Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu
Go Back   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Kültür, Sanat ve Kitap > Biyografi ve Otobiyografi

Duyurular

Biyografi ve Otobiyografi Eserler veya olaylar kadar, bunları meydana getirenlerin hayatlarıyla da yakından ilgilenmeyi seven üyelerimiz için harika bir bölüm.

Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Gösterim Modu
  #1 (Daim)  
Alt 11.06.08, 18:51
Elyon_Erulissë - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yeni Üye
 
Üyelik Tarihi: 11.06.08
Şehir: ankara
Mesajlar: 25
Karizma Puanı: 20
Elyon_Erulissë is a jewel in the roughElyon_Erulissë is a jewel in the roughElyon_Erulissë is a jewel in the rough
bihter özdemir

Bihter Özdemir, 1982'de Diyarbakır'da doğdu. 10 yıl Eskişehir'de 10 yıl da İzmir'de yaşadı. İstanbul'a geçen sene geldi ama kendini hâlâ İzmirli gibi hissediyor. Çünkü; Ege Üniversitesi'ndeki felsefe eğitimi devam ediyor... Ayrıca, müzikle ilgileniyor; Türk Müziği eğitimi almışlığı bile var! Oyunculuğa gelince; ilk olarak İzmir'de kendi yazdığı bir oyunla sahneye çıkıyor. Sonra 4 oyun yazıp sahneliyor; 4 sezon sahnede kalıyor. Ayrıca 2.5 yıl boyunca yine kendi yazdığı tek kişilik 'Ayna Ayna'da oynuyor. Ardından kendini İstanbul'a atıyor ve Beşiktaş Kültür Merkezi'nin ortasına düşüyor!

Demet Akbağ'ı örnek alıyorum

Bihter Özdemir, tiyatroya gönül verenlerden... 21 yaşındaki genç oyuncu kendisinin yazıp oynadığı tek kişilik "Ayna Ayna" oyunu ile Atatürk Kültür Merkezi'ni tıklım tıklım doldurdu

Oldukça genç olmasına rağmen 3. oyununu sahneye koyan ve her defasında dolu bir salona oynayan Bihter Özdemir, böyle genç bir yaşta tek kişilik oyun sahnelemeyi "deli cesareti" olarak yorumluyor. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü 3. sınıf öğrencisi olan Bihter Özdemir en zor ve en çok özveri isteyen sanat dallarından biri olan tiyatronun ağır yükünü genç yaşta omuzlayanlardan. Özdemir tiyatroya o kadar büyük bir sevgiyle bağlı ki, kendi yazdığı ve oynadığı oyununu hiç bir kurum ya da kuruluştan destek almadan Atatürk Kültür Merkezi gibi İzmir'in en büyük merkezlerinden birinde sahnelemeyi başardı.

ŞİİR KİTABI VAR
17 yaşında "Saten Düşler" adını taşıyan bir şiir kitabı çıkaran Özdemir'in tiyatro dünyasına adım atışı da aynı yıllara rastlıyor. Tiyatroya amatör topluluklarda başlayan Özdemir, daha önce Hiç (2002) ve "Bak Bir Bulut Ağlıyor" adını taşıyan yine kendisinin yazıp yönettiği iki oyun sahnelemiş. İlk iki oyununda geniş bir oyuncu kadrosu ile sahneye çıkan genç oyuncu, bu oyunlarında başarıyı yakalayınca tek kişilik bir oyun yazmaya karar verdiğini belirtiyor. Beşiktaş Kültür Merkezi oyuncuları ile yakın bir diyalog içinde olan ve onlardan manevi anlamda büyük destek gördüğünü söyleyen Özdemir, bu oyunu BKM oyuncuları için yazmış ancak onların teşvikiyle kendisi oynamaya karar vermiş. Genç oyuncu bize tiyatro sevgisini, yapmak istediklerini ve planlarını anlattı.
-"Ayna Ayna" oyununu biraz anlatır mısınız?
Ayna Ayna benim canım ciğerim. Bu oyunun yeri benim için çok farklı. Oyunda kadınların kendi akıllarından geçirdikleri ancak hiçbir zaman dile getirmedikleri, söylemeye utandıkları ya da korktukları şeyleri söylüyoruz. Ayna, bir insanın en çıplak olduğu yerdir. Benim aynam çok güzel bir ayna. Ruhların suretini gösteriyor. Ayna, oyundaki kadınların bütün zaaflarını ve ruhunun derinliklerini gösterebiliyor.
-Ayna Ayna'da ilginç karakterler var mı?
Oyundaki ayna yaklaşık 200 yıllık. İlk sahibi bir sultan. O tarihten sonra sürekli el değiştirerek 2004 yılına kadar geliyor. 7 ana karakter var. Yardımcı tiplemelerle birlikte 11 kadının hikayesi var. Oyunda kadınlar değişiyor ama bütün kadınların değişmeyen ortak yönleri var. Biz bu yönleri didik didik ediyoruz. Burada aslında sadece kadına dair ayrıntılar yok.
-Yani oyun, toplumda kendini ifade edemeyen kadının durumuna ilişkin değil?
Oyunun böyle bir misyonu yok. Biz aynaya sahip olan kadınlar ekseninde kadınların iç dünyalarını, sancılarını konu ediniyoruz. Ama aslında oyuna kadın-erkek ikilemi ile değil de "insan" boyutuyla bakılmalı. Bence öncelik birey olmak olmalı. Ancak birey olduktan sonra kadın-erkek boyutu ele alınabilir.
-Oyunun mesajını nasıl özetlersiniz?
Oyunun temel mesajı "Hayat seni kanatmasın, sen hayatın yaralarını sar."

