<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title>Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu - Blogs</title>
		<link>http://www.payidar.net/blog/</link>
		<description>Türkiye ve Dünya gündemine dair her türlü bilimsel, siyasi ve toplumsal gelişmeyi sıcağı sıcağına takip edip, üzerinde özgürce tartışabileceğiniz geniş bir paylaşım sitesi. Bilgisayar teknolojileri, sanal âlem, dijital dünyaya ait sınırsız faydalı veriyi de bulabileceğiniz; toplumun her kesiminden bireylerin, kendilerine yardımcı olabilecek konulara kolaylıkla ulaşabilecekleri devasa bir arena.</description>
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Sat, 05 Jul 2008 03:18:00 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>60</ttl>
		<image>
			<url>http://www.payidar.net/images/satellite/misc/rss.jpg</url>
			<title>Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu - Blogs</title>
			<link>http://www.payidar.net/blog/</link>
		</image>
		<item>
			<title>Abimsin tayyib!</title>
			<link>http://www.payidar.net/blog/a-i-ve-m-i/501-abimsin-tayyib.html</link>
			<pubDate>Sat, 05 Jul 2008 03:09:38 GMT</pubDate>
			<description>ABİMSİN TAYYİB!   
 
Seni bu memlekete Allah gönderdi 
Ümmetsiz sünnetsize dersini verdi   
Laikler...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>ABİMSİN TAYYİB!  <br />
<br />
Seni bu memlekete Allah gönderdi<br />
Ümmetsiz sünnetsize dersini verdi  <br />
Laikler de ortamı gerdikçe gerdi<br />
Taş-haklı lidersin aslanım Tayyib.<br />
<br />
Bülent Arınç bey meclis bülbülü<br />
Allah göndermiş sana Abdullah Gül'ü<br />
Tüzmen piyasalar yüzün güldürdü  <br />
İşini bilen devlet adamı, süpersin Tayyib.  <br />
<br />
O gün şöferlerini dövesim geldi  <br />
Arabada kalışında içim cız etti<br />
İmdada yetişen balyozu öpesim geldi<br />
Mübarek balyozuna sap olam Tayyib.  <br />
<br />
Hazineyi Unakıtan abi paraya boğdu<br />
Dersin ki anasından ekonomis doğdu  <br />
Çuvalla döviz yurdu doldurdu<br />
Sırtın yere gelmez Pehlivan Tayyib..  <br />
<br />
Amerika İsrafil, herkesi kolladın  <br />
Kindar AB'yi bile yıkayıp yağladın<br />
Merkel gibi Türk düşmanın bağladın<br />
Büyük bağlamacı cambazısın Tayyib.<br />
<br />
Tüm Türkiye senlen gurur duyuyor<br />
Gısganc layikler kendin yollara vuruyor<br />
Kışlası karakolu selam duruyor<br />
Siyasette Özal'dan feriştah Tayyib.  <br />
<br />
Sana gıcık olan bir gıcık muhalefet<br />
Baykal, Mumcu ise eğer siyaset<br />
Korkma sönmez ampulün ilelebet  <br />
Yürrü bee kim tutar seni, padişah Tayyib.<br />
<br />
Bu arada evladın kosteri hayırlı olsun<br />
İşleri coşsun, Allah paraya boğsun<br />
Öyle evlatlara helaller kısmetler olsun<br />
Miçoluğa bile talibim, abimsin Tayyib.<br />
<br />
Su gısganc insanlar seni karikoter yapıyor<br />
Kah kedi, kahi ördek yılan kene çiziyor<br />
Bu şerefsizler madem kimseden korkmuyor<br />
Göster kendini şunlara kaplansın Tayyib.<br />
(Pardon abi kaplansın dedim ağzımdan kaçtı, dava açma.)  <br />
<br />
Farkındayım herkes küpünü doldurdu<br />
Cemaatten olan hâsılata elini daldırdı<br />
Bir işaretin ile kimler, kimler kalkındı  <br />
İşaret parmaana denk gelem, babamsın Tayyib.  <br />
<br />
Diyorlar ki milyarlarca eurosu dolarları var<br />
Çalışıp onlar da kazansın, emme büzükleri dar<br />
Daha da çok versin önünde zamanların var  <br />
Sen bence gonlunle Karun'sun Tayyib.  <br />
<br />
Propogandanı her gün bedavaya yapıyom<br />
Takside günde en az yüz müşteri bağlıyom  <br />
Taksi plakasına ininki fitim söylüyom<br />
Annadın sen onu kankamsin Tayyib   <br />
<br />
Muridin taksici şair Kozzi<br />
<br />
Leman-Yazan: Mehmet Cağcağ</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator><![CDATA[A&#1109;i ve M&#945;&#957;i]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.payidar.net/blog/a-i-ve-m-i/501-abimsin-tayyib.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Rocky Balboa (film)</title>
			<link>http://www.payidar.net/blog/kartal-ugur/500-rocky-balboa-film.html</link>
			<pubDate>Thu, 03 Jul 2008 12:30:16 GMT</pubDate>
			<description>*Rocky Balboa* 2006 (http://tr.wikipedia.org/wiki/2006) yapımı, senaryosunu, yapımcılığını,...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Rocky Balboa</b> <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/2006" target="_blank">2006</a> yapımı, senaryosunu, yapımcılığını, yönetmenliğini ve baş rol oyunculuğunu Sylvester Stallone'nin yaptığı film. Eski Rocky filmlerinden sonra nostaljik bir tadla ama yorgun bir görüntüyle karşımıza çıkan yeni bir boks eksenli film.<br />
Rocky Balboa ringlere veda edeli çok olmuştur. Artık eski günlerin hayali ile yaşamaktadır. Eski günlerden hayali ise vefat etmiş olan eşi Adrian Balboa'dır. Düzenli olarak mezarına gitmekte ve onun yanında oturmaktadır. Hatta oturmak için mezarlıkta bir ağaca sıkıştırdığı bir sandalyesi bile vardır. Artık hayat ona anlamsız ve gereksiz gözükmektedir. Eski dostu Paulie (<a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Burt_Young&amp;action=edit&amp;redlink=1" target="_blank">Burt Young</a>) &quot;bırak bu işleri Rocky, bu günü yaşa&quot; dese de Rocky bildiğini okur. Zaten Paulie'de öyle söylemesine karşın alkol müptelası olmuş ve o da belli etmese de o günlerde kalmış bir adamdır. Eski boksör yeni lokanta sahibi Rocky'nin oğlu ile de sıkıntılı bir yaşamı vardır. Onun gölgesinde ve isminin altında ezilen genç Rocky (<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Milo_Ventimiglia" target="_blank">Milo Ventimiglia</a>) sürekli Rocky'den uzak durmaya çalışmaktadır. Böyle karmaşık bir psikoljik yapı içindeki kahramanımız günün birinde eskiden eve bıraktığı ve nasihatler verdiği bir kadınla tesadüfen karşılaşır yani Marie ile(<a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Geraldine_Hughes&amp;action=edit&amp;redlink=1" target="_blank">Geraldine Hughes</a>). Her ne kadar film sürecinde çok birliktelikleri olmasa da o andan sonra Rocky hayata yeniden dönme ihtiyacı hisseder. Bölge kuruluna yeniden boks lisansı için başvurur ki bunu filmde neden yaptığı çok da belli değildir. Bu arada televizyonlar da o an ki ağır siklet şampiyonu (Mason <i>The Line</i> Dixon) (<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Antonio_Tarver" target="_blank">Antonio Tarver</a>) Rocky ile dövüşse ne olurdu tarzı bilgisayar oyunu destekli görüntüleri yayınlanmaktadır. Bu esnada lokantasına gelen yeni şampiyonun menajerleri de Rocky'e bir gösteri maçı teklif ederler. Teklif tabi ki komiktir ama Rocky kabul eder ve çalışmalarına klasik Rocky filmlerinin müziği eşliğinde başlar. Bu esnada olayları gören oğlu da birden babasının yanında olma ihtiyacı hisseder ve istifayı bile göze alarak Rockyle kucaklaşarak bir nevi &quot;ben ettim sen etme&quot; olayına girer ve aradaki buzlar erir. Rocky artık mutludur. Oğlu ile barış sağlanmış, müstakbel bir sevgili bulunmuş ve eski özlemi boksa dönmüştür. Sıra maçtadır. <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Las_Vegas" target="_blank">Las Vegas</a>'da maç başlar. Rocky tabi ki 20 yaş civarı genç rakibine göre favori değildir. Ama heyecanlı ve Rocky açısından geçmişi hatırlamalarla dolu bir maç beklendiği gibi Rocky'nin yıkılıp kalması ile sonuçlanmaz. Nihayetinde olay juri puanlarına kalır ve Rocky halkın sevgilisi olmasına karşın juri gerçekleri değerlendirmeyi tercih eder.<br />
<br />
<b>Karakterler <font size="1">[</font><a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Rocky_Balboa_%28film%29&amp;action=edit&amp;section=2" target="_blank"><font size="1">değiştir</font></a><font size="1">]</font></b><br />
<ul><li><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Sylvester_Stallone" target="_blank">Sylvester Stallone</a> , <a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Rocky_Balboa_%28character%29&amp;action=edit&amp;redlink=1" target="_blank">Rocky Balboa</a> rolünde, emekli boksör, eski şampiyon.</li>
<li><a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Burt_Young&amp;action=edit&amp;redlink=1" target="_blank">Burt Young</a> , <a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Paulie_Pennino&amp;action=edit&amp;redlink=1" target="_blank">Paulie</a> rolünde, Rocky'nin kadim dostu.</li>
<li><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Milo_Ventimiglia" target="_blank">Milo Ventimiglia</a> , Robert .Rocky Jr.rolünde, Rocky'nin yegane oğlu.</li>
<li><a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Geraldine_Hughes&amp;action=edit&amp;redlink=1" target="_blank">Geraldine Hughes</a>, Marie rolünde, yıllar önce karşılaştığı ve nasihatler verdiği kız.</li>
<li><a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=James_Francis_Kelly_III&amp;action=edit&amp;redlink=1" target="_blank">James Francis Kelly III</a>, Steps rolünde, Marie'nin oğlu.</li>
<li><a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Tony_Burton&amp;action=edit&amp;redlink=1" target="_blank">Tony Burton</a> ,<a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Tony_%22Duke%22_Evers&amp;action=edit&amp;redlink=1" target="_blank">Tony &quot;Duke&quot; Evers</a> rolünde, Rocky'nin eski antrenörlerinden.</li>
<li><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Antonio_Tarver" target="_blank">Antonio Tarver</a> ,<a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Mason_Dixon_%28Rocky_Balboa_character%29&amp;action=edit&amp;redlink=1" target="_blank">Mason &quot;The Line&quot; Dixon</a> rolünde, Rocky'nin yeni rakibi</li>
</ul>Rocky 1 puanla kaybeder ama halk Rocky'nin unutulmayacak oldugunu anlar.</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>kartal-ugur</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.payidar.net/blog/kartal-ugur/500-rocky-balboa-film.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Ressam Haklı.</title>
			<link>http://www.payidar.net/blog/thesephiroth/499-ressam-hakli.html</link>
			<pubDate>Wed, 02 Jul 2008 10:03:01 GMT</pubDate>
			<description>*RESSAM HAKLI!* 
 
   
  Bir zaman vardı yâ  tarîh-i mukaddes modası...  
