| LEYLA «Barındırmaz mısın koynunda, ey toprak?» derim, «yer pek»; Döner, imdadı gökten beklerim, heyhât, «gök yüksek».
Bunaldım kendi kendimden, zaman ıssız, mekan ıssız; Ne vahşetlerde bir yoldaş, ne zulmetlerde tek yıldız! Cihet yok: Sermedi bir şeddi var karşında yeldamri; Düşer, hüsrâna, kalkar, ye'se çarpar serseri alnın! Ocaksız, vahalar, çöller; sağır, vadiler, enginler ; Aran: Beynin döner boşlukta; haykır: Ses veren cinler! Şu vîran kubbe, yıllardır, sadâ dan dûr, ışıktan dûr; _ İlâhî , yok mu âfâkında bir ferdâya benzer nûr? Ne bitmez bir geceymiş! Nerden etmiş Şark'ı istila? Değil canlar, cihânlar göçtü hilkatten, bunun, hâlâ, Ezer kâbûsu, üç yüz elli, dört yüz milyon îmanı; Asırlardır ki, İslâm'ın bu her gün çiğnenen yurdu, Asırlar geçti, hâlâ bekliyor ferdâ-yı mev'üdu! O ferdâ, istemem,... |