Fakir fukaranın takılacağı bir mekân olsun istedik...
Gözler Kalbin Aynasidir.
Thesephiroth tarafından 20.10.07, 23:06´de yollandı
Basit bir ahlak ilkesiyle hareket edebilmek. Konuştuğunuz ve iletişim kurduğunuz insanlara değer verebilmek, onlara asgari insan olarak ve azami hak ettiği şekilde saygı ve sevgi göstermek. Ama insanlar zarar görecek olan başkası olunca sahip oldukları ahlak kurallarını birden unutuveriyorlar. Siz doğru bir hareket göstermiş olsanız bile garip karşılanıyor. Zor bir durum. Kötü gözlerle insanlara bakmamak ve ne olursa olsun muhatab olduğunuz insana değer vermek ve karşılıksız bir sevgi beslemek. Çıkarsız bir ilişki kurmak bu kadar mı abes karşılanır oldu toplumumuzda. Aslında mevzu bende saklı. Ama bu tutumları ile üzdü ihvanım beni. Beni anlayacak bir sıcak kalbe o kadar çok ihtiyaç duyduğum bir zamanda beni anlacak birilerinin olmayışı ne kadar hazin. Belki gerçekten hasta bir insanımdır. Kendi vehimlerimden kurdugum hayali bir dünyada ikame ettiriyorumdur yaşamımı. Şarkılar belki o kadar da aşk dolu değildir. Şiirler hep bir yalan. Hayat külliyen bir aldatmacadır belki. Ama yine de bu bir ahlak anlayışının olmamasını gerektirmiyor ki. Her konuda belki bu duruşu sergileyemiyor olmam her eylemimde aklaksız bir tutum takınmamı meşru kılabilir mi. kim kusursuz bir karaktere haiz bulunmaktadır ki? Pılımı pırtımı toplayıp yine eski dünyama iltica edebilecek miyim? Fildişi kulemde hayatın anlamsız meşakkatlerinden uzak tutabilecek miyim kendimi? İncittiremeyecek miyim bir daha kalbimi? Hayatımdaki büyük değişiklikleri asla ve asla kabul etmeyecek ve hayali bir çölün ortasında hayal kumundan inşa ettiğim kalemde asaletle hüküm süreceğim. Buna kim ne diyebilir ki gerçekten. Anlaşılmak kaygısı ile gütmeyeceğim bir daha fikir koyunlarımı. Onlar mes'ut ve mutlu olduktan sonra neden bana ağlamak düşsün ki.
Yeni bir şarkı keşfettim; "Sevgi dolu şu gönlüm". "Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, kelimelerin kifayetsiz olduğunu" diyor ya şair bu bilinci açığa vuruyor ya işte aynen oyle bir hayret ve şaşkınlıkla dinliyorum bu şarkıyı. Ne hoş nağmeler ne güzel sözler. Sanırım bestekarının şarkıyı bestelemiş bulunduğu frekansı şimdi yakaladım. Kalbim titriyor şarkıyı dinlerken. Sonsuz bir nazarla bakıyorum ruhuma. Kimsesiz yalnız ve hazin bir öyküsü varken ruhumun yinede mutluluk adına çaba sergilemesi "O"na ulaşmak ve kavuşmak özlemini hala benimsemesi bir umut değil mi geleceğime dair?
"Bahçede kül rengi kara gözlü bir kedi
Boğuk bir çırpınış şu kandilin dediği
Ve pervaneler camda anlatırken hasreti
Kırın bir köşede paslanmış aynaları
Söndürün kurumaya yüz tutmuş tüm lambaları"
Bu hisle hareket ediyorum. Belki binlerce kez tekrarı olsamda kendimin yürüyorum. Üç-Beş günlük dünyevi yolculuğumun asırlara gebe hüznünü çekmek zorunda kalsada bi-çare kalbimin rehberliğinde terkediyorum geçmişimi. Son bir defa bile arkama bakmadan aşıyorum kum yığınlarını. Güneş elbette yakıcı bir hararetle gök yüzünde o parlak yerini alıyor. Vucüdumun sıkılmışçasına attığı ter ise bir bedel olarak defterime yazılıyor. Her şeyi elde edebilirsiniz fakat bedel ödemeye hazır iseniz...
