![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Forum Kuralları | Yardım | Üye Listesi | Sosyal Gruplar | Takvim | Arama | Bugünün Mesajları | Forumları Okundu Kabul Et |
| Edebiyat Şiirleri Yazım sanatının kırılgan, güzel kokulu ve dikenlerle dolu bu parçasına tutkun olanların bölümü. Beynin müziği, kelimelerin dansı... |
![]() |
| | LinkBack | Konu Seçenekleri | Gösterim Modu |
| ||||
| Cevap: hüsn-ü aşk ELLER Eller vardır yavrusunu seven, kalbin yansıması, sevgimizin aynası, eller vardır kalem tutar,mektub yazar, aşkı sevdayı anlatır. eller vardır yavrusunu dover, sokağa atar, sevgisizliğin aynası eller vardır,sevmesini bilmez, eller vardır,vefasız eller. kıymet bilmeyen eller. dunya kendi etrafında, donuyor sanan yarlar, el olup giderler,doner gelirler. kalbın kapısı duvar, içeri girmek imkansız demır parmaklıklar ördum, sen gırmeyesın dıye donme geri kımı seversen sev beni sevme kıme gıdersen git, bana gelme affetmeyi bılır bu yurek, sana yasak bu yollar, gelene gecene sorma beni, kalbım kırık gonlum yaralı, caresı sende değil artık, sen ellerın ol, eller bılmez kıymet, benı dınleme, zehır sacan dilleri dınle, iyi gun dostlarını dınle, arama,sorma benı,
__________________ KALBİM, SENİN BU SADAKATSİZLİĞİNİ, ASLA, AFFETMEYECEKTİR. Konu GALİCYAM tarafından (03.11.08 Saat 14:15 ) değiştirilmiştir. |
| ||||
| Cevap: hüsn-ü aşk O zaman anladım, anlatma zamanının geldiğini, Hikayenin ismi düştü dilime bir gece LA. İLLA, dedim. Bir omurboyu aradığım hece harfının LA olduğunu bildim. NAZAN B.OĞLU MURADIMIZDIR ARAMAK İNSANI İNSANDA. YUREĞİM HAKKIN DA NE SOYLEYEBILIRSINKİ
__________________ KALBİM, SENİN BU SADAKATSİZLİĞİNİ, ASLA, AFFETMEYECEKTİR. Konu GALİCYAM tarafından (03.11.08 Saat 14:40 ) değiştirilmiştir. |
| ||||
| Cevap: hüsn-ü aşk SEVGİYLE GELEN LUTUFLA GİDER, SULTANLARA SULTANLIK YAPAN SULTAN, Rikabında sultanlar yurusun. Ane duası alan bursa kadısı Aziz Mahmut Hüdai Zamanın Mürşid-i Kamil'i [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]'yi atıyla ziyarete gitmiştir. Ancak atı dergaha yaklaşınca kayaya saplanarak daha ileri gidemedi. Bursa kadısı Mahmud atından inip şaşalı kaftanıyla birlikte Üftade'yi ziyaret eder. Üftade kendisini test etmek için talebeliğe kabul etmedi: -Gidin Kadı Efendi! Sizin şöhrete boğulmuş, mal ve makâm debdebesi içinde şaşaalı bir hayâtınız var. Bu kapı ise, yokluk kapısıdır. Zaten atınız bile buraya gelmek istemediğinden kayalara saplanmadı mı? dedi ve dergâhın kapısına doğru yürüdü." Daha sonraki görüşmelerinde kendisini müridliğe kabul etmiştir. Sonra da Kadı Mahmûd'un kalbindeki kesâfetin temizlenmesi için, yâni kadılık makamının kendisine verdiği gurur, kibir ve ucûbu imhâ etmek için sırtındaki kaftanıyla Bursa sokaklarında ciğer satmasını emir buyurdu. Ayrıca dergâhın helâ temizleyiciliği vazîfesini yapmasını istedi. Pir Üftâde'nin huzûruna tam bir teslîmiyyet ve hâlisiyyet içinde gelen Kadı Mahmûd Efendi, üstadının emirlerine can ü gönülden tâbî oldu. Nefsâniyetini besleyen bütün dünyevî alâkalardan el çekti. Kendisini samîmiyetle mürşidinin talimatlarına râm ederek kısa zamanda büyük mesâfeler aldı. Bizi sevenler denızde boğulmasın, Ahir omurlerınde fakırlık cekmesin, İmanlarını kurtarmadsıkca olmesın, Bize fatıha okuyanlar bızımdir,
