![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Forum Kuralları | Blogs | Yardım | Üye Listesi | Takvim | Arama | Bugünkü Mesajlar | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
| Duyuru |
| Anketler ve İstatistikler Kafanızı kurcalayan fikirlerin oransal ve istatistiki değerlere dökülüp kendi gündeminize ışık tutmasını ve fikir vermesini istiyorsanız, tam size göre bir bölüm. |
| Anket Sonuçlarını Göster: Türkiye'nin Şeriaht ile Yönetilmesini İstiyor musunuz? | |||
| İstiyorum | | 36 | 42.86% |
| İstemiyorum | | 53 | 63.10% |
| Zaten Şeriaht ile Yönetiliyor Likliğe Geçmek Lazım | | 4 | 4.76% |
| Zaten Şeriaht ile Yönetiliyor Şeriaht Allah'ın Emirleridir | | 2 | 2.38% |
| Çok Seçenekli Anket. Oylayanlar: 84. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor | |||
![]() |
| | LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| ||||
| Ce: Türkiye'nin Şeriat ile Yönetilmesini İstiyor musunuz?
şimdi bende sana ediyimmi hakaret....edebilirim .....hemde çok okkalı...ama etmiycem....hem terbiyem müsade etmiyor hemde kalp kırmak istemiyorum......dinimizde böyledir...biliyosundur eminimmmm???!!!! |
| ||||
| Ce: Türkiye'nin Şeriat ile Yönetilmesini İstiyor musunuz?
komiksiniz gerçekten..... |
| ||||
| Ce: Türkiye'nin Şeriat ile Yönetilmesini İstiyor musunuz? <b>atatürk’ün din Ve Laiklik Anlayişi Atatürk, Florya’dan çekmece’ye Doğru Bir Yaya Yürüşünde, Ağaç Altinda Dinlenen Bir Ihtiyar Adama Rastlar.adam Hürmetle Ayağa Kalkarak, Ata’yi Selamlar. Atatürk Sorar : - Beni Taniyor Musun ? - Tanimaz Olurmuyum, Evimde Resmin Bile Var ! Atatürk Memnun Olmuştur. Konuşmaya Başlarlar. Ihtiyar; - Bir Işine Aklim Ermedi. Cumhuriyetçiliği, Inkilapçiliği, Milliyetçiliği, Halkçiliği Hatta Devletçiliği Anliyorum Ama şu “laikliği” Pek Kavrayamadim. Neden Her şeyi Birden Bozdun? Atatürk ; - Bunu Sana Bir Hikaye Ile Anlatayim Der. Misir’i Fetheden Komutan, Halife ömer’e Bir Mektup Yazmiş : “burada Bir çok Kütüphaneler, Içlerinde De Bir çok Kitaplar Var. Bunlari Yakayim Mi, Yoksa Birakayim Mi ? ...” ömer Cevap Vermiş : “kitaplari Incele, Eğer Faydasiz şeylerse Yak ! Yok Eğer Faydali şeylerse, Yine Yak ! çünkü Halk, O Kitaplari Okudukça, Onlara Uymaktan Vazgeçmeyecekler, Eskiyi Unutmayacaklar Ve Bize – Yani Yeniye Ve Yeniliğe – Daima Düşman Olacaklardir ! ...” Hikayeyi Anlatan Ata, Ihtiyara Sordu : - şimdi Sana Laikliğin Ne Olduğunu Açiklayayim Mi ? Ihtiyar Derin Bir Sezgi Ve Sağduyu Ile Cevap Verdi : - Istemez Paşam Dedi, Hepsini Anladim. Bugün Alnimizi Açik, Başimizi Dik Tutabildiğimiz Bu Aziz Vatan Topraklari üzerinde, Bayrağimizin