cümle Temel Cümle Ondan duyduklarına / inanamayacaksın. Dolaylı Tümleç Yüklem Yan Cümle Temel Cümle Buraya geldiğine / bin pişman oldu. Dolaylı tümleç Yüklem Uyarı : Dolaylı tümleci bulmak için soruları “Neyden?” sorusu ile zarf tümlecinin sorusu olan “Neden?” sorusu birbirine karıştırılmamalıdır. Örnek : Bu düşünceleri okuduğu kitaplardan edinmiş. (Neyden?) Sıkıntıdan ne yapacağını şaşırmış. (Neden?) Yukarıdaki birinci cümlede “Neyden” sorusuna yanıt veren ve cümleye içinden anlamı katan “okuduğu kitaplardan” söz grubu cümlede dolaylı tümleç görevinde bulunurken, ikinci cümlede şaşırma nedeni olan “sıkıntı” sözcüğü, eylemin nedenini bildirdiği ve “Neden?” sorusuna yanıt verdiği için cümlede zarf tümleci görevi yapmaktadır. Zarf (Belirteç) Tümleci :Yüklemi zaman, durum, miktar, ölçü, yer yön ve soru yönünden gösteren sözcük ya da sözcük öbekleri cümle içinde zarf tümleci görevi yapar. § Yükleme yöneltilen “Nasıl?” sorusu durum zarfı tümleciyle ilgilidir. Örnek : İnsan düşündüklerini açıkça söyleyebilir. (Nasıl söyleyebilir?) Damlaya damlaya göl olur. (Nasıl göl olur?) Olanları ağlaya sızlaya anlattı. (Nasıl anlattı?) § Yükleme yöneltilen “Ne zaman?” sorusu, zaman zarfı tümleciyle ilgilidir. Örnek : O acılı haberi duyunca çok üzülmüştü. (Ne zaman üzülmüştü?) Tren on beş dakika sonra burada olur. (Ne zaman burada olur?) Gelecek ay yeni bir araba alalım. (Ne zaman alalım?) § Yükleme yöneltilen “Ne yöne? Ne taraf?” soruları yer-yön zarf tümleciyle ilgilidir. Örnek : Biraz bekleyip aşağı indim. (Ne yöne?) Az önce dışarı çıktı. (Ne tarafa?) Korkudan bir adım geri çekildim. (Ne yöne?) § Yükleme yöneltilen “Ne kadar? Kaç tane?” soruları azlık-çokluk zarf tümleciyle ilgilidir. Örnek : Onu bir saat daha bekleyelim. (Ne kadar bekleyelim?) Bugün bırak, yeterince çalıştın. (Ne kadar çalıştın?) Çocuk ablasından biraz daha çalışkandı. (Ne kadar çalışkandı?) § Soru zarfı tümleci, yüklemi durum, zaman, yer-yön, miktar, ölçü olarak soru biçiminde etkiler. Örnek : Nasıl dayanırım sensizliğe nasıl? Neden yapmadın söylediklerimi? Niye bakıp duruyorsun yüzüme? UYARI : Yer-yön bildiren sözcükler ad durum ekleriyle çekimlenirse zarf tümleci değil, nesne ya da dolaylı tümleç görevi yapar. Örnek : Bir de aşağıyı temizle. (Neyi?) Belirtili nesne Sizi içeride bekliyor. (Nerede?) Dolaylı tümleç Yukardan gürültü geliyor. (Nerden?) Dolaylı tümleç Zarf Tümlecinin Özellikleri : a) Ara söz, kimi cümlelerde zarf tümlecini açıklamak amacıyla kullanılır ve açıklamalı zarf tümleci meydan gelir. Örnek : Önümüzdeki hafta, Pazartesi günü, yeni bir sınav var. Zarf Tümleci Zarf tümlecinin açıklayıcısı Yüklem b) Bağ eylemlerin yer aldığı çeşitli söz grupları cümlede zarf tümleci görevi yapar. Örnek : Yan Cümle