Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu
Geri Dön   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Eğitim, Öğretim & İş Dünyası > Eğitim, Öğretim Genel > Coğrafya
Duyuru

Coğrafya Coğrafya Ders Notları, Yardımları ve Açıklamaları

Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
  #1 (Daim)  
Eski 01.06.07, 06:51
AZERI_PARTIZAN - ait Avatar
Yeni Üye
 
Üyelik Tarihi: 30.05.07
Şehir: Baku
Yaş: 19
Mesajlar: 22
Karizma Puanı: 49
AZERI_PARTIZAN is on a distinguished road
AZERI_PARTIZAN - MSN üzerinden Mesaj gönder
Arrow AZERBAYCAN(Türk Dünyası)

28 Mayıs Azerbaycan Halkının Milli İstiklal Bayramıdır. Alın yazısına hüzün, hicran ve şecaatin hakim olduğu Azerbaycan'ın fırtınalar dolu tarihinde müstesna bir yeri vardır bu günün. 28 Mayıs 1918'de Rus istibdadının bir asırlık tahakkümüne son veren Azerbaycan Türkleri Kafkasya'da kendi bağımsız devletlerini ilan ettiler. Bu zaferin asıl mimarı ise esaretten kurtulan milleti üç renkli bayrağın ışığına toplayan ve istiklal mefkuresinin gönüllerde tutuşmasına muvaffak olan Azerbaycan aydını idi.

20. asrın ilk çeyreğinde cereyan eden içtimai-siyasi olaylardan Azerbaycan’da fazlasıyla etkilendi. Bir taraftan Çarlık Rusya'sının sömürgecilik politikasındaki şiddet ve ısrarı, diğer taraftan da iç çalkalanmalar ülkeyi bitkin hale getirmişti.


1918 senesinin başlarında Bakü'de hakimiyet Bolşeviklerin eline geçer. Şövinist Ermeni Taşnak Partisi'nin etkisi altında olan bu hükümetin teşvik ve silahlandırmasıyla Ermeniler Bakü ve civarında 20.000'e yakın Türkü katleder ve Azerbaycan Halkı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalır. Ermeni asıllı Şaumyan'ın başını çektiği bu hükümetin asıl amacı Azerbaycan topraklarını kısa zamanda oluşturulması arzu edilen Ermeni devletinin sınırları içerisine dahil etmek idi. Şaumyan "Azerbaycan" kelimesini bir türlü hazmedemiyor, Emiryan'ın çıkardığı "Bakinskiy Raboçiy" gazetesi ise bu sözle çok kolay bir şekilde alay edebiliyordu.

Bu devirde yükselmekte olan Azerbaycan aydınının ve milli burjuvazinin vatanlarının kurtuluşu namına harcadığı çabalar hız kazanıyordu. Vatan topraklarını vahit devlet çatısı altında birleştirme ihtiyacı gün geçtikçe daha bariz bir şekilde hissediliyordu. İç ve dış düşmanlara karşı ancak bu şekilde karşı gelinebilir ve ülke kaostan kurtarılabilirdi.

Nisan 1918'de Tiflis'te Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan'ın önde gelen aydınları tarafından Mavera-i Kafkas (Trans Kafkasiya-ed.) Cumhuriyeti ilan edildi. Amaç Kafkasya'nın Rus işgalinden kurtarılması idi. Teşkil olunan mecliste Azerbaycan'ı en çok ülkenin genelinde etkili olan Müsavat Partisi temsil ediyordu. Ancak meclisi teşkil eden gruplar arasında ciddi dini ve düşünce farkları olduğu için bu cumhuriyetin ömrü uzun olmadı ve o 26 Mayısta meclisi ile beraber feshedildi. Gürcistan'ın Kafkasya Federasyonu'ndan ayrılıp kendi bağımsızlığını ilan etmesinden sonra meclisin 4 Müslüman-Türk Partisi Azerbaycan Milli Şura'sı şeklinde yeniden örgütlendi. Ülkenin içinde bulunduğu durum yeninden değerlendirildi. Gerekli siyasi altyapı hazırlandıktan sonra Müsavat Partisi'nin lideri Mehmet Emin Resulzade'nin (1884-1955) başkanlığında Azerbaycan Milli Şura'sı 28 Mayıs 1918 tarihinde Azerbaycanın bağımsızlığını ilan etti. Bu mesele ile alakalı Milli Şura'nın yayınladığı bildirisinde aşağıdaki cümleler yer almaktaydı:

"Bu günden itibaren Azerbaycan Halkı hakimiyet hakkına malik olduğu gibi, Güney ve Doğu Maverayı-Kafkasyadan ibaret Azerbaycan dahi kamil hukuka malik bağımsız bir devlettir.
Bağımsız Azerbaycan Devletinin şekli-idaresi Halk Cumhuriyeti olarak beyan eder..."
Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'nin kurulması aşağıdaki radyo-telgrafla bütün dünyaya ilan edildi: İstanbul, Berlin, Viyana, Londra, Roma, Washington, Sofya, Bükreş, Madrid, Lahey, Moskova, Stockholm, Kiev, Kristianiya, Kopenhag...

Bakü'nün halen İngiliz-Rus-Ermeni işgali altında olması ve bunun da genç cumhuriyetin varlığına bir tehdit oluşturması Azerbaycan hükümetini ciddi şekilde rahatsız ediyordu. Çözüm arayışlarına gidildi ve kardeş Türkiye'den yardım talebinde bulunuldu. Kısa bir zamanda Osmanlı Devleti ile irtibata geçildi ve Haziranın 4'ünde Osmanlı Türkiye'si ve Azerbaycan Cumhuriyeti ile dostluk anlaşması imzalandı. Bu anlaşma ile iki ülke arasında "daimi sulh ve ebedi dostluk münasebetleri" oluşturuldu ve Osmanlı "gerektiği takdirde Azerbaycan'a silahlı yardım yapma"yı kabul etti. Bu anlaşmanın 4. maddesine binaen ve Azerbaycan hükümetinin askeri yardım talebine esasen Türk Ordusu Nuri Paşanın komutanlığında 7.000 asker ve 40 top ile Azerbaycan'a dahil oldu. Gence etrafında Azerbaycan Ordusu ile birleşen Nuri Paşa hızla kuzey-doğu istikametinde ilerleyerek Bakü'yü kuşatma altına aldı. Türkler Bakü'nün fethi için aralıksız 36 saat savaştılar ve nihayet 15 Eylülde Bakü teslim oldu. İngilizler eşyalarını toplayarak deniz yolu ile İran'a kaçtılar. Bakü'nün fethi sırasında 1130 Mehmetçik şehit oldu.

Bakü alındıktan sonra Cumhuriyetin başkenti ve milli hükümet buraya taşındı. Devlet ve ordu kuruculuğu işleri hızlandırıldı. Ancak hükümetin önünde duran en büyük engellerden bir tanesi Azerbaycan'ın istiklalinin diğer devletler tarafından resmen tanınmaması idi. 27 Ağustos 1918'de Rusya ve Almanya arasında imzalanan ve Azerbaycan'ın varlığını hiçe sayan Brest-Litovsk anlaşması işleri iyice çıkmaza soktu. Bu anlaşmaya göre Bakü, Rusya'ya verilmeli idi.
Aralık 1918'de Azerbaycan Meclisinin bir kararı ile 1919 senesinde faaliyete başlayacak olan Versal Sulh Konferansı'na gönderilmek üzere bir delegasyon hazırlandı ve başına Meclis başkanı Alimerdan Bey Topçubaşov (1862-1834) tayin edildi. Delegelerin Fransa'da 1 yıl boyunca zor şartlar altında ittifak devletlerini ikna yolundaki faaliyetleri nihayet kendi semeresini verdi ve 12 Ocak 1920 tarihinde Rusya dışında dünyanın 23 devleti Azerbaycan Cumhuriyeti'nin varlığını resmen tanıdı. Bir takım Avrupa başkentlerinde Azerbaycan Cumhuriyeti'nin büyükelçilikleri açıldı. Bu, Azerbaycan'ın diplomatik alanda kazandığı büyük bir zaferdi.
Milli Azerbaycan Hükümeti kurulduğu andan itibaren kısa hayatında devletçilik adına ciddi ve somut işler yapmayı başardı. Demokratik Cumhuriyetin 23 ay zarfında gerçekleştirdiği icraat ve reformları kısaca hatırlatmakta yarar vardır:

- Kısa bir zamanda devlet sınırları belirlendi. O zamanki Cumhuriyetin topraklarının yüzölçümü 113.896 km kareydi. Ne yazık ki, Rus işgalinden sonra Azerbaycan topraklarının büyük bir kısmı Ermenilere hediye edildi ve bugünkü Azerbaycan'ın yüzölçümü 86.600 km karedir.

- 4 Ağustos 1919 kararı ile "Azerbaycan Cumhuriyeti Vatandaşlığı" hakkında kanun kabul edildi. Bu kanuna göre milliyetinden, dininden, cinsinden ve siyasi mensubiyetinden asılı olmayarak Azerbaycan topraklarında doğan herkese vatandaşlık hukuku veriliyordu.

- Milli Ordunun kuruculuğu hızlandırıldı. Azerbaycan ordusunun teşkilinde Türk subayları yakından iştirak ediyordu. Kısıtlı imkanlara bakmayarak Savunma Bakanlığı büyük bir azimle ordu kuruculuğuna girişti. 1919. yılda 25 bin askerlik sabit milli ordu oluşturulması bu bakanlığın önünde duran en büyük vazife idi. Azerbaycan Ordusu bu devirde 3 zırhlı tren, 4 askeri uçak, 6 zırhlı araba ve iki askeri gemi ile teçhiz edilmişti. Rus istibdadı döneminde her zaman ordudan ve silahtan uzak tutulan ve kendi ordusu, askeri olmayan Azerbaycanlılar için böyle bir ordunun kurulması fevkalade ehemmiyetli ve sevinçli bir olaydı.

- Hükümetin 27 Haziran 1918 tarihli kararı ile Azerbaycan Türkçesi Devlet dili ilan edildi ve Rus dilinin de Azerbaycan Türkçesi ile yanı sıra resmi devlet müesseselerinde kullanılmasına müsaide edildi. Eğitim sahasında ciddi adımlar atıldı, il ve kazalarda Türkçe eğitim veren okulların sayısı artırıldı. Bakü’de Devlet Üniversitesi kuruldu. Burada 1000'e yakın öğrenci okuyordu. Aynı zamanda 100 öğrenci de eğitim için yurtdışına gönderildi. Ancak ne yazık ki, işgal sonrasında onların hiç biri vatana geri dönemediler.

- Bakü saati ülkenin her tarafında uygulanmaya başlandı.




- Devlet sembolleri: Bayrak, Arma ve İstiklal Marşı tasdik edildi. Azerbaycan seması üzerinde parlayan üç renkli bayrak daha sonraki yıllarda da Azerbaycan direnişinin bir remzi oldu. Bayrağın üzerindeki mavi, kırmızı ve yeşil sırasıyla Türklük, Çağdaşlık ve İslam'ı simgeliyordu.