özgürce Dalgalanabilmesini Ve Ezanlarimizin Serbestçe Okunabilmesini Kendisine Borçlu Olduğumuz Yüce Atatürk’ün Görüş Ve Düşünceleri Arasinda En Az Bilineni, Ama En çok Yanliş Anlatilan Ve Tanitilani Onun Din Ve Laiklik Hakkindaki Görüş Ve Düşünceleridir. Biraz önce Anlattiğimiz Anektod Bunun En Güzel örneğidir. ülkemizde çok Büyük Bir Aydin Ve Halk Kesimi Atatürk’ün Dine Olan Saygisini, Bağliliğini Ve En önemlisi Onun Dinin Içine Düşürüldüğü Durumdan Kurtararak Hak Ettiği Yüce Mevkie Yüksetlme Niyet Ve Iradesini Görüp, Tereddütsüz Desteklerken ; Az Sayidaki Istismarci Iki Kesim Ise Ayni çikar çizgisinde Buluşarak Onun Din Konusundaki Bu Son Derece Olumlu Tavrini Görmezlikten Gelip “dinsizliğini” Ileri Sürmek Cehalet Ve Ihaneti Içerisine Düşmektedirler. Istismarci Bu Iki Kesim, Dine Karşi Olanlar Ile Dini Kendi çikarlari Için Bir Menfaat Araci Kilarak Siyasallaştirmak Isteyenlerdir. Atatürk’le Ve Atatürk Ilkeleriyle Din Arasinda Kasitli Olarak Ters Bir Bağlanti Kurmaya çalişan Bu Kişilerin Hedefi Atatürk’ü Dine Karşi Bir Silah Gibi Göstermek Gayretidir. Ayrica Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Temel Ilkelerinden Biri Olan Laiklik Ilkesi Dinsizlik Olarak Yorumlanmak Ve Din Düşmanliği Paravan Yapilmak Istenmektedir. Allah Adina Faaliyet Gösterdiğini Açiklayan Hizbullah Ve Ibda-c’nin Birer Dini örgüt Olduğu Da Unutulmamalidir. Oysa Atatürk, Bu Iki Menfi Kesimin Tanimlamalarinin çok Dişinda Ve üstünde, Dini Yüceltmek Ve Onu Yüzyillardan Beri Siyasetçilerin Ve Cahillerin Elinde Bir Oyuncak Olmaktan Kurtarmak Için Dini özüne Yönelmiş Ve Onu Ortaya Koymaya çalişmiştir. Atatürk’ün Din Ve Lialikle Ilgili Görüş Ve Düşüncelerini Yansitan Bu Konferansimizin Amaci, Türkiye Cumhuriyeti Devletini Ve Ulusal Değerlerini Rahatsiz Eden Bu Tür Gerçek Dişi Fikirlere Karşi Sizlerin Bilgilerinizi Tazeleyip Artirmaktir. Konuya Daha Iyi Açiklik Getirebilmek önce Din Kavraminin Toplumdaki Yeri Ve Dindeki Yozlaşmalar Hakkinda Bilgi Vermek Istiyorum. 1. Toplum Yaşaminda Dinin önemi Ve Işlevi A. Toplum Yaşaminda Din : Toplumlarin Temel Kurumlarindan Birini Ve Insan Hayatinin Bir Parçasini Oluşturan Din, Evrende Oluşan Madde Ve hissedilen Olaylarin ötesindeki, Ilmin Siniri Ilerisindeki Gerçeği Insanlarin Almasi, Onunla Temas Etmeside Ona Uygun Olarak Yaşama çabasidir. Başta Vahiye Dayanan Olmak üzere Bütün Dinlerin Temel Amaci, Insanlarin Kişiler Olarak Tek Tek Ulu Bir Varlik Olan Allaha Bağlanmalrini Sağlamaktir. Insanlar Birer Sosyal Varlik Olarak Yaratilmiştir. Toplum Içinde Yaşamak Zorundadir. Dinler, Ayni Zamanda Gönderildikleri