  Yeni yaptırdığı köşkün...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>RESSAM HAKLI!</b><br />
<br />
  <br />
  <font face="&amp;quot">Bir zaman vardı yâ  tarîh-i mukaddes modası... </font><br />
  <font face="&amp;quot">Yeni yaptırdığı köşkün büyücek bir odası, </font><br />
  <font face="&amp;quot">Mutlakaa eski tesavîr ile ziynetlensin, </font><br />
  <font face="&amp;quot">Diye, ressam aratır hayli zaman bir zengin. </font><br />
  <font face="&amp;quot">Biri peyda olarak, ben yaparım, der, kolunu </font><br />
  <font face="&amp;quot">Sıvayıp akşama varmaz, sekiz arşın salonu </font><br />
  <font face="&amp;quot">Sıvar amma ne sıvar! Sahibi der:</font><br />
  <font face="&amp;quot">&#8211; Usta bu ne? </font><br />
  <font face="&amp;quot">Kıpkızıl bir boya çektin odanın her yerine!</font><br />
  <font face="&amp;quot">&#8211; Bu resim, askeri basmakta iken Fir'avn'ın, </font><br />
  <font face="&amp;quot">Bahr-i Ahmer yarılıp geçmesidir Musa'nın.</font><br />
  <font face="&amp;quot">Hani Musa be adam?</font><br />
  <font face="&amp;quot">&#8211; Çıkmış efendim karaya.</font><br />
  <font face="&amp;quot">&#8211; Fir'avun nerde?</font><br />
  <font face="&amp;quot">&#8211; Boğulmuş</font><br />
  <font face="&amp;quot">&#8211; Ya  bu kan rengi boya?</font><br />
  <br />
  <font face="&amp;quot">&#8211; Bahr-i Ahmer a efendim, yeşil olmaz ya  bu da!</font><br />
  <font face="&amp;quot">&#8211; Çok güzel levha imiş! Doğrusu şenlendi oda!</font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>Thesephiroth</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.payidar.net/blog/thesephiroth/499-ressam-hakli.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Bazen kendisini cok iyi anlayacak birisine ihtyac duyuluyor !</title>
			<link>http://www.payidar.net/blog/princ3/498-bazen-kendisini-cok-iyi-anlayacak-birisine-ihtyac-duyuluyor.html</link>
			<pubDate>Tue, 01 Jul 2008 03:10:25 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*Satılık Köpek Yavruları" ilanının altında küçücük bir çocuğun kafası gözüktü.  
 
Çocuk dükkan...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><i><font color="#330033"><b>Satılık Köpek Yavruları&quot; ilanının altında küçücük bir çocuğun kafası gözüktü. <br />
<br />
Çocuk dükkan sahibine sordu;<br />
&quot;Köpek yavrularını kaça satıyorsunuz?&quot;<br />
<br />
Dükkan sahibi;<br />
&quot;30 dolarla 50 dolar arasında değişiyor fiyatları&quot; dedi.<br />
<br />
&quot;Benim 2 dolar 37 sentim var&quot; dedi çocuk, &quot;Bir bakabilir miyim yavrulara?&quot; Dükkan sahibi gülümsedikten sonra bir ıslık çaldı ve kulübeden beş tane yumak halinde yavru çıktı. Yavrulardan biri arkadan geliyordu.<br />
<br />
Küçük çocuk yürümekte zorluk çeken sakat yavruyu işaret edip sordu; &quot;Bunun nesi var?&quot; <br />
<br />
Dükkan sahibi onun kalça çıkığı olduğunu ve hep sakat kalacağını açıkladı.<br />
<br />
Küçük çocuk heyecanlanmıştı. &quot;Ben bu yavruyu satın almak istiyorum.&quot;<br />
<br />
Dükkan sahibi; <br />
&quot;Hayır, o yavruyu satın alman gerekmiyor. Eğer gerçekten istiyorsan, o yavruyu sana bedava veririm.&quot;<br />
<br />
Küçük çocuk birden sinirleniverdi.<br />
<br />
Dükkan sahibinin gözlerinin içine dik dik bakarak; &quot;Onu bana vermenizi istemiyorum. O da diğer yavrular kadar değerli ve ben fiyatını tam olarak ödeyeceğim. Aslında, size şimdi 2 dolar 37 sent vereceğim ve geri kalan borcumu da her ay 50 sent olarak tamamlayacağım.&quot;<br />
<br />
Dükkan sahibi çocuğu ikna etmeye çalıştı; &quot;Bu köpeği gerçekten satın almak istediğini sanmıyorum. Bu yavru hiç bir zaman diğer yavrular gibi koşup, zıplayamayacak ve seninle oynayamayacak. <br />
<br />
Bunun üzerine küçük çocuk eğildi, pantolonunu sıvadı ve büyük bir metal parçasının desteklediği sakat bacağını dükkan sahibine gösterip tatlı bir sesle,<br />
<br />
&quot;Ben de çok iyi koşamıyorum ve bu yavrunun kendisini çok iyi anlayacak bir sahibe gereksinimi var&quot; dedi.</b></font></i></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>PrinC3</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.payidar.net/blog/princ3/498-bazen-kendisini-cok-iyi-anlayacak-birisine-ihtyac-duyuluyor.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Işte Cumhuriyetten Beklediğimiz Netice</title>
			<link>http://www.payidar.net/blog/princ3/497-iste-cumhuriyetten-bekledigimiz-netice.html</link>
			<pubDate>Tue, 01 Jul 2008 02:52:40 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*Atatürk, Mudanya yolu ile Bursa**'**ya gidiyordu. Kalabalik bir halk kitlesi iskelede etrafini...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><i><font face="Arial, Helvetica, sans-serif">Atatürk, Mudanya yolu ile Bursa</font></i></b><b><i><font face="Arial, Helvetica, sans-serif">'</font></i></b><b><i><font face="Arial, Helvetica, sans-serif">ya gidiyordu. Kalabalik bir halk kitlesi iskelede etrafini çevirmis bulunmakta idi. Bir kadinin, elinde bir kagitla Atatürk</font></i></b><b><i><font face="Arial, Helvetica, sans-serif">'</font></i></b><b><i><font face="Arial, Helvetica, sans-serif">e yaklastigi görüldü. Ihtiyar, zayif bir kadindi. Ata</font></i></b><b><i><font face="Arial, Helvetica, sans-serif">'</font></i></b><b><i><font face="Arial, Helvetica, sans-serif">nin yolunu keserek titrek bir sesle: <br />
- beni tanidin mi ogul? Dedi. Ben sizin Selanik'te komsunuzdum. Bir oglum var; devlet demiryollarina girmek istiyor. Siz onu alsinlar dediniz. Fakat müdür dinlemedi. Oglumu yine ise almamis..ne olur bir kere de siz söyleseniz.<br />
Atatürk'ün çelik bakisli gözleri samimiyetle parladi... Elleriyle genis jestler yaparak ve yüksek sesle :<br />
- oglunu almadilar mi? Dedi. Ben tavsiye ettigim halde mi almalidar? Ne kadar iyi olmus... Çok iyi yapmislar... Iste Cumhuriyet böyle anlasilacak...<br />
Kadin kalabaligin içinde kaybolmustu. Ve Atatürk adeta vecd (çosku) dolu bir sesle:<br />
- iste Cumhuriyetten bekledigimiz netice... Diyordu.<br />
<br />
peki ya şimdi nasıl olurdu arkdaşlar başkan tayyip tcdd müdürüne bunu işe alın dicek o da almıcak ! artık cumhuriyet halkın kendi kendini  diye bişi kalmadı bence ülkemizde.....<br />
</font></i></b></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>PrinC3</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.payidar.net/blog/princ3/497-iste-cumhuriyetten-bekledigimiz-netice.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>YAŞ</title>
			<link>http://www.payidar.net/blog/princ3/496-yas.html</link>
			<pubDate>Tue, 01 Jul 2008 02:30:04 GMT</pubDate>
			<description>*YAŞ 5 Anne ve babamın birbirlerine bağırmalarının beni ne kadar korkuttuğunu öğrendim. 