Bu güzel uygulamaları hayatın her sahasını kapsayacak şekilde çoğaltabiliriz. Ama ne yazık ki, binlerce vatan evladının kanı pahasına kurulan cumhuriyetimiz kuruluşundan 23 ay sonra şimalden esen "kızıl teröre" esir düştü. Moskova idaresinin Ermenistan'daki Taşnak yönetimle irtibata geçmesi sonucu Azerbaycan Ermenileri yeni bir ihanet gerçekleştirdiler ve Azerbaycan ordusunun Hankendi taburuna karşı ayaklandılar. İsyan dalgası Karabağ, Gence ve Gazah'a yayıldı. Bu ayaklanmaları yatıştırmak için Azerbaycan Ordusu isyan merkezlerine sevk edildi ve dolayısıyla ülkenin kuzey sınırları savunmasız bırakıldı. Azerbaycan komünistleri fırsatı değerlendirerek Sovyet Rusya'sından askeri yardım istediler. Lenin bu talebi değerlendirdi ve ermeni milliyetçisi Anastas Mikoyan'ın komutanlığında 11. Kızıl Orduyu Azerbaycan'a gönderdi. 27 Nisan 1920 tarihinde Azerbaycan sınırlarını ihlal eden Rus askerleri Bakü'ye dahil oldu ve Azerbaycan'ın Sovyet Rusya'sına ilhak edildiğini ilan etti. Azerbaycan Türklerinin iki senelik özgür ve mesut hayatı sona erdi. Azerbaycan Cumhuriyeti'ni kuran aydınların bir kısmı katledildi. Geri kalan kısmı ise muhacirete zorlandı. 1920-1921 senelerinde Ruslar Azerbaycan'da 48.000 insanı değişik işkencelerle katlettiler...

Bugün 1918-1920 yıllarında kurulan Azerbaycan Cumhuriyeti'nin 82. kuruluş yıldönümüdür. İki yıllık kısa ömrüne rağmen bizlere çok şey öğretti; devletçiliğimizin bu hazin hayat hikayesi. Ancak hayat yine de "Bir kere yükselen bayrağın, bir daha inmeyeceği" gerçeğini bizlere ispat etti. Bugün hızlı bir yükselme trendi gösteren bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti 1918'de kurulan Cumhuriyetin bir devamıdır her şeyi ile; mefkuresi, bayrağı ve insanı ile.

Azerbaycan'ın bu kadar felaketler neticesinde elde ettiği bir kazanç varsa, o da bu istiklal fikrinin rüsuhudur.]"
__________________
ARMENIAN IS TERRORIST
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (Daim)  
Eski 01.06.07, 06:54
AZERI_PARTIZAN - ait Avatar
Yeni Üye
 
Üyelik Tarihi: 30.05.07
Şehir: Baku
Yaş: 19
Mesajlar: 22
Karizma Puanı: 49
AZERI_PARTIZAN is on a distinguished road
AZERI_PARTIZAN - MSN üzerinden Mesaj gönder
Ce: AZERBAYCAN(Türk Dünyası)

AZERBAYCAN
Coğrafi Verileri


Konum: Güneybatı Asya'da, Hazar Denizi'nin kıyısında, İran ve Rusya arasında bir bölgede yer almaktadır.
Coğrafi konumu: 40 30 Kuzey enlemi, 47 30 Doğu boylamı
Haritadaki konumu: Güneybatı Asya
Yüzölçümü: Toplam: 86,600 km²
kara: 86,100 km²
su: 500 km²
Sınırları: toplam: 2,013 km
Sınır komşuları: Ermenistan (Azerbaycan sınırı) 566 km, Ermenistan (Nahçıvan sınırı ) 221 km, Gürcistan 322 km, İran (Azerbaycan sınırı) 432 km, İran (Nahçıvan sınırı) 179 km, Rusya 284 km, Türkiye 9 km
Sahil şeridi: 825 km (Hazar denizi)
İklim: Dünyadaki mevcut 11 iklim tipinden 9'unun hüküm sürdüğü Azerbaycan'da iklim oldukça çeşitlidir. Azerbaycan'da iklim başlıca 3 etki altındadır: Büyük Kafkas dağlarının kuzeyinden gelen soğuk hava kütlelerinin etkisi; Küçük Kafkas dağlarının güneyinden gelen sıcak hava akımlarının etkisi; 825 km.lik sahil şeridiyle bölgenin yanı başında bulunan Hazar Denizi'nin bölge iklimi üzerindeki etkisi. Bölgenin en rutubetli ve yağış alan yeri Talu dağları ile Lenkeran ovalığı (1600-1800mm), en kurak bölgesi ise Abşeron yarımadasının güneybatı kısmıdır.
Arazi yapısı: Orta yükseklikte bir ülke olan Azerbaycan'ın ortalama yüksekliği 657 m.dir. Ülkelerin en yüksek dağları olan Bazar düzü ve Tufandağ'in zirveleri 4197-4489 metreye ulaşmaktadır.
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hazar Denizi -28 m; en yüksek noktası: Bazardüzü dağı 4,485 m
Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, demir yatakları, metaller, alüminyum
Toprakları: Tarıma elverişli: %20
sürekli ekilen: %5
otlaklar: %25
ormanlık arazi: %11
diğer: %39 (2003 verileri)
Sulanan arazi: 14,550 km² (2003 verileri)
Doğal afetler: kuraklıklar; bazı deniz seviyesine yakın topraklarda su baskınları, deprem
Akarsuları: 371.000 km².lik bir alanı kapsayan ve 75000 m³.lük bir hacme sahip olan Hazar Gölü ülkenin sınırlarının bulunduğu tek denizdir. Volga, Ural, Kür, Aras, Terek, Samur, Sulak gibi birçok nehrin sularını döktüğü bu göle hacmi büyük olduğu için Deniz de denilmektedir. Hazar'ın kuzeyden güneye ortalama uzunluğu 1200 km, eni ise ortalama 300 km. dir. Denizin ortalama derinliği 180 m en derin yeri 1020 m, en sığ yeri ise 5 m. civarındadır.


Nüfus Bilgileri


Nüfus: 7,961,619 (Temmuz 2006 verileri)
Yaş yapısı: 0-14 yaş: %25.8 (erkek 1,046,501; bayan 1,011,492)
15-64 yaş: %66.3 (erkek 2,573,134; bayan 2,706,275)
65 yaş ve üsleri: %7.8 (erkek 246,556; bayan 377,661) (2006 verileri)
Nüfus artış oranı: %0.66 (2006 verileri)
Mülteci oranı: -4.38 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini)
Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın
15 yaş altı: 1.04 erkek/kadın
15-64 yaşlarında: 0.95 erkek/kadın
65 yaş ve üzeri: 0.65 erkek/kadın
toplam nüfusta: 0.94 erkek/kadın (2006 verileri)
Bebek ölüm oranı: 79 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini)
Ortalama hayat süresi: toplam nüfus: 63.85 yıl
erkeklerde: 59.78 yıl
kadınlarda: 68.13 yıl (2006 verileri)
Ortalama çocuk sayısı: 2.46 çocuk/1 kadın (2006 tahmini)
Ulus: Azeri
Nüfusun etnik dağılımı: Azeri %90, Dağıstanlı %3.2, Rusya %2.5, diğer %4.3
Dinler: Müslümanlar %96, Ortodoks %2.5, diğer %1.8
Dil: Azerice %91, Rusça %3, diğer %6
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri
toplam nüfus: %98.8
erkek: %99.5
kadın: %98.2 (2003 verileri)


Yönetimi


Ülke adı: Azerbaycan Cumhuriyeti
yerel adı: Azerbaycan Respublikası
eski adı: Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti
ingilizce: Azerbaijan
Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet
Başkent: Bakü (Bakı)
İdari bölümler: 59 il, 11 şehir, 1 bağımsız cumhuriyet; Abşeron, Ağcabedi, Ağdam, Ağdaş, Ağstafa, Ağsu, Ali Bayramlı, Astara, Baki, Balakan, Berde, Beylaqan, Bilasuvar, Cebrayil, Celilabad, Daşkesen, Deveci, Füzuli, Gedebey, Gence, Goranboy, Göyçay, Hacıgabul, İmişli, İsmayilli, Kelbecer, Kürdemir, Laçın, Lenkeran, Lenkeran, Lerik, Masallı, Mingeçevir, Naftalan, Naxçivan Bağımsız Cumhuriyeti, Neftçala, Oğuz, Gabala, Gakh, Gazakh, Gobustan, Guba, Gubadlı, Gusar, Saatlı, Sabirabad, Şeki, Salyan, Şamakhı, Şemkir, Samukh, Siyazan, Sumgayıt, Şuşa, Tartar, Tovuz, Ucar, Khaçmaz, Khankandi, Khanlar, Khızı, Khocalı, Khocavend, Yardımlı, Yevlakh, Zengilan, Zagatala, Zerdab
Bağımsızlık günü: 18 Ekim 1991
Milli bayram: Azerbaycan Demokratik Cumhuriyetinin Kuruluş Günü, 28 Mayıs (1918)
Anayasa: 12 Kasım 1995
Hukuk sistemi: Uygar hukuk sistemi temel alınmıştır.
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), BSEC (Karadeniz Ekonomik İşbirliği), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), NAM, OAS (Amerika Devletleri Teşkilatı), OIC (İslam Konferansı Örgütü), OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), PFP (Barış için Ortaklık), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WFTU (Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü)


Ekonomik Göstergeler


Ekonomiye genel bakış: Azerbaycan'ın ekonomisinin temelini tarım ve hayvancılık,sanayi , doğal kaynaklar, enerji ve dış ticaret oluşturmaktadır. Elverişli iklim koşulları, çeşitli tarım ürünlerinin yetişmesine imkan sağlamıştır. Hayvancılık tarımdan sonra önemli bir faaliyettir. Ülkede 1992 yılı itibariyle 1.7 milyon baş sığır, 5 milyon baş koyun mevcuttur. Kür ve Araz nehirleri üzerinde ve Kür Nehrinin Hazar Denizine döküldüğü alanlarda balıkçılık yapılmaktadır. Sovyetler döneminde merkezi planlama stratejileri çerçevesinde, Azerbaycan tarım ülkesi olmaya zorlanmış ve kendi sanayisini kurması engellenmiştir. Mevcut sanayi tesislerinin çoğu da eski teknolojiyi kullanmakta olup, verimlilikten düşüktür. Son yıllarda bu sıkıntını giderilmesi için Azerbaycan devleti bir takım tedbirler almıştır.
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %9.6 (2005 verileri)
İş gücü: 5.45 milyon (2005)
Sektörlere göre işgücü dağılımı: tarım ve ormancılık %41, endüstri %7, hizmet %52 (2001)
İşsizlik oranı: %1.1 resmi verilere göre (2005 verileri)
Bütçe: gelirler: 3.18 milyar $; giderler: 2.986 milyar $ (2005)
Endüstri: Petrol ve doğal gaz, petrol ürünleri, çelik, demir yatakları, çimento, kimyasallar, petrokimyasallar, tekstil
Endüstrinin büyüme oranı: %40 (2005 verileri)
Elektrik üretimi: 20 milyar kWh (2003)
Elektrik üretimi için kaynaklar: Fosil yakıtlar: %86.46
hidro: %13.54
nükleer: %0
diğer: %0 (2003)
Elektrik tüketimi: 20.25 milyar kWh (2003)
Elektrik ihracatı: 700 milyon kWh (2003)
Elektrik ithalatı: 2.35 milyar kWh (2003)
Tarım ve hayvancılık ürünleri: Pamuk, tahıl, pirinç, üzüm, meyveler, sebzeler, çay, tütün, büyükbaş hayvancılık, domuz, koyun, keçi
İhracat tutarı: 6.117 milyar $ (2005 verileri)
İhracat ürünleri: Petrol ve gaz %75, makineler, pamuk, gıda ürünleri
İhracat ortakları: İtalya %30.3, Fransa %9.4, Rusya %6.6, Türkiye %6.3, Türkmenistan %6.3, Gürcistan %4.8, İsrail %4.5, Hırvatistan %4.1 (2005)
İthalat tutarı: 4.656 milyar $ (2005 verileri)
İthalat ürünleri: Makine ve araç - gereçler, gıda ürünleri, metaller, kimyasallar
İthalat ortakları: Rusya %17, İngiltere %9.1, Singapur %9.1, Türkiye %7.4, Almanya %6.1, Türkmenistan %5.8, Ukrayna %5.4, Çin %4.1 (2005)
Dış borç tutarı: 1.873 milyar $ (2005)
Para birimi: Azerbaycan Manatı (AZM)
Para birimi kodu: AZM
Mali yıl: Takvim yılı