çağa Ve Toplumun Sosyal Seviyesine Göre Insanlar Arasindaki Ahlaki Ilişkileri Düzenleyen Kurallar Getirmiştir. Fakat Bunun Amaci, Insanlari Ve Toplumlari Yönetmek Değil, Iyi Ahlak Sahibi Olmaya Yönlendirmektir. Sosyal, Siyasal, Askeri, Teknoljik Ve Eğitimle Ilgili Faaliyetler, Dini Kurumlarin Dişindadir Ve Din Tarafindan Yönlendirilip, Kontrol Edilemez. Bu Tür Faaliyetler, Toplumu Ve ülkeyi Yönetip, Geleceğe Taşiyan Devlete Aittir. Bu Konuda Hz.muhammed’in şu Sözleri Dikkat çekicidir “ Ben Dine Ilişkin Bir şey Emredersem Ona Uyunuz. Dünyaya Ilişkin Işlerinizi Siz Benden Daha Iyi Bilirsiniz. Onlari Bildiğiniz Ve Tecrübeniz üzerine Yapiniz.” Gerçekte Dinin, Temel Görevine Ilişkin Esaslari Açiklamasi Dişinda , Diğer Dünyevi Temel Kurumlarin Faaliyetlerine Ilişkin Bilimsel Yöntemlerle Belirlenen Ve Kanitlanan Konular Için Esaslari Koymasi Veya Bunlara Karşi çikmasi Düşünülmemelidir. Hz.muhammed Zamanindan Itibaren, Dini Olmayan Sorunlarin Akilla çözümlenmesi Uygun Bulunmuştur. Gerçek Din Bilginleri, Dini Kendi Sahasi Dişina çikarmayi Düşünmemelidir. Dinin Bilimsel Ve Teknolojik Faaliyetler Ve Gelişmelerle Uyum Içinde Olduuğunu Kabul Etmek Durumundadir. b. Dinde Yozlaşmalar : Islam Dini Ilk Ortaya çiktiğinda “akilci, Bilimci Ve Toplumcu” Bir özellik Taşimasina Rağmen, Hz. Muhammed’in ölümünden Sonra Yozlaştirilip, Amacindan Spatirilmiştir. Bunda Kendi çikarlari Doğrultusunda Hareket Eden Din Adamlari (yobazlar) Sinifinin, Islamin özünde Bulunan Akil Ve Doğa Yerine Rivayet Ve Toplama Hadislere Başvurmalarinin Büyük Etkisi Olmuştur. Kendilerine Islam Alemi Adini Veren çikarci Din Adamlari, Kendi Kurumlarinin, Toplumun Tüm Kurumlarini Kontrol Etmesi Için Faaliyette Bulunmuşlardir. Böylece Din Ve Politika Iç Içe Girmiştir. Eğitim, Teknoloji, Sosyal Ve Kültürel Faaliyetler Dini Sayilan Ve öyle Değerlendirilen Esaslara Oturtulmuştur. Böylece üst Yöneticiler Güçlerini Allahtan Aldiklarini Ifade Eder Olmuşlardir. Tarih Boyunca Pek çok Siyasal Lider, Devlet Yönetimini Kolaylaştirmak Ve Insanlari Kendine Itaat Etmeye Zorlamak Amaciyla Din Ve Inançlari Bir Baski Unsuru Olarak Kullanmiştir. Bunu Sonucunda Tapinilan Hale Gelmiş Hükümdarlar , Kutsal Kayzerler, Allahin Yeryüzündeki Gölgesi Olan Halifeler Ortaya çikmiştir. Bu Durum; Din Ve Insanlari Gerçek Amaçlarindan Saptirarak, Ssiyasi Liderlerin Elinde Bir Araç Haline Getirmiştir. Hükümdarlarin, Bazi Uygulamalarina Karşi çikmak, Adeta Dine Karşi çikmak Olarak Değerlendirilmiştir. Bunu Yapmaya Kalkişanlar Dinsizi Ilan Edilerek En Ağir Cezalara çarptirilmişlardir. Böylece Din Ve Devlet