 
YAŞ 7...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font color="indigo"><b><i><font color="#330033">YAŞ 5 Anne ve babamın birbirlerine bağırmalarının beni ne kadar korkuttuğunu öğrendim.<br />
<br />
YAŞ 7 Meşrubat içerken gülersem içtiğimin burnumdan geleceğini öğrendim.<br />
<br />
YAŞ 12 Bir şeyin değerini anlamanın en iyi yolunun bir süre ondan yoksun kalmak olduğunu öğrendim.<br />
<br />
YAŞ 13 Annemle babamın elele tutusmalarının ve öpüşmelerinin beni daima mutlu ettiğini öğrendim.<br />
<br />
YAŞ 15 Bazan hayvanların kalbimi insanlardan daha fazla ısıttığını öğrendim.<br />
<br />
YAŞ 18 İlk gençlik yıllarımın keder, şaşkınlık, ıstırap ve aşktan ibaret olduğunu öğrendim.<br />
<br />
YAŞ 24 Aşkın kalbimi kırabileceğini ama buna değer olduğunu öğrendim.<br />
<br />
YAŞ 33 Bir arkadaşı kaybetmenin en kestirme yolunun ona ödünç para vermek olduğunu öğrendim.<br />
<br />
YAŞ 36 Önemli olanın başkalarının benim için ne düşündükleri değil benim kendi hakkımda ne düşündüğüm olduğunu öğrendim.<br />
<br />
YAŞ 38 Eşimin beni hala sevdiğini, tabakta iki elma kaldığında küçüğünü almasından anlayabileceğimi öğrendim.<br />
<br />
YAŞ 41 Bir insanın kendine olan güveninin, başarısını büyük oranda belirlediğini öğrendim.<br />
<br />
YAŞ 44 Annemin beni görmekten her seferinde sonsuz mutluluk duyduğunu öğrendim..<br />
<br />
YAŞ 46 Yalnızca minik bir kart göndererek bile birinin gönlünü aydınlatabileceğimi öğrendim.<br />
<br />
YAŞ 49 Herhangi bir işi yaptığımdan daha iyi yapmaya çalıştığımda, o işin yaratıcılığa dönüştüğünü öğrendim.<br />
<br />
YAŞ 50 Sevgi, evde üretilmemişse, başka yerde öğrenmenin çok güç olabileceğini öğrendim.<br />
<br />
YAŞ 53 İnsanların bana, izin verdiğim biçimde davrandıklarını öğrendim.<br />
<br />
YAŞ 55 Küçük kararları aklımla, büyük kararları ise kalbimle almam gerektiğini öğrendim.<br />
<br />
YAŞ 64 Mutluluğun parfum gibi olduğunu, kendime bulaştırmadan başkalarına veremeyeceğimi öğrendim.<br />
<br />
YAŞ 70 İyi kalpli ve sevecen olmanın, mükemmel olmaktan daha iyi olduğunu öğrendim.<br />
<br />
YAŞ 82 Sancılar içinde kıvransam bile başkalarına basağrısı olmamam gerektiğini öğrendim.<br />
<br />
YAŞ 90 Kiminle evleneceğin kararının hayatta verilen en önemli karar olduğunu öğrendim.<br />
<br />
YAŞ 95 Öğrenmem gereken daha pek çok şeyler olduğunu öğrendim.<br />
<br />
&quot;Dün sabaha karşı kendimle konuştum.Ben hep kendime çıkan bir yokuştum.<br />
Yokuşun başında bir düşman vardı.Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum&quot;</font></i></b></font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>PrinC3</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.payidar.net/blog/princ3/496-yas.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Çok duygulandım yaaa</title>
			<link>http://www.payidar.net/blog/princ3/495-cok-duygulandim-yaaa.html</link>
			<pubDate>Tue, 01 Jul 2008 02:02:41 GMT</pubDate>
			<description>*5 Ekim: Bugün var edildim. Buradayım. Varım. Müthiş bir duygu bu. Var olduğumu henüz annem ve...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>5 Ekim: Bugün var edildim. Buradayım. Varım. Müthiş bir duygu bu. Var olduğumu henüz annem ve babam bilmiyor. <br />
Bir elma çekirdeğinden bile küçüğüm. Ama ne de olsa, ben benim. Varım ya! Bu bana yetiyor. Henüz bedenim belli belirsiz, yüzüm yok ama, varlığımı ve benliğimi hissedebiliyorum. Bir kız olacağım ve baharda çiçekleri seveceğim. <br />
<br />
19 Ekim: Biraz büyüdüm. Kımıldamam mümkün değil. Annem henüz farkında değil ama onun kanıyla besleniyorum. Kalbini dolaşıp gelen sımsıcak kan bana geliyor. Beni sevecek bir kalbin kıpırtılarını şimdiden hissediyorum. Annem beni çok sevecek. Annem için güzel bir sürpriz olacağım. <br />
<br />
23 Ekim: Hiç göremediğim bir el ağzımı biçimlendirmeye başladı. Dudaklarımda onun dokunuşunu hissediyorum. Bu &quot;el&quot;in dokunduğu yerler dudağım damağım oluyor. Düşünün bir yıl sonra bu elin dokunduğu yerde tebessümler açacak, güleceğim. Dudağımdan ve dilimden sözler dökülecek. Herhalde önce &quot;Anne!&quot; diyeceğim. Anne duyuyor musun beni? Seninle konuşacağım. Sana güleceğim. Kimilerine göre hâlâ daha var değilmişim Nasıl olur? Varım ve gülücükler sunacak dudaklarım da olmak üzere ya Hem sonra bir ekmek kırıntısı ne kadar küçük olursa olsun yine ekmektir. Öyle değil mi anneciğim? Ah bir konuşabilsem! <br />
<br />
27 Ekim: Bugün pek mutluyum. İçimde tatlı bir kıpırtı başladı. Artık bir kalbim var. Kalbim atmaya başladı. Hayatım boyunca böyle atıp duracak. Sevgilerle dolduracağım kalbimi. Tıpkı anneminki gibi... Annem bedeninde iki kalbin birden atmaya başladığını bilseydi ne kadar sevinirdi! Duyuyor musun anne? <br />
<br />
2 Kasım: Her gün biraz daha büyüyorum. Kollarım ve bacaklarım da biçimlenmeye başladı. Hele bir büyüsün kollarım bak nasıl kucaklayacağım seni anneciğim. Şu ayaklarım da tamamlansın da, beraber çiçekli bahçemizde yürürüz. Belki birlikte okula gideriz. <br />
<br />
12 Kasım: Ah evet Bunlar, bunlar ne kadar sevimli ve küçük şeyler. Aman Allah'ım parmaklarım da çıkmaya başladı. Bunlarla çiçek toplayacağım, annemin elini tutacağım, kalem tutacağım. Belki de güzel bir şiir yazacağım. Anneciğim, orada mısın? Ellerimi ellerinin arasına koymak için sabırsızlanıyorum. <br />
<br />
20 Kasım: Oh, nihayet.. Annem doktora gitti. Burada olduğumu öğrendi.. Yaşasın! Doktor teyze özel bir cihazla gördü beni. Ultrason diyorlarmış. Resmimi bile çekti. Sevinmiyor musun anneciğim? Seneye kalmaz kollarının arasında olacağım <br />
<br />
25 Kasım: Artık babam da burada olduğumu biliyor. Fakat henüz kız olduğumun farkında değiller. Onlara sürpriz yapacağım.. <br />
<br />
10 Aralık: Bugün yüzüm tamamlandı. Artık iki güzel gözüm, bir küçük burnum, dudaklarım ve yanağım var Anneme benziyorum galiba <br />
<br />