İletişim Bilgileri


Kullanılan telefon hatları: 1,091,400 (2005)
Telefon kodu: 994
Radyo yayın istasyonları: AM 10, FM 17, kısa dalga 1 (1998)
Radyolar: 175,000 (1997)
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 2 (1997)
Televizyonlar: 170,000 (1997)
Internet kısaltması: .az
Internet servis sağlayıcıları: 2 (2000)
Internet kullanıcıları: 678,800 (2005)


Ulaşım ve Taşımacılık


Demiryolları: toplam: 2,957 km (1993)
Karayolları: toplam: 27,016 km
asfalt: 12,698 km
asfalt olmayan: 14,318 km (2003)
Su yolları: yok
Boru hatları: doğal gaz 3,190 km; ham petrol 2,436 km (2006)
Limanlar: Bakü (Bakı)
Hava alanları: 36 (2006)

__________________
ARMENIAN IS TERRORIST
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (Daim)  
Eski 01.06.07, 06:55
AZERI_PARTIZAN - ait Avatar
Yeni Üye
 
Üyelik Tarihi: 30.05.07
Şehir: Baku
Yaş: 19
Mesajlar: 22
Karizma Puanı: 49
AZERI_PARTIZAN is on a distinguished road
AZERI_PARTIZAN - MSN üzerinden Mesaj gönder
Lightbulb Ce: AZERBAYCAN(Türk Dünyası)

[size=6]Baküm Benim[/font]

[size=4]Gecenin sessizliğinde, denizin aynasında binlerce rengarenk ışıklarıyla yansıyor büyük şehir. Sabah güneşi doğarken, denizi amfi şeklinde kucaklayan şehrin her köşesine girerek ısıtıyor, aydınlatıyor eski şehrimi. Ve böylece bin yılları aşan ömrü boyunca her sabah uyanıyor tatlı uykudan kadim Bakü.

Gerçekten de Bakü'nün tarihi yıllarca eskiye uzanmakta. Daha V. yüzyılda Apşeron yarımadasının güneyindeki topraklar, yerden yükselen alevleriyle ateşperestlerin dikkatini çekmişti. Tapınaklar yapılmış, ve yıldan yıla ziyaret edilmeye başlamıştı bu kutsal topraklar.

Daha sonra petrol ve doğalgazla zengin olan bu yerler Rus, Arap ve Farsların da dikkatini çekmeye başlamış.

IX. yüzyılda Ruslar’dan korunabilmek için buraya İran şahı Dara, kale yaptırmış, ve bu dönemden itibaren şehrin adı Baku olarak Arap coğrafyacılarının elyazmalarında zikredilmeye başlar. Şehir hakkında en etraflı açıklamaları Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi'nin 'Seyahatname'sinde bulmak mümkündür.

Bakü'nün ismi, onun bütün özelliklerini çağrıştırmaktadır. Ateşperestlere göre, Baku- Ateşli Ada, Hintlilere göre Bagu- Hakikate Doğru, anlamına gelmektedir. Bazı görüşlere göre Bakü- Badu Küba, Farsça Büyük Rüzgarlar şehri sözünden türetilmiştir. Ve nihayetinde, Azerbaycanlılar canlarından çok sevdikleri şehirlerine Bakı (Baki)- ebedi, demektedirler.

Orta Çağlara göz atarsak, bu eski şehrin Şirvan Hanlığı'nın başkenti iken, ülkenin tek limanı olduğundan, ticaret merkezi konumuna gelmiş olduğunu görmekteyiz. Bütün ihracat ve ithalat işlemleri bu şehrin üzerinden gerçekleştiriliyordu. Çin, Türkiye, Rusya ve İran gibi ülkelerden gelen tacirler, getirdikleri samur, sincap, balık gibi ürünleri tuz, petrol, safran ve ipek karşılığında değiştiriyorlardı. Gelişen ticaret nedeniyle küçük şehrin sokakları, meydanları ve limanları gelenlerle dolup taşıyor, ve bütün bunlar şehrin büyümesine başlangıç veriyordu.
Bakü'nün simgesi derecesini alan Kız Kulesi bu dönemde yapılmıştır. Hangi amaçlar doğrultusunda yapıldığı henüz belli olmayan, yaklaşık 30 metre uzunluğunda olan bu yapı, asırların şiddetine göğüs gererek günümüze kadar dayanmış ve bugün de efsanevi haşmetiyle şehrin simgesi olarak kalmaktadır.

X-XII yy.da Bakü'nün kale duvarlarıyla kuşatılmış İçeri Şehir (iç şehir) denen kısmında şehrimizin en ünlü tarihi ve mimarlık eseri olan Şirvan Şahlar Sarayı yapılmıştı. Sarayın bulunduğu yer tesadüfi olarak seçilmemişti. Sarayı yazlık olarak kullanmak isteyen şah, onu serin bir yerde yaptırmayı düşündüğünden, şehrin çeşitli yerlerine et parçaları astırır ve etin en geç bozulduğu yerde sarayı yaptırır. Günümüze kadar güzelliğini koruyan Şirvan Şahlar Sarayı taş mimarisinin benzersiz örneklerinden biri olarak sayılmaktadır.

Hemen hemen aynı dönemde bütün şehirde inşaat alanında büyüme gözlenmektedir. Yapılan binalar kendi güzellikleriyle sanki birbiriyle yarışmaktadır. Asırlar önce kurulmuş olan hamam, kervansaray, medrese ve camiler günümüze kadar kullanmaktadır. Bütün bunları göz önünde bulundurarak, XII. yüzyıl sonunda, Bakü mimarisinin gerçekten de doruk noktasına ulaştığını söyleyebiliriz.

19. yüzyılda Bakü'de rönesans dönemi başlamıştır. Yüz yıl önce petrol Bakü'lüler için hayatın vazgeçilmez öğesi haline gelmiştir. Daha 13. yüzyılda Bakü'ye gelen Marcko Polo, petrolün şehir için önemini anlatan yazılarında, halkın ısınmak ve hatta sağlık problemlerini çözmek için bile petrol kullandığını belirtmişti. Ve yine de, Bakü'yü çağrıştıran ilk şey olarak, petrol, bu şehrin ayrılmaz bir serveti olduğunu bir daha kanıtladı Bu dönemde Bakü'deki petrol ve dolayısıyla Rus ve diğer dış sermayenin hızlı akımı, Çar Rusya'nın eyalet merkezlerinden biri olan Bakü'yü dünyanın en önemli ekonomik ve ticaret merkezlerinden birisine çevirmiştir. Bütün siyasi, ekonomi, sosyal ve kültür alanlarında kökten değişiklikler başlamış, güçlü milli burjuva sınıfı oluşmuştu. Petrol savaşında yenilenler iflasa uğrarken başarılı olanlar zirveye ulaşmışlardı.
Zeynelabidin Tağıyev, Musa Nağıyev, Şemsi Esadulayev gibi yerli zenginlerin isimleri duyulmaya başlamıştı. Bakü'nün kalkınması, yeni kimlik kazanması bu isimlere bağlıdır. İlk opera, tiyatro ve kütüphane binaları o zamanlar inşa edilmişti. Belgelere göre geçen asrın sonlarında Bakü'de 4000 ev, 11 mescit ve cami, 4 Pravoslav kilisesi vardı. Bu devirde şehirde 12 matbaa faaliyet gösterir, 5 gazete neşredilirdi, 62 eğitim kurumunda 6763 genç tahsil alma imkanına sahipti. En büyük eğitim veren müessese arasında Erkek Klasik Okulu, Real Mektep, Kız Okulu, Teknik Mektep ve Musiki Okulu sıralamak mümkündür. Ayrıca yaşlı Müslümanlara Rus dilini öğretmek için özel kurslar düzenlenmişti.

Bu devrin gubernatörün (belediye başkanının) fermanına göre Bakü limanına giren her yabancı gemi, geldiği ülkenin en güzel bitkisinin fidanını getirmeliydi. Böylece eski Bakü'yü kuşatan tarihi duvarlarının altında Apşeron'un kuraklık ikliminde böyle bir parkın oluşturulması imkansız gözükmesine rağmen, değişik ağaç ve bitki türleriyle meşhur Gubernatör Parkı oluşturulmuştu. Bu park, kendi güzelliğiyle günümüzde de onu ziyarete gelenlerin dikkatini çekmektedir.

Azerbaycan'ın ve dolayısıyla Bakü'nün sonraki tarihi sinema şeridi gibi hızla değişmekteydi. 1918 yılında kurulmuş olan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti, tam 23 ay sonra bağımsızlığına son vermiş, ve Bakü de Rus ordusunun işgaline uğramıştı. Böylece Bakü kısa bir süre içerisinde feodal, kapitalist ve sosyalist olmak üzere peş peşe değişen 3 farklı sistemle karşı karşıya kalmıştı. Bu sistemlerden her biri şehir üzerinde kendine has izler bırakmıştı.

Öncekiler gibi, son rejim de şehrin simasına birçok değişikler kattı. 1920 yılında Azerbaycan Üniversitesi ve Devlet Konservatuarı, 1923'te Milli Kütüphane, Devlet Tiyatrosu ve Tarih Müzesi, aynı yılın sonlarına doğru ise, yarım sene gibi kısa bir müddette yapımı tamamlanmış tramvay hattı kuruldu. Bunları takiben, 1936 yılında Güzel Sanatlar Müzesi ve Devlet Filarmonisi, 1950 yılında ise Merkezi Stat ve Yüzme Havuzu yapıldı. 1967 yılından itibaren Bakü metroya kavuştu. 1970'li yıllarda Bakü'de dünyanın ikinci Klima Fabrikası kuruldu.

Şehir Planlamasına dikkat edilerek, geniş ve düzenli sokak, cadde, meydan ve parklar yapılmaya, yeni semtler oluşturularak Bakü'nün genişletilmesine başlandı. Çok katlı, modern binalar, yağmur sonrası mantarlar gibi çoğalmaya başladı.

Günden güne güzelleşen, yüzyıllardan beri bütün dünyanın bakışlarını celbeden, daima genç ve çağdaş kalan Bakü'ye ayrıca ‘kozmopolit şehir’ derler. Avrupa'dan Asya'ya açılan kapı görevini yapan, klasik ve moderni birleştiren Bakü, dil, din, ırk ve kültür ayırımı yapmaksızın buraya gelen herkesi kendine has misafirperverliğiyle kucaklar.