Kurallari Iç Içe Geçmiştir. Din Din Olmaktan, Devlet Devlet Olmaktan çikmiştir. Dinsel Kurallarin Devlet Mekanizmasina Egemen Olmaya Başlamasi Ile Akil Ve Bilim Göz Ardi Edilmiş, Devlet Ve Toplum Yapilari Zihnen Hasta Sözde Din Adamlarinin Tekelinde Boğulmuştur. Böyle Bir Devlet Ve Toplumyapisi Sürekli Değişen çağin Koşullarina Ayak Uyduramama Sonucunu Doğurmuş Ve Devletin Geri Kalmasina Sebep Olmuştur. Buna En Güzel örnek, Osmanli Devlet Ve Toplum Yapisidir. Dinin Yozlaştirilip Amacindan Saptirilmasindaki Diğer Bir Etken Ise, Islamin Doğuşundan Sonraki 4-5 Asir Içinde Birbirinden Az Iyi, çok Farkli Uygulmasi Olan Mezhep Ve Tarikatlarin Ortaya çikmasidir. Bunun Sonucu Kuran Dininde Asla Bulunmayan Engizisyon, Sömürü Ve Dinden çikarilma, Müslüman Kitlelerin Yakasina Yapişti. Kuran, Sadece Mezarliklarda ölülere Cennet Vizesi Vermek Için Okunan Bir Ilahiler Kitabi Durumuna Düşürüldü. Bilgisizlik, Uyuşukluk, Birbirini Acimasizca Cehennemlik Ilan Etme Ve Din Adina Kanli Eylemlerde Bulunan örgütler Kurma, Islam Dünyasinin Adeta Kaderi Halina Geldi. Islam Dünyasinin Geri Kalmasinda önemli Rol Oynayan Tüm Bu Gelişmelere Ilave Olarak, Türklerin Arap Kültürünün Etkisi Altinda Kalmalarindan Dolayi Günümüzde Dinle Ilgili Sorunlarin Devam Ettiğide Bir Gerçektir. Bu Sorunlarin Başlicalari Ise; - Din Adamalarinin Arap Kültürü Ile Yetiştirilmelerinin Zorunluluk Haline Getirilmesi, - Milleyetin Islam Olmasi Gerektiği Ve Bunu Kabul Etmeyenlerin Kafir Olacağinin Telkin Edilmesi (ümmet Anlayişi) - çocuklara Arapça Kökenli Isimlerin Verilmesi, - Islamin Resmi Dilinini Arapça Olduğu Düşüncesinin Yayginlaştirilmaya çalişilmasi, - Islamiyetle Laikliğin Bir Arada Bulunamayacaği (devlet Laik Olur, Ancak Kişiler Olamaz), - Islami Kiyafet Adi Altinda özellikle Kadin Kiyafetlerinin Kisitlanmasi, - Hurafe Ve Batil Inançlarin Yayginlaştirilmaya çalişilmasi, - Dinin Bir çikar Unsuru Olarak çeşitli Kişi, Grup Ve Siyasal Partiler Tarafindan Kullanilmasidir. 3. Atatürk’ün Din Ve Laiklik Anlayişi : a. Atatürk’e Göre Din Gerçek Amacindan Saptirilmiş Olan Dinin, Siyasetçiler Ve Cahiller Tarafindan Devlet Hayatinda çikar Unsuru Olarak Kullanilmasinin Sakincalarini çok Iyi Gören Atatürk, Bu Duruma Son Vermek Amaciyla Dinin özüne Yönelmiş Ve Onu Ortaya Koymaya çalişmiştir. Kişi Ve Toplum Açisindan Dinin Gerekliliğini Kabul Eden Atatürkçülük Dinin Kendi Görev Alani Dişindaki Diğer Kurumlari Kontrol Etmesini önlemek, Devletten Ayrilmasini Sağlamak Için, Temeli Bilgisizlik Ve çikar Unsuru Olan Dini Taassupla Mücadeleyi, çikar Ve Sömürü Unsuru Olark Devam Eden Dini