13 Aralık: Artık çevreme bakabiliyorum. Etrafım çok karanlık ama olsun. Yine de mutluyum. Yaşıyorum ve varım. Kısa bir süre sonra gün ışığını görebileceğim, renkleri ve çiçekleri tanıyacağım. Rüyamda gördüm. Dünyada gökkuşağı diye bir şey varmış.. Onu çok merak ediyorum.. Anneciğim, babacığım sizin yüzünüzü de göreceğim. Tanışacağız. Mutlu olacağız. Gülüşeceğiz.. <br />
<br />
24 Aralık: Kulaklarım daha iyi duyuyor artık. Anneciğim, senin kalbinin seslerini duyuyorum. Benim kalbimin atışlarını da sen duyabiliyor musun? Hatta sesini bile tanıyabiliyorum. Sesin ne kadar tatlı Hiç duymadığım bir şey bu Güzel ve sağlıklı bir kız olacağım. Kollarında uyuyacağım, yüzüne bakacağım, o tatlı sesini dinleyeceğim. Benim için ninni de söyleyecek misin anneciğim? Sen de beni özlüyorsundur mutlaka Beni koklayacaksın.. Çok seveceksin, değil mi? <br />
<br />
28 Aralık: Anne burada bir şeyler oluyor. Doktor abla neden mutsuz bakıyor böyle... Sen acı çekiyor gibisin. Kalp seslerin değişti... Sustun. Benimle niye konuşmuyorsun anne? Anne Anne Anneciğim Yüzümde soğuk bir şey hissediyorum. Anne, yüzümü parçalıyorlar... Anne bir şeyler yap Anne Kolumu çekiyorlar anne Canım yanıyor anne... Anne Ayaklarımı parçalıyor bu şey anne... Beni sana bağlayan damarı kopardılar anne Anne kalbimi parçalıyorlar Anneciğim Anne Anne Anne.. <br />
<br />
Ah! Kürtajınız tamamlandı hanımefendi. Geçmiş olsun !.. </b></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>PrinC3</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.payidar.net/blog/princ3/495-cok-duygulandim-yaaa.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>hayat bu gibi sınavlarla dolu !</title>
			<link>http://www.payidar.net/blog/princ3/494-hayat-bu-gibi-sinavlarla-dolu.html</link>
			<pubDate>Tue, 01 Jul 2008 01:56:46 GMT</pubDate>
			<description>*Oturduğu banktan kalktı, üzerindeki denizci üniformasını düzeltti ve şehrin büyük tren...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Oturduğu banktan kalktı, üzerindeki denizci üniformasını düzeltti ve şehrin büyük tren istasyonundaki insanları incelemeye koyuldu. Gözleri o kızı arıyordu, kalbini çok iyi bildiği, ama yüzünü hiç görmediği, yakasında gül olan o kızı. Ona olan ilgisi bundan on üç ay önce Florida'da bir kütüphanede başlamıştı. Raflardan aldığı bir kitabın içindeki yazıdan çok etkilenmişti. Kitaptan değil, sayfalardan birinin kenarında kurşun kalemle yazılmış minik notlardan.. Yumuşak el yazısı düşünceli bir ruhu ve insanın içine işleyen bir karakteri yansıtıyordu. Kitabın baş sayfasında, o kitabı en son okuyan kişinin ismini gördü: Bayan Hollis Maynell. Biraz zaman ve çaba sonunda adresini buldu. Bayan Maynell New York'ta yaşıyordu. Blanchard ona kendisini tanıtan ve mektup arkadaşı olmayı teklif eden bir mektup yazdı. Ertesi gün de İkinci Dünya Savaşı'na katılmak için Avrupa'ya doğru yola çıktı. Daha sonraki bir yıl bir ay boyunca birbirlerini mektuplarla tanıdılar. Her mektup kalplerine düşen bir sevgi tohumuydu sanki. Bir romantizm başlıyordu. Blanchard kızdan bir resmini istemişti, ama kız reddetti. Kendisini gerçekten önemsiyorsa nasıl göründüğünün ne önemi vardı?.Sonunda Blanchard'in Avrupa'dan dönüş günü geldi çattı. İlk buluşmalarını ayarladılar.. New York Tren İstasyonu'nda akşam saat tam 7'de.&quot;Beni tanıman için&quot; diye yazmıştı kız mektubunda, &quot;Ceketimin yakasında kırmızı bir gül takılı olacak&quot;.İşte saat tam 7'ydi ve Blanchard yüzünü daha önce hiç görmediği, ama kalbini sevdiği o kırmızı güllü kızı arıyordu. Hikayenin gerisini Bay Blanchard'dan dinleyelim:&quot; Birden genç bir kızın bana doğru yürüdüğünü farkettim. İnce ve uzun boylu,dalgalı sarı saçları o güzel kulaklarının önünden omuzlarına düşmüş.. Çiçek rengi mavi gözlü. Dudaklarının ve çenesinin muntazam kıvrımları ve açık yeşil giysisiyle insana sanki baharın geldiğini müjdeleyen bir kızdı. Ben de ona doğru yürümeye başladım. O kadar etkilenmiştim ki yakasında gül olup olmadığına bakmak aklıma bile gelmedi.Ona yaklaşınca, dudaklarında hafif ve tahrik edici bir gülümsemeyle bana 'Benimle aynı yöne mi gidiyorsun, denizci?' diye fısıldadı. Neredeyse kontrolsüz bir şekilde ona doğru bir adım daha atıyordumki, o anda Hollis Maynel'i gördüm. Kızın tam arkasında duruyordu. 40'ını çoktan geçmiş, grileşmeye başlamış saçlarını şapkasının altında toplamış.. Şişmana yakın, kısa boylu, kalın bilekli ayakları topuksuz ayakkabılara gömülmüş. Kafamı çevirdim, yeşil giysili kız hızla uzaklaşıyordu. Kendimi ikiye bölünmüş hissettim; arzularım kızı takip etmemi, ta içimden gelen bir istek ise ruhu bir yıldır bana eşlik eden kadınla kalmamı söylüyordu. İşte orada öylece duruyordu. Solgun, kırışık suratı kibar ve duygulu, gri gözleri sıcaktı. Çekinmedim. Beni tanımasını sağlayacak mavi deri ciltli kitabı ona doğru tuttum. Bu aşk olamazdı, ama, mutlaka değerli, belki aşktan da güzel, çoktan beri minnettar olduğum ve olacağım bir arkadaşlık gibi bir şey olabilirdi. Kadını selamladım, her ne kadar gizlemeye çalıştıysam da pek başaramadığım hayal kırıklığımı belli eden sesimle 'Ben Teğmen John Blanchard, siz de Bayan Maynell olmalısınız. Sizinle buluşabildiğim için çok mutluyum. Sizi yemeğe götürebilir miyim?' diye sordum. Kadının yüzüne bir gülümseme yayıldı: 'Neden bahsettiğini bilmiyorum delikanlı' dedi, ama şu az önce buradan geçen yeşil elbiseli kız bu kırmızı gülü yakama takmamı rica etti benden, ve eğer siz beni yemeğe davet edecek olursanız kendisinin sizi caddenin karşısındaki büyük restoranda beklediğini söylememi istedi. Dediğine göre bu bir çeşit sınavmış ..&quot;</b></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>PrinC3</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.payidar.net/blog/princ3/494-hayat-bu-gibi-sinavlarla-dolu.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>üç NokTa</title>
			<link>http://www.payidar.net/blog/princ3/493-uc-nokta.html</link>
			<pubDate>Tue, 01 Jul 2008 01:47:45 GMT</pubDate>
			<description>*Üç noktayla dolu seni sevmek,  
        Sonsuzluğa uzanıyor seninle her cümlem...  
