![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Forum Kuralları | Blogs | Yardım | Üye Listesi | Takvim | Arama | Bugünkü Mesajlar | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
| Duyuru |
| Dünya Tarihi Günümüzün uluslararası ilişkilerinden kültürel bağlarına kadar pek çok bağlayıcı detayın belgeleriyle sunulduğu çarpıcı bir bölüm. "Dünyamızda neler oluyor?" sorusunun sırrının "Dünyamızda neler oldu?" sorusunda gizli olduğunu bilenlerin bölümü. |
![]() |
| | LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| |||
| ÇAD AD . ÇAD -Sömürgeci Fransa'nin Yok Etmeye Çalistigi Müslüman Ülke Kitabin ilk bölümünde sömürgeci devletlerin yaptiklari büyük "yagmalama"nin Afrika ülkelerinin tüm kaynaklarini kuruttuguna ve bu ülkeleri çok büyük bir sefaletin esigine getirdigine dikkat çekmistik. Afrikali halklari "evrim sürecini tamamlamamis ilkel bir irk" olarak kabul edip, kendilerinde bu ülkeleri sömürme hakki gören Batili devletler, özellikle de Müslüman halklara karsi çok büyük bir zulüm gerçeklestirmislerdir. Bu zulüm 15. yüzyildan 19. yüzyila kadar açik bir sekilde yapilirken, 20. yüzyilda gizliden gizliye devam etmistir. Sömürgeci devletlerin izledikleri bir diger yöntem ise, dindarlik kisvesi altinda halkin sempatisini toplayan, Çad da, Cezayir ve Tunus'a benzer bir tarihe sahiptir. Yillar boyunca süren sömürgecilik döneminin sonrasinda bagimsizlik kazanmis, ancak bunun ardindan yillarca süren iç savas ve bitmek bilmeyen bir kaos baslamistir. Çad'in Sömürge Tarihi 1086 yilinda Kanum Kralligi'nin Islamiyet'i kabul etmesiyle Iste bu andan itibaren sömürgeci Fransiz kuvvetlerinin Müslüman halka ve Islam dinine karsi savasi basladi. Bu savasta her türlü insanlik disi uygulamaya, zulme, baskiya ve siddete yer vardi. Ilk hedef, Çad halkinin Islami kimligini yok etmek ve yerine daha önce üzerinde durdugumuz materyalist ve dinsiz bir kimlik yerlestirmekti. Bu amaçla bölgedeki bütün camiler, Kuran kurslari, medreseler, din egitim merkezleri, dini cemiyetler, kütüphaneler yikildi. Isgalci Fransiz güçleri Islami egitimi yasaklayarak, Müslümanlarin dinlerini ögrenmelerine engel Ülkede bulunan Müslüman aydinlar ve zulümden kurtulmak isteyen halk çesitli ülkelere siginmak zorunda kaldilar. Bazi Islam alimleri çirilçiplak sehir merkezlerinde dolastiriliyor, kadinlarin serefleri ile alay edilerek, parça parça edilip öldürülüyordu. Her türlü ibadet ve dini toplanti, rejime karsi suç kabul edilmekteydi. 1917 yilinda Çad'daki Fransiz yönetimi, alçakça bir katliam gerçeklestirdi. Dini hayatin yeniden düzenlenmesi amaciyla bir konferans düzenledigini açiklayarak ülkedeki tüm Islam alimlerini Halk ile Fransiz askeri kuvvetleri arasindaki çatismalar çok uzun yillar sürdü. Bu mücadeleler sonucunda 1960 yilinda, Çad bagimsizligini kazandi. Ancak bagimsizligini kazanmasi, ayni diger Yeni yönetim baski ve zulüm konusunda Fransa'nin yolunu izliyordu. Fransa'ya yakinligi ile taninan François Tombalbaye'nin hem Cumhurbaskanligina hem de Basbakanliga getirilmesi, Müslüman halk arasinda çok büyük bir tepki olusturdu. Bu tepkiyi dile getiren Çadli Müslüman aydinlarin öldürülmesi üzerine ülke çapinda ayaklanmalar bas gösterdi. Ardindan Müslümanlara yönelik bir tasviye operasyonu basladi. Misirli yazar Imadüddin Halil, Afrika Drami adli kitabinda olaylari söyle anlatir: ... 