| Anababalarin En çok Sorduğu Sorular.............. Grace Ketterman
Giriş
1 Bebek Bakımı
2 Yeni Yürümeye Başlayan ve Okulöncesi Dönemdeki Çocuklar
3 Okul Çağı Çocukları
4 Ergenler
5 Aile ilişkileri
6 Sağlık ve Beslenme
7 Eğitim
8 Duygusal Gelişim
9 Disiplin ve Eğitim
10 Sosyal Gelişim
11 Fiziksel Gelişim
12 Tatiller ve Eğlence
GİRİŞ
Çocuk Eğitimi ile İlgili Temel Görüşlerim
Akşam saat 10:00´da tam gevşemeye başladığımda telefonun kulak tırmalayan sesi çok sinirime dokunmuştu. Günüm saat 7:30´daki bir görüşmeyle başlamış ve isyankâr ergen sorunu konusunda endişeli bir büyükanneyle görüşebilmek için öğle yemeğini kaçırmıştım. Açık söyleyeyim, o kötü sesi duymazdan gelmeyi düşündüm, ama saatin geç olması nedeniyle acil bir konuda olabileceğinden korktum.
Telefon gerçek bir kriz durumu hakkında değildi, ama arayan endişeli anne için çok üzücü bir problemdi. Erken ergenlik dönemindeki kızı son zamanlarda çok değişik bir ruh hali içindeydi ve gergindi. O akşam da, basit bir işi yapmak için bodruma inmeyi reddetmiş ve şimdi de yatak odasındaki ışığı söndürmeye karşı geliyordu.
Daha birkaç gün önce, iki yaşındaki bir çocuğun annesi beni arayıp, zor çocuğuyla başedebilmede ona yardımcı olacak, katılabileceği bir kurs bilip bilmediğimi sordu. Çoğu zaman annelik rolünü yerine getirirken son derece güvenli olduğu halde, oğlunun sınırları deneyen ve isyankâr tavırları karşısında bazen o kadar öfkeleniyordu ki onu istismar etmekten korkuyordu.
Aile problemleri ile ilgili sonsuz sayıda telefon ve yıllarca radyo programım ´Siz ve Çocuğunuz´ adlı programın ardından gönderilen pek çok mektup aldım. Bütün bunlar anababaların ne kadar çok konuyu paylaştıklarının farkına varmamı sağladı. Çok benzer olay vardı ve her biri onunla mücadele eden, baş etmeye ve çözmeye çalışan kişiler için çok acı vericiydi.
Bu kitabın amacı, pek çok insana yardımcı olmuş pratik çözümleri yazıya dökmektir. Belki siz de, karşılaştığınız bir problemin burada yanıtını bulabilirsiniz. Umarım hem size, hem de çocuğunuza yardımcı olur.
İlk Çocukluğun Önemi
Çocuk yetiştirme konusundaki temel yaklaşımımın bir özetini sunarak bu kitaba başlamak istiyorum. Bu temel öğelere dikkat etmenin ana-babalık serüveninizde size yardımcı olacağını umuyorum.
ilk üzerinde durmak istediğim nokta, anababalık rolünün başlar başlamaz kritik bir önem kazandığıdır, ister bir binanın sağlamlığını, bir ağacın düzgünlüğünü ya da bir insanın gelişimini ele alalım, ilk başlangıçtaki doğruluğun hayati önemini artık biliyoruz.
Anlamlı ve güzel bir yaşam sürdürebilmek için gerekli yapının temelini oluşturabilme fırsatı ilk çocuklukta elimize geçer ve bu daha sonra bir daha elde edilemeyecek bir fırsattır. Hayatın anlamlılığını oluşturan da belli dengelerin kurulabilmesidir. Bu dengelerden bazıları aşağıda verilmiştir:
• Güven verebilecek, ama çocuğun bireyselliğini ve bağımsızlığını engellemeyecek kadar ilgi ve koruma.
• Güvenliği sağlayacak, ama isyana yol açmayacak veya umutsuz bir acizlik duygusu yaratmayacak kadar sınırlama.
• Başarılı olmanın gururunu tattıracak, ama hayatı angarya haline getirmeyecek kadar iş.
• Sorumluluk duygusu kazandıracak, ama sağlıklı bir bağımsızlık duygusunu yok etmeyecek kadar disiplin ve eğitim.
• Hayatı eğlenceli bir hale getirecek, ama zevki bir amaç haline dönüştürmeyecek kadar kahkaha ve oyun.
• Hayatı beklentilere uygun bir hale getirecek, ama tahammül edilemeyecek kadar katı bir hale sokmayacak kadar tutarlılık.
• Üretken olmanın mutluluğunu öğretecek, ama çocuğu ben-merkezci bir hale sokmayacak kadar gurur.
• Her günü sevecen ve sıcak bir hale getirecek ve acı dolu çabalan ihtiyaç duyulduğu sürece ve bir ömür boyu yüreklendirecek kadar sevgi!
Evcil hayvanları eğitmenin önemi anlaşılmış ve böyle bir eğitim verildiği zaman hayvanın sadık ve mutluluk verici olduğu görülmüştür. Çocuklara verilecek eğitimin de bazı kuralları olduğunu anababaların anlaması için daha ne kadar zaman gerekli? Çocuğun ne yapmasını istediğinize karar vermek, etkili bir şekilde ödüllendirme yapmak ve kesin sonuçları tutarlılıkla uygulamak çocuk eğitiminin öncelikle bilinmesi gereken kurallarıdır.
