| Ce: Roman Özetleri Kemal Tahir’in “Devlet Ana” adlı romanı altı bölümden meydana gelmektedir. Bu altı bölüm, büyük harflerle yazılarak kaçıncı bölüm olduğunun belirtilmesi yanında ayrıca yine büyük harflerle her bölümün konusunu içeren başlıklarla verilmiştir. Romanın altıncı ve son bölümü “ Kerimcan’ ın Yolu” başlığı altında verilmiştir. Yine bu son kısımda roman rakamları ile birbirilerinden ayrı üç kısım bulunmaktadır. Roman toplam 610 sahifeden ibarettir. Romanın ilk baskısı 1967 yılında Bilgi Yayınevi tarafından yapılmıştır. Romanın elimizdeki en son basım tarihi Ocak 1984’ tür. Roman tek ciltten ibaret olup, ön kapak sade bir baskıya yer verirken arka kapakta kitabın özeti ve yazardan birkaç söz yer almaktadır. Romanın Konusu: Osmanlı imparatorluğunun aşiretliğideki yaşam tarzı, adaletleri gelenek ve görenekleri konu edilerek nasıl devlet olma mertebesine yükseldiğinin destansı bir ifade tarzı ile okuyucuya verilmesi söz konusudur. Eserde Osmanlı imparatorluğunun aşiretlik devrine inilerek Söğüt’ teki yaşam tarzı dikkatlere sunulmuştur. Bu mekan içerisinde Osmanlı İmparatorluğu’nun yükselmesine sebep olan tarihi şahsiyetler dahil edilmiştir. Bu şahsiyetler içinde Osmanlı aşiretinin kurucusu Ertuğrul Gazi ile oğlu Osman Bey ve onun oğlu Orhan Bey mütelaa edilmektedir. Vaka: Notüs Gladyüs, burada geçici olarak konaklamaktadır. Bu hanı Mavro ablası Liya ile birlikte işlemektedir. Notüs Gladyüs’ ün Türkopol Uranha isminde arkadaşı vardır. Notüs Gladyüs, oldukça alçak ve karaktersiz bir kişidir. Karanlıktan yararlanarak Liya’nın odasına girer ve ona tecavüz etmeye kalkar ancak Liya’nın elindeki bıçağın zehirli olduğuni söylemesi üzerine bu emelini gerçekleştiremez. Diğer yandan Liya, Türk genci olan Demircan’a aşıktır. Bir gün Liya ile Demircan’ı buluşma halinde yakalar ve acımadan Demircan’ı öldürür aynı zamanda Liya’ ya tecavüz eder. Yardımcı Türkopal Uranha’dır. Bu olay Osmanlı aşiretinde Osman Bey’in oğlu Orhan ve Demircan’ın kardeşi Kerim tarafından görülür. Kerim, olay karşısında şok geçirir inanamaz. Orhan Bey Kerim’i yatıştırır ve olaydan bütün söğüt haberdar edilir. Diğer yandan Demircan’ın annesi Bacıbey oğlunun ölümüne fazla bir tepki göstermez. Bu fuygunsuz durumda öldürülmesinin yiğitliğe yakışmadığı düşencesiyle tepkide bulunmamıştır. Ancak yüreği ağlunun kin acısıyla yanmaktadır. Bu arada Orhan Bey ve Kerim de bu işin peşindedir. Demircan ölünce Bacıbey mollalık yapmakta olan oğlu Kerim’in artık bu işi bırakıp kılıç kuşunması gerektiğini belirtir. Olaylar böyle gelişmekteyken Ertuğrul Gazi çok ağır bir şekilde hastalanır. Artık ölmek üzeredir. Oymağa yeni bir Bey gerekmektedir. Sonunda oymağın ileri gelenleri tarafından oylama yapılır ve osman Bey oymağın başına getirilir. Ancak bu iş için başka bir istekli kişi de Osman Beyin amcası Dündar alp’ tir. Dündar Alp beyliği ele geçirme pahasında da olsa Rum taraflarına büyük bir yakınlık göstermiş, osmanlılara karşı onlara arka olmuştur. Diğer yandan ablası öldürülen Mavro hanı kapatmak zorunda kalır. Mavro’nun Türk’lere karşı senpatisi vardır. Mavro ablasının Demircan’la olan ilişkisini bilmektedir. Bu olayda Nilüfer’e tekfurla evlenmesi için baskı yapılmış ve bir yere haps edilmiştir. Bu işte de Notüs Gladyüs ve Uranha’nın parmağı vardır. Demircanın öldürülmesi olayındada Notüs Gladyüs ve Uranha’nın parmağı olduğu anlaşımştır. Tekfurlara karşı savaş açılmış yapılan savaşta Dündar Alp karşı tarafı