| İskeletimizin Ana Direği: FEMUR İskelet, bir Mühendislik ve Mimarlık mucizesidir. Vücudumuzun betonarmesi ve destek sistemi olan iskelet; koşmamızı, hoplayıp zıplamamızı sağlar. İnsan yapısı olan aletlerde bulunması mümkün olmayan bir manevra kabiliyetini bize kazandırır. İnsan iskeleti, eklemler ve bağlarla birbirine tutturulmuş; atlama, koşma, eğilme ve benzeri hareketler için adeta ölçülerek yapılmış bir kemik kuledir. Kaslar ve bağ dokusu ile birlikte hareketlerimizi sağlaması yanında hayatî organlarımızı korur, onlara destek olur. inşaatta bir yapının sağlamlığı için çelik, alüminyum, beton gibi değişik maddeler kullanıldığı halde vücutta bunların yerini sadece kemik tutar. Yetişkin bir insanın iskeleti 206 kemikten meydana gelmiştir. Kemikler, sistem içindeki fonksiyonlarım tanı olarak yerine getirebilmeleri için olağanüstü hassas ölçeklerde planlanmışlardır. Biz burada en büyüğünden, diz ile kalça arasında yer alan (emurdan bahsetmek işitiyoruz. Femur (uyluk kemiği), 50 santimetre uzunluğundadır ve tanı ortasındaki kalınlığı 2 - 5 santimi bulur. Gövdesi granit gibi serttir. Süngere benzeyen delikli olan uçları ise oldukça yumuşaktır. Kemiği, kıkırdağı, tendoııu ve bağıyla, Femur'un mükemmel bir dış ve iç dizaynı vardır. Uyluk kemiğinin başı kalça kemiğinin asetabuhını olarak bilinen bölgesiyle yum-ruhi yuvalı bir eklem oluşturur: asetabulu-muıı yuvanın içinde durmasını yuvarlak uyluk bağı ile çevredeki öbür güçlü bağlar sağlar, i'yluk kemiğinin boynu, aralarında yürümek için gerekli olan 125 derecelik açı bulunan baş ve gövde bölümlerini birbirine bağlar. Kemiğin dış üst bölümünde yer alan çıkıntıya orta ve küçük kalça kasları tutunur, iyluk kemiğinin gödeşi öne doğru içbükeydir: arka yüzünde yer alan ve kemiğin uzun ekseni boyunca uzanan çıkıntı kemiğe destek olur. Alt ucunun her iki yanında yer alan yumrular kaval kemiğine (ti-bia) ve dizkapağı kemiğine tutunarak diz ekleminin üst bölümünü meydana getirir. Kalça ile bacak arasındaki eklem; ayakta dururken vücudu taşıdığı gibi, aynı zamanda ayağı her yöne oynatabilir. Bu işlerin yapılabilmesi için, eklemin yuvarlak ve yuvalı olması gereklidir ki böyle yaradıl-mıştır. "Femur kemiği, vücudun ağırlığım taşımaktadır. Yürürken bu kemik üzerinde basınç santlmetrekareye 41 kilogram kadardır. Sırıkla yüksek atlammm İnişi sıra-amda, uyluk kemiğinin her santimetrekaresi yaklaşık 1400 kiloluk bir basmca daya-mr. Hattâ ber santlmetrekare basmca 5 ton gibi astronomik bir ağırlığa dahi tahammül edebileceği hesaplanmaktadır." Femur bu müthiş basınç ve ağırlığa nasıl tahammül etmektedir: Bu dayanıklılık ve sağlamlık, Femur'un içi boş bırakılmak suretiyle temin edilmiştir. Bütün Mühendisler ve Teknik Adamlar bilirler ki. en ekonomik şekilde, en güçlü şaft bu şekilde yapılabilir. Ortasının silindir şeklinde boş olması, en az hacimle en büyük güce daya-nabilme özelliğini kazandırır. Femur'un iç yapısı da karmaşıktır ve şaftın kalın duvarlı orta kesimlerinden in-celerek genişleyen uç kısımlara kadar değişiklik gösterer. Buralarda, satıh eklem hareketine ilişkin bağların ve kasların içine girebilmesini sağlayacak bir özellik taşır. Geniş uçların altında, görüşünşleri sabun köpüğünü andıran küçük kemik filamentle-ri vardır. Hemen kırılıverecekmiş gibi görünmelerine rağmen, kemiğin ucunu etkileyen güçleri alabilecek kuvvettedirler. Ortadaki boşluk, ilik dediğimiz madde ile doludur. Kandaki pekçok bileşkeye sahip olan bu ilik, kemiğin beslenme aracıdır. Bir tavanın basınca dayanabilmesi için kemerler yapılır. İşte Femur'un içinde de, kuvvet binen yerlerde, geometrik bir düzen gösteren kolonlar bulunmaktadır. Kemik yapısındaki bu inceliğe sahip olabilecek bir bina ise henüz yapılamamıştır. Femur, bir darbe veya düşme sonucu kırıldığında kırık parçalar uc uca getirildiğinde kolayca kaynar, yeniden birbirlerine kenetlenirler. "Vücudumuzdaki bir kemiğin incelenmesi bile akamıza durgunluk veren mükemmelliği göstermektedir. Kalbi mühürlü olmayana ne mutlu..." |