__________________ KALBİM, SENİN BU SADAKATSİZLİĞİNİ, ASLA, AFFETMEYECEKTİR. |
| ||||
| Cevap: hüsn-ü aşk yüreğinin attiği yerdemisin, kalbinin çağrildiği yerdemisin, kalbine birini koydunmu, onu asla ne olursa olsun çikarma. önce kendi yaptiklarini düşün. sen dizime yattin, ben bir hikaye anlattim, ve sen büyüdün, yeni bir başlangiç için, hiç bir zaman geç değildir. türkcem benim ses bayrağim f.h.dağlarca
__________________ KALBİM, SENİN BU SADAKATSİZLİĞİNİ, ASLA, AFFETMEYECEKTİR. |
| ||||
| Cevap: hüsn-ü aşk giderken bana bir şeyler soyle, hayat,sonsuz bir varoluş kazanma çabasidir, aşk insanin kalbini doldurmaya yetermi, biz hiç birimiz olumden korkmiuyoruz aslinda, aynalar koridorunda aşk. hayat buyuk bir soru ben cevap ariyorum. hayat yanlizliği farkettirir, insan insanin celladidir. ALBENİ RUZGAR,KÜL ET BENİ VOLKAN. HER AŞK BİTMEK İÇİN BAŞLAR, AŞKIN ÖTESİNE GEÇMEK. İYİ GÜNDE KÖTÜ GÜNDE.........
__________________ KALBİM, SENİN BU SADAKATSİZLİĞİNİ, ASLA, AFFETMEYECEKTİR. Konu GALİCYAM tarafından (12.11.08 Saat 13:55 ) değiştirilmiştir. |
| ||||
| Cevap: hüsn-ü aşk Sitem Kalpten kalbe bir yol vardır izlenir Sevgim hazinemdir kalpte gizlenir Eyüp'ün sabrıyla gönül bezenir Sevda bilmez dosta sitem eylerim Dostun bahçesine güller ekmeyi Vuslat eylemeyip özlem çekmeyi Canımı yandırıp cana bakmayı Anlamayan dosta sitem eylerim Günleri aylara yıla ekledim Sevdamı ben yüreğimde sakladım Kış ayında senden gül mü bekledim Vefa bilmez dosta sitem eylerim Benim sevdam senin sözünü almaz Söylediğin sözden devasın bulmaz Kırdığın gönlümün tamiri olmaz Gönül bilmez, dosta sitem eylerim Bahar gelmez artık benim gülüme Bülbül sussun figan etsin halime Taş basarım artık ben bu gönlüme Gül verdiğim dosta sitem eylerim Mihnet sitem dolu yüreğim özüm Çağladı yaşlarım görmüyor gözün Lazım değil artık söyleme sözün Diyerekten dosta sitem eylerim Leyla Gül Varoğlu
__________________ KALBİM, SENİN BU SADAKATSİZLİĞİNİ, ASLA, AFFETMEYECEKTİR. |
| ||||
| Cevap: hüsn-ü aşk ![]() HAYATINDAKİ KİŞİ DOĞRU KİŞİMİ, Hayat bir rüyadır, yorduğun kadar Hayat bir cevaptır, sorduğun kadar Hayat bir seraptır, gördüğün kadar Yönün mezar, sonun mezar, unutma! M.BAL
__________________ KALBİM, SENİN BU SADAKATSİZLİĞİNİ, ASLA, AFFETMEYECEKTİR. |
| ||||