desteklemiştir. Ancak savaş onların yenilgileri ile bitmiştir. Savaştan sonra Nilüfer ile Orhan Bey’in düğününe gelmiştir. Aynı şey Kerim ve Aslıhan içinde sözkonusudur. Roman bu olayların sonucunda neticelenir. Özet: Eser, Ertuğrul Beyin at bakıcısı Demircan’ın öldürülmesi olayı ile başlar. Olay, atla geziye çıkan Kerim ve Orhan Bey aracılığı ile görülür ve herkez bu olaydan heberdar edilir. Kerim, Demircan’ın kardeşidir. Gördüğü bu olay karşısında şok geçirir ancak aynı tepkiyi annesi Bacıbey’in göstermemesine şaşar. Bacıbey’in herhangi bir tepki göstermemesindeki sebep oğlu Demircan’ın vurulduğu anın hoş bir manzara orz etmeyişidir. Ama intikam ateşiyle yanıp tutuşmaktadır. Daha sonra romanda ikinci derecedeki olay Ertuğrul’un ölümü ve Osman Bey’in oymağın beyliğini üstlenmesidir. Diğer yandan oğlu ölen Bacıbey Kerimin ağabeyisinin yerini alması için onu zorlaması sözkonusudur. Bu amaçla Kerim kılıç derslerine başlar. Orhan Bey’le birlikte Kaptan Çavuş’tan kılıç dersi alırlar. Bu arada kaptan Çavuş’un güzel kızı Aslıhan ile Kerim’in arasında bir duygusal ilişki söz konusudur. Öte yandan Osman Bey zamanının ulularından Şeyh Edebali’nin kızını alır ve Edebali’nin kızı olan Bala Hatun Osman Bey’in ikinci hanımıdır. Evlendikten sonra Osmanlı aşiretinin geleneklerine kolaylakla uyar. Diğer yandan Orhan Bey, Nilüfer Hatunla olan ilişkisini evlenmeye kadar vardırır. Ancak, roman Orhan Bey evlenmeden son bulur. Diğer yandan Kerim ile Aslıhan’ın ilişkisinin sonucunun evlilikle sonuçlanması eser bitmeden okuyucuya sezdirilmiştir. Zaman: Eser konusundan da anlaşılacağı gibi tarihi bir eserdir. Eserin bu yönden geçmiş zamanlardaki olayı mevzu olarak seçtiği çıkarılmaktıdır. Roman, Osmanlı imparatorluğunun aşiretliğindeki zamanı konu olarak ele alır. Yani imparatorluğun kuruluş yılları olan 1299 tarihi devir sözkonusudur. Osman Beyin Bala Hatun’la ilişkisi hakkında da zaman açısından geriye dönülmüştür. Mekan: Eserde mekan önce Notüs Gladyüs ve Uranha’nın kaldığı bir rum hanıdır. Eserde, şahıslar yer değistirince normal olarak mekan da değişiklik arz etmektedirler. Eserde Rum’lara ait mekanın dışında Türklerin ikamet ettiği mekan da vardır ki, oda Sögüt’tür. Osman Bey’in Şeyh Edebali’nin tekkesine gittiğinde normal olarak mekan buraya ait çizgileri ihtiva etmektedir. Romanda mekan bakımından bir başka özellik Türklerin yaylalara olan göçlerinin mekanla birlikte verilmesidir. Şahıs Kadrosu: Osman Bey Orhan Bey Kerim Bacıbey Şeyh Edebali Mavro Kaptan Çavuş Yunus Emre Aslıhan Notus Gladyüs Uranha ve diğer figüranlar Alexander Dumas "Demir Maske" KITABIN ÖZETİ : 1600' lü yillarin Fransasi' nda geçen kraliyet erkanini ve sosyete içersindeki insanlarin yasantilarini ve entrikalarini anlatan bir kitaptir. Madam Dö Servöz, bildigi çok önemli bir sirri kullanip çikar elde edebilmek için elinden geleni yapmayi planlamaktadir. Bunun için ilk olarak maliye bakaninin üzerindeki suçlamalarin kanitlari sayilabilecek mektuplari bakanin yardimcisi Mösyö Kolber' e 5000 altina satar. Bu mektuplar sayesinde Mösyö Fuke görevinden alinir. Van piskoposu Aramis, Mösyö Fuke' nin verdigi yemege katilir ve Mösyö Fuke' ye, kendisine yapilan suçlamalari hakli çikaracak mektuplari, 5000 altina Madam Dö Servöz tarafindan kendi yardimcisina satildigi haberini verir. Mösyö Fuke yapmis oldugu harcamalarin makbuzunun çalinmis oldugunu görünce korkup sapsari olur Aramis ise ona korkmamasini ve hala kendisinin bassavci