        Duru...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Üç noktayla dolu seni sevmek, <br />
        Sonsuzluğa uzanıyor seninle her cümlem... <br />
        Duru yok, durağı yok, ne nokta ne virgül, <br />
        Şüphe edemeyeceğim tek şeyken aşkım, <br />
        Tüm soru işaretleri anlamsız <br />
        Büyük harfle başlar adın <br />
        Ve öyle biter... <br />
        Özel isim olduğundan değil, <br />
        Bana özel olduğundan... <br />
        Hayatıma attığım en güzel başlıksın, <br />
        Bana her gelişin satır başı; <br />
        Gözüme her değişin değişin ünlem! <br />
        Bir benden gidişin nokta, <br />
        O da zaten son nokta......         </b></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>PrinC3</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.payidar.net/blog/princ3/493-uc-nokta.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Bir Namaz Seyri...</title>
			<link>http://www.payidar.net/blog/omers/492-bir-namaz-seyri.html</link>
			<pubDate>Sat, 28 Jun 2008 16:40:23 GMT</pubDate>
			<description>*BİR NAMAZ SEYRİ 
Image: http://www.hanimlar.com/image/yazi_img/namaz1.jpg  
Kıyamınla kıyametini...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="center"><b><font size="5"><font color="#ff0000">BİR NAMAZ SEYRİ</font></font><br />
<img src="http://www.hanimlar.com/image/yazi_img/namaz1.jpg" border="0" alt="" /><br />
<font color="Blue">Kıyamınla kıyametini başlatıyorsun. Kalk ayağa. Kıbleye yönel. Tekbir getir. &#8220;Allahuekber..&#8221; Ayağına takılan, yolunu kesen, emellerini yok eden, hayallerini engelleyen ne varsa, hepsinden daha büyüktür O. Ayağına takılanı kaldıracak inceliği, emellerini gerçekleştirecek şefkati, seni hayallerine eriştirecek gücü O&#8217;nun büyüklüğünde bulacaksın. Bunu bilerek, teslim ol Rabbine, kaygılarını ve korkularını rahmetinin kucağına bırak usulca. Kaldır ellerini ve bir gün nasılsa huzurunda hareketsiz kalacak bu bedeni, bütün hücreleriyle O&#8217;na teslim et. Ayağa kalk ve &#8220;buradayım ey Rabbim&#8221; de. &#8220;Evinden kaçan kulun, yuvadan uçan kölen yine Sana geldi. Buradayım! Geldim! Huzurundayım!&#8221;</font><br />
<br />
<font color="DarkGreen">* * * </font><br />
<br />
<font color="Blue">Elini bağlamakla kötülükten çekiliyorsun. Dünya telaşının nabızlarını ne kadar da kuvvetli alıyorsun. öyle bir rüya ki dünya, içinde uykunu da uyanıklığını da kaybetmişsin, uyanmaktan korkuyorsun. Rüyasında gördüğü rüyayı anlatan adam gibi, kendini uyanık sandığın yerde uykunun en derin yerindesin. Kendini burada kalmaya razı etmişsin, şimdiye razı olmuşsun. ötesine gönlün de gözün de kapalı. işte şimdi, dünya telaşını ellerinle geriye atıp tekbir getiriyorsun. Büyük bildiklerinden de büyük olanın huzurunda kaygılarını küçültüyorsun, telaşlarını durultuyorsun, korkularını dağıtıyorsun. Sağ elini sol elinin üzerine koyup şerden el çekip hayra uzanıyorsun, yokluktan yüz çevirip varlığın kalbine akıyorsun. Varlığın göğsünde cılız bir nefes kadar hafifliyor, sadeleşiyorsun. &#8220;Subhaneke&#8221; fısıltısında, sonsuz gürültüler ortasında, bitmez telaşlar arasında, meyvesiz koşturmalar sonrasında Seni işiten, en ince sızılarına, en gizli arzularına kulak veren Rabbinle tanışıyorsun<br />
<br />
<font color="DarkGreen">* * * </font><br />
<br />
</font></b><font color="Blue"><b>Eğilmekle doğrultuyorsun kendini. Rükûlarında koca bir dünyanın yükünü atıyorsun omuzlarından. Azîm olan Rabbinin huzurunda eğilip başkalarına izzetini ilan ediyorsun. &#8220;Subhane Rabbiye&#8217;l-Azîm.&#8221; Bedenin eğiliyor; ruhun doğruluyor. Başın alçalıyor; kalbin duruluyor. Yüzün yere dönüyor; alnına rahmet dokunuyor. Yalnızlaşıyorsun rükûda; telaşlarda unuttuğun, dünya çölünde kaybettiğin kendini yeniden buluyorsun. Tutup dizlerinden kendini kendine doğru çekiyorsun. Kendine gelmek için kendinden geçiyorsun. <br />
Oturmakla hayatın kalbinde yer tutuyorsun. Tahiyyata otur şimdi ve gözlerini ellerine kilitle. Diri olan her şeyin selâmını söylerken dirileri diriltene, ölüleri diriltene dön, ellerini eline vereni bil. Ellerinin ne kadar da küçük kaldığını hatırla hırsların karşısında. Elinde kalanların seni avutamayacağını anla. Sahiplendiklerinin hepsi avuçlarının içinde ama avucun boş olacak bir gün. Biriktirdiklerinin hepsi şimdi yanında ama avucun boşalacak bir günün akşamında<br />
<br />
<font color="DarkGreen">* * * </font><br />
<br />
Secde ederek başını göğe ağdırıyorsun. Yüzünü toprağa sür şimdi. Evine dön. Sılana koş. &#8220;Subhane Rabbiye&#8217;l-A&#8217;la.&#8221; Başını yere koyarak sıfırla kendini. Rabbine de ki: &#8220;Sen varsın. Sen a&#8217;lâsın. Eksiklikten uzaksın, noksanlıktan muallâsın, kusurdan mukaddessin. Kusur bende. Benden yana eksiklik. Bende saklı acizlik. Bende bekler fakirlik. Yalnız Sana muhtaç olma zenginliğimdir secdem. Yalnız Sana kul olma şerefimdir secdem.&#8221; Secdeler ruhunun saltanatıdır. Varlığını huzurunda hiçlediğin andır secden. Rabbinin şahdamarı yakınlığından kalbine yakınlıklar emdiğin yerdir secde. Ruhunun muştular bulduğu demdir. Miracının &#8216;kab-ı kavseyn&#8217;idir secde. Seni beni aradan çıkardığın yerdir secde. De ki: &#8220;Dediğini yapıyorum, secde edip yaklaşıyorum. Sana yaklaşıyorum. Tüm uzaklıkları uzaklara bırakıyorum. Tüm aldanışları tuzaklarda bırakıyorum.&#8221; <br />
<br />
<b><font color="DarkGreen">* * *</font></b> <br />
<br />
De ki: &#8220;Yüzümde secdelerimin izini bırak ey Rabbim. Alnıma rahmetinin nefhasını bırak ey Rabbim. Kalbime En Sevgili&#8217;nin aşkını bırak ey Rabbim. Secdemden dirilt beni. Secdemde öldür beni. Secdemde durult beni. Secdemde doğrult beni.&#8221; <br />
<br />
<b><font color="DarkGreen">* * * </font></b><br />
<br />
Tenini kalbine bitiştiriyor her namaz. Ve sabah gelince yeniden, tenine dokunur ötelerin hülyası. Göğsüne değer bin isâ nefhâsı. Yûsuf kokulu gömlekler sarılır tenine. Mûsa gibi ellerini göğsünden çıkarırsın. Uzakta bir ateş görmüşsün gibi kıvılcımlanır gökler. Yeniden dirilir gibisin. Unuttuğunu da unuttuğunu hatırlarsın yastığının kuytusunda. Rüyâlardan dönersin. Yeniden yüklenirsin hicranları. Biriktirmeye başlarsın yeniden. çoğaltmaya ayarlarsın kendini yine. Lâkin, hâlâ yırtıktır hayatın cepleri. Ayaklarının ucuna dökülüyor zamanın parçaları. Bir secdenin pınarında söndürüyorsun kalbinin yangınlarını..</b></font></div> <div align="center"><font color="Blue"><b>Haydi Namaza, Haydi Kurtuluşa...</b></font></div></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>omers</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.payidar.net/blog/omers/492-bir-namaz-seyri.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Asker Hayatı</title>
			<link>http://www.payidar.net/blog/general-r/491-asker-hayati.html</link>
			<pubDate>Wed, 18 Jun 2008 22:36:18 GMT</pubDate>
			<description>*Asker olmuş onun adı * 
*Bulamaz yemete tadı * 
*Ekmek ise taştan katı * 
*İşte asker hayatı bu *...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="center"><font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>Asker olmuş onun adı </b></font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>Bulamaz yemete tadı </b></font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>Ekmek ise taştan katı </b></font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>İşte asker hayatı bu </b></font></font></font></div> <br />
<div align="center"><font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>Dörtyüz altmış gün şafak sayar </b></font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>Bir tabldot yemekle doyar </b></font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>Hergün botlarını boyar </b></font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>İşte asker hayatı bu </b></font></font></font></div> <br />
<div align="center"><font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>Hergün sabah sporunda </b></font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>İki çavuş var kolunda </b></font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>Bu genç ölecek sonunda </b></font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>İşte asker hayatı bu </b></font></font></font></div> <br />
<div align="center"><font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>Hergün dertlerinle uğraş </b></font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>Elbisesi hep kamuflaj </b></font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>Her sabah olur traş </b></font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>İşte asker hayatı bu </b></font></font></font></div> <br />
<div align="center"><font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>Hergün silahını siler </b></font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>Allahdan hep sabır diler </b></font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>Elinden düşmez dergiler </b></font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>İşte asker hayatı bu </b></font></font></font></div> <br />
<div align="center"><font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>Hergün ictima isim isim </b></font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>Kararmış beyaz nevresim </b></font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>Bağırmaktan kısıldı sesim </b></font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>İşte asker hayatı bu </b></font></font></font></div> <br />
<div align="center"><font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>Her zaman telefon eder </b></font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>Her gün nöbetlere gider </b></font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>Sabır Faruk buda biter </b></font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>İşte asker hayatı bu </b></font></font></font></div> <br />
<div align="center"><font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>Memleket gözünde tüter </b></font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>Maaş aldığı gün biter </b></font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>Arka dersen zart zart öter </b></font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><b>İşte asker hayatı bu</b></font></font></font></div></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>GeNeRaL ®</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.payidar.net/blog/general-r/491-asker-hayati.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>kendi tekne yapımım</title>
			<link>http://www.payidar.net/blog/erdinc35/489-kendi-tekne-yapimim.html</link>
			<pubDate>Sat, 14 Jun 2008 21:01:24 GMT</pubDate>
			<description>selamlar herkese senelerdir deniz ve tekneler benim en büyük    ideallerimdendir. 