Kurumlari Yok Ederek, Sağlikli Din Adami Yetiştirip, Dini Eğitimi Kontrol Ederek Gerçekleştirmeyi öngörmektedir. “bizi Yanliş Yola Sevk Eden Kötü Yaradilişlar, Bilirsiniz Ki, çoğu Zaman Din Perdesine Bürünmüşler, Saf Ve Temiz Halkimizi Hep Dini Kural Sözleriyle Aldatagelmişlerdir. Tarihimizi Okuyunuz, Dinleyiniz......... Görürsünüz Ki Milleti Mahveden, Esir Eden, Harap Eden Kötülükler, Hep Din Perdesi Arkasindaki Dinsizlik Ve Kötülükten Gelmiştir. Onlar, Her Türlü Hareketi Dinle Kariştirdilar.” Diyerek Taassubun Ve Din Dişi Uygulamalarin Bilgisizliğe Dayandiğini Açiklayan Atatürk, Her Konuda Olduği Gibi, Dini Konulardaki Bilgisizlik Ve Yobazliği önleyip, Cahillerle Mücadele Etmekten Devleti Sorumlu Tutmuştur. Atatürkçülükteki Din Anlayişi, Yobaz Ve Gericilerden Arindirilmiş, Islamiyetteki Temel Gerçeklere Dayanan Bir Anlayiştir. Fakat Onun Bu Anlayişi Gerçekleştirmek Için Yapmiş Olduğu Uygulamalarinin, Bir çok Din Tüccarini Da Rahatsiz Ettiği De Bilinen Bir Gerçektir. Atatürk’ün çevresinde Bulunanlardan Münir Hayri Egeli, Başindan Geçen Bir Olayi Ve O Zamanki Havayi şöyle Anlatir : “atatürk Için Dinsiz Diyenler Oldu. Bunu Bir Moda Imiş Gibi Yayanlar Vardi. Onun Laiklik Anlayişini Dinsizlik Gibi Göstermekte Fayda Bulanlar Oldu. Fakat Gerçek Hiç De öyle Değildi. Atatürk Laikti Ve Yobaz Aleytari Idi. Size Başimdan Geçen Bir Olayi Naklederek Başlayayim : Bir Gün Necip Ali Ona : - Efendim, Münir Hayri Namaz Kilar Dedi, En Yakin Bir Dostumun Beni Bu şekilde Takdimini Gören, Beni Sevmeyenlerin Yürekleri Sevinçten Ağizlarina Geldi. şimdi Kovulacağimi Düşünerek Gülüştüler. Atatürkle Aramizda şu Konuşma Geçti : - Sahi Mi ? - Evet Paşam - Niçin Namaz Kiliyorsun - Hiç ! Sadece Namaz Kilinca Içimde Bir Huzur Ve Sükun Hissederim. Atatürk Biraz önce Gülenlere Döndü : - Bir Gemide Kalsaniz Ve Batmak Tehlikesinde Olsaniz, Hiç Bir ümidiniz Kalmasa, Ne Diye Haykirirsiniz ? Herhalde Yetiş Gazi Demezsiniz Allah Dersiniz. Bundan Doğal Ne Olabilir. Sonra Bana Döndü : - Dünyadaki Işlerine Zarar Getirmemek şartiyla Namazini Kil ! Heykel De Yap, Resim De ... Görüldüğü Gibi Atatürk, Hiç Bir Zaman Ibadeti Güçleştirecek Davranişta Bulunmamiştir. Hatta Onun özünde Olduğu Gibi Anlaşilip, Yapilmasini Sağlayacak Tedbirler Alinmasini Sağlamiştir. Boş Inançlarin, Dini üzerindeki Olumsuz Etkilerine De Değişik Zamanlardaki Konuşmalarinda Değinen Atatürk, Hiç Bir Zaman özelliği Yozlaştirilmayan Dine Karşi çikmamiş, Dinden çikar Sağlayan Yobazlara Ve Bunlarin Dini Kendilerine Kalkan Yapmalarina Karşi çikmiştir. Türk Milletinin, çağdaş Uygarlik Düzeyinin üzerine