oldugunu, kendi kendine dava açamayacagini söyler. Mösyö Fuke ise bu görevi bir buçuk milyon liraya Mösyö Vanel' e sattigini söyler. Aramis, Mösyö Vanal' i anlasmayi iptal etmeye zorlar ama basaramaz. Aramis Fuke' ye, bu fakirlik durumunda bile zenginliginin ispati olarak bir sölen düzenlemesini söyler. Bu konuda ona maddi destek verir. Bu arada Mösyö Raul, kraliçe tarafindan Londra' ya çagirilir. Sebebi ise Raul' un nisanlisi Matmazel Döla Valyer' in kralla iliskisi oldugunu ögrenmesidir. Bunun üzerine Dartanyan' in yanina gider. Kral, Raul' un nisanlisi ile bulusmak için Sent-Enyan' in odasini kullaniyordu. Bu yüzden Raul Porthos ile Sent-Enyan' in düello haberini yollar. Sent-Enyan bu olayi krala söyler, kral da bu durum karsisinda telaslanir. Raul' un babasi Athos, kraldan Raul ile Matmazel Döla Valyer' in evlenmeleri için izin ister. Kralin izin vermemesi üzerine krala karsi gelir ve onu düsmani ilan eder. Bu durumda kral da Dartanyan' i Athos' u tutuklamasi için gönderir. Bu arada Aramis de tutuklanir. Dartanyan kralla sert bir dille konusup Athos' un affedilmesini saglar. Aramis, Bastil hapishanesinde müdürle beraber bir mahkumun günah çikartmasina çagrilir. Aramis gence suçunun ne oldugunu sorunca genç, suçunun ne oldugunu bilmedigini ve buraya ne için kapatildigini da anlayamadigini söyler. Küçükken annesi ve babasina kraliçeden gelen bir mektubun kuyuya düstügünü görür. Ailesi mektubu çikartmak için birini ararken kendisinin kuyuya inip mektubu aldigini ve okudugunu söyler. Mektubu okudugunda simdiye kadar ailesi olarak bildigi kisilerin aslinda ailesi olmadigini ögrenir. Daha sonra ailesi bu mektubu bulup kraliçeye haber verir ve bu olaydan sonra buraya kapatilir ve Aramis genci zindandan çikartmaya söz verir. Mösyö Fuke' nin verdigi davete hazirlanan Aramis, ziyaretinde Bastil hapishanesinde on yildir haksiz yere yatan Markialli adli bir gencin saliverilmesi için izin ister Mösyö Fuke ise izni hemen imzalar. Birkaç gün sonra bu belge ile Aramis hapishane müdürü Bezmo' nun yanina gider. Önceden tuttugu adamlar Aramis ile müdür yemek yerlerken emri getirirler. Bunun üzerine hapishane müdürü çok sasirir. Müdür düsünürken Aramis kendi yazdigi izinle bu kagidi degistirir, Aramis' in söz verdigi genci böylece müdür serbest birakir. Aramis ve genç hizla ilerlerken Aramis çocuga kendisinin aslinda on dördüncü Lui' nin ikiz kardesi oldugunu söyler. Sonra Atos kralin yerine geçecek olan kardesine saraydaki kisileri tanitan bir defter verir. Bu defteri çok iyi ezberleyen Philip artik kralin yerine geçmeye hazirdir. Aramis Mösyö Fuke' nin düzenledigi sölene katilir. Aksama dogru otururlarken Dartanyan' in süphelendigini sezinleyen Aramis, Dartanyan' in içini rahatlatmak için yemin eder. Genç kral yatacagi zaman Athos ve Philip bulunduklari odadan kralin odasini gözetlemektedirler. Böylece Philip krali daha iyi taklit edebilecektir. Ertesi gece kral Dartanyan' i yanina çagirip Mösyö Fuke' yi tutuklamasini ister ve uykuya yatar. Uyandiginda ise kendisini zindanda bulur. Aramis kral rolü yapan Philip' i çok iyi egitmistir. Kimse süphelenmemektedir. Aramis bu olaydan Mösyö Fuke' ye bahseder. Dürüst bir insan olan Mösyö Fuke bu olayin kendi evinde olmus olmasini kaldiramaz ve gerçek krali zindandan kurtarmaya gider. Bu arada da Aramis' le Porthos' a kaçmalari için müddet verir. Kurtulan Lui ile Philip karsi karsiya geldigi anda büyük bir saskinlik yasanir. Ikisi de kral rolü