![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Forum Kuralları | Blogs | Yardım | Üye Listesi | Takvim | Arama | Bugünkü Mesajlar | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
| Duyuru |
![]() |
| | LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| |||
| Bir bireyin davranış, duygu veya düşüncelerinin diğer kimselerin davranış veya davranış özelliklerinden nasıl etkilendiğini ya da nasıl belirlendiğini inceleyen bilim dalına sosyal psikoloji denir. Psikoloji sadece bireyle ilgilenirken sosyoloji toplumla ilgilenir.Sosyal psikoloji ise ikisinin birleşme noktasıdır, insanın toplumdan nasıl etkilendiğini ya da toplumun insanı nasıl etkilediğini inceleyen bilim dalıdır.(Örneğin; bıyık bırakma şekli, okunan gazeteler, giyim tarzı toplumun insanı etkilediğinin birer kanıtlarıdır.) Bazı psikologlar sosyal etkileşimin bireyin içinde yansıyan yönlerini incelemeye ağırlık verirler.Birey içi duygulardan tutumlar, duygular, kişi algılaması ve kişilerin yargılanması bu psikologların üzerinde durduğu temel konulardır.Diğer psikologlara göre ise kişiler arası çekicilik, sürekli ilişkiler, grup içi ve gruplar arası etkileşimler gibi bireyler arası olgulara ağırlık verirler. İNSANLAR ARASINDAKİ İLİŞKİLERİ ETKİLEYEN BİREY İÇİ SÜREÇLER Yeni kişilerle karşılaşan bireylerde izlenimler oluşur.Bu izlenimlerin çoğu sözlü sözsüz davranışlardan ve giyim tarzından kaynaklanır.Bu davranış ve görünümlere dayanarak bu bireylere özellikler yüklenir. YÜKLEME KURAMI: Tritz Heider yükleme kuramının kavramlarını ortaya atan ilk psikologlardan biridir.İnsanın kendisini ve çevresini anlama isteği onu yükleme süreçlerini kullanmaya yöneltir.Yabancı iki kişi karşılaştığında her biri diğerinin davranışları ve sözleri arkasında yatan temel nedenleri anlamak ister.Bu istek karşıdakiyle ilgili algısal süreçlerde önemli rol oynar.Yükleme süreçlerinin temelinde insan davranışlarının altında yatan nedenleri anlama isteğinin yattığı söylenir.Bir insanın davranışı, o kişiye ait özelliklerden ya da o kişinin içinde bulunduğu koşullardan kaynaklanır. Kelleey’e göre davranışların altında yatan nedenlerle ilgili karar verirken;
Bir kimsenin davranışıyla ilgili karar verirken baktığımız bir başka yön de o kişinin ne kadar tutarlı olup olmadığıdır. Davranışı belirlemede bir başka önemli unsur ise o davranışı ayırt edicilik özelliğine göre değerlendirmekle mümkündür. Kelleey’e göre bu üç değerlendirme biçiminden tutarlılık diğer ikisine göre daha baskındır.Ona göre davranışın ender veya olağan olması o kişi hakkında bildiğiniz bilgilerin çerçevesi içerisinde değerlendirilir.Örneğin; Psikoloji dersinden yüksek not alan bir çocuğun babası ve annesi psikoloji alanında uzman oldukları için onu yetiştirmiş olabilir.Eğer öğretmen bunu bilmemiş olsaydı bu başarının sebebini çevreden değil de çocuğun kendinden kaynaklandığını düşünürdü. Yüklemede yapılan tarafgirlikler : Kişi başkaları hakkında bilgi verirken rahattır.Fakat kendisiyle ilgili kararlarda temel yükleme hatası yapar.Bunun sebebi durumsal özellikler değil kişisel özelliklerden kaynaklanır. ( Öğrenci iyi not alınca kendisi almıştır, kötü not alınca hoca vermiştir.) Kişi bu ifadeyi gerçekleştirirken buradaki tarafgirliğin iki sebebi olabilir.