Evet, günümüzde bağımsız Azerbaycan'ın başkenti olan Bakü, petrol anlaşmaları prizmasından geleceğe büyük ümitle bakıyor. İnanın, en yakın gelecekte ismi en gelişmiş şehirler arasında duyulacaktır güzel Bakü'mün
[/font]
__________________
ARMENIAN IS TERRORIST
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (Daim)  
Eski 01.06.07, 06:56
AZERI_PARTIZAN - ait Avatar
Yeni Üye
 
Üyelik Tarihi: 30.05.07
Şehir: Baku
Yaş: 19
Mesajlar: 22
Karizma Puanı: 49
AZERI_PARTIZAN is on a distinguished road
AZERI_PARTIZAN - MSN üzerinden Mesaj gönder
Ce: AZERBAYCAN(Türk Dünyası)

.[size=4]Dostluk Köprümüz[/font]
.[size=3] XXI. yüzyılın ilk günlerinden geride kalan asırlara bakıldığında, tarih yapraklarının içerisinde Azerbaycan'ın yerini aramak tarihçilerin vazifesi iken, bu şanlı geçmişe dayanarak, geleceğe bakmak her bir Azerbaycanlı’nın vazifesidir.

Hazar'dan Büyük Kafkas dağlarının eteklerine, Kür nehri ile Karadeniz'e, Küçük Kafkas dağlarının göklere yükselen silsilesi ile de Araz nehri boyunca Anadolu'ya kadar uzanan bu memleket, dünyanın Doğu’ya açılan yolu üzerinde bir kapı vazifesini görmüş ve bugün de bu vazifesini icra etmektedir. Belki işte bu sebepten olacak ki; başına bin bir belalar gelmiş, defalarca işgallere maruz kalmış bu topraklar Anadolu'nun bağrından akıp gelen Kür ve Arazın suları ile canlanmalı iken şehit kanları ile sulanmıştır. Asırlardır Azerbaycan'ı Türk dünyasından koparmaya, onu Türk devletlerine bağlayan köprüleri uçurup, yerle bir etmeye, bu ülkeyi tek başına bırakıp parçalamaya, yutmaya ve mahvetmeye çalışanlar onun gülistan hasretli bağrına er oğlu er evlatlarının kanlı yüreklerini ekmişlerdir.

Bazen bana öyle geliyor ki, bütün Türk dünyası bir tek vücut, Bingöl dağları onun azametli başı, buradan öz kaynağını alan Kür ve Araz nehirleri ise bu toprakların gözyaşlarıdır, akar, akar ve Küre-i Arzda Hazar büyüklüğünde bir deniz meydana getirir. Bir şair dostum 60'lı yıllarda öğrenci yurdunda yazdığı küçücük bir şiirinde Hazar'ın suyunun tuzluluğunu buna benzer bir fikirle ifade etmişti.

Ama biz dünyaya ve onun bir parçası Azerbaycan'a iyimser nazarlarla bakıyoruz ve bu gözyaşlarını daha farklı yorumluyoruz. Çünkü gözyaşları sadece kederin, gamın ifadesi değil, hem de sevincin ifadesidir.

Azerbaycan 20. asrı bitirip, 21. asra ve yeni bin yıla Hazar'dan Boğazlara varan kardeşlik köprüsü, dostluk köprüsü ile ayak bastı. Bu büyük köprü, iki granit, iki azametli sütuna dayanmıştır; Haydar Aliyev ve Süleyman Demirel sütunlarına. Belki de bu sütunlar "Biz bir milletin iki devletiyiz" sırrının anahtarlarıdır!

1992 yılının Mayıs ayında Azerbaycan’ı Türkiye'ye birleştiren - Araz üzerinde salınan Dilucu köprüsünün açılışında bu iki sütunun yüreklerinin derinliklerinden gelen bu fikir o zaman için çokları için belki gelişigüzel sözlerdi; ama tarih, bu sözlerin ifade ettiği büyük hakikatleri sadece bize değil, tüm dünyaya gösterdi. O küçük köprü işaret oldu, o sözler ise hakikate çevrildi..

Azerbaycan bu gün 20. asrın son 10 yılındaki Azerbaycan değildir. Artık onun dünya siyasetindeki önemi, Azerbaycansız bir çok meseleni halledilemeyeceği aksiyom halini almış ve kayıtsız şartsız kabul edilmektedir. Bu gün dünyanın gelişmiş devletleri Bakü - Ceyhan boru hattı meselesini müzakere ediyor, totaliter rejimin yarası olan Karabağ problemini çözmeye çalışıyor ve bunları yaparken de Azerbaycan'ın sözünü dinlemenin zorunda olduğunu hissediyorlar; ve ne kadar ifade etmemeye çalışsa da 21. asrın Avrupa'sı geleceğini Türkiyesiz ve Azerbaycansız düşünemiyor. Dünya, Türkiye'nin ve Azerbaycan'ın demokratik değerlere gösterdiği dikkat ve bu yoldaki ilerlemelerini hayranlıkla izliyor.

Bunlar hakikattir ! Kürün ve Arazın Anadolu dağlarından başlayıp, Hazar sahillerinde kavuşmaları kadar hakikattir.

Bu gün Kürün ve Arazın suları bu sevincin ve saadetin göz yaşlarını Hazar'a taşımaktadır. Kür gülüyor, Araz gülüyor, Hazar gülüyor..[/font]
__________________
ARMENIAN IS TERRORIST
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (Daim)  
Eski 01.06.07, 07:00
AZERI_PARTIZAN - ait Avatar
Yeni Üye
 
Üyelik Tarihi: 30.05.07
Şehir: Baku
Yaş: 19
Mesajlar: 22
Karizma Puanı: 49
AZERI_PARTIZAN is on a distinguished road
AZERI_PARTIZAN - MSN üzerinden Mesaj gönder
Exclamation Ce: AZERBAYCAN(Türk Dünyası)

İnternet - Baku Sayfaları

Şu an küreselleşen dünyanın ayrılmaz bir parçası olarak İnternet Ağ sistemi bizlere istediğimiz her yere ulaşım imkanı sunuyor. Ve de dergimizin amaçlarına uygun olarak bu fırsatı vatanımızı tanıtma açısından değerlendirmemek mümkün değildi. Bu yüzden derginin bu sayfasında sizleri dikkatimi çeken bir sayfayla tanıştırmak istiyorum: [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]

Bakupages (Bakü sayfaları) Internet sayfası, ilk önce hoş tasarımıyla dikkati celb eder. Halı nakışı ile Hazar’ın dalgaları ve Bakü'nün meşhur yapıtlardan oluşan bir çerçeve bu sayfada nostaljik bir hava oluşturuyor. Giriş sayfasında hemen değişik araçlara baş vurmadan Baku'de bir haftalık hava durumu ve Milli Manatın Amerikan Doları, İngiltere Pountu ve EURO'ya göre kuru hakkında bilgiyi elde edebilirsiniz.

Günlük Haberlere hemen The Azeri Times'a bağlanarak ulaşabilirsiniz. Azernews ve Azerhaber sayfalarına ulaşmak için linkler mevcuttur. Yalnız tarafsız ve bayağı etraflı olan haberleri bir şartla okuyabilirsiniz, İngilizcenizin iyi olması lazım. Ana sayfanın alt kısmında daha değişik bilgilere ulaşma imkanı veren linkler yer alır. Azerbaycan hakkında kısa bilgi, Azerbaycan haritaları, Bakülü Cemiyeti sayfası, Azerbaycan müzeleri, tarih, adetler, iş hayatı ve ekonomi, sanat galerisi, kitaplar dünyası, müzik kutusu, ansiklopedik arama, tiyatro ve daha nice sayfalara ulaşma imkanı vardır. Sayfadaki Novruz linkini ziyaret etmeyi ihmal etmeyin. Göz açıcı resimleri içeren bu sayfa, Novruz Bayramının Azerbaycan'da kutlanmasından bahseder.

Adetler (Traditions) sayfasını ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Azerbaycan'ın milli bayramları hakkında bilgi alma, zengin Azeri mutfağıyla tanışma, Azeri düğününe misafir olma, değişik inançlarla karşı karşıya gelme imkanı vardır bu sayfada.

Sanat Galerisinde (Art Gallery), devamlı olarak değişen, Azeri ressamların veya Azerbaycan'ı ve Azerbaycan kültürünü yansıtan dünya ressamların tabloları sergilenmekte. Birkaç kategoride toplanan resimlerin üzerinde tıklayarak resimleri daha geniş boyuta getirmek mümkündür. Resimlerin kalitesi onların kaydedilmesine ve daha sonra masa üstünde duvar kağıdı olarak kullanılmasına müsaade ediyor.

Müzik Kutusu (Music Hall) sayfasında şu an geniş olarak kullanılan MP3 formatında kaydedilmiş Azerbaycan müzikleri bulursunuz. Azerbaycan Kültür Bakanı Polad Bülbüloğlu'nun son popüler şarkısı 'Gel Ey Seher', Azerbaycan klasik müziğinin unutulmaz isimlerinden olan Kara Karayev'in, Uzeyir Hacıbeyli'nin ve Muslim Magomayev'in seçilmiş parçaları kaydedilebilir, fakat bu işlemin bir az uzun sürdüğünü sanırım belirtmekte yarar var.

Kitap Dünyasında (Literary Terra) Azerbaycan'da Rusça yayınlanan ve Azerbaycan Yazarlar Cemiyeti’nin resmi yayını olan 'Literaturnı Azerbaycan' dergisinin tanıtımı verilmiştir. Aynı zamanda çağdaş Azerbaycan edebiyatının tanınmış simalarıyla tanışma imkanı vardır.

Baku linkine bağlanmayı da ihmal etmeyin. Fazla resimlerle zengin olmayan bu sayfa Bakü hakkında çok değişik bilgiler kapsamaktadır. Bakü'nün Tanınmış Simaları Sayfasında, hayatının bir kısmını Bakü'de geçiren Alfred Nobel, Lev Landau, Mstislav Rostropovich ve Gary Kasparov gibi dünya çapında bilinen kişilere yer verilmiştir.

Bakü'yü ziyaret etmek isteyenler için Bakü metrosunun şeması ve onun vasıtasıyla ulaşılabilecek yerler, tiyatro, konçerto salonların, süper-market, restoran ve kulüplerin adres ve telefonları vardır. Aradığınız şahıs veya müessesenin telefonunu derhal bulabilirsiniz. Bakü'de bulunan elçiliklerin adres ve telefonları tatlı küçük bayrak eşliğinde The Embassies (Elçilikler) sayfasında verilmiştir.

Sayfayı ziyaret edenlerin e-mail adresleri ve sıcak mesajları konuk kitabında muhafaza edilir. Sayfayı beğendiyseniz kendi mesajınızı da bırakabilirsiniz. Sayfaya kendi web sayfanızı eklemek için Web Listing sayfasını kullanın. Bir de tanıdık, arkadaş veya herkese bir mesaj bırakmak için Message Board'ta özel yer ayrılmıştır.

