![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Forum Kuralları | Bloglar | Yardım | Üye Listesi | Takvim | Arama | Bugünün Mesajları | Forumları Okundu Kabul Et |
| Duyurular |
![]() |
| | LinkBack | Konu Seçenekleri | Gösterim Modu |
| ||||
| Ce: Arslan Bulut'un 19 Nisan 2007 tarihli Yeniçağ Gazetesindeki yazısı… Olsun ya ne fark eder hatta çıkıp ben bop eşbaşkanıyım desin kim dinler. Ortaçağ karanlığını isteyen bütün şeriatçı zihniyettekiler şartlanmış akp dinci diyorlar. Yaptıkları icraatlara ve söylediklerine bakarsak Müslüman olmadıkları kesin olduğuna göre hangi dinin dincisi olduklarını da söyleseler ya. Yazıklar olsun bu abd- israil uşaklarını destekleyenlere.
__________________ |
| ||||
| Ce: Arslan Bulut'un 19 Nisan 2007 tarihli Yeniçağ Gazetesindeki yazısı… Yazı ilginç. Son derece de iddialı görünüyor. Fakat ispatları biraz yetersiz ve mevcut ispatları da çarpıtılmış. evvela; Avrupa'da üniversite eğitim stili ve bizim üniversite eğitim stilimiz arasındaki derin farklar yok sayılmış. bu farklar nedir? Avrupa'da üniversiteler sadece selektif bilimler ve yine selektif sektörler üzerine çalışır. yani, dünya üzerinde nükleer enerji üzerine kurulan kuruluşlarda pek çok üstdüzey yetkilinin sadece belli bir üniversiteyle bağlı oluşu gerçeğini basit bir araştırmayla görebilirsiniz. aynı durum bankacılık, yazarlık, ekonomistlik gibi dalların pek çoğu için geçerlidir. uluslararası dev kuruluşlar belli üniversitelere bağışlar yaparak kendi sektörleri üzerinde eğitim yoğunluğu sağlarlar. bu kuruluşlar seçip gönderecekleri çocukları verimlilik ve zeka bakımından kendisi seçer ve mezun olduğunda çelişkiye düşmeden iş başına getirebilecekleri şekilde bağış yaptıkları üniversitelere gönderilir. inci yemenden ipek çinden alınır hesabı. her inci takan yemen casusu, her ipek giyen çin ajanı demek için daha fazla iddiaya gerek vardır. yazarın oluşturduğu teori bu ilk gerçekle biraz sekteye uğruyor ama hala üzerinde düşünelisi yönleri var. yazar, Abdullah Gül'ü ve benzer bir kaç ismi daha açık şekilde casuslukla ve lobicilikle suçluyor. demek ki casus yetiştirilişi, bölgelere göre casusların minimum-maksimum görev süreleri, lobi faaliyetleri için kültürel altyapı saptanması gibi hususlarda daha derin araştırmalara ihtiyacı var. on sekizinci yüzyılın ikinci yarısında ingiliz propaganda bakalığı Osmanlı'ya 12 casus gönderir. 10 yıl sonra bunlardan ancak 2'si geri döner. kalanlar tümüyle müslüman olmuş, Türk kültürünü benimsemiş hatta birisi orduya girip kraliyet propaganda bakanlığının faaliyetleri konusunda Osmanlı üst düzeyini uyarmıştır. (J. Hampher, "İslam'ı nasıl yokederiz" adlı kitabından) İngiliz kraliyeti o dönemde casusluk üzerine en gelişmiş kurumdur. Casusların gönderileceği bölgelere göre sürelerin saptanması gerekliliği üzerine araştırmalar o zaman saptanır. Türk'ler üzerine gönderilecek casuslar üzerine 6 yıllık maksimum görev süresi biçilir. bugünün biraz daha kültürel dejenerasyona uğramış Türk ulusu için bu süre olsun olsun 10 yıl olsun diyelim. hadi bir on yıl da ben ekleyeyim 20 yıl olsun diyelim. bir on yıl da gagamarti kardeşim için ekliyorum 30 yıl. hiç bir casus tümüyle devşirilemeden 30 yıl aynı davaya hizmet edemez... eğer sabetaylar veya