Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu
Go Back   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Kültür, Sanat ve Kitap > Edebiyat

Duyurular

Edebiyat Edep, ilim ve güzellik uğruna harcanan ömürlerin meyvesi olan müstesna eserlerin paylaşıldığı bölüm. Eserleri inceleyebilir, üzerine tartışabilir ve edebiyatın büyülü dünyasında doyasıya dolaşabilirsiniz.

Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Gösterim Modu
  #1 (Daim)  
Alt 15.05.08, 04:19
Yeni Üye
 
Üyelik Tarihi: 15.05.08
Mesajlar: 2
Karizma Puanı: 0
cumali22 is on a distinguished road
Küçük Kardeş Masalının Gerçek Sonu

Ben varmış, sen yokmuş! Biraz mutsuz, biraz öksüz, daracık mutsuz dünyasında kendi kaba sözcükleriyle oynayan parmak kadar bir Küçük Kardeş varmış.

Küçük Kardeş bir gün, pek tanımlayamadığı bir sözcükler dünyasında iyi yürekli bir dosta rastlamış.

Küçük Kardeş saf, tuhaf bir parmak çocuk. Geceler uzun, geceler kara, kapkara, karanlıkmış geceler o parlacık ışığı o yıldızı görmeden önce.

Yine böyle uzun, kara, kapkara bir gecede kendince yol alırken, en az kendisi kadar tuhaf bir ormana dalmış. Çok tuhaf bir yermiş burası. Neler yokmuş ki bu ormanda neler... Kimi soyunuyor, kimi bağırıyor, kimi küfrediyor. Ahlakî, gayrı alakî her şey satılıkmış burada. Alıcısı da çokmuş haa! Kimi çocuklara işkence ediyor, kimi hayvan seviyor! Kimi dövüyor, kimi dövdürüyormuş kendini. Garip bir acı ve zevk dünyası...

Sözcükler tekil, sözcükler sakilmiş! Kimi inliyor, kimi bağırıyor, kimi zevkle acı çekiyor, acı içinde çığlık gibi gülüyor kimi, kimi de haykırıyormuş. Sonuçta herkes birbirinin dilinden anlıyormuş.

Kimi ateş püskürüyor, kimi kan içiyor, kimi kırbaç sallıyor, kimi insan biçiyor, kimi yıldız uçuruyormuş! Ama karanlıktaki bu dünya bir düş değil, bir gerçekmiş. Gerçek ama karabasan. Parmak Çocuk korkmuş gördüklerinden. Çok korkmuş. Beyninin durmuşluğu değil, korkusu, zihninin açıklığıymış... Böyle korku, böyle panik, böyle ürkü, böyle dehşet içinde, korka korka bir çıkar yol araken rastlamış o dost yıldıza.

Bu iyi yürekli dost; kimi saldırgan, kimi vuran, kimi kıran, kimi haykıran bu sözcükler ormanında ona bir kapı açmış. O kendi ışığyla aydınlık dost yıldız Baha,
-'Kaybolacaksın. Buraya gel. Burada sana da yer var. Sözcüklerini geliştirebilir, kendini yetiştirebilirsin' demiş, elinden tutmuş, almış götürmüş kendi gibi bir aydınlık bir sabaha.

Parmak Çocuk iyi yürekli dosta uymuş. Girmiş o gülden sözcüklerin havada uçuştuğu, ilk kez görüp büyülendiği gül bahçesine. Bu bahçe, adına net denen kara ormandaki karanlıklardan farklı yerlerden biriymiş. Bu yüzden kendilerine 'ötekileriz' diyorlarmış.

Gel zaman, dur zaman Parmak Çocuk orada kendine bir abla bulmuş. Öyle sevmiş, öyle sevmiş ki bu ablayı. Ben anlatamam, ne bildiğim sözcükler, ne dilim yeter bu sevgiyi anlatmaya... (Burada iç geçiriyorum. Parmaklarım duruyor. Bir süre ara veriyorum. Bir sigara yakıyorum. Derin bir nefes aldıktan sonra anlatmaya devam ediyorum) .

Küçük Kadreş bir köşecikte 'perişan bir halde' kendi sözcükleriyle oyuna dalmışken, hiç beklemediği bir anda, elinde sihirli bir sopayla ışıklar saçan bir peri inmiş köşeciğine kendi kendine... Küçük Kardeş'e demiş ki:
-'Elden ele, dilden dile aktarılası.. Cepte taşınıp, baş ucuna asılası, okunası bir şiir olmuş her gece yatmadan önce. Yüreğine, diline, eline sağlık Halk Ozanı Kardeşim! Hoca moca hak getire ayrıca, Hoca yerine abla de bana. Bu hem sevimli, hem mütevazi. Ne hocalar köpürür, ne şair küser.. Şiir bile sevinir, Bana hitabın Peria Abla olursa' demiş baldan tatlı sözlerle... Bir sıcaklık düşmüş, bir daha çıkmamacasına çok özlediği bir abla düşmüş Parmak Çocuğun yüreğine...

Endişesiz, hiç çekinmeden abla demiş. Gerçekten abla bilmiş, anne bilmiş, baba bilmiş, dost bilmiş. Sığınacak dost bir yürek. Sevgi dolu, sıcacık bir yürek. Ya da öyle sanmış! Bir kaç pırıltılı gece boyunca neredeyse O'na bağımlı yaşamış. Her sabah kapanıp her akşam açılırmış bu kapı.

Akşam olup kapı açıldığında büyük bir heyecanla ablasının gelmesini beklermiş. Okuyunca ablasının her sözcüğünü minik yüreği havalanıp uçacak gibi pırrr pırr vuruyormuş sevinçten. Büyük heyecanla ilk derslerini almış ablasından. Dersi almış almasına da... Gel gör ki, daha yolun başında, bir iki sözcükten sonra, O'nu kaybetmiş. Ablasının sesi, sözü olmadan hiç bir şeyin de önemi yokmuş. Ablasının sözü olmadan hiç bir zevk almamış, ne kendi sözünden ne başkasının sözünden...

Önce ablasının yaşamında büyük fırtınalar kopmuş. Bir yakınını kaybetmiş, en yakını hastalanmış. Umarım O'nu da kaybetmemiştir! Ablanın yakınında bunlar olurken, Küçük Kardeş'i unutur gibi olmuş. Ama yine de bir aklı Küçük Kardeş'teymiş. Çabalıyor mu, öğreniyor mu, bocalıyor mu diye aklındaymış hep. Anlaşılan abla da Küçük Kardeş'i sevmiş! (mi desem) ?

Şimdi durup dururken bu soru niçin demeyin efendim. Geceler boyu, sayfalar dolusu yazılar yazan abla, Küçük Kardeş kendi karanlığında kaybolurken 'güle güle' ya da 'cehenneme kadar yolun var' bile demeyi büyük bir yük gibi görmüş de, bu soru ondan efendim!

Kimseyi kırmamak adına -çok basit bir gerçek vardır, uzaklarda en sevdigimden ayrı düşüren, cürmünden fazla yakarak yüreğime ateş düşüren- açıklayamam! Yeterince ipucu verdim. Çözemedi gitti ellerini öptüğüm!
Biri beni yaraladı. MarkoPaşa'ya gittim, beynime kurşun sıktı. Anladım ki bu dünyada boşum!
Günlerce çabaladım durdum kendimi affettirmek için. Böyle küçük mesajlar yazdım.

Hatamı kabul edip kendi özgür irademle kurduğun sehpada asılmaya geldim.
'Eksiğim kendi özümde
Darına durmaya geldim! '
Ben zaten kendimi affetmiyorken, bağışlanmayı da beklemeden uzun süre dargın kalıp beni dışladığı için çok değer verdiğim, kazandığımı sandığım sıcacık bir yüreği gücendirdiğim ve böyle bir haltı kendime yakıştıramadığım için bu gül bahçesinden ayrıldım.

Bu siteyi her açtığımda sıcak sözler görmeye alıştığım o sıcacık yüreğin çok uzağında olduğumu, hatta umurunda bile olmadığımı görmenin ezikliğini duyarak kahroluyordum. Ben ablamı çok sevmiştim. Şimden sonra O'nun bana çok kırıldığını, artık beni sevmediğini yüreğim bilse de, siteyi her açtığımda bunu yüzümde tokat gibi duyumsamadan uzaktaaan uzağa O'nu sevmeye devam edeceğim.

Artık üye olmadığıma göre suçumu açıklayabilirim. İki kardeş tanıdım bu sitede. Birisi ile MSN'de hiç kimse ile konuşmadığım kadar konuştum. Abla bildim. Ama O beni kardeş bilmemiş! Birisi tırnak işareti yüzünden eksi puan vereceğine, hepten beni sıfırlamak istedi. Çektiği kulağım öyle acıdı ki, ablalıklarını bildiğim için, MSN'de en uzun konuştuğum, abla bildiğim küçük kardeşe, aslında tırnağı unutmamın o kadar da büyük bir hata olmadığını yazdım. Aldığım yanıt şu:
-'Pardon! Anlamadım! Beni neden karıştırıyorsun? ' Bu mesajı alınca sanki o barışsever melek, bir anda eli baltalı bir amazona dönüşmüştü.
-'Ablanla halledersin! ' Tabii ki ablam halletti. Minettarım.

Ancak ablamın O'na yazdığı her güzel sözde 'ablan halletsin! ' sözü çınladı kulaklarımda. Bu sürekli devam etti ve kulaklarım artık bunu taşıyamayınca da ablama isim vermeden 'biri kardeşliğimizi kıskanmış' gibi bir söz ettim. Bütün hatam budur. Ne büyük hataymış ki, 'biri kardeşliğimizi kıskanmış' büyüdü dağlar oldu. Kıskanılan da, kıskanan da hâlâ büyük dost. 'biri kardeşliğimizi kıskanmış' üç sözcükten daha büyük, daha korkunç bir patlama ile kardeşliğimizi kökünden söküp bir daha dönmemecesine kara ormanın görünmez, dönülmez derinliklerine fırlattı.

Anlaşılan küçücük cüssemle büyük lokma yiyemediğimden, cüssemden daha büyük söz etmiş, onulmaz yaralar açmışım! Masaldan hisse:

Cısss...! Bir daha olmasın Küçük Kardeş! Sen kendini harcarsın. Sen bozuk değilsin, harcamaya kalkma sakın!



Bu masal burada sonlandıktan sonra, gerçek dostluğun ne olduğunu bir kez daha öğrenmiş bulunuyorum!

Cumali Cumalioğlu


07 Mayıs 2008 - 02:20:22
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (Daim)  
Alt 15.05.08, 04:22
Yeni Üye
 
Üyelik Tarihi: 15.05.08
Mesajlar: 2
Karizma Puanı: 0
cumali22 is on a distinguished road
Kadın Şerri

-Kendini "Saf ve Temiz Duygudaş" ilan etmiş Sedef Kandemir'e Açık Muktup-
Bre beyinsiz, sözcükleri istediğiniz gibi evirip çevirerek itibar kazanmaya çalışacağınıza, günâhsız annenizi alet ettiğiniz yazınıza, birazcık dürüst olun ve karşılıklı kullanılan cümleleri yazın. Oha gibi sözcüklerle ne kadar insancıl, ne kadar entellektüel olduğunuzu da çok güzel sergiliyorsunuz. Ha bir de kendinizi röntgen cihazı gibi görmekten vazgeçin hiç inandırıcı değilsiniz. "Anlıyorsunuz ki karşınızda iç organlarında da sorun yaşayan biri var".Muayenesiz nasıl anlıyorsa bayan röntgen?! Ne izninden söz ediyorsunuz. ötekileriz.com'daki yazınızın birinde veya iç mesajınızın birinde sizi arkadaş listeme ekledim diyen kimdi? "Günlerce üst üste mesaj geliyor. Saygılı bir üslup sayılır, ona cevap vermemi rica ediyor". Saygılı üslup dışında tamamen yalan!
Ben MSN adresinizi gaipten mi buldum. Ben habersizden üç kişinin MSN adresini ekledim. Önceden bunu bilmiyordum bile... Sizden öğrendim. Bir belki bir gün ötekileriz'e ulaşmam gerekir diye dost yürek Bahattin Yıldız'ın MSN adresini... Bir tek Yelda Hoca'nın MSN adresini Adı Beşer adlı öykümü asıp o okumadan sildiğinden ödevi yaptım diyebilmek için... Ulaşamayınca Çiğdem Ünal'ın MSN ardesinden yine Yelda Hoca'ya ulaşmak için... Ama beni ilk ekleyen, ahırdaymışcçasına "Oha" Yuh! Hadi len!" diyen kişi idi. Beni gülen kafalarla az mı güldürdünüz, az mı MP3 gönderdiniz? "ben insanı göğe çıkartmayı bildiğim kadar yerin dibine geçirmeyi de bilirim" doğru bu söz bana aittir. Ancak sizin yazınıza bir övgü yaparken sohbet arasında kullanılmış bir sözdü ve aman iltifat ediyorsunuz dediğiniz için "ben hak etmemiş hiç bir şeye iyi demem. Kötü ise kötü demeyi de bilirim". Şeklinde bir sohbetimiz olmuştu ve aslında iltifat değil de yazınız hak ettiği için bunları yazıyorum anlamında o sohbet anında kullanılmış bir cümle idi. Ve o zaman sizi memnun etmişti. Şimdi "tehdit" diyorsunuz. Tamamen yalan. Başka bir forumdaşımın terslemesi de yalan. Böyle bir şey olmadı. Ötekileriz'de de görüleceği gibi bir tek Ozan Fedai Koç, "Dam Üstünde Saksağan" başlıklı şiirimdeki "Kur'an, Turan bir olur cahilin kaleminde" dizesine alınmış, daha sonra da hatasını anlayınca;

DOSTA SESLENIS

Hedefine ulasmaz atilan taslar
Kiriliyor bazan desti Cumali
Firtinadan sonra muhabbet baslar
Serilir sohbetin postu Cumali

Sagolsun ustalar yorum yazdilar
Yazilani okuyarak süzdüler
Hadise de yanlislari sezdiler
Dostlarinin yoktu gasti Cumali

Hicivde yazilir taslama bile
Sevdada yazilir haslama bile
Bazanda kavgaya baslama bile
Velakin kirmadan dostu Cumali

Fedaiyim sinirlendim kizmadim
Dostlari kiracak bir sey yazmadim
Seviyorum herkesi ben hiç bezmedim
Sildin yüregimden pasti Cumali

Ozan fedai
14.12.2007 Almanya

16 Aralik 2007, Pazar saat: 20:35'te Almanya'dan sayfama bu siiri yazmisti. Aynı gün çocukların ödevi bittikten sonra, saat: 02.22'te ben de aşağıya ilk dörtlüğünü aldığım "KIRMADAN DOSTLARI OZAN FEDAÎ" başlıklı şiirle yanıtlamıştım. Onun dışında beni tersleyen falan olmamıştır. İyi ki dostluğunuza güvenip başka şeyler söylememişim, bire bin katıp utanmadan buraya asardınız.

KIRMADAN DOSTLARI OZAN FEDAÎ

Hedefini mutlak bulmuştur taşlar
Kırmadan dostları Ozan Fedaî
Cumali de şimdi sözüne başlar
Kırmadan dostları Ozan Fedaî

Cumali Cumalioglu
16.12.2007-02.22-MLT.

"Kisisel sorunlarini anlatiyor, ailesini anlatiyor, yalniz oldugunu anlatiyor" ailem hakkında söylediğim tek bir sözcük söyleyebilir misiniz bre yalancı. Siz az mı ailenizden söz ettiniz? Oğlunuzdan oğlunuzun askerlik sorunlarından vs. vs... Yalnız olduğunu (bu da bir yalan ama diyelim ki doğru) söyleyen kişi her halde bir şeyler ister, peki ben sizden ne istedim? ıÜü"kafayı takmış bir kere".Kafayı nenize takacağım ya? Annem yaşındasınız biraz insaf! Büyük bir günâhmış gibi "Yorum dilenmeye çıkmış biri aman uzak durun" Bu da külliyen yalan doğrusu ilk öykü denememle ilgili... Adı Beşer adlı ilk öykü denememi forumdan niçin sildiğimi yazdım. Sadece Adı Beşer'i size gönderip okuduktan sonra nasıl bulduğunuzu söylemenizi istedim. "bir yazının niteliğinin neler olmasını anlayanlardan" Meşhur öykücüsünüz ya fikriniz benim için önemliydi. "Bunları benim gibi duygularını kime ve nasıl harcayacağını bilemeyen saf, temiz duygudaşlarıma örnek olsun diye yazıyorum". Ne kadar temiiiiz, pir û pak! "İnanılmaz zarar vericidirler kendi çıkarları için her sözünüzü, her hareketinizi takip ederler ve birgün bunu kullanmaya en baştan kararlıdırlar". Tıpkı sizin yaptığınız gibi... Ne de güzel kendi kalbince kendin yazıyorsun, tebrikler... "Yazı dilinizi taklit etmeye çalışırlar, beyenilen yazarların üsluplarından alıntılar, çalıntılar yaparlar; yaparlar da yaparlar anlayacağınız" Bu çok ağır bir suçlama değil midir? İnsanı kırmaktan çekinen in-san! Biz de yanılarak in sanmıştık boş bir mağaraymış. Atmadığınız bir iftira kaldı, onu da atın kurtulun.
Zaten bir oportünistten başka ne beklenir ki? Aslında şaşırdım kaldım. Jakoben mi desem oportünist mi? Önceki tavırlarınız Jakoben'ceydi. Bu gün kendine yarar sağlamak adına oportünist oldunuz. Nasılsa Cumali de yok karşında.. Kendini haklı çıkarmak adına at atabildiğin kadar... Kim kimin yazı dilini taklit etmiş. (En az herkes kadar etkileme dşında) benim her sözüm kendime özgüdür. Örneğin sizin hangi sözünüzü taklit ettiğimi söyleyebilir missiniz? Evet kendini beyinli sanan muhterem kimin nesini çalmışım? Buna da bir örnek istiyorum. "Çünkü hala bir beyni olduğunu var zanneder". Tıpkı sizin gibi... "Gerçek Sanatçı ya da İçindeki Adamlık" başlıklı yazım sizeydi. Okuyun belki olmayan beyninize bir şeyler katar! Bir sürü yalan, zırva ve hakaretten sonra masum pozlarına yatıp "bir yazının niteliğinin neler olmasını anlayanlardan" (peh peh peh, ne bilge ne bilge!) diye bitirerek yine kendinize aslan payı çıkarmışsınız. Tebrikler bütün iftira ve hakaretleriniz için. Bir zaman size abla dediğim için kendimdin utanarak sizi alkışlıyorum. Evet öykülerinizi beğenerek okuyordum. Ama bu yazınız tamamen bir çirkef... Bütün suç benim. Sizi adam sandığım için, bu forumda rahatsızlık verdiğimi sanan herkesten özür diliyorum!
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Go Back   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Kültür, Sanat ve Kitap > Edebiyat


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Seçenekleri
Gösterim Modu

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Yazar Forum Cevaplar Son Mesaj
Küçük Çocuğu veya Küçük Kardeşi Olanlar Lütfen Dikkat... captain60 Sağlık 1 03.12.07 18:03
Kücük hafiz kizin öyksü gercek yasanmis bir olay, mutlaka okuyun apolyont İbretli Hadiseler 7 01.11.07 17:30
Küçük BiR HaMbUrGeR:D:D:D pekte küçük sayılmaz Hacıı Resimlerin Dili 3 20.11.06 23:58
6 kardeş fanatik_fenerli Resimlerin Dili 7 15.08.06 11:59


Tüm Zaman GMT +2 Olarak ayarlı. Saat: 06:04.


Powered by vBulletin® Version 3.8.0 Beta 3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0