Sadece genel hatlarla tanıttığım bu sayfa ziyarete ve araştırmaya açık ve ziyaretçileri bekliyor. AZU System & Services şirketi tarafından hazırlanan bu sayfayı kaçırmayın. İyi araştırmalar. Görüşmek üzere.
__________________
ARMENIAN IS TERRORIST
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #6 (Daim)  
Eski 01.06.07, 07:01
AZERI_PARTIZAN - ait Avatar
Yeni Üye
 
Üyelik Tarihi: 30.05.07
Şehir: Baku
Yaş: 19
Mesajlar: 22
Karizma Puanı: 49
AZERI_PARTIZAN is on a distinguished road
AZERI_PARTIZAN - MSN üzerinden Mesaj gönder
Wink Ce: AZERBAYCAN(Türk Dünyası)

[size=5]
Azizim Vatan Yahşi

Giymeye Keten Yahşi

Gezmeye Garip Ülke

Ölemeye Vatan Yahşi
[/font]

[size=3] Vatan hasretine, yurt hicranına hüzünlü bir şekilde tercüman olan bu mısralar, bize gurbetin acı ve soğuk gerçeğini iliklerimize kadar hissettiriyor. "Vatan sağlık gibidir, kıymeti elden çıkınca anlaşılır", demiş Süleyman Nazıf. Bütün dünyada sayıları 45 milyonu keçen Azeriler son iki asırdır ki, vahit bir devlet altında birleşememenin talihsizliğini yaşıyorlar. Bir zamanlar ikiye bölünmüş vatanımızda çektiğimiz acılar, dertler sanki azmış gibi, milletimizin evlatları öz vatanlarından kovularak, hicret etmeye mecbur edildi. Bugün Azerbaycan sınırlarından çok uzaklarda, dünyanın dört bir yanında binlerce, milyonlarca Azerbaycan Türkü yaşamaktadır ve hepsinin de ortak bir adı var - muhacirler.

Uzun yıllar boyunca Azerbaycan muhacireti ile Azerbaycan arasına, yani kendimizle kendimiz arasına dikenli ve acımasız imparatorluk sınırları paslı bir kılıç gibi dikildi. Amaç kardeşi kardeşten soğutmak ve hafızaları felç etmekti. Onlar buna belli bir ölçüde muvaffak oldular. Uzun yıllar boyunca insanımız yurt dışında bir kardeşi olduğunu sakladı, onun varlığını hezin bir hatıra gibi kalbinin derinliklerine gömdü. Onun mühacir kardeşi ise vatanındaki yakınlarına bir zarar gelir, Sibirya’ya sürgün edilirler diye susmayı, belki de unutmayı tercih etti. Çünkü hayati önem taşıyan bütün resmi anketlerde yer alan "Yurt dışında akrabanız var mı?" sorusu, Demokles kılıçı gibi, müstemleke kafesine hapsedilmiş hür zihinlere tehditler savuruyordu.

Bu gün, şükürler olsun ki, dünyada cereyan eden hadiselerin seyri değişti ve biz de bir millet olarak bundan olumlu şekilde nasiplendik. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla uzak düşmüş gönüller arasındaki mesafe kısmen de olsa azaldı. Bu gün biz oluşmuş bu elverişli durumu kendi lehimize değiştirebilmeli, heyecanlarımıza ve hislerimize kapılmadan, Azerbaycan muhaciretini bir kurum olarak öğrenmeli, ilmi-nazari şekilde onun demografik, siyasi-içtimai ve sosyolojik tasnifini yapabilmeliyiz. Bu açıdan ele alırsak Azerbaycan muhaciretini kısaca dört jenerasyona ayırabiliriz.
Birinci nesil muhacirler geçen asrın sonlarında gurbete gitme mecburiyetinde olanlardır.

Aralarında aydınlar, değişik meslek sahipleri ve köylüler vardı. Ali Bey Hüseyinzade, Ahmet Bey Ağaoğlu vb. onların arasında yer almaktaydılar. Ermeni soykırımından kaçarak Türkiye'ye sığınan soydaşlarınız da bu birinci neslin içerisinde yer alıyorlardı.

İkinci nesil, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyyeti'nın (1918-1920) yıkılmasından sonra siyasi sebeplerden dolayı yabancı ülkelere gitmek zorunda kalan soydaşlarımızdan oluşmaktaydı. Mehmet Emin Resulzade ve silahtaşlarını bu dönem içerisinde ele alabiliriz.

Üçüncü nesil, İkinci Cihan Harbinde esir düşüp, takip edilme korkusuyla Sovyetler Birliğine geri dönemeyen Azerbaycan Türkleridir.

Bir de dördüncü nesil vardır ki, bunlar çoğunluk itibariyle Cenubi Azerbaycan'dan (İran) son 10 senede Avrupa'ya kaçan Azerbaycan Türkleridir ve Azerbaycan mühaciretinin bel kemiğini bu insanlar oluşturmaktadır. Kuzeyden Güneye veya Güneyden Kuzeye göç edenleri muhacir sayamayız, çünkü vatanın bir parçasından öbür parçasına hicret olmaz.

Soydaşlarımızın vatan sınırları dışında Azerbaycan adına çok ehemmiyetli hizmetler verdiğini gururla söylemek isteriz. Bugün onların sayesinde dünyanın her tarafında onlarca cemiyet, dernek, gazete ve dergiler Azerbaycan'ın sesini dünya kamuoyuna daha gür şekilde duyurmaktadırlar. Gelecek sayılarımızda onlar hakkında daha geniş şekilde bilgi vermeyi düşünüyoruz. Yabancı ülkelerde yaşayan soydaşlarımızdan Tomris Azeri, Prof. Hasan Cevadi, Prof. Şapur Ensari (ABD), Prof. İren Melikoff (Fransa), Prof. Turhan Genceyi (İngiltere), Ekber Behkelani, İbrahim Ehrari (Almaniya) ve diğerlerinin Azerbaycan adına yaptıkları hizmetler hiçbir zaman unutulmayacaktır.[/font]
__________________
ARMENIAN IS TERRORIST
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #7 (Daim)  
Eski 01.06.07, 07:03
AZERI_PARTIZAN - ait Avatar
Yeni Üye
 
Üyelik Tarihi: 30.05.07
Şehir: Baku
Yaş: 19
Mesajlar: 22
Karizma Puanı: 49
AZERI_PARTIZAN is on a distinguished road
AZERI_PARTIZAN - MSN üzerinden Mesaj gönder
Ce: AZERBAYCAN(Türk Dünyası)

AZERBAYCAN CADDESİ


Böyle bir anket araştırması yapmamızın gayesi, memleketimizi az tanıyan insanlara, yakın olmakla beraber çok uzak gibi görülen Azerbaycan'ımızı anlatmaktır. Belli ölçüde amacımıza ulaşmış sayılırız. Daha iyi neticelere varabilmek için, muhakkak çalışmalarımıza devam edeceğiz.

Evet. Bu çalışmanın nasıl başladığını anlatalım. Ankara'da ‘Azerbaycan'la ilgili bir yer bulalım’ diye düşündük, oradan başlayalım. Azerbaycan'ın adını taşıyan bir cadde var Türkiye'nin başkentinde. İlk hedef olarak orayı seçtik. Kimisi esnaf, kimisi öğrenci, memur, asker, emekli derken, her türlü insanlara ulaşmaya çalıştık. Bu caddede senelerden beri oturan insanlara Azerbaycan'ı sorduk; bu caddede dükkanı olan esnaflara, caddedeki marketlerde alış veriş yapan ev hanımlarına, sinemadan çıkan gençlere ve belki tesadüfi olarak caddeden geçen insanlara. Yakınlaşıp soruyorduk sorularımızı, anlatıyorduk Azerbaycan'ımızı.

Anket iki etapta, üç sene ara verilerek yapıldı. İlk anketin tarihi Aralık 1995, ikinci anket ise 1999'de yapılmıştır. Bu iki araştırma arasında üç sene geçti. Fakat ilk anket esnasında genellikle aynı soruya çok değişik cevaplar verilirken, ikinci ankette genellikle doğru cevapları alıyorduk. Bu da bizce çok sevindirici bir olaydır.
**
Artık fazla uzatmadan biraz sorular ve cevaplar üzerinde durmak istiyoruz.
Başkentimizi sorduk Ankara sakinlerine. Bilenler oldu, bilemeyenler oldu. Bilmeyenlere üzüldük, bilenlere aferin dedik. Taşkent ve Duşanbe'yi Azerbaycan'a dahil edenlere duble aferin (!) Maalesef bunun gibi komik durumlar da anket sırasında az değildi.

Bir sonraki sorular da Azerbaycan'ın coğrafi konumu ile ilgiliydi. Ülkenin bulunduğu yeri tabii ki çoğu vatandaş biliyordu. Yalnız bir kaçı Azerbaycan'ı Orta Asya'ya (buna tahammül ettik), Rusya'ya, Karadeniz ve hatta Akdeniz kıyısına yerleştirmişti. Bu da bir diğer soruya göre gayet normal. Çünkü Azerbaycan'ın büyüklüğü hakkındaki soruya o kadar değişik cevaplar aldık ki, tanıtım konusunda ciddi sorunların var olduğunu anladık. Türkiye'nin 1/3-i, 1/4-i, yarısı diyenler oldu. Hatta Azerbaycan'ın Türkiye'den daha büyük olarak bilenler de yok değildi. Ama rekor tabii ki, Azerbaycan'ı bir ve hatta üç milyon kilometre karelik alana sahip olarak gösterenlerindir. Bu arada, Azerbaycan'ın büyüklüğünü daha bilmeyenler varsa, en yakın ansiklopediye başvurup, 86.6 bin kilometre kare olduğunu öğrensinler.
Bir sonraki sorumuz bayrağımızla ilgiliydi. Sadece bayrağımızın tarifini istedik. Renklerini söylemek de kafiydi. Herkesin bayrağımıza ay-yıldız yerleştirilmesi ile beraber, renk konusundaki ihtilaflar yoruma açık. Atalarımızın ne kadar haklı olduklarına bir kere daha şahit olduk. Gerçekten de renkler ve zevkler tartışılmaz.

**‘Azerbaycan'ın Cumhurbaşkanı kimdir?‘ sorusuna 1995 yılında çok değişik cevaplar alınmıştı. Bilmeyenler de az değildi. 1999'da yapılan ankette ise bilmeyenlerin sayısı azalmakla beraber hiç yanlış cevap alınmamıştı. Burada açık bir şekilde son yıllarda iki ülke arasındaki ilişkilerde yapılan gelişmelerin büyük rol oynadığı görülmektedir.

Ve son sorumuz da hiçbir bilgiyi gerektirmeyen, sadece insanların düşüncelerini tespit etmek amacıyla sorulan bir soruydu. ‘Azerbaycan denildiğinde ilk aklınıza gelen nedir?’ Bazılarda bu ülke petrolü, İslam devleti çağrıştırırken, çoğunun aklına Azeri türküleri, halk oyunları, dansları ve milli müziği geliyor. Sorduklarımızın yüzde yetmişi de, aklıma ilk olarak Türk, Müslüman, Kardeş Bir Halk geliyor, demişler. Allah razı olsun. Samimi insanlarla karşılaşmak çok hoş şeydir. [IMG]smileys/smiley32.gif" align="middle[/IMG]
__________________
ARMENIAN IS TERRORIST
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #8 (Daim)  
Eski 01.06.07, 07:07
AZERI_PARTIZAN - ait Avatar
Yeni Üye
 
Üyelik Tarihi: 30.05.07
Şehir: Baku
Yaş: 19
Mesajlar: 22
Karizma Puanı: 49
AZERI_PARTIZAN is on a distinguished road
AZERI_PARTIZAN - MSN üzerinden Mesaj gönder
Thumbs up Ce: AZERBAYCAN(Türk Dünyası)

Azerbaycan Kültür Varlıklar
ı


Azerbaycan halkı binlerce yıl içinde sayısız tarih ve kültür abideleri yaratmakla dünya medeniyetini zenginleştirmiştir. Sayısız tarihî, kültürel ve arkeolojik abideler Azerbaycan'ın doğal müze gibi tanınmasına sebep olmuştur. Tarihî ve kültürel abidelerin tekrar yapılamayacak olması, yüksek bediî-estetik seviyesi, millî özellikleri Azerbaycan halkının, onun medeniyetinin derin tarihî köklere bağlılığını gösteren temel unsurlardır.