Başkalarının davranışlarını kişinin özelliklerine yüklememize yol açan faktörler Yüksek tutarlılık : Bir kişinin değişik durumlarda aynı biçimlerde davrandığı ne kadar sık gözlenirse onun davranışı altında yatan nedenler o ölçüde kişinin kendi özelliklerine yüklenir.Kişiyi yaptığı davranışa göre değerlendirir bunu ona yükleriz. ( Enginin huyudur verdiği sözde durmaz. ) Göze batıcılık : Ne kadar dikkat çekerse o kişinin davranışları altında yatan nedenler o ölçüde kişinin kendi özelliklerine yüklenir. ( Ergenlik dönemi gençlerde görülür.Liseli kızlar gömlek düğmelerini açar, eteğini kıvırır ve böyle kızlara cinsel obje yüklenir. ) Aksini yapma : Dikkat çekmek için gerçekleştirilen davranışları kişinin özellikleri arasında ona yakıştırılmış biçimde değerlendirilir. ( Düğünde herkes eğlenirken Ayşe’nin oturması ) Başarılı uygulama : Başarılı bir iş yapmış kişinin bu başarısından dolayı bu davranışın kişilik özelliklerine yüklenmesidir. ( Gezide mangalı biri yaptı ve beğenildiyse diğer gezilerde de mangalı o yapar. ) Beklentilerimize uygun davranışlar : Başarılı olması beklenen bir kişinin başarısı onun kişilik özellikleriyle açıklanmasına neden olur. ( O her seferinde eline yüzüne bulaştırır. ) Kişiler hakkında bilgi eksikliği : Kişi ne kadar az tanınırsa o kadar çevre koşullarıyla açıklanır.Yani kişinin kendisini tanımlarken çevresel koşulları ön plana çıkarırız, başkasını tanımlarken kişilik özelliklerini ön plana çıkarırız. ( Sınavdan düşük not alan kişi, düşük not almasının sebebi olarak çevreyi gösterir.Sınıf havasızdı, dışardan ses geliyordu hocayı sevmiyorum vb. Ama başkasını eleştirirken başarısızlığı o kişinin kişiliğiyle bağdaştırır. ) TUTUM VE TUTUM DEĞİŞMESİ Bireyin içerisinde yer aldığı süreçlerden birisi tutumlardır.Tutumlar oldukça organize olmuş, duygu, inanç ve davranış eğilimleridir.Bu eğilimler diğer insanları, grupları, fikirleri, ülkenin diğer yörelerini ya da nesnelerini konu edinir.Bir eğilimin tutum olabilmesi için bireyin o eğilimi uzun süre göstermesi gerekir.Ayrıca bu tutumların bilişsel, duygusal, davranışsal birimleri içermesi gerekir. İkna ve Tutum Değişmesi : İkna edici tutum : Burada kişiler tutumlarını ya kendi istedikleri için ya da sözlü iletişimler neticesinde değiştiriyorlar.Sözlü iletişimlerde en önemli etken haber kaynağıdır.Haber kaynağı ne kadar güvenilir ve uzman olarak kabul edilirse tutum değişmesi de o kadar çabuk olur. Kişiyi etkileyen konuşmacı, dinleyicinin neye ilgi duyduğunu bilmek zorundadır.Hazırlığını da buna göre yapmalıdır. ( Seçim konuşmacıları ve pazarlamacılar buna örnektir. ) Gönüllü tutum değişmesi : Bazen kişiler yapmış oldukları davranışlarını bir süre daha yapmalarına rağmen o davranışın kötülüğünden de bahsederler. (Doktorun sigara içerek hastaya sigarayı bırakma tavsiyesinde bulunması buna en güzel örnektir.) Gönüllü tutum değişmesinde bireysel çelişkiyi ortadan kaldıracak üç özellikten bahsedilebilir :
TUTUMLAR VE DAVRANIŞLAR Tutumların bilişsel yönü ile davranışsal yönü arasında gerçekten bir tutarlılığın olup olmadığı araştırılmıştır.Bunun sonucunda bilişsel yön ile davranışsal yön arasında bir bağ olduğu gözlenmiştir.Bunu da şu şartlarda ortaya çıktığı ifade edilmiştir :