FELSEFE HEP OLACAK
-21 yaşında tek kişilik bir oyunla sahnede olmak. Bu noktaya nasıl geldiniz?
Bu üçüncü oyunum. Daha önce "Hiç" ve "Bak Bir Bulut Ağlıyor" isimli yazdığım ve yönettiğim iki oyunu sahneledim. "Ayna Ayna" benim ilk tek kişilik oyunum. Aslında bu oyunu BKM oyuncuları için yazmıştım. Ancak benim oynamam konusunda beni yüreklendirdiler. Hatta oyunun yönetmenliğini eski bir BKM oyuncusu olan Serhat Özcan üstlendi. Ancak çalışmalar sırasında sürekli bizimle birlikte değildi. Daha çok danışmanlık yaptı ve beni yönlerdirdi.
-Oyun, ilk olarak ne zaman sahnelendi?
İlk olarak 24 Aralık'ta sahnelendi. Yaklaşık 650 kişi izledi. Bu ikinci oyun ve yine 650 kişilik Yunus Emre salonu neredeyse tamamen doldu.
-Felsefe bölümünde öğrenciniz. Felsefe ve tiyatro arasında ileride bir tercih var mı?
Felsefeyi çok seviyorum. Ama aldığım eğitimden artık mutlu değilim. Açıkcısı umduğumu bulamadım. Akademik anlamda tiyatro eğitimi almadım. Bu konuda kararsızım. Okulun beni robotlaştırmasından korkuyorum. Bazı tiyatrocular bu noktadan sonra okulun beni keseceğini söylediler. Bunu zaman gösterecek. Ancak felsefe ile tiyatro arasında tercih yapmam gerekirse benim için tiyatro hep öncelikli.
-Felsefe eğitiminin oyuna etkisi ne boyutta?
Felsefe bana bulaşmış, yapışmış bir hastalık. Felsefi düşünerek yazmayı çok seviyorum. Böylece boşlukları çok daha kolay tanımlıyorum. Felsefe hayatımda hep olacak.

TİYATRO TUTKUNUYUM
-Tek başınıza bir oyunu ya da bir grubu sırtlamak zor olmuyor mu?

Herşeyden önce kendime inanıyorum. Ben işin boyasında, gösterişinde değilim. Ayrıca her oyunda bana destek olan arkadaşlarım var. Son bir yıldan beri de daha önce söylediğim gibi Devlet Tiyatrosu ve BKM'den oyuncularla temas halindeyim. Burada her şeyi biz üstleniyoruz. Oyunun biletlerini satabilmek için yüzlerce kişiye dil döküyoruz. Çünkü tek gelirimiz bu. Oyun sırasında sahneye çıkıp oynuyorum, yazan, yöneten oynayan diye alkışlanıyorum. Oyun bitince arkadaşlarımla beraber dekorları taşıyorum. Yani tiyatronun cefasını arkadaşlarımla birlikte taşıyorum.
-Tiyatro ile ilgili planlar neler?
BKM (Beşiktaş Kültür Merkezi) oyuncuları ile temas halindeyim. Bir gün onlarla çalışmayı çok isterim. Bu fırsat tanınırsa çok güzel olur. Diğer taraftan bundan sonra beni geliştirecek gruplarla çalışmak isterim. Ben bu işin havasında değilim. Tiyatroya tutkunum. Ayrıca yakın dönemde 'Ayna Ayna' ile İstanbul'a turneye gitmeyi çok istiyorum.