Disiplin Gereklidir
Çocukları eğitmek yeterli değildir ve eğitmekle disiplin arasındaki farkı çok az kişi görebilmektedir. Eğitim, ödüller veya cezalar yardımıyla geliştirilebilen basit bir kas ve sinir gelişimidir.
Öte yandan, disiplin, mantık ve anlama içeren karmaşık bir öğretme-öğrenme sürecidir. Neden bazı sonuçların ortaya çıktığını, belli davranış ve tutumlardan hangilerinin iyi veya kötü olduğunu, neyin onları iyi veya kötü yaptığını anlama sürecidir. Birkaç anlamlı taktik ve felsefenin hayatın tümüne uygulanmasıdır. Kısaca, iyi bir disiplin zekanın olumlu bir gelişimi ile sonuçlanır.
Küçük bebekleri sevmek hiç de zor değildir. O kadar çaresiz ve korumasızdırlar ki, anababaların çoğu çok ağlayanlara bile gerekli ilgi ve sevgiyi gösterirler, ilk dişler, ilk adımlar, ilk sözcükler çocuklarına düşkün anababaların heyecan duymasına ve gururlanmasına neden olur.
Peki, ilk ´Hayır! Yapmayacağım´ sözlerinin ne farkı var. Bu sözcükler, özgürlüğe ilk adımın ve anababa ve çocuklar arasında hayat boyu süren sınırlan test etme davranışının belirtileridir. Bunu çocuğun kişilik gelişiminin sağlıklı bir boyutu olarak göremeyen anababalar, çocuklarının kırılmasına ve hiçbir galibi olmayan mücadelelerin sürüp gitmesine neden olurlar. Ya da, tembelce teslim olup, çocuğun deneyim veya mantık üzerine kurulmamış yıkıcı bir güç duygusuna kapılmasına izin verirler.
Anababalann En Çok Sorduğu Soruların Cevapları
Sağlıklı bir çocuk yetiştirme mücadelesinde anababanın başarı ya da başarısızlığını belirleyen sadece hayatın dengeleri değildir. Olumlu yapılanmaları sağlayan aynı zamanda onların kendi iç yapılarının sağlamlığı ve tutumlarıdır. Anababaların çocuklarından istediklerinin yanlış olması pek ender görülür, asıl yanlışlık itaati sağlamak için uyguladıkları yöntemlerdedir.
Bazen çelişkilerle dolu, bazen de uyumlu olan bu deneyimler çocukların duygularını oluşturur. Eğer çocuk çok miktarda koşulsuz sevgi görüyor ve başarılarıyla gurur duyuluyorsa, duyguları sağlıklı olacak ve benlik-saygısı da güçlü bir şekilde gelişecektir. Ama şefkat ve anlayış eksikliği olduğunda ve anababanın öfkesi ve kınaması sevgilerini iletmelerini engelleyecek kadar ağır basıyorsa, çocuğun gelişen kişiliği solup gidecektir. Daha sonraları da ciddi problemler görülme ihtimali çok yüksektir.
Temel Oluşum ve Ergenlik Yılları
Bir çocuğun kişiliğinin temelindeki çatlakların ortaya çıktığı yıllar ergenlik dönemidir. Bu hasara en büyük katkı da ailede ilk yıllarda oluşturulan temelden gelir.
Eğer temel dengeler sağlanamazsa ve anababaların kınadıkları, onayladıklarından daha çok olursa, çocuğun ihtiyacı olan uygun yapı taşları eksik kalır. Bu gizli zayıflıklar, çocuklarda bugün anababaların isyankârlık olarak gördükleri davranış bozuklukları olarak ortaya çıkar. Aslında, ergenlikteki ciddi davranış bozukluklarının üç temel nedeni vardır:
1. Anababalar çok katı veya kuralcıdırlar: Diktatör gibi davranan ve çocuklar üzerindeki kontrollerini çok uzun süre devam ettiren anababaların çocukları bir bağımsızlık görüntüsü verebilmek için büyük bir olasılıkla isyan edeceklerdir. Sağlıklı yetişkinler olabilmek için ergenin zaten yapması gerekli olan bu davranışa, anababalar sadece izin vermekle kalmamalı, ciddi bir isyanı engellemek için yavaşça bağımsızlığa ilerlemesini teşvik etmelidirler.
2. Anababalar çok yumuşak ya da tutarsızdırlar. Ergenlerin sınırları genişletilmelidir, ama hâlâ sınırlara ihtiyaçlan vardır. Anababalar böyle kısıtlamalar ortaya koymadıkları veya onları istikrarsız bir şekilde zorladıkları zaman, ergenler düzenli olarak onları test ederler.Anababalar ne kadar istikrarsız olursa, gençler de o kadar büyük bir gayretle sınırları zorlarlar. Tehlikeli davranışları engellemek için, anababalar sınırlar koymaya başlamalı ve onları büyük bir tutarlılıkla uygulamalıdırlar.
3. Ergenler duygusal acı çekerler. Ergenler kendilerini yetersiz hissettikleri veya çok fazla kaygı ve endişe altında oldukları zamanlarda, oldukça istikrarsız davranışlarla duygusal acılarını ortaya koyarlar. Uyuşturucuya yönelerek veya anti-sosyal tepkiler ortaya koyarak, geçici bir süreyle acılarından kaçabilirler. Hatta bilinçli olarak yakalanıp cezalandırılmaya çalışabilirler, çünkü ceza suçlarını geçici bir süreyle hafifletmektedir. Bu gençlerin ihtiyaçlarını araştırmaları ve acı dolu duygularını sözlere dökmeleri gerekmektedir ki, gösteriş yapmaya gerek görmesinler.