oynadigi için sahtesini bulmak Dartanyan' a kalir. Dartanyan dogru bir seçimle Philip' i tutuklar. Aramis ile Porthos hiç zaman kaybetmeden Athos' un kapisina dayanir, burada atlarini degistirip Güzel Ada' ya gitmek için yola koyulurlar. Athos ve Raul aldiklari yeni görev geregince Antib' e gideceklerdir. Yolda Sent-Oran adasina ugrarlar ve burada Dartanyan' la karsilasirlar. Dartanyan adada Philip' in gardiyanligini yapmaktadir. Paris' te ise Mösyö Fuke iflasin esigindedir. Kral Lui ise Kolber' in kiskirtmalari sonucunda Fuke' yi iyice köseye sikistirmis ve ona ait olan Güzel Ada' yi ele geçirmeye krali ikna etmistir. Güzel Ada' da bulunan Aramis ve Porthos yardim beklemektedir. Yardim yerine kraliyetin burayi almak için gönderdigi gemilerle karsilasirlar. Dartanyan komutasindaki filo adaya çikar. Dartanyan, Aramis ve Porthos' a kralin onlari yenmeye kararli oldugunu söyler. Dartanyan arkadaslarini tutuklamamak için istifa eder. Bu sefer kralin gizli mektubu dogrultusunda ikinci subay tarafindan tutuklanir ve adaya ates açilir. Aramis' in emriyle adadakiler karsi koymadan dagilir. Aramis' le Porthos istifasini geri alip görevine döner ve kral ona maresallik sözü verir. Bir haftalik arastirma ile arkadasi Porthos' un öldügünü Aramis' in ise Ispanya' ya kaçip özgür oldugunu ögrenir. Raul gittikten sonra yalniz kalan Athos iyice yaslanmisti. Oglunun Afrika' da öldügü haberini alinca dayanamayip ölür. Bu arada Dartanyan gelir, Athos' un öldügü haberini alip yikilir. Bu olaydan dört yil sonra Dartanyan iyice yaslanmistir. Kral onu Hollanda' ya sefere gönderir. Bu sefer de Dartanyan on iki küçük kale ele geçirir. On üçüncü kusatmasi sirasinda ona kraldan bir mektup ve kutu gelir. Mektubu okur ve maresal oldugunu ögrenir. Bu sirada subaylari kaleyi almak üzeredir. Tam kutuyu açacagi sirada bir top güllesi gögsüne çarpar buruk bir sesle inleyip anlamsiz sözler söyler. Bunlar ölmek üzere olan bir insanin sarf ettigi sözlerdir. Gözlerini kapatmadan önce kalenin teslim oldugunu gösteren beyaz bayrak gözüne ilisir. Maresallik asasini sikica kavrar ve bir savasçi gibi yasadigi hayatinda, bir savasçi gibi ölür. Athos, Porthos, Aramis ve Raul' un dostluklari bir destan olmustur. Bu kitapta islenen ana tema; insanlar arasinda dostluk ve sadakatin her seyin üzerinde oldugunu, dostlarin birbirleri için her seyden vazgeçebilecegini göstermektedir. Eger hepimizin hayatinda böyle dostluklar olsa hayatimiz çok daha anlamli olur. Oriana Fallaci "Doğmamış Çocuğa Mektup" KITABIN ÖZETI :
Yazar, bir kadının gayri meşru bir çocuğu dünyaya getirip getirmemekle başlayan bocalama içinde çocuğa hamile kaldığı andan itibaren çocuğuyla ana rahminde olan diyalogunu anlatıyor. Öncelikle kadın çocuğunu doğurup doğurmamakla kararsızlık içinde, evli olmayan bir bayanın çocuk doğurmasına toplumun bakış açısının değerlendirmesini düşünerek başlıyor. Sonra dünyaya getirmeye karar veriyor. İlerleyen zaman içinde çocuğuyla konuşmasında, dünyaya geldiği takdirde yasamın zorluklarından bahsediyor. Dünyaya kız olarak gelirse bunu bir bahtsızlık olarak değerlendiriyor. Dünyada hep erkeklerin ön planda olduğunu belirtiyor. Bunun örneklerini de ilk yaratılmışın Adem adında bir erkeğin, ateşi bulan Pronetheus'tan, ilk uçmaya kalkan Icartus'a ve son olarak kutsal ruhun oğlu İsa’dan örneklerle açıklıyor. Ama erkek olarak doğarsa ezilmekten, horlanmaktan, karanlık bir sokak arasında tecavüzden kurtulacağını anlatıyor.