masonlar gibi aktif cemaatler değillerse. Abdullah Gül sabetay değil çünkü sabetay bir aileye mensup değil. mason olsa, masonluğunu alenen yürüten YÖKün hedef listesinde olmazdı. kırk küsür yılı Türkiye'de, sadece iki yılı mevzu bahis ünversitede geçiyor. İki yılda ömür boyu lobicilik yapabilen casuslar yetiştirebilecek bir kurum varsa bravo ona. vs. vs. listeyi uzatmanın manası yok. kısacası yazar iddiasını tümüyle doğrulayamamış. size naçizane önerim aziz dostlarım, siyasi fikirlerinizi sadece kendi gözlemleriniz, araştırmalarınız ve etrafınızdaki gelişmelere bakışınızla şekillendiriniz. çünkü maalesef teori üretmek bedava. yazıyı hevesle okudum ve eğer A.Bulut iddiasını ispatlayabilmiş olsaydı bu yazdığımın on katı bir methiyeyi, en özendiğim kelimelerimle süsler kendisine gönderirdim. saygı ve muhabbetle dostlarım.
__________________ RUHA YÜCELİK VEREN KAYIPLAR VARDIR. BU SIRADA RUH, YÜKSEK-SİYAH SELVİLER ALTINDA DOLAŞIYORMUŞÇASINA FERYATTAN KAÇAR. |
| ||||
| Ce: Arslan Bulut'un 19 Nisan 2007 tarihli Yeniçağ Gazetesindeki yazısı…
Senin dediğin gibi (eğer bir yola içten bağlı değillerse) iki yılda böyle bir ajan yetiştirilemez. Ama hem rte hemde gülün yaptıklarına bakacak olursak belli bir yola baş koydukları ve sadece iki yıllık eğitimle kalınmayıp fetullah denen siyonist uşağı üzerinden eğitimlerine devam edildiği ortadadır. Fetullahın konuşmalarını dinlediyseniz bundan yıllar önce öğrencilerine hitaben "artık yapılanmayı tamamladık sıra devletin üst düzey görevlerini ele geçirmeye geldi. Artık devletin her kademesine girip yerleşin" şeklinde telkinlerde bulunduğunu bilirsiniz. Milli görüş şemsiyesi altında yapılanan bu örgütlenme milli görüşü ele geçirmeye çalıştı. Fakat başarılı olamayınca milli görüşten ayrılarak fetullah hocalarının abd ve israil gizli servislerine tavsiye etmesi üzerine rte abd'ye çağrılarak görevleri belirlenmiş ve yolları çizilmiştir. akp denen partiyi abd'nin çok büyük bir desteği ile abd'de kurdular. Bu partinin iktidara gelmesi için çok büyük bir medya desteği ile büyük bir propaganda uygulanmıştır. İktidarda geçirdikleri süre içerisinde Türkiye adına ihanet denilecek kanunlar bir bir meclisten geçirilirken bile tek ses olan medyadan en ufak bir eleştiri gelmemesi abd'nin medya üzerindeki örgütlenmesini çok açıkça ortaya sermektedir.
__________________ |
| ||||
| Ce: Arslan Bulut'un 19 Nisan 2007 tarihli Yeniçağ Gazetesindeki yazısı… tek bişey soracağım "Exeter Üniversitesi" üniversite eğitimde dünya sıralamasında ilk 500 girmişmidir? eğer ilk 500 e girmişse ve iknanın varsa neden ilk 500 e girememiş türk üniversitelerinde doktora yapmak istermisin? son olarak öyle stratejik bir üniversite de eğitim görmek bu ülkenin menfaatlerine değilmidir? size bir bilgi vereyim; bizim mit müsteşarlığında çalışan yabancılar bulunmaktadır. aynı şekilde yabancı ülkelerde ki istibarat teşklatlarında türkler çalışır. böylelikle bilgi alış verişi daha kolay olur. iyi eğitim veren ve dünyanın önde gelenlerin okuduğu bir üniversitede okumak gayet çokk normal ve iyi. üniversitelerde ve devlet kurumlarında çalışan mühendis, biyolog, kimyager vs vs abd de ve avrupada doktoralarını yapıyor. çünkü bilgi alış-verişi için. okkk?? saygılarımla............
__________________ |
| ||||
| Ce: Arslan Bulut'un 19 Nisan 2007 tarihli Yeniçağ Gazetesindeki yazısı… Savunma içgüdüsüyle olsa gerek çok gülünç şeyler yazmışsın. Bazı şeyleri sadece cemaatinizin geleceği için değil Türkiye Cumhuriyetinin geleceği için yorumlamak bu kadar zor mu? Mesela sen "ilim" öğrenmek için exeter üniversitesine gidip kürt ve islam dünyasını yönlendirme, ajanlık faaliyetleri yürütme bilgileri alırmısın?
__________________ |
| |||
| Ce: Arslan Bulut'un 19 Nisan 2007 tarihli Yeniçağ Gazetesindeki yazısı…
sen bi sektörde çalışıyorsun ve Türksün diye senin ülkene yaptıkları şey hakkında bilgi verecekler projelerini açıklayacaklar?? ne diyeyim ben sana şimdi ne mantıktır bu ya sen aldın beyin göçünü bilgi alışverişi için yapılıyor dedin.. helal be başka ne diyeyim.. |
| ||||
| Ce: Arslan Bulut'un 19 Nisan 2007 tarihli Yeniçağ Gazetesindeki yazısı…
üniversite okudun mu? okumadıysan. sus. ve bu yazdıklarımdan bişey anlamamış olman doğal derim. eğer okuduysan. ne araştırma projesi almışsındır. ne de bir prof"la (doktorasını yabancı ülkelerde yapmış olan bir prof) hiç sohbete girmemişsindir. veya üniversiteyi sadece bir meslek edinmek için okumuşsundur. beyin göcü ne demek??? doktorayı avrupada yapmak ne demek? bu iki kavramı bir karşılaştır.
hangi cemaat??? ben nur cematine vs vs cematine bağlıyım ASLA DEMEDİM. dikkatini çekerim.size göre her ALLAH diyen her akp ye oy veren cemaat üyesi. evet akp ye oy verdim ama cemaate bağlı değilim. AYRICA ben türkiye için konuşuyorum sen cemaate çekmeye çalışıyorsun. ben "a" diyorum sen "b"ye çekiyorsun. ondan sonra orta bir yerde buluşamıyoruz. bu forumlar niye bilgi alışverişi için mi. yoksa "yağ gibi üste çıkma yerimi" mesela ben "exeter üniversitesine" gittiğimde yüksek lisan yaparım. sen yazıları okumuyorsun bak yazıda ne yazıyor. bu arada söylemeden geçemiyeceğim. "kürt" değil "kürt vatandaşlarımız". çanakkale savaşında yanımızdaydı. dışlayın onları. kurunun yanında yaşı yakıyorsunuz. YAŞ oranı oldukça yüksek. neyse konuya geleyim , abdullah gül de mi, kürt ve islam dünyasını yönlendirme, ajanlık faaliyetleri yürütme bilgileri almış. peki ne yapmış? neyi okumuş? lütfen koyu çarpıtmayalım. mit olayında haklıdım ama inanmayın. sizi inandırmak zorunda değilim.( bir örnek çakıcı italya da olduğunu nasıl öğrenildi. türk polisi araştırdı dimi. siz öyle zannedin) bilgi alış verişi budur. anlamamak için elinizden geleni yapıyorsunuz. öyle ülkelerin gizli belgeleri paylaşılmıyor. eğer birşeyler yazıyorsam. sizlere fikir olsun diye yazarım. ha o fikiri ister alırsın ister almazsın o sana kalmış.