çikarken, Kişilere Manevi Destek Sağlayacak Olan Dinin; Akla, Mantiğa, Bilime Uygun Olmasini öngörmüş, Vicdan Hürriyetine De Büyük önem Vermiştir. atatürk’ün Din Konusunda Yaptiği Gelişmelerin Amaci, Bir Yandan Devletin üzerinden Dinin Baskisini kaldirmak, Diğer Yandan Da Bireyin üzerinde Yobaz Ve Bağnaz Kişilerin Baski Unsuru Olmasini önlemektir. Yani Kisaca Laikliği Gerçekleştirmektir. b. Atatürk’ün Laiklik Anlayişi Ve özellikleri : Atatürk’ün Din Konusundaki Düşüncelerinin Uygulamaya Geçirilmiş şekli Laikliktir. O’nun Laiklik Anlayişi Ve Uygulamalarini Başka Devletlerdeki Uygulamalarla Kiyaslamak Doğru Değildir. çünkü Türk Laikliğii Milletimizin Ihtiyaçlarindan Kaynaklanmiştir Ve Yine Milletimizin Ihtiyaçlarina çözüm önerileri Getirmektedir. Atatürk, Laiklik Ilkesiyle Islam Dinini Yeni şekle Sokmuş Veya Dince Yeni Kurallar Getirmiş Değildir. çikarci Kişi Ve Yobazlarin, Kendi Menfaatlerini Kolaylaştirmak Için şeriat Adi Altinda Koyduğu Kurallari Kaldirip, Islami özüne Döndürmüştür. Laikliği Tanimlamaya çalişirken Karşimiza çikan Ilk Gerçek şudur. Bir ülkenin Tarihi, Siyasi Ve Sosyal şartlari, ülkede Yaygin Olan Dinin özellikleri , O ülke Için Gerekli Ve Geçerli Olan Laiklik Anlayişi Ve Uygulamasini Geniş ölçüde Etkiler. Ancak Atatürkçü Düşünce Sisteminin Temel Ilkelerinden Biri Ve Türkiye Cumhuriyetinde Bir Anayasa Ilkesi, Bir Hukuk Deyimi Haline Gelmiş Olan Laikliğin Bazi Tartişilmaz Unsurlari Vardir. (1) Laiklik, Herkes Için Din, Mezhep, Düşünce Ve Vicdan Hürriyeti Demektir. Herkesin Din Ve Inanişlarinda Her Türlü Baskidan Uzak Olarak Yaşayabilmesinin Yasal Teminati Demektir. Laiklik Cumhuriyet Düşmanlarinin Söylediği Gibi Dinsizlik Değil, Dinin özünü Koruyan Bir Sistemdir. (2) Laiklik, Etnik Kökenleri, Din Ve Mezhepleri Ne Olursa Olsun, Yurttaşlara Eşit Işlem Yapilmasi, Kanunlar önünde Her Bakimdan Eşitlik Ve Adalet Demektir. Türkiye Cumhuriyeti’nin Sinirlari Içinde Yaşayan Herkesi Birinci Sinif Vatandaş Yapan Da Işte Bu Eşitlik Anlayişidir. Laiklik, Kadin – Erkek Eşitliğinin De Temeli Ve Teminatidir. (3) Laiklik; Din Ve Devlet Işlerinin Ayrilmasi, Dinin Bir Vicdan Işi Olduğunun Kabul Edilmesi, Devletin Ve Toplumun Dini Kurallara Göre Yapilandirilmamasi, Yönlendirilmemesi Ve Yönetilmemesi Demektir. Laikliğin Bu Unsuru, Devlet Yönetiminin Din Kurallarina Göre Değil, Toplumun Ihtiyaçlarina, Akla, Bilime, Hayatin Gerçeklerine Göre Yürütülmesini Sağlamaktir. (4) Laiklik, Eğitimin Laikleştirilmesi Ve öğretim Birliği Demektir. Eğitimin çağdaş Ve Akilci Esaslara Göre Düzenlenmesi Demektir. Bütün çağdaş Değerleri Meydana Getiren