| Cevap: hüsn-ü aşk OLVİDO Hoyrattır bu akşamüstüler daima. Gün saltanatıyle gitti mi bir defa Yalnızlığımızla doldurup her yeri Bir renk çığlığı içinde bahçemizden, Bir el çıkarmaya başlar bohçamızdan Lavanta çiçeği kokan kederleri; Hoyrattır bu akşamüstüler daima. Dalga dalga hücum edip pişmanlıklar Unutuşun o tunç kapısını zorlar Ve ruh, atılan oklarla delik deşik; İşte, doğduğun eski evdesin birden, Yolunu gözlüyor lamba ve merdiven, Susmuş ninnilerle gıcırdıyor beşik Ve cümle yitikler,mağluplar,mahzunlar... Söylenmemiş aşkın güzelliğiyledir. Kağıtlarda yarım bırakılmış şiir; İnsan yağmur kokan bir sabaha karşı Hatırlar bir gün bir camı açtığını Duran bir bulutu,bir kuş uçtuğunu, Çöküp peynir ekmek yediği bir taşı... Bütün bunlar aşkın güzelliğiyledir. Aşklar uçup gitmiş olmalı bir yazla Halay çeken kızlar misali kolkola Ya sizler! ey geçmiş zaman etekleri, İhtiyar ağaçlı,kuytu bahçelerden Ayışığı gibi sürüklenip giden; Geceye bırakıp yorgun erkekleri Salınan etekler fısıltıyla, nazla. Ebedi aşığın dönüşünü bekler Yalan yeminlerin tanığı çiçekler Artık olmayacak baharlar içinde. Ey ömrün en güzel türküsü aldanış! Aldan, gelmiş olsa bile ümitsiz kış; Her garipsi ayak izi kar içinde Dönmeyen aşığın serptiği çiçekler. Ya sen! ey sen! esen dallar arasından Bir parıltı gibi görünüp kaybolan Ne istersin benden akşam saatinde? Bir gülüşü olsun görülmemiş kadın, Nasıl ölümsüzsün aynasında aşkın; Hatıraların bu yanma vaktinde Sensin hep,sen, esen dallar arasından Ey unutuş! kapat artık pencereni, Çoktan derinliğine çekmiş deniz beni; Çıkmaz artık sular altından o dünya. Bir duman yükselir gibidir kederden Macerası çoktan bitmiş o şeylerden. Amansız gecenle yayıl dört yanıma Ey unutuş! kurtar bu gamlardan beni. [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]
__________________ KALBİM, SENİN BU SADAKATSİZLİĞİNİ, ASLA, AFFETMEYECEKTİR. |
| ||||
| Cevap: hüsn-ü aşk BEN AŞKI SATIN ALDIM ben aşkı bir üveyikten satın aldım,yaşım onaltı o zamanlar bakır rengindeydi dağlar daha şıvan düşmemişti böğrüme daha deli deli esmemişti ruzigar kalbim acıya düşmemişti sanırdım bütün ırmaklardan koşacaktım halayda delikanlı başı olacaktım bıyıklarım yeni terlemişti gurbeti ismail dayımın gönderdiği kuru üzüm ve fıstık'nan bir de istanbul fotoğraflarından tanımıştım hey deli yanım! türkülerim ince gül dalım gönül közüm verdiğim sözüm ne zaman duman olsa munzur'un doruklarında kalırdı gözüm aradabir durup fırat'a bakışım ve yanımdan ayırmadığım bir üveyikten satın aldığım aşkım yani ahretlik gülüyordum istanbulu fotoğraftan vurgunu üveyikten biliyordum bir zemheri akşamında oturtup tandırın karşısında babam oğul yürü, dedi yürüdüm topak oldu babam,acıdan yundu gözleri yalınız bir ''ah''etti anam sessizce ırmağa düştü sözleri yürüdüm terleyen bıyıklarım şahin bakışım ve yıldızlı gecelerimden birinde canım üveyikten satın aldığım halis aşkım geride kaldı ormanlar gördüm ağaçlar gördüm dallarında adamlar asılıydı ipince fidanlar ipil ipil kan sızardı dudaklarından