Sonsuzluk kervanı; peşinizde ben!
Nerede bu sonsuzluk kervanı, nerede dinlenir ne yerler ne içerler nasıl insanlar bu kervan sakinleri, gören duyan bilen var mı? İnkar kolaydır ve iman zorluktur. İman zorluklara çelik bir göğüsle karşı koyabilmenin adıdır. O nurlu bedel. O kutlu müjde. O apaçık yol, o ayrılmaz sevgili. O mahzun çocuk. O hüzünlü bir kalp. İman etten kemikten bir tasavvur.
Yeni bir şarkı keşfettim; "Sevgi dolu şu gönlüm". "Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, kelimelerin kifayetsiz olduğunu" diyor ya şair bu bilinci açığa vuruyor ya işte aynen oyle bir hayret ve şaşkınlıkla dinliyorum bu şarkıyı. Ne hoş nağmeler ne güzel sözler. Sanırım bestekarının şarkıyı bestelemiş bulunduğu frekansı şimdi yakaladım. Kalbim titriyor şarkıyı dinlerken. Sonsuz bir nazarla bakıyorum ruhuma. Kimsesiz yalnız ve hazin bir öyküsü varken ruhumun yinede mutluluk adına çaba sergilemesi "O"na ulaşmak ve kavuşmak özlemini hala benimsemesi bir umut değil mi geleceğime dair?
"Bahçede kül rengi kara gözlü bir kedi
Boğuk bir çırpınış şu kandilin dediği
Ve pervaneler camda anlatırken hasreti
Kırın bir köşede paslanmış aynaları
Söndürün kurumaya yüz tutmuş tüm lambaları"
Bu hisle hareket ediyorum. Belki binlerce kez tekrarı olsamda kendimin yürüyorum. Üç-Beş günlük dünyevi yolculuğumun asırlara gebe hüznünü çekmek zorunda kalsada bi-çare kalbimin rehberliğinde terkediyorum geçmişimi. Son bir defa bile arkama bakmadan aşıyorum kum yığınlarını. Güneş elbette yakıcı bir hararetle gök yüzünde o parlak yerini alıyor. Vucüdumun sıkılmışçasına attığı ter ise bir bedel olarak defterime yazılıyor. Her şeyi elde edebilirsiniz fakat bedel ödemeye hazır iseniz...
Sonsuzluk kervanı; peşinizde ben!
Nerede bu sonsuzluk kervanı, nerede dinlenir ne yerler ne içerler nasıl insanlar bu kervan sakinleri, gören duyan bilen var mı? İnkar kolaydır ve iman zorluktur. İman zorluklara çelik bir göğüsle karşı koyabilmenin adıdır. O nurlu bedel. O kutlu müjde. O apaçık yol, o ayrılmaz sevgili. O mahzun çocuk. O hüzünlü bir kalp. İman etten kemikten bir tasavvur.
Total Comments 1
Yorumlar
| | Kötü gözlerle insanlara bakmamak ve ne olursa olsun muhatab olduğunuz insana değer vermek ve karşılıksız bir sevgi beslemek. Çıkarsız bir ilişki kurmak bu kadar mı abes karşılanır oldu toplumumuzda. çok güzel yazmışsın içinden geçenleri gerçekden dediğin gibi çıkarsız bir ilişki kumak bu kadar abes oldu ne kadar acı olsada bunu istemeye istemey kabul ediyoruz... |
haylazx28 tarafından 23.03.08, 16:56´de yollandı
|
Total Trackbacks 0
Trackbacks
Recent Blog Entries by Thesephiroth
- Rezonans (28.07.08)
- Şair Eşref (22.07.08)
- Ressam Haklı. (02.07.08)
- Mehmed Zekâi Efendi; Zekâi Dede... (15.05.08)
- Bir Gönül Abidesi; Zekâi Dede (15.05.08)