Ve Insanin En Kiymetli Varliği Olan Aklin, Her Türlü Baskidan Uzak Hür Düşünebilmesi Demektir. (5) Laiklik, Devletin Resmi Dininin Bulunmamasi Demektir. Laik Devlet, Belli Bir Dinin Kurallarini Vatandaşlarina Benimsetmek Ve Uygulamak Için Kurallar Koymaz. Dini, Zararli Bir Afyon, Tehlikeli Bir Düşman Olarak Da Görmez. çünkü; Her Türlü Din Ve Allah Inancini Reddeden, Ideolojisinin Gereği Olarak Vatandaşlarina Dinsizliği Telkin Eden Devletler Laik Olmadiği Gibi, Dine Dayali Teokratik Devletler De Laik Değildir. Laiklik, Bazi ülkelerde, Din Görevlileri, Ibadethaneler Ve Din Eğitimi Için, Devlet Bütçesinden Hiç ödeme Yapilmamasi şeklinde Anlaşilmaktadir. Fakat Türkiye’de Bu Konu çok Farkli Bir özelliğe Sahiptir. Diyanet Işleri Başkanliğinin Devlet Kurumlari Arasinda Yer Almasi, Laikliğin Korunmasi Bakimindan Da Gerekli Görülmüştür. Bu Uygulama Türkiye’nin Toplumsal Koşullarindan Doğmuştur. Burada Devletin öne çikmasi Ve Dinle Ilgili Bazi Hizmetleri üzerine Almasi Hem Bir Sosyal Devlet Ilkesinin Gereği, Hem De Laikliği Korumaya Yönelik Bir Uygulamadir. Devletin Bu Hizmetleri Başi Boş Birakmasi Laikliğin Yozlaşmasina Yol Açabilirdi. Bunun Doğal Sonucu Olarak, Gerici Ve Tutucu çevreler, Yeniden Bir üstünlük Kurma Savaşina Girebilirlerdi. Devletin “diyanet Işleri Başkanliği” Araciliği Ile Dinsel Hizmetleri Yürütmesi, Bugün De Gereklidir. çünkü Toplumumuz, öngörülen Gelişme çizgisine Henüz Yükselmemiştir. Laiklik Ilkesinin, Anayasada Yer Almsindan Bu Yana 63 Yil Geçmiş Olmasina Karşin, Yine De Bu Ilkenin Tam Benimsendiği Söylenemez. Bu Nedenle Devletin, Hem Laikliği Tüm Topluma Benimsetmek Hem De Yozlaşmasina Firsat Vermemek Gibi önemli Bir Görevi Vardir. Bunun Içinde Dinsel Hizmetleri Yakindan Denetlemesi Gereklidir. Müslüman ülkeler Içinde Laikliği Benimseyen Tek Devlet Türkiye’dir. Atatürk Akil Dişi Değer Yargilarinin Bir Toplumu Içten Içe Nasil çürüttüğünü Bildiği Için, Akil Ve Bilimin; özgür Düşüncenin Simgesi Olan Laikliğe Dört Elle Sarilmiştir. Denilebilir Ki, Atatürk’ün Tüm Yaşami Boyunca, üzerinde Titrediği, Hiç Bir Biçimde ödün Vermeden Uygulamaya çaliştiği Devrim, Laiklik Devrimidir. Yeni Türk Devletini, Osmanli Yönetiminden Ayiran Devrimler Laiklik Ilkesinin Yürürlüğe Konulmasiyla Başlar. Bu Nedenle Laiklik, Türkiye Cumhuriyeti’nin Ve Atatürk Devrimlerinin Temelini Oluşturur. Laiklik Ilkesi Sarsildiği Zaman, öteki Devrimlerin Tümü De Sarsilir Ve Yozlaşir, Temel Işlevlerini Yitirir, Cumhuriyet Kargaşa Içine Süreklenir. |
| ||||