Bu arada çocuğun babasına telefonla hamile olduğunu söylüyor. İlk aldığı cevap çocuğu ne zaman aldıracağını söylemesiydi. Oysa o çocuğunu doğurmaya karar verdiği için telefonu hemen kapatıyor. Çocuğuna babasının onu istemediğini belirtiyor. Onu dünyaya getirmeye karar verdiği için is yerinde patronuyla olan diyalogunda isini kaybetme ve isinde yükselme riskini anlatıyor. Yalnız yasadığı için hamileliğin hiç de kolay olmadığını belirtiyor. İlk önceleri çocuğunu açmamış bir çiçeğe, dördüncü haftasında kanatları belirginleşen bir balığa, altınca haftasında yavaş yavaş belirginleşmeye başladığını belirtiyor. Kendi anne ve babasına çocuğunu haber veriyor ve karsı çıkacaklarını düşünse de doğurması gerektiğini onlardan duyunca çok mutlu oluyor. Sekiz haftalık olunca ultrasondan çıkan fotoğraflarını kesiyor ve onları hayran hayran seyrediyor. Kahramanımız daha doğmamış olan çocuğuyla diyaloglarında dünya üzerinde olan savaşlardan, bu savaşlar sırasında insanların aç kalmasından, aç kalmamak için insanların hırsızlık yapmak zorunda kaldıklarını ve bu yüzden Hitler ordusu tarafından öldürülmelerini, kendisinin de para kazanmak için askerlerin kirli donlarını yıkamak zorunda kaldığını anlatıyor.
En önemlisi kendisi terk edildiği için, aşkının gerçek sevdiğinin olmadığını belirtiyor.
Zaman içinde rahimde altıncı ayini dolduran bebek; annesinin kendisine dikkat etmemesi, isi için uzun uçak yolculukları, bozuk yollarda yapılan kara yolculuklarından ve çeşitli nedenlerden dolayı bebek daha dogmadan ölüyor.
Son bölümünde ise anne ve babasının, çocuğunun babasının, kendi arkadaşının, doktorunun ve patronunun yargılamaları sonucunda annenin kendisini suçlu olduğu kanısına varmasını anlatıyor. Annenin, rahminde ölü olarak bulunan bebeğinden ayrılamaması ve ayrılmadığı zaman kendisinin de hayatini kaybedeceği vurgulanıyor.
Annenin bebekle olan son konuşmasında bebeğine neden dünyaya gelmediğini ve neden kendisini yalnız bıraktığını bebeğine soruyor. Bebeğin anneye cevabi ise su oluyor “ Bana dünyadaki hayatla ilgili güzel olan bir şey anlatmadın ki. Hep savaşlardan, ihanetlerden, çirkinliklerden bahsettin. Böyle bir dünyaya gelmenin ne anlamı var ki?” diyor. Hiç dünyaya gelmek istemiyor ve rahimde yaşamını yitiriyor ve annesi de ondan ayrılamadığı için o da hayatini kaybediyor.
__________________ σ ѕєνєηιη αятıк уσк! |