baykuşlar gecenin koyukatmer al basması karanlığına karşı nasıl da gülüyorlar nasıl da gülüyorlardı hani benim yıldızım hani şehla bakışım hani sazım ve halıs aşkım dağlardan geliyorum ben fıratın doğduğu yerden gönle aktığı yerden serin göze başından soğuk bulgur aşından dağlardan geliyorum ben aşkın doğduğu yerden hey! yusuf'un kuyusundan eyyub'un sabrından geliyorum etmeyin elemeyin ben istanbulu fotoğraftan vurgunu üveyikten belliyorum hani benim yıldızım hani şehla bakışım hani sazım ve bir üveyikten satın aldığım halis aşkım hey anam ne aynam ne tarağım ne sedef çakım ne tesbihim ne mintanım bir han odasında akşam alacası değip geçerken böğrüme yavaşça önüme düştü alınyazım kim tutar kaldırır başımı yerden kim dinler türkülerimi bozlağımı sazımı bir duan olaydı ah, yanıbaşımda iki çift lafın bir tas ayranın bir dağ soluğun entarine yapışmış kalmış bir yayla çimenin bir tesbih böceğin bir avuç toprağın bir küçük taşın bir tel saçın alyazmanın altından hey anam akşam indi kırıldı sazım istanbulda haramiler sokağında bir han odasında yavaşça önüme düştü alınyazım hani benim yıldızım hani şehla bakışım hani dağlara verdiğim aşkım akşam dediğim ana istanbulda ay karanlık yürek pustur bir de hikayesi var kanadı kırık martıdan dinlediğim: çok önceden zebaniler yakıp geçerken şehri üç damla baldıran zehri üç damla hıyanet dökmüşler mavi denize üç martıyı boğmuşlar herşeyi gördüler diye akşam dediğim dam aralıklarından han bacalarından kaçıp giden güneşin vurması değil mi taa dağlara, dağlarıma değil mi ana yani akşam dediğim isli han odasında bir ben bir viranşehirli yakup bir de çaykaralı musa üç bardak çay hatrına üç gurbet türküsü değil mi uçurduğumuz üç damla baldıran zehri değil mi ana akşam dediğim buradan bu halis aşkımı bir han kirasına sattığım hovarda istanbuldan aranan bütün overlokçular sıraütücüler adına budur havadisim hatırladığın ne bulgur tadı ne bir çiçek ne bir isim ben gündüzleri müslüm gürses dinlemeye geceleri han odasında alınyazımı görmeye hüküm giymişim yine de ana ana yine de öperim gözlerinden dağlarımın çimenimin ve kanayan gençliğimin öperim hepsinin tekmil gözlerinden bıyıkları yeni terleyen gençliğimin adına ana can ana yaran ana oyy ana hani benim yıldızım hani şehla bakışım hani sazım bir üveyikten satın aldığım halis aşkım ben aşkı bir üveyikten satın aldım,yaşım onaltı o zamanlar bakır rengindeydi dağlar daha şıvan düşmemişti böğrüme daha deli deli esmemişti ruzigar kalbim acıya düşmemişti sanırdım bütün ırmaklardan koşacaktım halayda delikanlı başı olacaktım bıyıklarım yeni terlemişti [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]
__________________ KALBİM, SENİN BU SADAKATSİZLİĞİNİ, ASLA, AFFETMEYECEKTİR. |
![]() |
|
| Etiketler |
| aŞk, hüsnü |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Seçenekleri | |
| Gösterim Modu | |
|
|