| Ce: Türkiye'nin Şeriat ile Yönetilmesini İstiyor musunuz? bu nasıl bir sorudur? ülkenin yönetim şekli tartışılır hale mi geldi? anayasa kurallarından haberiniz yok galiba ilk 3 madde değiştirilemez değiştirilmesi teklif edilemez
__________________ "Büyük olmak için hiç kimseye dalkavukluk etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü ne ise onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes sana karşı çıkacaktır, herkes seni yolundan çevirmeye çalısacaktır, fakat sen buna dayanıklı olacaksın, önüne sonu gelmeyen engeller çıkacaktır. Kendini büyük değil; küçük, zayıf, kimsesiz ve araçsız kabul edecek, kimseden yardım gelmeyecegine inanmış olarak bu engelleri aşacaksın. Bundan sonra da sana "BÜYÜKSÜN" derlerse bunu söyleyenlere güleceksin!... Mustafa Kemal ATATÜRK |
| |||
| Ce: Türkiye'nin Şeriat ile Yönetilmesini İstiyor musunuz? uzaya çıktınızda ayağınızdan mı çektik ?! biz kimseye hor bakmadık burada ve ve yazımızda biz komiklik goremiyoruz ama herkes burada safını belli ediyor, ederliliğini ortaya koyuyur ! dünyada hiç 1 millet kalkıpta ceddine hakaret etmez buradakilerden bazıları müstesna . ama tabii yukarıda da değindiğiniz gibi bize ,,sen ,, diyerek zaten bilgi donanımınızı ortaya seriyorsunuz .size ilimde yetişemeyiz ne yazık kı uzayı feth ettiniz ya . tek yudumda yutarsınız bizi bize 1 daha cevap yazsanız da kâle almayız gayrı .bir kerede cevap yazacağınıza her nokta için , her virgül için cevap yazıp mesage sayısını artırma hevesinde olanlara diyeceğimiz yok ! selam ve du'a ile tüm bu homurdanmalar için hepinizden özür dileriz . hakkınızı helâl edin Konu RaSHeeD_MouSTaPHa tarafından (16.06.08 Saat 18:00 ) de değiştirilmiştir.. |
| ||||
| Ce: Türkiye'nin Şeriat ile Yönetilmesini İstiyor musunuz?
kimse "sen"diyeceğimi kime "siz" diye hitap edeceğimi iyi bilirim....."siz" diyeceğim kişinin bunu hak etmesi lazım..... ister kale al ister alma....cevap yazıp yazmamak benim bileceğim iş... ayrıca her virgül için her nokta için cevap yazmıyorum..mesaj sayımı arttırsam ne olacak yaaa..madalyamı takıyorlar..... "homurdanma" benzetmesi zaten seviyenizi ortaya koyuyor....şuanda kendime nasıl kızdığımı anlatamam.....sizin gibi insanlarla muhattap olmam gerçekten bana yakışmadı..... cevap yazmıycam bir daha ama bu kesinlikle size verecek cevabım olmadığından ya da beni kale almayacaksınız diye değil....bir daha sizinle muhattap olma hatasına düşmemek için.....gerçekten vakit kaybısınız benim için..... |
![]() |
|
| Etiketler |
| ile, musunuz, türkiyenin, yönetilmesini, İstiyor, şeriat |
| Konuyu görüntüleyen(ler): 1 (0 üye ve 1 ziyaretçi) | |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|
|