Lâkin Azerbaycan'ın elverişli jeo-stratejik mevkii ve zengin doğal servetleri bir taraftan bu arazide medeniyetin gelişmesi için zemin yaratsa da, diğer taraftan yabancı ulusların devamlı bu toprağa göz dikmesine, ona sahib çıkmak isteğine sebep olmuştur. Yalnız bu cihet Azerbaycan'ın zaman zaman silâhlı çatışmalar, anlaşmazlıklar ocağına çevrilmesine sebep olmuştur. Tarih ağır darbeler vurmuş, kültürel varlıklarının dağıtılmasına, talan edilmesine sebep olmuştur.

Azerbaycan arazileri üzerinde “Büyük Ermenistan” yaratmak hülyasında olan Ermeniler elverişli şartlar ortaya çıktığı zaman öz niyetlerini hayata geçirmeye çalışmış, Azerbaycan arazilerinde silâhlı çatışmalar, anlaşmazlıklar çıkarmış, bu gün Ermenistan olarak isimlendirilen arazilerde yaşayan Azerbaycanlıların ata yurtlarından ayrı kalmasına, bu arazilerdeki Azerbaycan'a ait tarihî, kültürel ve arkeolojik abidelerin bir bölümünün dağıtılıp mahvedilmesine, bir bölümünün ise “Ermenileştirilmesi”ne “nail” olmuşlardır.

Azerbaycan halkına miras kalan tarihî ve kültürel abidelerin korunması için, Ermenistan-Azerbaycan anlaşmazlığının barış yolu ile düzeltilmesi, Azerbaycan arazilerinin işgalden kurtarılması şarttır. Ermenistan-Azerbaycan anlaşmazlığı neticesinde Azerbaycan topraklarının yüzde 20'sinin işgal altına alınması, bir milyondan fazla Azerbaycan vatandaşının “kaçgın” ve “mecburî köçkün” olarak çadırlarda yaşaması ile birlikte işgal altındaki arazilerde Azerbaycan halkının geçmişini ve bu gününü aksettiren abideler plânlı surette mahvedilmiş, dağıtılmış, “Ermenileştirilmiş”dir. Ermeniler işgal ettikleri arazilerde Azerbaycan'ın millî özelliklerini taşıyan tezahürleri mahvetmekle, onları sahte yollarla değiştirip “Ermenileştirmek”le köklü ve ezelî Azerbaycan topraklarına sahip çıkmak istemektedirler. Ermenistan-Azerbaycan anlaşmazlığı Azerbaycan ve Azerbaycanlılar için büyük önem taşıyan, millî ruhu, millî özellikleri özünde aksettiren binlerce tarihî, kültürel, İslâm ve arkeoloji abidelerinin yok edilmesine sebep olmuştur.

[b]Ermeni İşgali ve Tarihî ve Kültürel Varlıklar
/[b]

Ermenistan-Azerbaycan anlaşmazlığının Azerbaycan kültürüne vurduğu darbenin ağırlığını hissetmek için bazı faktörleri görmek gerekmektedir.

Anlaşmazlık neticesinde, Ermeni işgali altında kalan topraklarda Azerbaycan halkına ait 500 kadar tarih-mimarlık, 100'den fazla arkeolojik abide, on binlerce eseri olan 22 müze, dört resim galerisi, 4.6 milyon kitap ve el yazması saklanan 927 kütüphane, 808 kulüp, 10 kültür ve dinlenme parkı, 85 müzik ve güzel sanatlar okulu, 20 kültür sarayı, 4 devlet tiyatrosu kalmıştır (1).

1992 yılında “Kafkasya'nın Konservatuarı” diye bilinen Şuşa'nın işgal edilmesi sadece Azerbaycan kültürünün değil, genellikle bütün dünya kültürünün problemi olarak kabul edilmelidir. Çünkü Şuşa'da sadece Azerbaycan kültür ve ince sanatının değil, bütün Şark ve dünya kültürünün gelişmesinde hizmetleri olan büyük sanatkârlar yetişmiştir. Şuşa kurulduktan kısa bir müddet sonra ekonomik ve kültürel yönden Azerbaycan'ın mühim şehirlerinden biri durumuna gelmiştir.

Burada sanatkârlığın birçok sahaları yüksek düzeyde gelişmiştir. Şuşa mimarlık yönünden de Azerbaycan için önemlidir. Şuşa şehrindeki abidelerin büyük tarihî ve kültürel önemini göz önüne alan Azerbaycan hükûmeti 10 Ağustos 1977 tarih ve 280 no’lu kararıyla Şuşa şehrini tarih ve mimarlık açısından sit alanı olarak ilân etmiştir (ASA 1987, X: 579). Şuşa'nın zengin tarihî mimarlık mirasından, şehir plânlaması, sanat abideleri, sokak ve meydan ansambları, evleri dikkati çekmekteydi. Bu abidelerden kale duvarları, kale dâhili kasırlar, Penaheli Hanın Sarayı, Kara Böyük Hanın burcu, Şuşa'nın esas kale kapısı olan Gence Kapısı, Han kızı Natevan'ın evi, Hacı Kulu'nun saray tipli malikânesi, Esed Beyin evi, Zöhrabbeyov'ların evi Azerbaycan mimarlık tarihinin güzel örnekleridir (ASA 1987, X: 578).

Şuşa'da 1982 yılında M.P. Vagif'in anıt mezarı, 1985 yılında Üzeyir Hacıbeyov'un abidesi yapılmıştır.

Şuşa, bunlarla birlikte, her zaman İslâm abideleri ile zengin olmuştur. Burada büyük tarihî öneme sahip olan “Yukarı Mescid” yahut Gövher Gala adlanan Cuma Mescidi, Aşağı Mescid, Mamay Mescidi, türbeler İslâm kültürünün abideleri olarak korunurdu.

Azerbaycan'ın en eski müzelerinden olan Şuşa şehrinin tarihî müzesinden beş bin muhtelif eşya, buna bağlı olarak Karabağ tarihinin özelliklerini bünyesinde barındıran kıymetli kaynaklar, arkeolojik buluntular, eski el yazmaları, çeşitli devirlere ait resmî belgeler toplanmıştı. Şuşa'daki Devlet Karabağ Tarihî Müzesi’nde konu ile ilgili 1000'den fazla eşya saklanmaktaydı. Burada, bunlarla birlikte profesyonel ses sanatının temellerini atan büyük şarkıcı Bülbül'ün (400 eşya), müzikolog ve ressam Mir Möhsüm Nevvab'ın (100 eşya) hatıra müzelerinin varlıkları talan edilmiştir (2).

Ermenistan-Azerbaycan anlaşmazlığı başlamadan önce Fizuli şehrinde mimarlık ve İslâm abidelerinden Ehmedalılar Türbesi, Baba Türbesi, Mireli Türbesi, Fizuli şehrinde Hacı Elekber Mescidi (19. yüzyıl), Karğabazar köyünde Hacı Giseddin Mescidi (1862), Ehmedli köyünde mescit (18. yüzyıl), XVII-XVIII. yüzyıl mimarlık abideleri olan kervansaraylar geçmişin yadigârı olarak korunurdu (ASA 1987, X: 18).

Ermeni işgalcileri tarafından şehir arazisindeki ilk insan meskenlerinden olan meşhur Azıh ve Taclar Mağaraları, Aluen Garakepek, Üzerliktepe abideleri, kurganlar askerî amaçlarla kullanılmaktadır.

Laçın şehrinde mimarlık örneklerinden Hocaz köyünde mağara–mabet (5. yüzyıl), Cicimli köyünde Malik Ejder Türbesi (14. yüzyıl), adsız türbe (17-18. yüzyıl), Zeyve köyünde Kafir Kalesi (17. yüzyıl), Sultan Baba Türbesi, Şeyh Ehmed Türbesi, adsız türbe (19. yüzyıl), Karıgışlak köyünde mescit (18. yüzyıl), Hüsülü köyünde Hemze Sultan ve Sultan Ehmed sarayları (18. yüzyıl), Hekeri çayı üzerinde köprü (18. yüzyıl), Ağoğlan çayı üzerinde mabet (19. yüzyıl), Gülebird köyünde türbe Azerbaycan'ın tarihî abideleri olarak korunmaktaydı (ASA 1982, VI: 174).

Kelbecer şehrinin Karagöl ve Zalha gölleri sahillerinde, Ayıçıngıllı ve Peri Çıngıllı dağlarında kayalarda bulunan tasvirler, M.Ö. III. binyıllık Tunç devrine aittir. Mimarlık abidelerinden Hotaveng mabedi dikkat çekmekteydi (ASA 1982, VI: 335). Kelbecer şehrinin, şehir tarihi müzesinde 13 bin eşya-halı, değerli madenî eşyalar, altın-gümüş mamûlü süs ve kullanma eşyaları, kadın ve erkek kemerleri, arkeoloji ve etnografik materyaller, el sanatı örnekleri, Azerbaycan devletlerine ait para-sikke materyalleri, maişet eşyaları, senetler talan edilmiştir.

Zengilan şehrinde Azerbaycan tarihi ve medeniyetinin en erken dönemlerini aksettiren taş heykeller, açık hava müzesinin yüzlerce sanat örnekleri, mimarlık abidelerinden Hacılı köyünde dairevî burç, Memmedbeyli köyünde sekizgen türbe (1304-1305), Şerifan köyünde kümbet (13. yüzyıl), Yeniköy köyünde kümbet (14. yüzyıl) büyük tarihî ehemmiyet taşımaktaydı (ASA 1982, VI: 317).

Gubadlı şehrinin mimarlık abidelerinden Gavur deresinde mağara-mabet (4 yüzyıl), Muradhanlı köyünde Kalalı Kalesi (5. yüzyıl ), Demirciler köyünde iki türbe (14. yüzyıl) ve mescit (19. yüzyıl), Yazı düzünde Cavanşir Türbesi (14. yüzyıl), Gürcülü köyünde türbe (17. yüzyıl), Hoca-Muradhanlı köyünde küçük kale ve türbe (18. yüzyıl), Eliuşaglı köyünde mağara-mabet, çeşme (19. yüzyıl), köyün yakınlarında Göy Kale (5. yüzyıl), Lalezar Köprüsü (1867), Dondarlı köyünde mescit (19. yüzyıl), Hacıbedel köprüsü muhafaza edilmekteydi (ASA 1982, VI: 255).

Ağdam şehri arazisindeki medeniyet abidelerinden Haçın Türbeli köyündeki Kutlu Musaoğlu Türbesi (1314), Kengerli köyündeki türbe (14. yüzyıl) şehrin en eski medeniyet abidelerindendir. Papravend köyünde 18. yüzyıla ait çift minareli mescit İslâm abideleri olarak tarihî öneme sahipti (ASA 1982, VI: 106).

Ağdam şehrinde Gıda Müzesi, Rahim Memmedov Adına Savaş Müzesi, Gülablı köyünde tar sanatçısı Gurban Primov’un hatıra müzesi eserlerle zengindi.

Cebrayıl şehrinde mimarlık abidelerinden Sultan Allahverdi Hamamı, Hudayalı köyündeki dairevî sekizgen türbeler (19. yüzyıl), Şıhlar köyündeki dairevî türbe (14. yüzyıl), Hudaferin Köprüsü Azerbaycan halkının tarihî ehemmiyeti olan abidelerindendir (ASA 1982, VI: 407).

