Fakir fukaranın takılacağı bir mekân olsun istedik...
Mandal Hoca
Thesephiroth tarafından 10.05.08, 16:19´de yollandı
Oflu tedriç ile bağdaş kurarak koltukta,
Dedi: Çoktan beridir vardı benim bir derdim:
Gideyim, zâlimi îkaaz edeyim, isterdim.
O, bizim cami uzaktır, gelemez, mâni' ne?
Giderim ben, diyerek, vardım onun cami'ine.
Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı Hamîd,
Koca Şevketli! Hakikat bunu etmezdim ümîd. *
Belki kırk elli bin askerle sarılmış Yıldız;
O silahşörler; o al fesli herifler sayısız.
Neye mal olmada seyret, herifin bir namazı:
Sâde altmış bin adam kaldı namazsız en azı!
Hele tebzîri aşan masrafı, dersen, sorma.
Gördüğüm maskaralık gitti de artık zoruma,
Dedim ki: «Bunca zamandır nedir bu gizlenmek?
Biraz da meydana çıksan da hasbihal etsek.
Adam mı, cin mi nesin? Yok ne bir gören, ne eden;
Yâ çünkü saklanıyorsun bucak bucak bizden.
Değil mi saklanıyorsun, demek ki: Korkudasın;
Yâ çünkü korkan adamlar gerek ki saklansın.
Değil mi korkudasın var kabahatin mutlak!..»
Bir de baktım, canavarlar pusulardan çıkarak,
Koştular, tekmeye kuvvet kimi, dipçikle kimi,
Serdiler her tarafından delinen postekimi.
– Sonra?...
– Ben hissimi kaybetmişim artık...
– Vah! Vah!
– Sanki bir korkulu rü'yâ idi... Ferdâsı sabah,
Deniz üstünde bulup kendimi şaştım bu işe,
Dedim ki: «Anlatırım ben, Hamîd öbür gelişe.
Adam aldıkça Lazistan kıyısından takalar,
Kurtuluş yok, seni Mandal yine bir gün yakalar!»
Dedi: Çoktan beridir vardı benim bir derdim:
Gideyim, zâlimi îkaaz edeyim, isterdim.
O, bizim cami uzaktır, gelemez, mâni' ne?
Giderim ben, diyerek, vardım onun cami'ine.
Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı Hamîd,
Koca Şevketli! Hakikat bunu etmezdim ümîd. *
Belki kırk elli bin askerle sarılmış Yıldız;
O silahşörler; o al fesli herifler sayısız.
Neye mal olmada seyret, herifin bir namazı:
Sâde altmış bin adam kaldı namazsız en azı!
Hele tebzîri aşan masrafı, dersen, sorma.
Gördüğüm maskaralık gitti de artık zoruma,
Dedim ki: «Bunca zamandır nedir bu gizlenmek?
Biraz da meydana çıksan da hasbihal etsek.
Adam mı, cin mi nesin? Yok ne bir gören, ne eden;
Yâ çünkü saklanıyorsun bucak bucak bizden.
Değil mi saklanıyorsun, demek ki: Korkudasın;
Yâ çünkü korkan adamlar gerek ki saklansın.
Değil mi korkudasın var kabahatin mutlak!..»
Bir de baktım, canavarlar pusulardan çıkarak,
Koştular, tekmeye kuvvet kimi, dipçikle kimi,
Serdiler her tarafından delinen postekimi.
– Sonra?...
– Ben hissimi kaybetmişim artık...
– Vah! Vah!
– Sanki bir korkulu rü'yâ idi... Ferdâsı sabah,
Deniz üstünde bulup kendimi şaştım bu işe,
Dedim ki: «Anlatırım ben, Hamîd öbür gelişe.
Adam aldıkça Lazistan kıyısından takalar,
Kurtuluş yok, seni Mandal yine bir gün yakalar!»
Total Comments 0
Yorumlar
Total Trackbacks 0
Trackbacks
Recent Blog Entries by Thesephiroth
- Rezonans (28.07.08)
- Şair Eşref (22.07.08)
- Ressam Haklı. (02.07.08)
- Mehmed Zekâi Efendi; Zekâi Dede... (15.05.08)
- Bir Gönül Abidesi; Zekâi Dede (15.05.08)