Ergenleri anlamanın ilk şartı zor yılları boyunca onları sevmek, onlardan zevk almak ve onların kim olduğunu anlayabilmektir.
Diğer Kişilerin Ergenler Üzerindeki Etkisi
Bu önemli yıllar boyunca, geniş ailenin varlığı hem anababa, hem de ergen için çok yararlı olabilir. Ancak diğer yandan da, eğer akrabalar ailenin değerlerini paylaşmıyorsa veya ergen güç mücadelesini kazanmak için kendi çıkarları doğrultusunda bu kişileri kullanıyorsa, akrabaların yardımdan çok zararı olabilir. Anababalar, büyükanne ve babalar ve diğer akrabalar arasında sağlam bir ilişki yoksa (yani aralan açıksa), o insanları kullanma çok tehlikeli boyutlara ulaşabilir.
Bugün kökleri zayıflamaya başlamış olan toplumumuzda, ailenin yer değiştirmeleri, torunlarla büyük anne ve babalar ya da diğer akrabalar arasındaki ilişkilerin gelişimini engellemektedir. Bulunduğumuz yerlerde bu kişilerin yerini tutabilecek kişilerle iyi ilişkiler kurmaya çalışmalıyız.
Ayrıca, toplumda bulunan bazı kişi ve gruplar ergenle birlik olup, anababalara karşı yıkıcı bir tavır içine girmektedirler. Aşırı hoşgörülü değerlere sahip kişiler, eski kafalı ve katı olarak gördükleri anababalarına isyan etmek için fırsat kollayan huzursuz gençlik için kolay bir hedef oluşturmaktadırlar.
Anababaların En Çok Sorduğu Soruların Cevapları
Ergenler üzerinde etkili olan diğer bir faktör de, şiddet gösteren gruplardır. Heyecan ve korunma arayan çocuklar, bu gruplar için kolay bir avdır. 1990´ların sonralarında, bu çetelerin tehdit ve baskıları ana-babaların endişelerinde büyük ölçüde yer almaya başlamıştır. Bugün pek çok toplumda gençliği hem zihinsel, hem de maddi olarak sömüren çetelerin varlığı kesindir.
Sağlam Bir Ruhsal Temel Oluşturma
Olumsuz etkilere karşı en sağlam korunma sağlam bir manevi değer yapısının oluşmasıyla sağlanabilir. Anababalar kendi inanç ve geleneklerini pratikte uygulayarak çocuklarına bazı temel gerçekleri aktarabilirler. Araştırmalar, ailelerin bu yöndeki çabalarının ailenin uyumunu ve gücünü arttırdığını göstermektedir.
Gülen, eğiten ve koruyan sevgi dolu bir babayla birlikte yaşayan bir çocuk, en karizmatik çete lideri tarafından bile kolay kolay ikna edilemez. Hatta, böyle güçlü bir sevgi ile büyüyen çocuklar, ileriki yaşlarda Tanrısal güce çok daha kolay güven duyarlar.
En sık karşılaştığım sorulardan biri de, çocuklara manevi değerleri öğretmenin ve ergenlere inançlarının kazandırılmasının en iyi yollarının ne olduğudur. Bugün bu önemli sorunun basmakalıp bir cevabı yok, ama yardımcı olacağına inandığım bazı önerilerim olacak.
• Anababalar kendi değerlerinizi ortaya koyun, inandıklarınızı günlük hayatınızda gösterirseniz, çocuklarınızın o inançları inkâr etmeleri zor olacaktır.
• inançlarınızı öğretin. Gerçekten yaşanmadan, sözlü olarak tartışılan değerler gözardı edilebilir. Ama onları açıklamadan yaşayarak öğretmek onların doğal olarak kabul edilmesini sağlayabilir.
• Kendi inançlarınızın gereklerini yerine getirin.Dini inançlarınızın korumacı ve sevgiyle ilgili nedenlerini açıklamadan da olumsuz bazı kurallar üzerinde durabilirsiniz. Basit ama dürüst açıklamalar çok önemlidir.
• Ailece dua edebilirsiniz, ama basit olmalarına dikkat edin. Paylaşılan eğlencelerde, karşılaşılan üzüntülerde, iyileştirilen acılarda beraberce dua etmeyi öneriyorum. Biraz konuşmaya başladıkları andan itibaren çocuklar birlikte dua etmeye yönlendirilmelidirler.
• Tanrıyı bir tehdit ve cezalandırma aracı olarak kullanmayın. Yanlış davranışları nedeniyle Tanrının onu cezalandıracağını söylemekten veya Tanrı ... yapan çocukları sevmez´ gibi cümlelerden kaçının. Bunlar, çocukların Tanrının sevgisine olan inançlarını yokeder.
iyimser, kabul edici ve koşulsuz sevgiye çok az kişi karşı koyabilir. Çocuklarınız yollarını şaşırsalar bile, siz kararlarınızdan ödün vermeyin. Onları geri kabul edin ve onları yüreklerinizle karşılamaya hazır olun!
Bırakın Gitsin!
Her genç, çocuk psikologlarının açıkça tanımladığı gelişim aşamalarından geçer. Çocuklarınıza çok kuvvetli bir şekilde bağlanmak, onları sosyal ve duygusal açıdan köstekler. Çocuklar olgunlaşıp kendi kişiliklerini ortaya koymak ve zamanı geldiğinde kendi ailelerini kurmak için evden ayrılmak üzere doğarlar. Bunun farkında olan ve çocuklarının -yavaş yavaş fakat güvenle- bağımsızlığa ulaşmalarını destekleyen ana-babalar, ciddi bir isyanın ve ayrılığın acısını çok nadiren duyacaklardır. Bu değişim her çocukta farklıdır, fakat her çocukta son derece zevkli ve sevgi dolu bir yenilik ve zenginlik haline dönüşebilir.
Bağımsızlığa uzanan bu değişimin en korkutucu yanı, gencin sosyal ilişkileri ile ilgilidir. Çocuklar küçükken, anababalar onların oyunlarını ve etkinliklerini denetleyebilirler. Eğer küçük bir arkadaşın zararlı olduğu kararına varılırsa, evden kolayca uzaklaştırılabilir. Ama ergenlik dönemi geldiğinde bu mümkün değildir! Okuldaki, işteki ve çevredeki ilişkiler artık anababa tarafından yönlendirilemez.
Batı kültürünün hoşgörüsü ve göreceli zenginliği gerçekten korkutucu tehlikeler yaratmaktadır. Akıllı anababalar, yakında bir yetişkin olacak çocuklarına sağlıklı kararlar almak için gerekli temel kuralları öğretme konusunda iyi bir rehberlik verirler. Özgürlüklerin sınırlarını belli oranlarda genişleterek, gencin belli bir sorumluluk duygusunu kazanmasını sağlarlar. Başarısız olduğunda ya da uygun olmayan bir seçim yaptığında onu yüreklendirirler. Genellikle koruyucu bazı sınırlamalar saptarlar ama ergenin kendi hayatını yönetmeyi öğrenmesine mümkün olduğu kadar izin verirler.
Bu zor yıllarda iletişim kanallarını her zaman açık tutabilmek pek kolay değildir! Ama anababalar kendi yeteneklerine, çocuklarının iyi niyetine ve anababaları memnun etme isteğine inanırlarsa, hem ana-babalığı, hem de çocuklarını anlayabilirler.
Burada verilen sorular gerçekten bana yazılan sorulardır. Yazan kişileri korumak amacıyla, sorular biraz düzeltilmiş ve kişilikleri ortaya çıkaracak bilgiler dikkatlice çıkarılmış veya değiştirilmiştir.
Umarım bu sorular bu tür endişeleri olan herkese hitap edecek niteliktedir. Cevapların da, kısa olmalarına rağmen, anlaşılır, uygulanabilir, umutlu ve yararlı olduklarına inanıyorum.
BEBEK BAKIMI
DOĞUM SONRASI
Doğum sonrası lekeleri nedir?
Tıp fakültesinde bize, doğum sonrası lekelerine bebeğin doğumundan sonra bazen ortaya çıkabilen hormonal dengesizliklerin yol açtığı öğretilmişti. Elbette annenin bedeni çocuğun doğumundan sonra pek çok değişiklik geçirmektedir ve bu değişikliklerin en önemli bir bölümü de normal hormonal düzenin yeniden kazanılması ile ilgilidir.
Ama hormonlarla ilgili olmayan bir çeşit doğum sonrası depresyonu olduğunu da düşünüyorum. Birkaç yıl önce, doğum sonrası lekelerini herhangi bir anne gibi yaşayan bir babayla karşılaşmıştım. Onunla ve diğer bazı babalarla konuşmalarım sonucunda, onların da çocuklarının doğumundan sonra depresyon ve üzüntü dolu bir dönemden geçtiklerini saptadım.
Bu konuyu araştırırken ve bu anne ve babalarla birlikte bu konuyu derinlemesine düşünürken, bilinmesinde yarar olan bazı nedenler keşfettim.
Bugünlerde bebekleri olan insanların çoğu o bebeği gerçekten çok istiyorlar. Sevecekleri ve zevk alacakları bir çocuğa sahip olmak, sonra da o bebeği ailelerine ve arkadaşlarına göstermek istiyorlar. Hamileliği boyunca anne çok ilgi görüyor ve baba da bebeğin hareketlerini izlemekten ve onu annenin bedeninin içinde hissetmekten çok heyecan duyuyor. Bu bedensel değişiklikler, büyüyen bebek, odanın hazırlanması, kutlamalar ve tahminler beklemekte olan anababalar için çok hızlı oluşuyor.
Ama o uzun dokuz aylık beklemeden sonra, bebek birden çıkıp geliyor. Partiler bitmiş, oda hazırlanmış ama odanın yeni sahibi ana-babasını yorgunluktan perişan eden bir canavar! Anababalar bazen vazgeçmek zorunda kaldıkları özgürlüğün miktarını tam olarak kavrayamamış olabiliyorlar. Yeni anababa için gittikçe daha da açık bir hale gelen gerçekler şunlardır: Özgürlüğümüzü kaybettik. Veya ikinci çocukları ise, özgürlüğümüzü öncekinden daha da fazla yitirdik. Günde 24 saat, yılda 365 gün ve bir ömür boyu sürecek bir sorumluluk üstlendik. Birbirimize olan ilgimizi kaybetme riskimiz var. Gereksinimleri karşılamak için büyük parasal yükler altına giriyoruz. Üstelik, kirli bezlerle ve gece kalkmalarıyla uğraşmak da hiç hoş değil!
Bütün bu özgürlüklerden vazgeçmeye ve sorumlulukları üstlenmeye gerçekten hazır olan çok az anababa vardır. O halde bütün bunlar gerçekleştiği zaman bir süre üzüntülü anlar yaşanmasına pek şaşırmamalıyız. Bunun olumlu yanı, üzüntünün bilinen bir süreç olmasıdır. Ondan kurtulabilir ve hayatlarınızı zenginleştirmeye -anababa olarak sorumluluklarınızı biraz arttırmaya- gelmiş olan o küçük mutluluk kaynağının değerini anlamayı öğrenebilirsiniz.
YENİDOĞANIN İHTİYAÇLARI
Evdeki ilk günlerinde yeni doğan bebeğimizin ihtiyacı olan giysi ve eşyalar nelerdir? Lütfen listeyi yenidoğan bir bebeğin ihtiyaçları ile sınırlayın.
Temel ihtiyaçlar gerçekten çok basittir, fakat ben çok önemli olduğuna inandığım bir tanesiyle başlamak istiyorum, sallanan sandalye. Sallanan sandalyelerin artık modası geçmiş olabilir ama bebeğin tutuşunu kolaylaştıran ve annesinin karnındayken alıştığı ritmik hareketi ona sağlayan yanı, hem anababa, hem de çocuk için çok sakinleştiricidir.
Elbette bebeğinizin yatmak için bir yatağa ihtiyacı olacaktır. Ana-babaların çoğu pek çok yatağa (portbebe, anakucağı vb.) ihtiyaçlan olduğunu düşünürler, ama gerçekten ihtiyacınız olan bir bebek karyolasıdır. Karyolanın bebeğinizin bedenine destek sağlayacak sertlikte bir yatağı olmalıdır. Karyolanın kenarındaki kolonların bebeğin kafasının girip de sıkışmayacağı sıklıkta olmasına dikkat etmelisiniz. Yatağın kenarlarına koruyucu bir şilte geçirilmesini de tavsiye ederim. Bunu uzun bir kartona biraz yumuşak malzeme ve renkli bir kumaş kaplayarak kendiniz de yapabilirsiniz ya da kendi karyolanıza uygun büyüklükte satın alabilirsiniz. Bu koruyucu şilte çocuğunuzun kafasını yatağın kenarlarına çarpmasını önler.
Yatağınız için de bazı şilte ve çarşaflara ihtiyacınız olacak. Yatağınızı korumak için en üste ince ve yıkanabilir bir şilte yaymanızı öneririm. Böylece bazen çocuğunuzun alt bezinden taşan ıslaklıkların yatağınızı ıslatmasını engellemiş olursunuz. Çocuğunuz kafasını hareket ettirmeyi iyice öğrenene kadar yastık kullanmanızı önermiyorum. Bebekler burunlarını yumuşak yastıklara dayayıp boğulabilirler.
Bebeğinizin böbrekleri çok iyi çalışacağı için bol bol alt bezine ihtiyacınız olacak! Kumaş bezler, hazır bezlerden hâlâ daha ucuz ama onları yıkamak için de çok fazla zamana ve enerjiye ihtiyacınız olacak. Anababa olarak kendi zamanınızı ve parasal imkânlarınızı değerlendirmek zorundasınız. Eğer kumaş bez kullanmaya karar verirseniz, sürekli olarak çamaşır yıkamadan bebeğinizin ihtiyaçlarını karşılamak için en az üç düzine beze ihtiyacınız olacaktır. Hediye almak için sizin önerilerinize ihtiyaç duyan bir yakınınız varsa, ona bebeğinizin ilk 6 haftalık ihtiyacını karşılayacak kağıt bez almasını önerebilirsiniz!
Eğer kumaş bez kullanıyorsanız, bebeğinizin yatağının ıslanmasını engellemek ve dolayısıyla çamaşır işinizi azaltmak için, birkaç plastik dona ihtiyacınız olacaktır.
Bebeğin giysileri de çok önemlidir: En az üç tane zıbın, üç ya da dört tane tulum. Tulumların eldivenli olanları bebeğinizin yumruklarını içme alarak yüzünü çizmesini engelleyecek, çoraplı olanları da ayaklarını içine alarak sıcak kalmalarını sağlayacaktır. Eviniz kış gecelerinde soğuk oluyorsa, bebeğin geceleri giyebilmesi için kalın bir uyku tulumu a -malısınız, çünkü normal bir battaniye bebeğin üzerinde uzun sure kalmaz.
Birkaç tane hafif ince ve bir tane büyük kalın bir battaniye bebeğinizin ihtiyaçlar listesini tamamlar. Bebekler genellikle çok fazla eşyaya ihtiyaç duymazlar. En çok ihtiyaçtan olan sizin, anababalarının
sevgi dolu ilgisidir!
Bebeğinizi beslemenin en yararlı yolu emzirmektir, ama emziriyorsanız ilk bir-iki hafta mücadele etmeye hazır olmalısınız. Bebeklerin doğal olarak sahip oldukları bir emme içgüdüsü vardır, ancak bu yine de zor bir iştir, ilk doğduğu günlerde bebeğinizin çok çabuk uykusu geldiği için onu iyice besleyemeyebilirsiniz. Bu arada annenin de sütü birikir, bebeğin meme ucunu almasını sağlamak zor olabilir. Emzirmek istiyorsanız, doktorunuzun bunu desteklediğinden emin olun ve hastanede biberon vermekten kaçınmalarını sağlayın, ilk günlerdeki zorlukları atlatabilirseniz, emzirmenin müthiş mutluluk verici bir deneyim olduğunu görebilirsiniz. Bazı şehirlerde annelere yardım eden yöresel bazı gruplar annelerin emzirme konusundaki sorularını cevaplamakta ve onları bu konuda yüreklendirmektedirler. Doktorunuzdan bu konuda bilgi alabilirsiniz. Emziren annelerin ihtiyacı olan eşyalar; bir-iki emzirme sutyeni, bebeğinizi soyunmadan emzirmenize imkân verecek birkaç gecelik ve meme uçlarına sürmek üzere bir krem olabilir.
Herkesin emzirme imkânı veya isteği olmadığına göre, piyasada satılan değişik emzikli -doğal meme ucu hissini verecek kadar onlara benzeyenler de dahil olmak üzere- pek çok biberondan birini seçebilirsiniz. Atılabilir plastik torba şeklindeki biberonları tavsiye edebilirim. Böylece biberonların sterilize edilmesi ile uğraşmanıza da gerek kalmayacak, sadece emzikleri temizlemeniz gerekecek.
ÇOCUĞUNUZA İSİM VERME
Çocuklarına isim bulmaya çalışan anababalara neler önerirsiniz?
Çocuk bekleyen anababaların karşılaştıkları en hoş işlerden biri de budur. Aileden gelen isimler önemlidir. Örneğin, bazı babalar oğullarına kendilerinin, büyükbabalarının ya da büyük büyükbabalarının isimlerini vermek isterler. Bazen aileler çocuklarına onlar için anlamı olan bir akrabalarının, bir arkadaşlarının ya da önemli bir tarihi kişiliğin ismini verirler. Çocuğa verilen ismin çok büyük bir önemi vardır. Çocuklara verilebilecek isimlerin anlamlarını veren bazı kitaplar vardır.
Çocuğunuza ilerdeki yıllarda bazı takma isimler yakıştırılabileceğini unutmayın. Bu nedenle, isimleri değerlendirirken kısaltılmış şekillerini de gözönünde bulundurun. Çocuğunuzu küçük düşürücü isimler olmamalıdır. Hangi ismi seçerseniz seçin, o ismi her zaman sevgiyle kullanmayı unutmayın.
BEBEĞİN ÇAMAŞIRLARI
Bebeğin çamaşırlarına nasıl bir özel ilgi göstermeliyiz?
Bu çok önemli bir sorudur, çünkü bebeklerin ciltleri çok hassastır ve alt bezlerini ya da çarşaflarını da temizlemek oldukça güçtür. Her anne, bebeğinin giysilerinin beyaz ve canlı renklerde olmasını arzu eder, hatta bazıları için anne olarak yeterliğinin derecesi o giysilerin durumuna bağlı olabilir! Ama lekeler de bebeklerin bir parçasıdır. Çiş ve kaka lekeleri çarşafları ve alta giyilen giysileri lekeler, bebeklerin tükürdükleri yiyecekler de önlüklerinin ve üst giysilerinin çok kirli gözükmesine neden olur. Portakal suyu gibi pek çok bebek maması da zor lekeler bırakır.
Kuvvetli beyazlatıcı ve deterjanlar çamaşırlarınızı beyaz ve parlak, yumuşatıcılar da yumuşacık yapabilir, ama bunlar aynı zamanda bebeğinizin hassas cildini tahriş ederek belki de ancak bir ayda iyileştirebileceğiniz kızarıklıklara neden olabilir, işte hem giysilerinizi tertemiz yapacak, hem de çocuğunuzun hassas cildindeki tahrişleri engelleyecek bazı öneriler:
Bütün kirli çamaşırları bir kere soğuk su ile durulayın. Sıcak su bazı lekelerin sabitleşmesine neden olabileceği için sıcak su kullanmayın ve bol soğuk sudan geçirin. Sonra bir enzim solüsyonu kullanmanızı öneririm. Bunlar çeşitli markalarda olabilirler, ama çeşitli lekeleri çıkartmadaki etkililikleri ile tanıtılırlar. Bu solüsyonun, giysilerde mucizeler yarattığını göreceksiniz. Lekeleri yaratan maddelerin kolayca çözülmesini sağladığı halde, hem kumaşı yıpratmadığını, hem de bebeğinizin cildini tahriş etmediğini farkedeceksiniz. Bu solüsyondan çıkardığınız giysileri de yeniden durulayın.
Şimdi çamaşırlarınızı makinanızda yumuşak bir deterjanla yıkayın. Eğer çocuğunuzda kızarıklıklar oluşursa, ikinci bir durulama yapın. Çamaşır suyu kullanmaktan kaçının.
Yumuşatıcılar giysilerin ya da bezlerin yumuşacık olmasını sağlarlar ama kurutucunun içine konanlar bazen çocukların hassas ciltlerinde tahrişlere neden olabilecek bazı artıklar bırakabiliyor. Bu nedenle, çamaşır makinasına konan yumuşatıcıları tercih edin. Bazı bebekler yumuşatıcıların içindeki kokuya tepki gösterebilir, ancak çoğu bundan rahatsız olmazlar.
Yıkadıktan sonra, çamaşırları kurutun. Her zaman için dışarıya asılıp, güneşte kurutulan çamaşırları terih ederim. Ama bunun mümkün olmadığı bir yerde oturuyorsanız, kurutma makinanız da işinizi görecektir.
İyi anababalığın zevkli yanlarından biri de, bebeğinizin yumuşacık ve tertemiz olmasını sağlamaktır!
YENİDOĞANIN AĞLAMASI
Bir bebeğin ağlamasının en yaygın nedeni nedir?
Açıkça söylemek gerekirse, bebeklerin çoğu acıdan ağlarlar, ama ağlamalarının pek çok farklı nedeni vardır. Yeni anababaların en büyük korkularından biri de, bebeklerinin ağlamasını kesemeyecekleri korkusudur, içgüdüsel olarak bebeği sakinleştirmek ve rahatlatmak isteriz ve bunu yapamadığımız zaman da kendimizi yetersiz hissederiz.
İlk bebeğimizin doğuşunu ve onun ağlamaları yüzünden duyduğum endişeyi bugün gibi hatırlıyorum. Tıptan yeni mezun olduğumdan, bütün ciddi ve olası tıbbi problemlerin farkındaydım ve her ağladığında, diğer anababaların aklına bile gelmeyen, çok ciddi bir eksiklik ya da hastalığı olduğundan hiç kuşku duymuyordum. Neyse ki her defasında, ağlamalarının genellikle çok basit, anlaşılır ve göreli olarak da tedavi edilebilir bir nedeni olduğunu saptıyordum.
Bir yenidoğanın ilk ağlaması acı doludur - oldukça soğuk ve bazen de acımasız bir dünyaya doğmanın verdiği acı. Acıdan kaynaklanan ağlamada öfke yüklü gibi gelebilir ve yoğundur. Genellikle yumruklar sıkılıdır ve bedene doğru çekilir. Gözler sıkıca kapatılmıştır ve ağlama da gerçekten çok yüksek sesli ve insanın içine işleyen türdendir. Acıkma, üşüme, ıslanma, kulak ağrısı veya acı veren bir pişik gibi durumlar, hayatın çocuğa sunduğu haksızlıklara karşı verilen bir tepki olarak öfkeli bir ağlamaya neden olurlar.
Diğer ağlama nedenleri de, yalnızlık, sıkıntı ve hatta korkudan kaynaklanabilir. Yalnızlık ve sıkıntı ağlaması daha çok bir sızlanma ve huysuzluk şeklindedir ve anababalar için çok rahatsız edici olabilir. Yenidoğanların çok yüksek sesten ve ani sarsıntıdan irkildiklerini biliyoruz ve bu durum değişik bir ağlamaya veya bedensel bazı tepkilere neden olabilir. Ellerini ve ayaklarını uzatırlar ve gözlerini kocaman açarlar. Sonra da yüksek sesle ağlamaya başlayabilirler ama öfkeli ve acılı ağlamadan farklı bir niteliktedir.
Bebek birkaç aylık olduktan sonra bebeğin ağlamalarına hemen karşılık vermek, ona, ilgi çekmek için ağlamayı öğretebilir. Diğer yandan da, çok geç veya çok az karşılık vermek de, ona öfkelenmeyi veya geri çekilip sessiz kalmayı öğretebilir. Bu nedenle tam zamanında, ne çok erken, ne de çok geç karşılık vermek çok önemlidir.
Zamanla çocuğunuzun ağlamasını tanımaya başlayacaksınız ve onun ihtiyaçlarını kontrol edeceksiniz. Altı mı kirli? Aç olabilir mi? Biraz kucak ve ilgi mi istiyor? Bebeğiniz ağlamaya başlamadan gerekli ilgiyi göstererek, o miniğe daha az rahatsız edici bir şekilde ağlayarak, size daha sevecen ve olumlu tepkiler vermesini öğretebilirsiniz. Korkmuş, aç veya acılı bir bebeği sakinleştirme gücüne sahip olmak bir anababa için en hoş şeylerden biridir.
BEBEĞİ UYANDIRMA
Bazen işteki uzun bir günün ardından, eve çok geç geldiğimde, üç aylık oğlumu uyurken bulunca çok hayal kırıklığına uğruyorum. Onu uyandırıp, beraber oyunlar oynamak ve arkadaşlık etmek için dayanılmaz bir istek duyuyorum ve itiraf etmeliyim ki bunu bazen yapıyorum. Bu şekilde onun uykusunu bölmek zararlı mıdır? Ama böyle yapmazsam da, onu günlerce uyanık olarak göremeyebilirim.
Elbette onu uyandırabilir ve kalbinizin içine sokabilirsiniz. Çalışsanız da çalışmasanız da bebeğinizin anababasıyla yakın ilişkiye ihtiyacı vardır. Babalar farklı bir yaklaşımla bazen annelerin yerini alarak belli bir denge sağlayabilirler. Minik oğlunuzun tadını çıkarın. Altını değiştirmenizi, onu yıkamanızı öneririm. Onu besleyin, onunla oynayın ve yatağına geri koyun.
Eğer biriniz çalışıyor, diğeri de evde oturuyorsa, evde olan anne ya da baba günün sonunda yorgunluktan bitmiş bir haldedir. Bu nedenle çalışan anne ya da baba bebeği uyandırırsa, onun (beslemek ya da altını değiştirmek gibi) ihtiyaçlarını da o karşılamak ve onu yine uyutmalıdır. Unutmayın ki evdeki anne ya da babanın önünde ertesi gün uzun ve yorucu bir gün daha olacak.
Bebek doğar doğmaz, eşler evdeki işleri paylaşmak üzere bir plan hazırlamalıdırlar. Evdeki anababadan biri çocuk bakımı ve ev işlerinin tümünü üstlenmelidir. Eğer her iki anababa da çalışıyorsa, evdeki işlerin paylaşılması kaçınılmazdır.