Ermeni işgali neticesinde birçok müze dağıtılmış, sergilenen eserler talan edilerek Ermenistan'a götürülmüştür. Bu müzelerde Azerbaycan halkının tarihî ve medeniyeti ile ilgili kıymetli eşyalar, resim, heykeltraşlık eserleri, dünyaca ünlü Azerbaycan halıları, halı ürünleri (zili, cicim, kilim, palas, sumah) nümizmatik materyaller, tarihî senetler, Azerbaycan'ın görkemli şahsiyetlerinin hatıra eşyaları, diğer kıymetli materyaller olmuştur.

Genel olarak 40 binden fazla müze eşyası talan edilmiştir. Şuşa, Laçın ve Gubadlı resim galerilerindeki seçkin eserlerden Azerbaycan'ın görkemli ressamları Settar Behlülzade'nin, Mikayıl Abdullayev'in, Toğrul Nerimanbeyov'un, Salam Salamzade'nin, Maral Rehmanzade'nin, Büyükağa Mirzezade'nin, Asef Ceferov'un ve başkalarının eserleri talan edilmiştir.

Azerbaycan'ın 7 şehri – Ağdam, Laçın, Kelbecer, Fizuli, Cebarayıl, Zengilan, Gubadlı - işgal edildikten sonra, bu şehirlerde 630 genel kütüphane mahvedilmiştir. Aynı şehirlerde 7 merkezî kütüphane, 9 çocuk kütüphanesi, 27 şehir kütüphanesi ve 589 köy kütüphanesi, bu kütüphanelerin sahip oldukları 4 milyon nüshaya yakın muhtelif kitap mahvolmuştur. Aynı zamanda Yukarı Karabağ, Şuşa ve Hocalı da dâhil olmak üzere 254 kütüphane ve bu kütüphanelerde bulunan 14.769 adet kitap mahvolmuştur.

Genellikle Ermeni işgali ile alâkalı 808 kulüp ve 927 kütüphane müessesesine, 85 müzik okuluna, 22 müze ve onların şubelerine, 4 resim galerisine, 7 kültür ve dinlenme parkına, 4 tiyatro, 2 konser müessesesine 37 milyar manat (3) maddî zarar verilmiştir. Dünya çapında öneme sahip, insanlığın kültür mirasında, önemli bir yer tutan 20,5 milyar manat değerinde 40 bin adet XI-XIX. yüzyıllara ait kıymetli ve nadir müze eşyası dağıtılmıştır. 1852 medeniyet ve güzel sanat müessesesi dağıtılmıştır ki, bunun da neticesinde Azerbaycan devletine milyarlarca manat zarar verilmiştir (4).

Taşınmaz tarih, mimarlık, arkeoloji, güzel sanat abidelerinden sadece Şuşa şehrinde 208 adedi devlet koruması altında olmasına rağmen, bu eserlerin akıbeti belli değildir.

İnsanlık tarihi için mühim ehemmiyet taşıyan Azık Mağarası (Fizuli şehrinden 17 km. uzaklıkta Hocavend ilçesinde) işgal altında olan arazide kalmıştır.

Yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda, tahminen iki milyon yıl önce ilk insanların burada yaşadıkları ortaya çıkmıştır. İnsanların en eski yaşadıkları yer bu bölgedir. Azerbaycan Hükûmetinin 21 Nisan 1969 tarih ve 158 sayılı kararı ile Azık Mağarası Azerbaycan Cumhuriyeti İlimler Akademisi’nin sit alanı ilân edilmiştir.

1992 yılında eski kervan yolunda Araz nehri üzerinde bulunan on bir kemerli (7. yüzyıl), on beş kemerli (12. yüzyıl) Hüdaferin köprülerinin İran İslâm Cumhuriyeti ile birlikte restorasyonu için karar alınmıştır. Ancak Cebrayıl şehrinin işgali bu kararın uygulanmasını engellemiştir.

Alban medeniyetinin parlak örnekleri olan Hezine dağ (Kandzasar) mabedi (13 yüzyıl), Beng-Amaras Alban manastırlarının “Ermenileştirilmesi” için elverişli ortam oluşmuştur.

Tunç devrinin Azerbaycan abidesi olan Hocalı kurganları 50 hektar sahada 100'den fazla kurganı ihata etmekteydi. Eski devirlerde Hocalı kurgan sahası mukaddes yer sayılmış ve muhtelif bölgelerden ölüleri defnetmek için oraya getirmişlerdir. Bu kurganlar dağıtılmış, tarihî abide gibi mahvedilmiştir. Hocalı şehrindeki Dairevî Mabet (1356-1357) ve Türbenin (14 . yüzyıl) akıbeti ise belli değildir.

Yapılan ÇalışmalarErmenilerin işgal ettikleri arazilerde 603 taşınmaz tarih ve medeniyet abidesi kayda alınmıştır. Son yıllarda Azerbaycan Cumhuriyeti Devleti işgal altında bulunan topraklarındaki tarih ve medeniyet abidelerinin muhafazası alanında hem ülke içinde hem de uluslar arası âlemde önemli adımlar atmıştır. Azerbaycan Kültür Bakanlığı tarafından 1996 yılı Ağustos ayında Bakü'ye gelen UNESCO temsilcilerine işgal edilmiş arazilerde bulunan maddî kültür abideleri hakkında bilgi verilmiş, korunması gereken maddî servetlerin "Kültürel Varlıkların Uluslar Arası Kayıt" listesine dâhil edilmesi için listesi hazırlanmıştır. Bu listeye dâhil olan servetler 1954 La Haye Sözleşmesi’nin özel muhafazası altına girmektedirler.

Son yıllarda üçüncü tarafların aracılığıyla Üzeyir Hacıbeyov'un, Bülbül'ün ve şaire Natevan'ın Şuşa şehrindeki büstleri alınmış, onların top mermilerine maruz kaldığı belirlenmiştir.

1998 yılında "Tarih ve Medenî Abidelerin Korunması" hakkında Azerbaycan Cumhuriyeti kanunu kabul edilmiştir. Kanunda, Azerbaycan'ın bütün tarih ve medeniyet abidelerinin ehemmiyet derecelerine (dünya, ülke ve yerli ehemmiyetli abideler) göre bölünerek onaylanmış, listeye ve devlet kaydına alınması gerektiği göz önüne alınmıştır. Onların üzerinde mülkiyet biçimleri belirlenmiştir. Abidelerin bediî-estetik görkeminin değiştirilmesi, yok edilmesi ve onlar için tehlike yaratabilecek tamir, inşaat, tasarrufat ve diğer işlerin yapılmasına yasak getirilmiştir.

Genellikle, abidelerin korunmasının devlet teminatı, abidelerden istifade kuralları, eserlerin araştırılması, muhafaza edilmesi, tamiri, restorasyonu, aslına uygun yeniden inşası ilgili meseleler kesin bir biçimde açıklanmaktadır.

Uluslar arası düzeyde Azerbaycan Cumhuriyeti'nin aktifliğinin yükselmesi kültürel varlıklarının muhafazası için önemlidir. İlk önce Azerbaycan üç mühim sözleşmeye imza atmıştır. Millî Meclis bu sözleşmeleri onaylanmıştır. Bunlar “Silâhlı Bir Çatışma Hâlinde Kültür Varlıklarının Korunmasına Dair Sözleşme ve Ekleri” (La Haye, 1954), “Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme” (1972), “Kültür Varlıklarının Kanunsuz İthal, İhraç ve Mülkiyet Transferinin Yasaklanması İçin Alınacak Tedbirlerle İlgili Sözleşme” (1970)’dir. Sözleşmelerin şartlarına göre işgalci taraf, Azerbaycan'ın maddî ve kültürel varlıklarının korunmasını temin etmelidir.

Uluslar arası hukukun genel kabul görmüş normlarına göre savaş zamanı kültürel varlıkların talan edilmesi yasaktır. “Kültür Varlıklarının Kanunsuz İthal, İhraç ve Mülkiyet Transferinin Yasaklanması İçin Alınacak Tedbirlerle İlgili Sözleşme” (1970)'nin genel prensibine göre bir ülkeden diğerine zorla götürülen kültürel varlıklar geri verilmelidir. Ermeni işgalciler, “Silâhlı Çatışmalar Zamanı Kültürel Varlıkların Korunması Hakkında” La Haye Sözleşmesi’nin hükümlerini açıkça ihlâl etmişlerdir. La Haye Sözleşmesi sahibi ve menşeine bağlı olmadan kültürel varlıkların muhafaza edilmesine dair prensipleri açık bir şekilde ortaya koymuştur. Sözleşme, her hangi silâhlı çatışma zamanı, hatta taraflardan biri veya birkaçı savaş durumunu itiraf etmese bile, tatbik edilmelidir.

La Haye Sözleşmesi’nin 18. Maddesinin 2. Bendine esasen, ülke arazisi işgal edildiği ve hatta bu işgal hiçbir mukavemetle karşılaşmadığı hâlde bile tatbik edilir. Sözleşmeye esasen işgalci devlet işgal olunmuş arazilerde kültürel varlıkların talan edilmesi veya kanunsuz olarak sahiplenilmesinin, vandalizmin yasak olunması için her türlü tedbirleri almalıdır. İşgalci devlet, işgal ettiği arazilerin yetkili kurumlarının kültürel varlıkların korunması yolunda yaptıkları çalışmaları korumalıdır. Eğer yerli yetkili kurumlar kültürel varlıkları koruma iktidarında değillerse, bu durumda işgalci devlet yerli yetkili kurumlarla iş birliği içinde kültürel varlıkların korunması için gerekli tedbirleri almalıdır (5).

23. Maddeye uygun olarak UNESCO, Sözleşme hükümlerinin tatbiki, kültürel varlıkların muhafazasının sağlanması için gerekli teknik yardımı göstermelidir.

Azerbaycan'ın işgal altında olan arazilerindeki tarih, medeniyet ve arkeoloji abidelerinin kaderi ile ilgili son zamanlarda Azerbaycan devleti, ayrı ayrı bakanlıklar tarafından gerçekleştirilen faaliyetler ile canlanmıştır. Bu bakımdan Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının teşebbüsü ile 1998 yılının Aralık ayında İslâm Konferansı Teşkilâtı’nın merkezi Türkiye'de bulunan İslâm, Tarih, Sanat ve Kültür Araştırmaları Merkezi (IRCICA)'nin Bakü'de düzenlediği “Kafkasya'da İslâm Medeniyeti” sempozyumunun mühim rol oynadığını kaydetmemek mümkün değildir. Sempozyumun bölümlerinde Kafkasya'da İslâm medeniyetinin kurulması ve gelişmesinin muhtelif sebepleri ile ilgili müzakereler yapılmış, fikir mübadelesi gerçekleştirilmiştir (6). Bu tür faaliyetlerin düzenlenmesi Azerbaycan'ın ve bir bütün olarak, Türk ve İslâm dünyasının problemlerinin birlikte yapılan çalışmalarla halledilmesinde ileriye doğru önemli adımlar olarak kabul edilmelidir.

26 Ocak 1999 tarihinde Paris'te UNESCO tarafından düzenlenen "Kültürel Varlıkların Kanunsuz Çıkarıldığı ya da Sahiplenildiği Durumlarda Onların Vatana Döndürülmesi" Hükûmetler arası Komitesi’nin X. Toplantısı yapılmıştır. Toplantıda Azerbaycan Kültür Bakanı Polad Bülbüloğlu bir konuşma yaparak Ermenistan tecavüzü neticesinde işgal edilmiş arazilerde Azerbaycan halkının kültürel varlıklarının mahvedilmesi hakkındaki faktörleri inandırıcı delillerle ispatlamıştır. Bakan konuşmasında Şuşa şehrinden gizlice çıkarılmış üç abidenin - Şaire Natevan'ın, dâhî bestekâr Üzeyir Hacıbeyov'un ve ölmez nağmekâr Bülbül'ün düşman topları tarafından delik deşik edilmiş heykellerinin fotoğraflarını ve bu abideler hakkında muhtelif dillerde olan bilgi toplantıya katılanlara verilmiştir. Şuşa'daki Gövherağa Mescidinin yakılması, başka tarihî abidelerin dağıtılması hakkında video görüntüleri ve fotoğraflar Ermeni vahşetini bir kez daha ispat etmiştir (7).