"Bende deli cesareti var"
İstanbul sanatın, tiyatronun merkezi. Ben de BKM (Beşiktaş Kültür Merkezi) oyuncularından büyük bir manevi destek görüyorum. özellikle Demet Akbağ'ı örnek alıyorum. Bana bir anlamda rehberlik yapıyorlar. Sık sık onlara danışıyorum. Yine İzmir Devlet Tiyatrosu'ndaki sanatçılarla da temas halindeyiz. Onların her konuda fikirlerini alıyorum.
Bunun dışında farklı gruplardan arkadaşlarım bu oyunda görev aldı. Organizasyonu da Obje Sanat Organizasyon üstlendi. Yine okulda birlikte çalışmalar yaptığımız Arete Tiyatro Topluğu'ndan arkadaşlar destek veriyor. Herkes gönüllülük çerçevesinde bize destek oluyor.
Açıkcası hazırlıksız bir biçimde kendimi bu oyunu oynarken buldum. Bunu biraz deli cesareti olarak yorumluyorum.

Arkadaşlarım destek veriyor
Oyunlarımı ben yazıyorum, oynuyorum bazan da yönetiyorum ama perde, arkasında, reji odasında, bilet satışında beni yalnız bırakmayan dostlarım var. Onlara da çok teşekkür ediyorum. Arkadaşlarımdan Saliha Özdemir makyajımı, Arzu Şahin dekorumuzu, İsmail Şahan da ışığımızı yapıyor.


Bihter Özdemir Röportaj


* ‘Avrupa Yakası’nın eski bölümlerini izlemişsinizdir. Bir gün bu dizide rol alacağınızı hiç düşündünüz mü?
En tuhafı da o işte! İlk gün çekime girerken bir anda aklıma geldi; iki sene önce çekirdeğim ve pijamamla kahkahalar atarak izlediğim dizinin içindeydim! Evde ‘Abla gel, başladı’ diye televizyonun karşısına çağırıldığım dizide oynuyordum… Acayip bir mutluluk içindeyim.
* Zeynep biraz eski Türk filmlerindeki kapıcı kızlarını andırıyor sanki…
Hiç böyle düşünmemiştim. Benim düşündüğüm tek şey; doğal olmayacağı korkusuydu. Gerçeğe aykırı olmasını istemedim. Gülse Hanım’ın da dediği gibi; ben de Cem gibi, Aslı gibi bir tipim. Komedisi, hikayesinde olan biriyim. Burhan gibi, Gaffur gibi karakter değil benimki. Komik ama gerçek ama dramatik gibi bir sürü ‘ama’lar var. Tek bocalamam bu yönde oldu.
HEPSİNE GÜLÜYORUM
* Dizide en çok hangi karaktere gülüyorsunuz?

Hepsine çok gülüyorum. Hepsi çok iyi oyuncular ama insanın kendini tutamadan güldüğü insanlar vardır ya; Engin (Günaydın) ve Peker (Açıkalın) onlardan işte…
* Dizinin kamera arkası da çok eğlenceli gözüküyor…
Tabii biz acayip eğlenceli bir ekibiz. Sette çok keyif alıyorum. Bu insanların arasında olmaktan mutluyum. Bütün ekip aynı tempoda ve zevkle çalışıyor. Zaten senaryo çok iyi… Çok iyi bir matematiği var.
* Sokaktan nasıl tepkiler alıyorsunuz? Hayatınızda neler değişti?
Hâlâ minibüse biniyorum, metroya biniyorum, sahilde yürüyorum… Hiçbir şey değişmedi. Hâlâ evimde yemeğimi yapıyorum. Bitki çaylarımla mutlu yaşıyorum ama ‘Aaaa Zeynep! Gaffur’un kardeşi. Seni Gaffur’a söyleyeceğiz’ gibi şeyler duymaya başladım dışarıda dolaşırken. Bu çok hoşuma gidiyor. Beni sevmişler anlaşılan! ‘Sanki sen hep vardın’, ‘Hiç sonradan gelip de kondurulmuş gibi olmadın’, ‘Gözümüz sana çok alıştı’ gibi yorumlar geliyor. Tepkiler çok güzel yani. Son birkaç haftadır daha iyi oldu. Bir alışveriş merkezinde karşı merdivenden ‘Zeynep naber!’ diye bağıranlar oluyor. Ben de ‘İyiyim’ diye bağırıyorum. Bunlar çok hoşuma gidiyor.
EGOMA YENİK DÜŞMEM
* Şöhret sizi korkutmuyor yani?