bir gün beraber...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>selamlar herkese senelerdir deniz ve tekneler benim en büyük    ideallerimdendir.<br />
bir gün beraber tekne sahibi olduğumuz arkadaş <br />
ben ortaklıktan ayrılacağım dedi ve ben de tamam diyerek abimle konuştum ve kendi başıma tekne yapmaya karar verdim.<br />
 nasıl yapalım edelim derken filika aramaya başladım restore edip gezi teknesine çevirecektim ama okadar yüksek fiyatlarla karşılaştımki aklım durdu,sonra bir akşam muhabbet ederken sıfırdan başlayalım dedim abime o da bana proje çizim filan dedi bende gerek yok sadece formu tutturalım gerisi kolay dedim ve gidip profil aldık ,profilleri teknenin üstünü andıracak şekle getirdik sonra söke taka bayağı bir tekne görümüne getirdik  iskeleti sonra ağaç kaplamasını yapmaya başladım ağaç kaplamayıda bitirince  epey bir tekneye benzediğini gördüm,ama sağlamlığı bir türlü beni tatmin etmiyordu herkes yeteri kadar sağlam diyor fakat ben  inanamıyordum sonra üzerini polyester kaplamaya karar verdim ve başladım polyesterini yapmaya bitirdim neyse ve balyozu alıp sağlamlığını kontrol ettim balyozu vurunca deliniverdi bende yaptığım kadar daha polyester kapladım yeniden denediğimizde kimse delmeyi beceremedi,sağlamlığını onaylamış olduk bütün arkadaşlarımla,kamarasını yapıp tekneyi ters çevirdik kamarayı ve küpeşteleri yerleştirip polyesterlemesini tamamladımki kamaranın kapısı motoru sabitleyeceğimiz yere denk geldi yerini değiştirip mesafeye uygun bir motor ararken hurdaya ayırdığım eski bir ford taanus marka arabanın motoru yazıhanede duruyordu şanzumanlı vaziyette ben onu kullanalım deyince herkesler gülmeye başladı ve beni inada bindirdiler olur olmaz diye ve motoru sabitledikten sonra hepsi 4 ileri şanzuman denizde işe yaramaz dediler bende ona uygun pervane ve kovanları alıp taktım boyasını yapıp eksiklerini tamamlayıp suya indirmek için yola çıktım fakat aklım hep  şanzumanda başka tekne su yaparmı diye düşünmüyorum sadece tek düşüncem o ve tekneyi yeşilköy marinadan suya indirince önce kenara bağladım ve başladım beklemeye tabiki benimle iddaya girenlerde öyle  tekne su yapmadı sabah saat 5.30 olunca vira bismillah deyip marşa bastım motor tıkır tıkır sayıyor herkesin ağzı açık bekliyor şanzuman ne yapacak diye tabiki bende tırsmıyor değilim neyse taktım vitese sorunsuz başladım gitmeye ama ne gitmek denizciler bilir lodosa karşı hem gidiyorum hemde tırsmaya devam iddayı kazanayım diye yeni suuya inan tekneyle lodosa kaşı gitmek rüzgara karşı i....<br />
gibi bir şey,bir kaç hareketten sonra marinaya geldimki kimse kalmamış benimle iddaya girenlerden artık işim iddaadan kazandıklarımla bu yazın keyfini sürmek <br />
    ne yakıt derdim var ne yemek ne içmek nede başka bir şey bu yaz bütün masraflarımı çıkarmış durumdayım...<br />
       kesinlikle herkese deniz tavsiye ederim...</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>erdinç35</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.payidar.net/blog/erdinc35/489-kendi-tekne-yapimim.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[80'lerde çocuk olmak]]></title>
			<link>http://www.payidar.net/blog/beyaz_kelebek/488-80lerde-cocuk-olmak.html</link>
			<pubDate>Fri, 13 Jun 2008 18:58:33 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Eger dis fircalamanin onemini "tam iki dakika" adli klipten, karsidan  
 
karsiya gecerken saga...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Times New Roman">Eger dis fircalamanin onemini &quot;tam iki dakika&quot; adli klipten, karsidan </font><font face="Times New Roman"><br />
<br />
karsiya gecerken saga sola bakmayi trafik kurallari ogreten bir kaplumbaga <br />
<br />
ve tavsandan ogrendiyseniz <br />
<br />
fi isteme aliskanligini zeki ve metin in kdv fi kampanya <br />
<br />
skeci sayesinde edindiyseniz- - &quot;once alisveris sonra fis&quot; <br />
<br />
Michael Jackson'in Macaulay Culkin'li black or white klibini ezbere <br />
<br />
biliyorsaniz Super Baba'nin Turkiye'de gelmis gecmis en iyi dizi olduguna <br />
<br />
inaniyorsaniz Ipek'in Amerika'ya gittigi bolumde Fiko'yla beraber hungur <br />
<br />
hungur agladiysaniz, <br />
<br />
Fiko ve Ipek'ten once Sakir'in Perihan Abla'yla olan <br />
<br />
iliskisine gipta ettiyseniz Geometriyi Kurbaga Kermit'den, arkadasligi <br />
<br />
Voltran'dan ogrendiyseniz 'Cikolata renkli sanatci' lakabinin mucidinin <br />
<br />
Sezen Cumhur Onal oldugunu <br />
<br />
biliyorsaniz &quot;Mujde mujde size&quot; denildiginde gozunuzun onune Parizyen <br />
<br />
reklami ve bir cift bacak geliyorsa <br />
<br />
Cocuklugunuz mahallede iztop, birdirbir yada <br />
<br />
saklanbac oynamakla,arkadasla rla lego yapip, bilye oynamakla-seksekle <br />
<br />
gectiyse Ilkokul onluklerinin siyahtan maviye donususune sahit olduysaniz <br />
<br />
Icten ice hep Adile Nasit ve Munir Ozkul keske evli olsa diye dilediyseniz <br />
<br />
Cenk Koray'in &quot;kutunuzu aciyorum&quot;sozuyle heyecan kattigi,yarismacila rini <br />
<br />
isikli kutular ustunde yuruttugu yarismasini hatirliyorsaniz Bay Merakli'nin <br />
<br />
kim oldugunu biliyorsaniz ve konusmasina bayiliyorsaniz <br />
<br />
Her pazar gununuz Linda Ronstadt ve Aaron Neville'in All my life sarkisi <br />
<br />
esliginde-Parliamen t Sinema Klubu filminin baslamasiyla sona erdiyse <br />
<br />
&quot;Yakalayin yesil isigi-hesapli parlak bulasigi&quot; sloganli, jel deterjan <br />
<br />
mintaks reklamini hatirliyorsaniz <br />
<br />
&quot;mintaksla canim mintaksla&quot; <br />
<br />
Kara Simsek'te ki Kit cocuklugunuz boyunca ruya arabaniz olduysa <br />
<br />
A Takimi denince akliniza Savas Ay yerine George Peppard ve Mr. T'nin muthis <br />
<br />
dizisi geliyorsa <br />
<br />
Zagor, Teksas, Tommiks ve Mandrake'nin kimler oldugunu <br />
<br />
biliyorsaniz( onlara daha sonrasinda Asterix, Red-kit ve Tenten uclusude <br />
<br />
eklendi tabii) <br />
<br />
ilk bilgisayariniz commodore 64 ise <br />
<br />
ve bilgisayarda oyun oynamak icin kaset sarmaniz gerektiyse <br />
<br />
Uzaktan kumandasiz televizyon izlemenin nasil bir sey oldugunu ve sadece <br />
<br />
beta kaset alan video calarlari hatirliyorsaniz <br />
<br />
Kelebekli tokalarla saci yukardan toplamamayi Serpil Cakmakli'dan <br />
<br />
ogrendiyseniz <br />
<br />
Burak Kut'un Benimle Oynama'sini ve Yonca <br />
<br />
Evcimik'in Aboneyim Abone kliplerini hatirliyorsaniz <br />
<br />
Bir zamanlar sizin icin Basketbol demek Chicago Bulls ve Michael Jordan <br />
<br />
demek idiyse <br />
<br />
Turbo sakizdan cikan araba resimlerini <br />
<br />
biriktirip arkadaslariniza &quot;bende daha fazla var&quot; diye hava attiysaniz <br />
<br />
Tsubasa'nin kartal vurusu, Yakari'nin sevimli <br />
<br />
yuzu, She-ra nin seksi kiyafeti, He-man'in &quot;Guc Bende Artik&quot; diye haykirisi <br />
<br />
hala gozunuzun onundeyse <br />
<br />
Beverly Hills cizgi filmindeki Bianca'dan hala nefret ediyorsaniz ve <br />
<br />
gobeklerinden kalp cikan ayiciklari animsiyorsaniz <br />
<br />
10 yuz bin milyon baloncuklu fruko reklamindaki kizin su anki halini merak <br />
<br />
ediyorsaniz <br />
<br />
Bugun hala kutupanede duran Temel Britannica'larin orada olma nedeni <br />
<br />
haftalarca kestiginiz kuponlar ise <br />
<br />
Politikayi Ozal ve Demirel'le ozdeslestirebiliyor saniz Kirk yillik <br />
<br />
Panço'nun adini Doritos'a deistiren ve Panco'ya Doritos diyen insanlara kil <br />
<br />
oluyorsaniz Hey George versene borc, olmaz Michael bendede yok sarkisini <br />
<br />
soyleyen siyah deri ceketli Hakan Peker sacmaligina inanmakta hala gucluk <br />
<br />
cekiyorsaniz Kartal marka bir arabanin bagajinda kardeslerinizle yada tek <br />
<br />
basiniza uyuyarak yolculuk ettiyseniz Cuma geceleri yayinlanan &quot;Alaca <br />
<br />
Karanlik Kusagi&quot; programi yuzunden yillarca kabus gorduyseniz Super <br />
<br />
Mario'nun 12 bolumunu birden gectiyseniz ve bununla hala gurur duyuyorsaniz <br />
<br />
Big in Japan, The Final Countdown ve Eye of the Tiger parcalarini ezbere <br />
<br />
biliyorsaniz Babaneleriniz yada ananelerinize, henuz yesile donusmemis yada <br />
<br />
cicek <br />
<br />
desenleriyle suslenmemis halk otobuslerinde bankaya kadar eslik ettiyseniz <br />
<br />
Onlarin Cesur ve Guzel, Dallas ve Yalan Ruzgari cilginligina sahit olmakla <br />
<br />
kalmayip, katildiysaniz <br />
<br />
Bir kumbaraniz olduysa, harclik biriktirmeye calisip hicbir zaman <br />
<br />
beceremediyseniz Ilkokulda bakkaldan aldiginiz leblebi tozlariya olum <br />
<br />
tehlikeleri atlattiysaniz, sari pembe ve acik yesil renklerde, ustunde ari <br />
<br />
maya olan silgilerden kullandiysaniz Hisseli Harikalar Kumpanyasinin <br />
<br />
buyusunu hatirliyorsaniz, Cem Yilmaz'dan once bir Metin Akpinar ve Zeki <br />
<br />
Alasya klasigi oldugunun farkindaysaniz Yaklasik on sene boyunca her pazar <br />
<br />
gunu Bizimkiler dizisini izlediyseniz <br />
<br />
Zeki Muren'in vucudunun alt kisminin televizyonda hicbir zaman gorememis <br />
<br />
olmak sizde yillarca merak uyandirdiysa. .. <br />
<br />
Baris Manco'yu sarkilarindan cok 7'den 77'ye adli programi yuzunden <br />
<br />
sevdiyseniz. . <br />
<br />
80'li yillar Turkiye'sinde dogmus, 90'li yillarda buyumussunuz demektir. <br />
<br />
80'lerin kusagindan olmak demek gecirdiginiz cocuklukla gurur duymak ve <br />
<br />
zaman zaman bahcede bisiklete binmek, agaclara tirmanmak istemektir. Hem <br />
<br />
eski hem yeni olmaktir. Hayatla 80'li yillarda merhabalasmak yeni neslin <br />
<br />
dejenereligine uzulmek ve o gunleri hatirlarken gulumsemektir. ) <br />
<br />
Paça çorbası isteyen varmııı ? <br />
<br />
</font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>BeYaZ_KeLeBeK</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.payidar.net/blog/beyaz_kelebek/488-80lerde-cocuk-olmak.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Kirkinci Oda</title>
			<link>http://www.payidar.net/blog/beyaz_kelebek/487-kirkinci-oda.html</link>
			<pubDate>Fri, 13 Jun 2008 18:57:26 GMT</pubDate>
			<description>*KIRKINCI ODA 
 
Ne kadarınız gerçek sizin,  
kırk odalı şatonuzun kırkıncı odasındaki  
kilitler...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><font color="#000033"><font face="Verdana">KIRKINCI ODA<br />
<br />
Ne kadarınız gerçek sizin, <br />
kırk odalı şatonuzun kırkıncı odasındaki <br />
kilitler altında sakladığınız gerçek <br />
duygularınızla, <br />
gerçek düşüncelerinizin ne kadarı yansıyor <br />
hayatınıza, <br />
söylenmeyen neler var kuytularda, <br />
hani kendinizden bile sakladığınız, <br />
bir sinir kriziyle ya da büyük bir acıyla <br />
yahut da muhteşem bir sevinçle kabuğunu çatlatıp da <br />
ortalara dökülecek neler biriktiriyorsunuz <br />
içinizde...? ? ? <br />
Ne kadarınız kendi sahtekarlığınızın esiri? <br />
Sevip de söyleyemediğiniz, <br />
özleyip de açıklayamadığınız <br />
ya da sevmeyip de sevginizin eksikliğini içinize <br />
gömdüğünüz oluyor mu, <br />
korkaklıklar var mı, <br />
kalleşlikler var mı, <br />
yoksa diplerde saklanan cesaretiniz bir işaret mi <br />
bekliyor...? ? ? <br />
<br />
Göründüğünüz insan mısınız siz, <br />
yoksa bir define arayıcısı hazineler mi bulur <br />
içinizde <br />
ya da yıkılmış bir kentin harabelerini mi <br />
taşıyorsunuz? <br />
Derununuzda neler saklıyorsunuz? <br />
Ne kadarınız gerçek sizin? <br />
<br />
Ülkenizle ilgili düşüncelerinizi söylüyor musunuz, <br />
yoksa başınızı belaya sokmayacak kadar akıllı mısınız, <br />
gerçek düşüncelerinizi başbaşa konuşmalara mı <br />
saklıyorsunuz, <br />
açıkça konuşanları biraz aptal buluyor musunuz? <br />
<br />
Günahlardan yapılmış hayaller var mı içinizde, <br />
günahtan korktuğunuzdan bunları saklayıp <br />
Tanrı'yı mı kandırmaya uğraşıyorsunuz? <br />
Günahları sevmiyor musunuz, seviyor musunuz <br />
yoksa...? ? ? <br />
<br />
Uzun bir yolculuğa çıkar gibi <br />
duygularınızla düşüncelerinizi denklere <br />
sarıp da içlerinizde bir yerlere mi <br />
yerleştirdiniz, <br />
bir gün yolculuk bitince açmayı mı düşünüyorsunuz <br />
aslında yolculuğun hiç bitmeyeceğini ve <br />
denklerinizi <br />
hiç açmayacağınızı bilerek... <br />
Bir gün çıldırsanız da <br />
bütün duygularınızla düşüncelerinizi açıkça <br />
söyleseniz, <br />
neler duyacağız sizlerden, <br />
gizli palyaçolar mı çıkacak ortaya, <br />
yoksa korkaklığın altında, <br />
bir istiridyenin içinde büyüyen inciler gibi <br />
büyümüş yiğitlikler mi? <br />
<br />
Kızgınlıklarınız yok mu sizin, <br />
öfkeleriniz, isyanlarınız? <br />
Aşklarınız yok mu? <br />
Kendi sahtekarlığınıza ne kadar esirsiniz? <br />
Esaretten kurtulsanız da gerçekler dökülse ortaya, <br />
kendinize şaşar mısınız, <br />
hiç düşündüğünüz oluyor mu kırkıncı odada neler <br />
var diye, hangi unutulmaya çalışılmış sevgililer, <br />
dile getirilmeyen özlemler, <br />
söylenmeye söylenmeye birikmiş öfkeler, <br />
hangi boşvermişlikler, <br />
hangi inkar edilmiş arzular yatıyor diplerde? <br />
<br />
Ne kadarınız gerçek sizin? <br />
<br />
Kimselerden korkmadığınız kadar korkuyor musunuz <br />
kendinizden? <br />
Şehrin ışıklarının bulutlara yansıdığı <br />
turuncu pırıltılı külrengi bir gecede, <br />
şimşeklerle boşanan yağmur başladığında <br />
şatonuzun odalarında bir gezintiye çıkıyor musunuz, <br />
ağır ağır yaklaşıp o kırkıncı odaya açıyor musunuz <br />
kapıyı usulca, gördükleriniz ağlatıyor mu sizi, <br />
bu kadar gerçeği o odada saklayıp, <br />
hayatı yalandan yaşadığınızı farketmek nasıl bir <br />
sarsıntı yaratıyor? <br />
yoksa, ne gökyüzüne vuran ışıklar, ne yağmur, ne de <br />
ıssız gece, <br />
sizin kırkıncı odaya yaklaşmanızı sağlayamıyor mu, <br />
korkuyor musunuz kendi gerçeklerinizden, <br />
kırkıncı odanız size de mi kapalı, <br />
kendi kendinize bile mahrem misiniz? <br />
<br />
Ne kadarınız gerçek sizin? <br />
Ne kadarınız kendi sahtekarlığına esir? <br />
Bıktığınız olmuyor mu kendi yalanlarınızdan, <br />
hiç kendinizden sıkıldığınız olmuyor mu, <br />
kendinizi bir yerlerde terkedip de gitmek <br />
istemiyor musunuz, <br />
bütün yalanlarınızdan uzak bir yere? <br />
<br />
Şöyle rahatça bütün duygularınızı, <br />
bütün düşüncelerinizi söyleyebileceğiniz bir diyara, <br />
kendinizi bile yanınıza almadan. <br />
<br />
Ah aslında ben onu seviyordum diye ağlayacağınız <br />
kimleri saklıyorsunuz koynunuzda, <br />
yüksek sesle eleştirip de <br />
içinizden hak verdiğiniz hangi düşünceler var, <br />
kendinizi akıllı bulurken aslında gizlice kendi <br />
korkaklığınızdan utandığınızın itirafını nerelerde <br />
gizliyorsunuz? <br />
<br />
Ne kadarınız gerçek sizin? <br />
Ne kadarınız kendi sahtekarlığına esir? <br />
<br />
Bunu hiç düşündüğünüz oluyor mu <br />
yoksa bunu düşünmek bile yasak mı size? <br />
Neler var kırkıncı odada? <br />
Otuzdokuz odadan yapılmış hayatınızı, <br />
kırkıncı odanın kapısını açmamak için yalandan mı <br />
yaşıyorsunuz? <br />
Niye yapıyorsunuz bunu? <br />
Açsanıza kırkıncı odayı yağmurlu bir gecede <br />
belki... <br />
Belki de hiç açmazsınız, <br />
kapalı bir odayla yaşarsınız bütün ömrünüzü, <br />
kendinizden sıkılarak..</font></font></b></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>BeYaZ_KeLeBeK</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.payidar.net/blog/beyaz_kelebek/487-kirkinci-oda.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Doğan Cüceloğlu</title>
			<link>http://www.payidar.net/blog/beyaz_kelebek/486-dogan-cuceloglu.html</link>
			<pubDate>Fri, 13 Jun 2008 18:56:09 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Doğan Cüceloğlu' nun eğitimdeki katılımcılarla aralarındaki  
>>konuşma:  
>>  
>>Ben: Arkadaşlar,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font size="3"><font face="Times New Roman">Doğan Cüceloğlu' nun eğitimdeki katılımcılarla aralarındaki <br />
&gt;&gt;konuşma: <br />
&gt;&gt; <br />
&gt;&gt;Ben: Arkadaşlar, aranızda ölümcül hastalığı olan var mı? <br />
&gt;&gt;Katılımcılardan Biri: Allah'a şükür, hocam, bildiğimiz kadarı ile <br />
&gt;&gt;yok. <br />
&gt;&gt; <br />
&gt;&gt;B: Ne güzel! Peki, bana, istisnasız tüm insanların, yani altı <br />
&gt;&gt;milyar <br />
&gt;&gt;insanın da başına geleceği garanti bir şey söyler misiniz? Cevap <br />
&gt;&gt;neredeyse otomatik olarak çıkar: <br />
&gt;&gt;K: Ölüm. <br />
&gt;&gt; <br />
&gt;&gt;B: Gerçekten de ölüm tüm insanların başına geleceği kaçınılmaz olan <br />
&gt;&gt;tek şeydir. Doğum da tüm insanların başına kesinlikle gelmiştir, <br />
&gt;&gt;ama <br />
&gt;&gt;bundan sonra gelmesi kesin olan tek şey ölümdür. Diğer hiç biri <br />
&gt;&gt;insanların tümünün başına gelmeyecektir. Peki, madem öleceğimiz <br />
&gt;&gt;garanti, bu benim ölümcül bir hastalığım olduğunu göstermez mi? <br />
&gt;&gt;Katılımcılar burada sessizce, başlarıyla onaylamaya başlar. <br />
&gt;&gt;Öleceğim <br />
&gt;&gt;belli ise benim ölümcül bir hastalığım olduğu da açıktır. Şu <br />
&gt;&gt;şekilde <br />
&gt;&gt;devam ederim: <br />
&gt;&gt; <br />
&gt;&gt;Peki, ne zaman öleceğimizi biliyor muyuz? <br />
&gt;&gt; <br />
&gt;&gt;K:Hayır <br />
&gt;&gt; <br />
&gt;&gt;B:Şu saniye içinde olma olasılığı var mı? <br />
&gt;&gt;K:Var. <br />
&gt;&gt; <br />
&gt;&gt;B:Yarın? <br />
&gt;&gt;K:Evet. <br />
&gt;&gt; <br />
&gt;&gt;B: 30 yıl sonra? <br />
&gt;&gt;K: Olabilir. <br />
&gt;&gt; <br />
&gt;&gt;B: Peki bunlardan hangisinin sizin başınıza geleceğini bili yor <br />
&gt;&gt;musunuz? Mesela bu akşam eve sağ salim varacağınızı nereden <br />
&gt;&gt;biliyorsunuz? Sınıf sessizce dinlemeye devam eder. Çünkü genellikle <br />
&gt;&gt;yaşama böyle hiç bakmamışlardır. Sözümü sürdürürüm: <br />
&gt;&gt;B: Peki bir de tersini düşünelim, bu akşam eve döndüğünüzde, bu <br />
&gt;&gt;sabah <br />
&gt;&gt;evden çıkarken sağ salim bıraktıklarınızı sağ bulma garantiniz <br />
&gt;&gt;nedir? <br />
&gt;&gt;Var mıdır böyle bir garanti? <br />
&gt;&gt;K: Yoktur hocam. <br />
&gt;&gt; <br />
&gt;&gt;B: Peki nereden biliyoruz, az sonra telefonumuzun çalmayacağını ve <br />
&gt;&gt;evdekilerden birinin az önce öldüğünün bize söylenmeyeceğini? <br />
&gt;&gt;Katılımcılar burada rahatsız olmaya başlarlar. <br />
&gt;&gt;K: Hocam konuyu değiştirsek? <br />
&gt;&gt; <br />
&gt;&gt;B: Ama en yalın ve açık gerçek üzerine konuşuyoruz, biraz daha <br />
&gt;&gt;devam <br />
&gt;&gt;edelim bence. Peki, acaba bunu dün gece bilseydiniz, yani evde <br />
&gt;&gt;akşam <br />
&gt;&gt;birlikte olduğunuz kişilerden birinin yarın ölüm günü olduğunu <br />
&gt;&gt;bilseydiniz, o zamanı aynı dün gece olduğu biçimde mi geçirirdiniz? <br />
&gt;&gt;Yoksa farklı şeyler mi yapardınız? <br />
&gt;&gt;K: Kesinlikle çok farklı geçerdi Hocam. <br />
&gt;&gt; <br />
&gt;&gt;B: Şimdi sizden rica ediyorum, lütfen bir an arkanıza yaslanın, <br />
&gt;&gt;gözlerinizi kapatın ve bu sabah evden çıkarken evde <br />
&gt;&gt;bıraktıklarınızdan <br />
&gt;&gt;birinin gerçekten öleceğini düşünün, dün akşamınızı nasıl <br />
&gt;&gt;geçirirdiniz? Aynı iletişim mi olurdu? Onunla aynı konuları mı <br />
&gt;&gt;konuşurdunuz? Aynı konular, tartışma ya da gerginlik konusu yaratır <br />
&gt;&gt;mıydı? Yoksa önemsiz hale mi gelirdi? Bu sabah evden çıkarken, bu <br />
&gt;&gt;son <br />
&gt;&gt;görüşünüzde ona ne derdiniz? Onun boynuna sarılmakta tereddüt eder <br />
&gt;&gt;miydiniz? Çok sıkı sarılmaya mı, aynaya mı vakit ayırırdınız? Ona <br />
&gt;&gt;&quot;yüreğinizin taa derininden gelen bir &quot;seni gerçekten çok <br />
&gt;&gt;seviyorum&quot; <br />
&gt;&gt;demeye ne gerek var diye düşünür müydünüz? Onun ölecek olması sizin <br />
&gt;&gt;ona duyduğunuz sevgiyi yoğunlaştırmaz mıydı? Burada bazı <br />
&gt;&gt;katılımcıların ağladığı olur. Belli ki dün akşam yaptıklarından bir <br />
&gt;&gt;kısmının ne kadar anlamsız olduğunu şimdi fark etmişlerdir. <br />
&gt;&gt; <br />
&gt;&gt;B: Şimdi gözlerinizi açabilirsiniz, acaba kaç tartışmamızı bu kadar <br />
&gt;&gt;gereksiz biçimlerde yapıyoruz, kaçı gerçekten yaşamda <br />
&gt;&gt;karşımızdakinin <br />
&gt;&gt;varlığından daha önemli, hangilerinde &quot;şimdi kalbini kırdım, ama <br />
&gt;&gt;zaman <br />
&gt;&gt;içinde ben ondan özür dilemesini bilirim?&quot; diye kendi kabuğumuza <br />
&gt;&gt;çekilip tartışmaları donduruyoruz. Yarattığımız kırgınlıkları tamir <br />
&gt;&gt;etme olanağımız gerçekten var mı? Buna zamanımız gerçekten kaldı mı?</font></font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>BeYaZ_KeLeBeK</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.payidar.net/blog/beyaz_kelebek/486-dogan-cuceloglu.html</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>