Öneriler

1) İşgal altında olan topraklarda bulunan Azerbaycan'ın kültürel varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli teknik yardımın gösterilmesi ve 33. Maddede yer verilen Sözleşme’nin hayata geçirilmesi ile ilgili meydana çıkan problemlerin halledilmesi için UNESCO'ya başvurulmalıdır. Bunu imkân derecesinde çabuk yapmak lâzımdır. Çünkü işgal edilmiş arazilerde olan tarihî abideler Ermeniler tarafından sahteleştirilmekte ya da mahvedilmektedir. UNESCO'ya başvurularak işgal edilmiş arazilerde kültürel varlıklar üzere Komiserin tayin edilmesine ve Sözleşme'nin 2, 3, 4, 5, ve 6. Maddelerine uygun onun kendi görevlerini yapması sağlanmalıdır.

2) İşgal edilmiş arazilerde medeniyet abidelerinin onarılması ve korunması merkezi kurulmalı ve bunun için kompleks tedbirlerin hayata geçirilmesine başlanmalıdır.

Millî medeniyet ve tarihî abidelerin korunması amacıyla Azerbaycan Cumhuriyeti UNESCO'nun nezdinde faaliyet gösteren ve kültürel varlıkların korunması ile meşgul olan üç uluslar arası teşkilâtla sıkı ilişkiler kurmuştur. Bunlar Uluslar arası Müzeler Konseyi (International Council of Museums-ICOM-), Uluslar arası Tarihî Yerler Konseyi (International Council for Monuments and Sites- ICOMOS) – Hükûmet Dışı Uluslar arası Kuruluşlar (NGO) ve Kültürel Varlıkların Korunması ve Onarılması Meselelerinin Öğrenilmesi üzere Uluslar arası Merkez (International Centre for the Study, Preservation and Restoration of Cultural Property-ICCROM) hükûmetler arası teşkilâtlardır. ICOM'un 1993 yılında Azerbaycan Millî Komitesi kurulmuştur. ICOMOS ve ICCROM'a dâhil olmak için şu anda görüşmeler devam etmektedir (8). Azerbaycan Cumhuriyeti'nin her iki teşkilâta kabul edilmesi medeniyet ve tarih abidelerinin korunması, onarılması için büyük önem taşımaktadır.

Ancak abidelerin korunması işinin çağdaş standartlara uygun duruma getirebilmek için birçok problem halledilmelidir. Örneğin Savunma Bakanlığında hem silâhlı çatışmalar hem de ateşkes şartlarında kültürel varlıkların korunması problemi ile meşgul olacak uluslar arası insanî hukuk normlarının tatbiki için komisyonlar oluşturulmalıdır.

Bakanlıkta, La Haye Sözleşmesi’nin metni ve temel prensipleri ile bütün ordu mensuplarına bilgi vermek, orta ve yüksek harp okullarında Sözleşme'yi eğitim programına almak, Sözleşme ile ilgili özel ders kitapları hazırlamak gibi meseleler plânlanmalı ve uygulanmalıdır.

Savaş olması muhtemel bölgelerde Kültür Bakanlığı, müze, arşiv, kütüphane, resim galerisi, diğer yerlerde saklanan medeniyet servetlerinin korunması için acil durum plânı hazırlanmalı, Sözleşme ile ilgili bilgi materyallerinin bu alanda çalışanlara ulaştırılmasının biçim ve metotları işlenmelidir. Ermenilerin eline geçen bütün müze eşyalarımız ve diğer kaybedilmiş medeniyet servetlerimiz hakkında etraflı, tam tafsilatlı bilgiler UNESCO, IFAR (International Fondation For Art Research) Uluslar arası Sanat Araştırmaları Fonu, İnterpol, ICOM, Sothepy's ve diğer müzayede merkezlerine ulaştırılmalıdır ki bütün bu kurum ve teşkilâtlar onlardan haberdar olsun.

3) Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 13 Haziran 1992'de benimsediği 764 sayılı kararı ile 1949 Cenevre Sözleşmeleri'ni vahim bir şekilde ihlâl eden ya da bu yönde emir veren kişilerin bireysel sorumluluklarından bahsetmektedir. Eski Yugoslavya ülkesinde meydana gelen olaylarla ilgili alınan bu kararın benzerinin Güvenlik Konseyi tarafından tekrar alınması sağlanmalı ya da bu karara uygun olarak işgal altında bulunan topraklarda Cenevre Sözleşmelerini vahim bir biçimde ihlâl eden Ermenileri yargı önüne çıkarmak için gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Eski Yugoslavya ülkesi ile ilgili kurulan Mahkemenin statüsünde kültür varlıklarına ilişkin bir düzenleme öngörülmüştür. "Savaş Kanunlarının ve Teamüllerinin İhlâli" başlığını taşıyan 3. Madde " Uluslararası Mahkeme, savaş hukukunu ve teamüllerini ihlal eden kişileri koğuşturma yetkisine haiz olacaktır. Söz konusu ihlâller aşağıdaki hususları içermekle beraber bunlarla sınırlı değildir (...)” ifadesiyle başlayarak bu ihlâllerin arasında "dine, hayır ve eğitim işlerine, sanat ve bilimlere vakfedilmiş kurumlara, tarihî anıt ve sanat ve bilim eserlerine kasten zarar verilmesi veya bunların tahrip ve müsadere edilmesi" fiillerini saymaktadır (Öktem 1998: 156). İşgal altındaki Azerbaycan topraklarında bu sayılanların hepsi gerçekleşmiştir. Bu eylemleri gerçekleştirenlerin cezalandırılmaları gerekmektedir.

4) Azerbaycan Avrupa Konseyi'nde gözlemci ülke statüsündedir. Avrupa Konseyi'nin kültürel ve doğal varlıkların korunmasına ilişkin hazırlamış olduğu sözleşmeleri imzalamalıdır. Bu durum, kültür varlıklarının ulusal ve uluslar arası düzeyde daha iyi korunmasına imkân verecektir.

Değerlendirme


Nispeten ender rastlanan askerî zorunluluk hâlleri bir kenara bırakılacak olursa, geçmişte silâhlı çatışma sırasında görülen kültür varlıklarını tahrip vakalarının çoğunlukla siyasî ve sosyal boyutu da vardır. Ülkeler bu bölgelerin kültürel, dolayısıyla millî aidiyetini ispatlama veya yok etme amacını gütmektedirler. Ermeni işgalcilerin yaptıkları talan bu bölgelerdeki Azerbaycan millî varlığını yok etme amacını taşımaktadır. Bu bölgede etnik arındırma tamamlanmış, sıra kültürel arındırmaya gelmiştir. Ermeni işgalcileri bu bölgede bulunan dinî ve millî özellikler taşıyan Azerbaycan halkına ait millî ve dinî mal varlığını kasıtlı olarak tahrip ve tahkir etmişlerdir.

Ermenistan'ın tecavüzü neticesinde Azerbaycan'a vurulmuş zararı hesaplamak mümkün değildir. Her şeyden önce, bu servetleri yeniden yapmak mümkün değildir. Çünkü kültürel varlık ve abidelerin elde edilmesi ve onarılması mümkün değildir. Bu durum, yalnızca Azerbaycan halkının değil, bütün bir insanlığın kaybı olarak değerlendirilmelidir.

Irkı ve inancı ne olursa olsun, "insan" ruhunun ürünü oldukları için "insanlığın ortak mal varlığı" kapsamına giren kültürel varlıklar uluslar arası topluluğun ortak sorumluluğu altında sayılmaktadırlar (Öktem 1998: 130). Yalnız bu yönden uluslar arası teşkilâtlar, yabancı devletler kültürel varlıkların talan ve mahvedilmesine karşı seslerini yükseltmelidirler.

9-11 Aralık 1997 tarihlerinde İslâm Konferansı Teşkilâtı'nın Tahran'da yapılan 8. Zirve toplantısında kabul edilen sonuç bildirisinde "işgal edilmiş Azerbaycan arazilerinde arkeoloji, medeniyet ve tarihî abidelerin talan ve mahvedilmesinin kınanması" olumlu bir durum olarak kabul edilmelidir.

İşgal edilmiş Azerbaycan arazilerinde kalmış kültür ve tarih abidelerinin kaderi ile bağlı problemlerle ilgili konferansların düzenlenmesi, bu sahada muhtelif uluslar arası teşkilâtlarla ilişkilerin genişletilmesi Azerbaycan kültürü ve bir bütün olarak Türk-İslâm medeniyetinin, onun kültür ve tarih abidelerinin muhafazası sahasında çalışılmalıdır.

Notlar
[/font]


(1) Bunun için bkz. Gaçkınlar Barede Kanunvericilik, İnsan Hükukları ve Migrasiya Meselelerine Dair Uluslar arası Konferans, 22-24, Bakı. Meruzeler Toplusu, Mart 1995-ci il, 80.

(2) Bunun için bkz Gaçkınlar Barede Kanunvericilik, İnsan Hükukları ve Migrasiya Meselelerine Dair Uluslar arası Konferans, (22-24, Bakı). Meruzeler toplusu, Mart 1995-ci il, 81.

(3) Azerbaycan Millî Bankası'nın hesaplamalarına göre 1993 yılında 1 ABD Dolarının karşılığı 92.79 manattır.

(4) Bunun için bkz Gaçkınlar Barede Kanunvericilik, İnsan Hükukları ve Migrasiya Meselelerine Dair Uluslar arası Konferans, (22-24, Bakı). Meruzeler toplusu. Mart 1995-ci il,.81-82.

(5) Bkz. “Vvedeniye boyeılx deysviy”. Sbornik Qaagskiy Konvensiy i inıx soglaşeniy. M., MKKK, 1995, c.41

(6) “Mügeddes dinimizin tarihine ve menevi deyerlerine hesr olunmuş möteber toplantı”, Azerbaycan 11 dekabr 1998-ci il.

(7) “İşğal edilmiş topraklarımızda ermeni vehşilikleri YUNESKO-da ifşa olnur”, Azerbaycan 28 yanvar 1999-cu il.

(8) “Azerbaycan'ın tarih ve medeniyet abideleri müharibe ve ateşkes şeraitinde”, Azerbaycan 5 may 1998-ci il.
__________________
ARMENIAN IS TERRORIST
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #9 (Daim)  
Eski 01.06.07, 07:09
AZERI_PARTIZAN - ait Avatar
Yeni Üye
 
Üyelik Tarihi: 30.05.07
Şehir: Baku
Yaş: 19
Mesajlar: 22
Karizma Puanı: 49
AZERI_PARTIZAN is on a distinguished road
AZERI_PARTIZAN - MSN üzerinden Mesaj gönder
Ce: AZERBAYCAN(Türk Dünyası)

Umarım ki bu yazdıklarım sıkıcı olmadı ve ilginizi çekdi. Türkü seven bunları okumakdan zevk alır

Devamı var...
__________________
ARMENIAN IS TERRORIST
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #10