Başbakan Mehmet Aurelio Başbakan Mehmet Aurelio 24/04/2008 Hasan KAÇAN - Star Aman abicim, bu demokrasi denilen şey meğer ne kadar acayip bişeymiş... Aman abicim, bu demokrasi denilen şey meğer ne kadar acayip bişeymiş...
Yani, düşündükçe adamın aklına neler neler geliyor...
Peki düşünmeyelim ve aklımıza bişey gelmesin mi?.. Gelsin... Gelsin ki, demokrasi dediğimizin ne menem bir nane olduğunu bir kere daha net olarak görelim...
Böylece demokrasiyi bir nevi ‘ön kabul’ olarak benimsemiş olanlar belki de delikanlılık yapıp ‘Ulan ben anadan, atadan, aileden, mektepten bildim bu demokrasiyi... O yüzden de hiç araştırmadan soruşturmadan kabul ettim... Meğer benim işime gelen bişey değilmiş, demokratlıktan vazgeçiyorum!..’ diyebilirler...
Ya da tam tersine sıkı sıkıya sahip çıkıp, dört elle sarılırlar...
* * * Abilerim, ablalarım... İnsanın kendi kendine soru sorması fena bişey değil...
Kardeşiniz, yapım gereği elimde olmadan, yani insiyaki olarak, yani refleks olarak kendi kendime sorular soruyorum... Bazan manyakça olabiliyor bu sorular... Olsun, soru sormak iyidir...
Mesela dün durup dururken şöyle bişey sordum kendi kendime... ‘Mehmet Aurelio Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olabilir mi?’ * * *
Malumunuz, sonradan Türk vatandaşlığına geçen insanlarımız var...
Bunların büyük bir miktarını fitbolcular oluşturuyor...
Madem bu kardeşler Türk vatandaşı oldu...
Madem demokratik bir ülkede yaşıyoruz...
O halde, sonradan Türk vatandaşı olanlar, mesela diyelim ki Mehmet Aurelio, siyasi parti kurup, seçilebilir mi?.. Olur ya?..
Belki bir gün fitboldan sıkılabilir...
Ya da ne bileyim, jübilesini yapabilir...
Bu memlekette yaşamayı da çok sevmiş olabilir...
Akabinde, bir gün aklına bişey gelebilir...
Kendisi gibi sonradan Türk vatandaşı olan bir Gökçek Vederson’a, bir Mert Nobre’ye, bir Colin Kazım’a, bir Ayman Abdelaziz’e, bir Alper Aydın Bebbe’ye, bir Mertol Karatay Batista’ya teklif götürüp, ‘Arkadaşlar hadi gelin bi siyasi parti kuralım, Türkiye’de iktidara gelelim’ diyebilir...
Böyle birşey olabilir mi?..
Yani, esmeriyle-kapkarasıyla, sarısıyla-beyazıyla sonradan Türk vatandaşı olmuş, dini-dili farklı (her ne kadar Türkçe öğrenmeye gayret ediyorlarsa da bir ‘ana dil’leri var di mi... ‘İnsallah alacayiz bu maçi’ demekle komple Türkçeye vakıf olunmuyor) bu insanlar Türkiye Cumhuriyeti’nin iktidarına gelebilir mi?.. * * *
Buyrun... Siyasi partiler kanunu... ‘Madde 5- Vatandaşlar siyasi parti kurma hakkına sahiptirler. Siyasi partiler, Anayasa ve kanunlar çerçevesinde, önceden izin almaksızın serbestçe kurulurlar.
Madde 6- Her Türk vatandaşı, kanunda ve parti tüzüğünde gösterilen şartlara ve usullere göre siyasi partilere üye olma ve dilediği anda üyelikten çekilme hakkına sahiptir.’
* * *
Mehmet Aurelio bir Türk vatandaşıdır...
Yani?.. Yanisi şu ki abicim, Mehmet Aurelio istese siyasi parti kurabilir... Adını da, atıyorum, mesela ‘TP’, yani ‘Tribün Partisi’ koyabilir...
Yanına diğer arkadaşlarını da alıp, seçimlere katılabilir... Sonra, hiç olmadık birşey olabilir... Futbolcular ‘sevilen insanlar’ sınıfına girdiğinden, bu ‘karaşın’ arkadaşlar bir bakarsın, seçilebilirler de...
Netice olarak... Mehmet Aurelio Başbakan olabilir... ‘Vay anam!’ Mert Nobre Başbakan yardımcısı olabilir... ‘Vay babam!’ Gökçek Vederson, Colin Kazım ve diğerleri çeşitli bakanlıkların başına gelebilir... ‘Hadi be!’ Vallahi billahi böyle birşey olabilir... * * *
Sonrasında...
Mesela medyada, ‘Türkiye Afrika oluyor, Türkiye Berezilya oluyor!’ diye haberler çıkabilir... ‘Hepimizi siyaha boyayıp ‘karaşın’ yapacaklarmış’ diye köşe yazıları kaleme alınabilir... ‘Kazanını kaynatan yamyam’ gibi hakeratamiz ifadeler kullanılabilir...
‘Kemik kafalılar’ diye aşağılayıcı laflar sarfedilebilir... ‘Fillerinize binin Afrikanıza dönün’ denilebilir...
‘Afrikadaki baldırıçıplakla, Berezilyadaki top cambazıyla bizim oyumuz bir olamaz!’ diye laflar da söylenebilir...
Amma velakin, Mehmet Aurelio’nun Başbakan olmasının önünde bir engel yoktur...
* * *
Bütün bunlar mümkündür...
Çünkü memlekette demokrasi diye birşey vardır...
Ve de siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır...
Haa, akabinde ve detayında, medyanın yukarıda bahsi geçen ifadeleri, yani... ‘Türkiye Afrika oluyor’ ‘Türkiye Berezilya oluyor’ ‘Hepimizi siyaha boyayıp zenci yapacaklarmış’ ‘Kendileri gibi düşünmeyenleri kazanda kaynatacaklarmış’... Gibi, türlü çeşitli haberleri yüzünden ‘şutlayalım şunları’ kanaati de oluşabilir...
Haklarında kapatma davası da açılabilir...
Ya da açılmayabilir, gül gibi geçinir gideriz...
Ne bileyim... Neticede Türkiye laik, demokratik, sosyal bir ‘hukuk devleti’dir...
__________________ "Allah'ı dost edineni dost edineceğime,
Allah'a düşmanlık yapana düşmanlık
yapacağıma dair Allah'a söz verdim." |