ATAMTÜRK Nickli Üyeden Alıntı
yani fethullah gülenin bütün saglik giderlerini dr sait bey karsiliyor öylemi?afrikadaki saglik hizmetlerinin ne asamada oldugu belli ama taktir edersinki bu hastaliga kapilan insanlar sifayi ve cözümü sadece amerikada aramiyorlar...ama burada anladigim kadariyla daha cok maddiyete dayali sorunlar var.
yapmayin ne olur ya....ülkesini seven ve elinde olan bir insan ülkesinde yasar.binlerce kilometre öteden "ben türkiyeyi uzaktan sevmeyi tercih ediyorum" demek size cokmu samimi geliyor ALLAH askina?ama sanirim fethullah gülen "insanin dogdugu degil,doydugu yer vatanidir" sözünü fazlasiyla benimsemi.latifeyi bir kenara birakip suna dogru dürüst bir cevap verin.
kastettikleri 30 bin dolar ise yasayabilir...ancak fethullah bu parayla ancak barakada yasayan insanlarin düzeyinde yasayabilir...hasta ve yasli bir insaninda bu duruma tahammül edemeyecegide asikardir.hem bu 30 bin dolari yollayanlar kim,bunu cok merak ediyorum acikcasi. |
İnsanların şifa konusunda seçimleri beni hiç alakadar etmez. Ve insanların seçimlerinin diğerleri tarafından eleştirilmesininde taraftarı değilim. En azından kimsenin hakkı yok buna.
Hocaefendinin elinde olsa zaten kendi ülkesinde yaşardı. Şimdi Almanyada milyonlarla Türk vatandaşı yaşıyor değilmi? Çoğununda geri dönmek elinde. Ama dönmüyorlar. Çünkü düzen denen birşey var. Bu onların ülkelerini sevmediği anlamına gelmez değilmi? Vatana sevgi sadece vatanın toprakları üzerinde durmakla olmuyor. Vatanını seven her yerde,her koşulda vatanına özlem,hasret çekecektir. Ve bu özlemini ifade ederken,''madem özlüyor,niye geriye dönmüyor?'' gibi sualle dialogcuları yüz yüze bırakması ve '' özlem ifadesinin '' bize samimiyetsizce sarf edilmiş söz olarak gelmesi ne onun günahı,ne de onun bize hesap verme gibi mecburiyetidir. Samimiyetsizce gelmesi tamamen iç dünyamızla,sezgi ve şüphelerimizle alakadardir. O hesap verme mecburiyesindeyse,o zaman tüm Avrupaya,Amerikaya yayılan Türkler de hesap verme mecburiyetinde.
__________________
Bu toplumda 'biliyor olmak' mutlak surette bir haksızlığa maruz kalmak demektir. Çünkü bilgi borçlandırır, 'anlamak' zorunda bırakır. Cahil, acıma duygusu uyandırır. Yıkıcılığı bağışlanır. Bu, onların lüksüdür.
Oysa, aydın, bilgilenmek gibi bağışlanmaz bir suçtan müebbeden mahkûm edilmiştir. Bastığı yerde ot bırakmayan cahili vicdanının demir parmaklıkları arasından seyreder...