22 Mart 1963'te Çad kabinesinde degisiklik yapilarak bütün Müslüman bakanlar görevden alinarak, yerlerine Müslüman olmayanlar atandi. Eski Disisleri Bakani ülke disina sürgüne gönderildi, ayni gün Cumhurbaskani tarafindan Bas Yargiç, Devlet Bakani, Adalet Bakani ve Vatan Dernegi Baskani ve birçok taninmis sahsiyetin tutuklanmasi için emir verildi. Bunlar tutuklamalardan 35 gün sonra mahkemeye çikarildilar. Mahkemenin verdigi karara göre, Bas Yargiç görevden alinip, asli vatandas olmadigi gerekçesi ile sinir disina sürülecek, bütün mallarina el konulacak ve diger tutuklularin da tutuklulugu devam edecekti. Bu olaylardan sonra Cumhurbaskani Islami harekete karsi baski ve siddet yöntemleri uygulamaya basladi. Bu da 1.000 kisinin ölümüne ve binlerce kisinin yaralanmasina yol açan bir halk ayaklanmasina neden oldu. Bunun ardindan formaliteyi uygulamaktan ibaret göstermelik bir mahkeme heyeti kuruldu. Burada Islami Hareketin liderleri ve eski bakanlar yargilandi. Müebbetle 15 yil arasinda degisen hürriyeti baglayici hapis cezalari verildi. Çad'daki bu huzursuzluk ve hosnutsuzluk havasi günümüze kadar sürüp gelmektedir.(I) Israil'in Çad Iç Savasindaki Islam Karsiti Rolü Politik istikrarsizlik, ülkenin ilk Devlet Baskani François Tombalbaye'nin 1975 yilinda bir suikaste kurban gitmesiyle büyüdü ve 1980 yilinda baslayan iç savas ile daha da kötü bir Iç savasta kuzeyli Müslümanlarin lideri Goukouni Oueddie idi. Isin ilginç yani ise güneyli Hiristiyan/putperest ittifakin basinda da bir sözde Müslümanin, daha dogrusu "Müslüman kökenli" bir kisinin, Hissene Habré'nin yer alisiydi... Görüldügü gibi, Israil yine bir Islam devletinin olusmasina engel olmaya çalismis, verdigi askeri ve siyasi destekle Müslümanlarin güçlenmesini engellemek için türlü yöntemler denemistir. Iç savas sonrasi Çad'da bir daha huzur ve baris saglanamamistir. Gerek Fransa'nin gerekse Israil'in dis müdahaleleri iç çatismalarin siddetini her gün biraz daha artirmis, Çad adeta bir darbeler ülkesi haline gelmistir. Hükümetin, muhalif hareketleri bastirmak için yaptigi katliamlar ise ardinda on binlerce mülteci ve binlerce ölü birakmistir. Çad'in bugün geldigi durum Islam karsiti güçlerin bir ülkeyi ne hale getirebileceginin en açik örneklerinden biridir. Tüm zenginlikler yitirilmis, istikrar ortadan kalkmis, yillarca huzur içinde yasayan halk bir iç çatismanin içine düsmüs ve Çad adeta bir yokluklar ülkesi haline gelmistir. Ancak unutulmamalidir ki bu, umutsuzluga kapilmayi gerektirecek bir durum degildir. Çünkü bu olumsuz tablonun çok kolay bir çözümü vardir. Çözüm Islam ahlakinin insanlar arasinda katiksizca yasanmasidir. Bu gerçeklestigi zaman asirlardir hallolmayan tüm problemler birer birer çözülecek, savaslarin ve çatismalarin yerini baris ve huzur alacaktir. Islam ahlakinin hakim oldugu bir ortamda ne bir haksizligin, ne de bir adaletsizligin gerçeklesmesi mümkün olmayacaktir. Çad'da yasanan tüm bu zulümler de, bizlere bir kez daha Islam dünyasinin mazlum durumunu göstermekte ve bu durumu degistirmek için yürütülecek fikri mücadelenin ne kadar acil ve ehemmiyetli oldugunu hatirlatmaktadir. Afrika'nin uzak bir ülkesindeki Müslümanlar, sirf Müslüman olduklari için zulüm görmektedir ve bu durum, dünyadaki tüm Müslümanlari ilgilendiren bir sorumluluktur. Geçtigimiz yillar boyunca Müslümanlara zulmetmis olan inkarci liderlerin ve kadrolarin yaptiklarinin yanlarina kar kalmadigini da bilmek gerekir. Dünyada büyük bir iktidar sahibi olarak ölmüs de olsalar, ahirette ebedi azapla cezalandirilacaklardir. Allah'in sonsuz adaleti o inkar edenlerin üzerinde tecelli edecek ve her bir kisi tüm yapip ettiklerinin hesabini verecektir. Bu, Allah'in iman edenlere bir vaadi ve ayni zamanda da bir müjdesidir. Allah ayetlerinde söyle buyurur: Gerçek su ki, mü'min erkeklerle mü'min kadinlara iskence (fitne) uygulayanlar, sonra tevbe etmeyenler; iste onlar için, cehennem azabi vardir ve yakici azap onlaradir. (Buruc Suresi, 10) Zulmeden her nefis, yeryüzündekilerin tümüne sahip olsa bunu (azaba karsilik) mutlaka fidye olarak verirdi. Onlar azabi görünce pismanliklarini gizlerler, oysa onlar haksizliga ugratilmadan aralarinda adaletle hükmedilmistir. (Yunus Suresi, 54) Not: I- Imadüddin Halil, Afrika Drami, s. 49-50, (Harun Yahya, Yeni Masonik Düzen, Vural Yayincilik, Subat 1996 s.771) Kaynak: Harun Yahya, Zulmün tarihi |