__________________ |
| |||
| Ce: Arslan Bulut'un 19 Nisan 2007 tarihli Yeniçağ Gazetesindeki yazısı…
bu bir nevi yabancı hayranlığıdır.. vazgeçin bu özentilerden bırakanda ülkeniz kalkınsın ülkeniz ilerlesin.. |
| ||||
sana Abdullah Gül ve Recap Tayyip Erdoğan'ın sabetayist veya mason olmadığını ÇATTIR ÇATTIR ispatlarım azizim. zira ispatlayamayacağım birşeyi de yazmam! ama ben üslup gereği çatır çatır değil, biraz daha uzlaşmacı ve nazik bir dille anlatayım. çıtır çıtır anlatayım tabiri yerindeyse. - sabetaycılar selanik kökenli yahudi ailelerin çocuklarıdır. ırk-din mantığı güden yahudiler kendi soylarından olmayanlarla evlenmezler. bu nedenle pek çok sabetaycının eşi ecnebidir veya isimleri değiştirilen sabetay kollarındandır. (örn, kemal derviş-cathrine derviş, ismail cem-elçin cem, özer çiller- tansu çiller deşifre edilmiş sabetay ailelerindendir (ozan boran-sabetay sevi kitabından)) - Türkiye'de masonlar hür ve kabul edilmiş özgür mason locasına bağlılardır. sözleriyle olmasa bile tavırlarıyla islamın tüm değerlerini reddederler. (sabetaycılık ve masonluk üzerine, dünya gündemi başlığı altında yakında bir yazı dizisi yazmaya başlayabilirim. açılmış bir konuya ilavemde belirttim, talep olursa ve başlatılırsa orada bunların yüzlerce katına ulaşırsın kardeşim) Malumun Sn.Abdullah Gül Kayseri'li. Hadi seni kesmedi diyelim, casus veya sabetaycı veya mason olablir diyorsun. E babası da mı casus. veya oraya yerleşmiş yedi sülalesi de mi casus? eğer bir üniversite bu derece üstün casusluk teknikleri güdebiliyorsa, oradaki hocaların en beceriksizi dünyayı yönetecek dehadadır derim. öyle bir insan türü yok! Ak parti kurulurken medya desteği vardı diyorsun. o desteği biz neden farkedemedik? medya o zaman da Recep Tayyip Erdoğandan "tehlike" diye bahsediyordu, bugün de öyle bahsediyor. hangi medya destek verdi peki? Etiyopya yerel televizyonu mu? ve son olarak, İsrail gizli servisi ve amerika'nın Akpartinin oluşum sürecine katkıda bulunduğunu söylüyorsun. İsrail gizli servisine ait en ufak bilgiye ulaşabilecek kabiliyette biri olsan burada işin ne paşam? bu fikirleri edindiğin kaynak KGB gizli arşivi falan mı? yahut Mossad gizli bilgilerini Milliyet çocuk ekinde haftalık olarak yayınlamaya mı başladı? bak paşam, hala soğuk savaş yıllarından kalma, değerini iyice yitirmiş bir üsluba yenik yazarların fikirleriyle besleniyorsunuz. bu kaynakları tahmin edebiliyorum. gerek aşırı sağ, gerek sol kesim hala fikirsel oluşum sürecini değiştirmiyor. hala eskimiş üslubunu değiştirmiyor. eskimiş doğrular bile bazen rahatsız edici olur. doğruların kabuk değiştirmesi uzun ve sancılı da olsa hep zorunluluktur. eski değer yargıları işlevini yitirdiyse yeri boşalmış demektir. eksik değer yargısı ise fanatizmin mayasıdır. bu topraklarda fanatizmin hiç bir çeşidine bir karışlık yer yok! saygı ve muhabbetle!
__________________ RUHA YÜCELİK VEREN KAYIPLAR VARDIR. BU SIRADA RUH, YÜKSEK-SİYAH SELVİLER ALTINDA DOLAŞIYORMUŞÇASINA FERYATTAN KAÇAR. |
![]() |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Seçenekleri | |
| Gösterim Modu | |
|
|