KİŞİLER ARASI SÜREÇ Çekicilik : Çekicilikle ilgili sosyal psikologlar iki farklı açıklamada bulunur. Öğrenmeyle ilgili Bilişsel denge kuramı şeklinde Öğrenmede klasik öğrenme, edimsel öğrenme, pekiştirme kuramı ön planda tutulmuştur.( sirk hayvanı edimsel koşullanmaya örnektir, onun davranışının ödüllendirilmesi ise pekiştireçtir. ) Psikoloji denge kuramında ise Heider ve New Comb’a göre denge ve duygu düşünce inançlar dış dünyaya yönelik yapılan davranışlar arasında bir tutarlılık aranır. Çekicilik kişinin içinde olan bir süreç değildir.Kişiler arası ilişkilerde ortaya çıkar. Psikolojik denge kuramcıları da bireyin iç dünyasındaki ifadelerle bir denge kurmaya çalışırlar. Çekiciliği denge kavramıyla açıklayan New Comb ve Heider uyum ve denge arandığı zaman kişinin iç dünyası veya ilişkilerinde değişiklik yaparak dengeli bir ilişki göstermeye çalışırlar. Heider’ e göre kişiler arası ilişkilerde smetri veya dengeli ilişkiler veya simetrik ilişkiler olduğu söylenir. Bunlar iletişimi de artırır. Smetrik ilişkiler artınca haz ve hoşlanma da artar. Dengeli ilişkiler hoştur devam etme eğilimi gösterir Dengesiz ilişkiler rahatsız edici ve kısa sürelidir Kişiler kendi düşünce ve davranışlarını daha çekici bulur Kişiler bir bireyden hoşlandığında hoşlandığı bireyde kendilerine benzer noktaları arar. Kişiler arsı süreçleri öğrenme kavramıyla açıklama : Clore ve Dyrne klasik koşullanma kavramının kişiler arası çekiciliği açıklamada kullanılmıştır. Onlara göre bir kimse hoş bir durumdayken o anda çevresindeki insanları da hoş bulmaya başlar. Bu kişiler ödül ve cezalandırma gibi edimsel koşullanma kavramlarını kullanmazlar. Yapılan bir araştırmaya göre kişiler arası çekiciliğin dört temel faktöre dayandığı gözlenmiştir. Bunlar :
Tutumlar, Yüklemeler ve Çekicilik : Zengin bir kişinin fakir bir semte hastane yaptırması onu çekici kılabilir. Ama bu hastaneyi politik amaçlar için yaptırdığı söylenirse bazı kişiler onu çekici bulmayabilir. Bu örnekte görüldüğü üzere çekicilikte tutumların da etkisi vardır. Çevrenin Etkisi : Bireyin içinde bulunduğu ve iki birey arasında gözlenen değişkenleri inceledikten sonra bireyin gruplar arasındaki ilişkilerini de gözden geçirmek gerekir. Grupla yaşam sosyal hayatın vazgeçilmez unsurudur. Toplu içinde yaşayan her kişi en kötü ihtimalle toplumun en küçük yapı taşı, grubu olan aile içerisinde yer alır. Tabi ki bunu dışında birey farklı gruplar içinde de yer alabilir. Latane’e göre sosyal etki kuramıyla grup ilişkileri şu şekilde açıklanmaya çalışılmıştır.
Her grup üyesinin ulaştığı kararlar ve kararın türü grubun işleyişini etkiler. Ayrıca grubun yapacağı işe karşı takındıkları tavırlar yani birbirlerini hoş veya itici bulmaları onların davranışlarını etkiler. Grup etkileşimde bulundukça üyelerin birbirine bağlılığı artıp azalabilir.Hatta kutuplaşma bile meydana gelebilir. |
![]() |
|
| Konuyu görüntüleyen(ler): 1 (0 üye ve 1 ziyaretçi) | |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|
|
| | ||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Amerik'dan Bir Psikoloji Testi | underground_RAP | Oyun Haberleri | 36 | 13.09.07 15:23 |
| Kanser Çernobil değil psikoloji yüzünden | -CANDANOTE- | Türkiye Gündemi | 0 | 22.02.07 09:42 |
| Psikoloji testi_!! | donanimsal | Bilmece, Bulmaca, Oyun | 0 | 30.01.07 18:59 |
| Psikoloji-Düşünmek | ...:::AZRA:::... | Sağlık | 0 | 29.10.06 22:33 |