Temel cümle Eve uğrayıp / eşyalarımı alacağım. Zarf Tümleci Yüklem Yan Cümle Temel cümle Düşünmeden / hareket etme. Zarf tümleci Yüklem. c) Sıralı cümlelerde zarf tümleci birden çok cümlenin ortak öğesi olarak kullanılabilir ve ortak zarf tümleci meydana gelir. Örnek : Sana her zaman güvendim, inandım. Sana her zaman güvendim. Sana her zaman inandım. d) Bir cümlede aynı veya ayrı türden birden fazla zarf bulunabilir. Aynı türden olan aynı soruya yanıt veren zarfların tümü aynı öğe olarak alınır. Ancak sorular farklı olduğu sürece bunlar ayrı ayrı değerlendirilip ayrı zarf tümleçleri oluşturur. Örnek : Görmeden, bilmeden, vermeden akıyorsun. Zarf tümleci (Nasıl?) Ertesi sabah, dinlenmiş bir biçimde güverteye geldi. Zarf tümleci Zarf tümleci (Ne zaman?) (Nasıl?) UYARI : Sıralı cümlelerde ortak kullanılan zarf tümleci ilk yükleme uygunken, diğer yükleme uymayabilir. Bu anlatım bozukluğu zarf tümleci eksikliği olarak değerlendirilir. Örnek : Annem hiçbir zaman kendini düşünmedi, bizim mutluluğumuz için çalıştı. Annem hiçbir zaman kendini düşünmedi; her zaman bizim mutluluğumuz için çalıştı. Edat Tümleci : Cümleye amaç – sonuç, özgürlük, benzerlik, eşitlik, birliktelik, araç anlamı katan ya da sözcük öbekleri cümle içinde edat tümleci görevi yapar. Örnek : Gemiler, güneye doğru yöneldi. (Nereye doğru?) (yön) Babama göre çalışan kazanır. (Kime göre?) (görelik) Rahat uyumak için ılık bir duş aldı. (Niçin?) (amaç) Çocuk, elindeki küçük kovayla su taşıyor. (Neyle?) (araç) Okula annesiyle gidecekmiş. (Kimle?) (birliktelik) Sen gelinceye kadar işleri bitiririm. (Ne zamana kadar?) (zaman) Öğelerle ilgili Uyarılar : Öğe Vurgulaması :Cümlede, yüklemden hemen önce gelen öğe, kullanıldığı yere göre en çok vurgulanan öğedir. Örnek : Ayşe, yazdığı cümleyi arkadaşına yüksek sesle okudu. Ayşe, yazdığı cümleyi yüksek sesle arkadaşına okudu. Ayşe, arkadaşına yüksek sesle yazdığı cümleyi okudu. Arkadaşına, yazdığı cümleyi yüksek sesle Ayşe okudu. Soru edatı “mi” cümlede hangi öğeden sonra kullanılırsa o öğeyi vurgulamış ve o öğeyi buldurmaya yönelik kullanılmış olur. Örnek : Bütün bunları sana Ayşe mi söyledi? Ayşe, sana bütün bunları mı söyledi? Ayşe, bütün bunları sana mı söyledi? Ayşe, bütün bunları sana söyledi mi? Cümlede kullanılan soru sözcükleri herhangi bir öğeyi buldurmaya yönelik olabilir. Örnek : Bu kitabı benden sonra kim okumak ister? (Soru, özneyi buldurmaya yönelik) Bu eteğin üstüne ne giyeceksin? (Soru, belirtisiz nesneyi buldurmaya yönelik) Bu soruyu nasıl çözdün? (Soru, zarf tümlecini buldurmaya yönelik) Dün akşam nereden geliyordun? (Soru, dolaylı tümleci buldurmaya yönelik) Yerleri neyle sildin? (Soru, edat tümlecini buldurmaya yönelik) Bugün kimi gördün? (Soru, belirtili