Hayır hiç korkutmuyor. Ben insan için varım; muhabbet için yaşarım. O yüzden etrafımda insanların olması beni mutlu eder. Ama dostlarım hep eski dostlarım olacak. Yeni kazandığım insanlar ise arkadaşlarım olacak… Hayat beni nereye götürecek bilmiyorum, belki oyunculuk hayatım bitecek bir yıl sonra, belki de çok iyi bir oyuncu olacağım ve yıllarca akıllardan silinmeyeceğim, ki umarım öyle olur. Şöhreti yavaş yavaş yakalamak, bu ne kadar önemli, evet işimi yapmak için yüzümün tanınması gerek.
* Mesleğinizde yükselmek için kriterleriniz nelerdir?
Ben işimi erdemli ve iyi yapmak istiyorum. Egoma yenik düşmek istemiyorum. Başkalarını ezeceksem, başkalarını kötülüyüceksem bu iş bana nasip olmasın! Şöhret bana çok iyi bir kapı açar, çok iyi insanlarla tanışırım, bunun gibi güzel insanlarla işler yaparım; işte o zaman kocaman bir şöhretimin olmasını isterim…
Hümeyra'ya bayılıyorum
* Kendinize örnek aldığınız bir oyuncu var mı?
O kadar çok ki... Hümeyra kadın oyunculardan önemli bir isimdir benim için. En son Çağan Irmak'ın 'Kabuslar Evi'nde izledim Hümeyra'yı ve çok ağladım. Bir insan saçının teliyle bile ancak bu kadar oynar. Beni çok etkilemişti. Erkeklerden de Erkan Can... Onu da 'Takva'da izledim, mükemmeldi. Ama o kadar iyi oyncular var ki Türkiye'de. Birini saysam, diğerinin hatırı kalırmış gibi geliyor bana... Benim örnek aldığım şey aslında, hissetmek ve hissetiğin şeyi yansıtmak ve o adam olmak; bunu gösterebilmek. Benim örnek aldığım şey aslında tamamen bu!

* Dizi ya da sinema adına yapmak istedikleriniz neler?
Şu anda çok güzel bir komedi dizisinde oynuyorum, komediyle başlamak çok istiyordum. Bunun dışında drama oynamak da, müzikalde oynamak da isterim. Ama bir dönem filminde oynamak çok istiyorum.

* Neden dönem ısrarla?
Sanki 19. yüzyılda dünyaya gelmiş gibi hissediyorum kendimi. Yüzümü de eski bulurum, eski kadınlara benzetirim kendimi. Giyinişim de öyledir. Çocukluğumdan beri o dönemde yaşamak isterim...

Benimle çok ilgilendiler
* BKM'nin mutfağında Yılmaz Erdoğan ve ekibinden eğitim almak sizin için iyi bir deneyim olsa gerek...
Henüz lisede öğrenciyken tiyatro kulislerine gider; 'Merhaba ben geldim... Adım Bihter; ben tiyatroyu çok seviyorum' derdim. O zamanlar İstanbul'la gelmek, yazı yazmak falan gibi bir düşüncem yoktu. Ne yaptığımı bilmiyordum, bilen birilerinin bana yardımcı olması benimle çok fazla ilgilendi ama ben de hiç bağımı koparmadım. Sonra 2004'te Yılmaz Erdoğan 'Gel biz seninle çalışalım' dedi. Çok heyecanlandım. Ama benim okulum olduğu için İzmir'e dönmem gerekiyordu. Geçen sene de geldiğimde çoktan konuştuğumuz projeler bitmişti. Yepyeni şeyler düşünülüyordu. Bir gün Yılmaz Erdoğan'la tekrar karşılaştım, 'Atölye açtık' dedi ve hop bir anda çocuk oyunu başladı.
alıntı
[Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]





Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Go Back   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Kültür, Sanat ve Kitap > Biyografi ve Otobiyografi

Etiketler
bihter, Özdemir


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Seçenekleri
Gösterim Modu

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Yazar Forum Cevaplar Son Mesaj
Özdemir sessiz kaldı cesur.yürek FB - Fenerbahçe 0 24.04.08 19:03
Sen de mi Özdemir adnan_18 Türkiye Gündemi 4 20.11.07 19:08
SelAhAttin Özdemir maskeli_kiz Türkçe Şarkı Sözleri 0 14.12.06 20:36
Özdemir: Gol Kezman'a yakıştı [RaiN] FB - Fenerbahçe 0 23.09.06 15:22
nihat özdemir e ceza gelebilir dolunay5461 Süper Lig 0 31.08.06 19:59


Tüm Zaman GMT +2 Olarak ayarlı. Saat: 13:01.


Powered by vBulletin® Version 3.8.0 Beta 4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0