| – Konya'daydım... – Haberim yok, ne zaman? – Bıldır yaz Şehri az çok bilir, etrafını pek bilmezdim; Bâri bir köyleri görsem, diye çıktım, gezdim. Yolda duydum ki: Filan nahiyenin a'yânı, Üç gün evvel kovuvermiş hoca bilmem filanı; Herkes evlâdını almış, kapatılmış mekteb. Çok fenâ şey! Hele bir anlıyalım, neydi sebeb. Hiç işim yok, bu da oldukça mühim doğrusu yâ, Gidecek yolcu da var, akşama indik oraya. Yatsıdan sonra ahali «bize va'zet» dediler; Çektiler altıma bir cıllığı çıkmış minder. Tahta sordum, silinip çevre kadar yenlerle, Geldi, tâ göğsüme yaslandı sakat bir rahle. Evvelâ hamdeleden, salveleden başlıyarak, Girmeden maksada dibâceyi serdim çabucak. İlme kıymet veren âyâtı, ehâdîsi bütün, Okudum, hâsılı bülbül gibi öttüm ben o gün. Sonra, te'yîd-i İlâhî olacak besbelli, Öyle bir maskara ettim ki o hâin cehli, ... |