nesneyi buldurmaya yönelik) Öğe Çözümlemesinde Dikkat Edilecek Noktalar : § Bir cümlede önce yüklem bulunmalı, yüklem bulunduktan sonra yükleme yöneltilen sorularla özne ve diğer öğeler tespit edilmelidir. § Yükleme, doğru sorular yöneltilmelidir; çünkü yanlış sorular yanlış sonuçlar doğurur. § Cümle, öğelerine ayrılırken hiçbir sözcük ve sözcük grubu açıkta kalmamalı, hepsi yüklemle bir bağlantı kurarak bir öğe değeri kazanmalıdır. Yalnızca bağlaçlar bu kuralın dışında kalabilir. § Bağlaçlar, cümle içinde tek başlarına herhangi bir öğe olamazlar. Ancak bağlandıkları bir söz grubu içinde görev kazanma özellikleri vardır. § Bir cümle öğelerine ayrılırken, belirli söz gruplarının (deyimler, ikilemeler, tamlamalar, bileşik eylemler) kalıp olduğu ve cümlede tek öğe olarak değerlendirilmesi gerektiği dikkate alınmalıdır. § Bazı cümlelerde aynı öğe olan dil birliklerinin arasına başka söz grupları da girebilir. Bu durumda dil birliği bozulur ve aradaki söz grubu farklı bir öğeyi oluşturabilir. Örnek : Babamın çarşıda böyle küçük bir dükkanı vardı. Dolaylı Tümleç § Ara cümleler, asıl cümlelerin herhangi bir öğesi olamayacakları için cümle öğelerine ayrılırken farklı değerlendirme yapılmalıdır. Örnek : Hızlı hızlı yürüyordu, çünkü yağmur yağıyordu, avluyu geçip fakülteye girdi. Ara cümle § Ara sözler, asıl öğe ile birlikte değerlendirilmeli, ikisi de aynı öğe öbeği sayılmalıdır. Örnek : Aşağıları, kayaların diplerini, iyice araştırmalı, Açıklayıcı ara söz Öğe Tablosu :
__________________ Zavallı Kalbim Yine İnandı Bir İki Güzel Lafına Kendini Gerçek Sevdada Sandı Uyandı Bir İki Defa Şimdi Yine Yalnızım Kalbim Kış Uykusuna Yatar SENİN OLABİLDİĞİM KADAR BENİM OLAMADIN YAR |
| ||||
| Ce: Türkçe İle İlgili Geniş Bilgiler Cümle Türleri Kuruluşlarına Göre Cümleler : Düz (Kurallı) Cümle : Yüklemi sonda olan cümlelere, kuruluşları yönünden, düz cümle denir. Örnek : Günler günleri, aylar ayları kovaladı. Sembolistler, anlamdan çok şiirde ahenge önem vermişlerdir. Kısa ve özlü sözle, çok şey anlatma sanatına icaz denir. Önemli olan etkiyi aşmak, kendine özgü bir şiire ulaşmaktır. Devrik (Kuralsız) Cümle : Yüklemi sonda olmayan cümlelere devrik cümle denir. Devrik cümlede yüklem başta da ortada da olabilir, ama sonda olamaz. Kurallı cümlelere göre daha akıcı olduğundan, devrik cümleler genellikle şiir türünde kullanılır. Örnek : Neden böyle düşman görünürsünüz, yıllar yılı dost bildiğim aynalar? İki kapılı bir handa, gidiyorum gündüz gece. Gezer bağdan bağa, çoban çeşmesi. Gördüğüm, sihirbaz gibi geçtiğini üç kızın. Ara Sözlü Cümle : Bir cümlenin anlamına açıklık getirmek amacıyla, o cümlede açıklayıcı bir söz ya da bir cümle kullanılır. Bu açıklayıcı unsurlar söz biçimindeyse ar |