Birbirinizin eğlenme ihtiyacını unutmamanızı öneririm. Çocuğunuzla arkadaşça oynadıktan sonra onu sakinleştirip, aranızdaki sağlıklı duygusallığı koruyabilmek için birbirinize zaman ayırın. Çocuğunuza verebileceğiniz en iyi hediye, birbirini gerçekten seven bir anne ve baba olmanızdır. Ama bu sevgiyi canlı tutabilmek için çok çaba göstermeniz gerekebilir. Çocuklar büyüdükçe, anne ve babanın birbirlerine ayıracak zaman bulmaları daha da güçleşir. Böyle bir zamanı hayatınızın bir parçası haline getirin ve beraberce biryerlere kaçabilmek için haftada en az bir akşam için bir bakıcı ayarlayın.
UYUMAMAK İÇİN DİRENME
Çocuklar için uykuya gitmenin neden bu kadar zor olduğunu hep merak ederim. Benim üç aylık kızımın bazen olduğu gibi, gerçekten çok yorgun oldukları zaman bile uyumamak için neden bu kadar direnirler? Kızımızın daha kolay uykuya dalabilmesi için yapabileceğimiz bir şey var mı?
Bu çok önemli bir soru, çünkü anababaların gerçekten dinlenmeye ihtiyaçları var ve üç aylık bebeklerinin biraz daha fazla uyumasını ne kadar çok istediklerini de biliyorum. Bazı bebekler gürültü nedeniyle uyumakta zorlanabilirler. Havlayan bir köpek veya korna çalan bir araba, yüksek sesli bir radyo veya televizyon onları uyanık tutabilir ya da tam dalacakken uyandırabilir.
Bazı bebekler gürültüden pek etkilenmeyebilir fakat aşırı derecede uyarılabilirler. Bazı çocuklar çok keskin bir duyma, görme ve dokunma duyusuna sahip olarak doğarlar ve başka bir çocuğu rahatsız etmeyecek her şey onları etkileyebilir. Böyle çocuklar arka plandaki sesleri silip, kendilerini sakinleştirmekte zorlanabilirler.
Bebek Bakımı
Bazen, özellikle de ilk bebekler, çok aşırı tepkisel anababalara sahip olabilirler. Bir gün çocukları histerik bir ağlama krizine tutulmuş bir anababa tarafından eve çağrılmıştım. Eve girdiğimde, anneanne, babaanne, dedeler ve de çocuğun anababasını oldukça büyük bir düşkırıklığı içinde buldum. Çocuğun ciddi bir kulak ağrısı olabileceğini düşünerek, onu dikkatlice muayene ettim ama iki kulağı da temizdi. Boğazı ağrımıyordu, ateşi yoktu, pişik olmamıştı, kısaca bebeğin şiddetli ağlamasına neden olabilecek hiçbir şey gözükmüyordu. Anababaların odadan çıkmasını ve bana bir biberonla sallanan sandalye getirmelerini istedim. Memnuniyetle yaptılar. Çocukla birlikte oturup onu yumuşakça bir an salladıktan sonra, hemen uykuya daldı. Bu durumdaki teşhisim aşın endişeli anababalardı. Çocuk ağladığında anababalar ona yoğunlaşıyor ve geriliyorlar ve bu gerginlik de çocuğa bulaşıyordu.
Çocuğunuzu kucakladığınızda, gevşeyin ve sakinleşmeyi öğrenin. ´Sakin OY yazısı bebeğinizin karyolasına asabileceğiniz güzel bir slogan olabilir. Bebeğin çevresini mümkün olduğu kadar huzurlu yapın. Kısık ışıklar, yumuşak renkler, arka planda yumuşak bir müzik, çocuğunuzun gevşemesine yardımcı olabilir. Özellikle çok yorgun ve gerginseniz, çocuğunuzu kucaklamaktan kaçının. Bebeğiniz yine de biraz yaygara çıkaracaksa, bunu sinirli bir anababanın kucağında yapacağına, gevşeyebileceği karyolasında yapmasında yarar vardır.
SIKILMIŞ BEBEK
Bizler yeni anababalarız ve sorumuz şu: Çok hareketli ve çevreyle ilgili iki aylık bir kızımız var. Sesler çıkarmayı ve gülmeyi çok seviyor. Bütün gece uyuyor ve gündüzleri de genellikle uyanık. Benim canımı sıkan bazen çok sıkılıyor gibi gözükmesi. Onun büyümesi ve öğrenmesine yardımcı olmak için neler yapmalıyız? Çok fazla ilgi gösterirsek onu şımartır mıyız?
Bu soru, bugün pek çok anababayı ilgilendiren bir problemi yansıtıyor. Toplumumuzda öğrenme konusu o kadar çok vurgulanıyor ki, anababalar da küçücük bebeklere bile birşeyler öğretmeleri gerektiği konusunda gereğinden fazla endişeleniyorlar. Bu iki aylık bebeğin gerçekten sıkıldığından şüpheliyim, yoksa uyuklama ya da memnuniyetinin işaretlerini mi veriyor. Belki de çocuğun gerçek ihtiyaçlarından çok kendi endişeleriyle mi ilgileniyorlar. Bu bebek çok sevgi ve ilgi görüyor gibi gözüküyor. Anababanın çocuklarını devamlı olarak eğlendirmesi ve onu heyecanlandırıp mutlu etmesi gerektiği düşüncesinden nefret ediyorum.
Küçük bir bebeğin oyalanması ile ilgili bazı öneriler: Biraz uyuduktan sonra onu kucağınıza alıp istediğiniz kadar oynayın. Eğer açsa, onu doyurun, altını değiştirin ve yatağına, oyun parkına ya da (evde onu rahatsız edecek bir hayvan ya da başka çocuklar yoksa) yere yaydığınız bir battaniyenin üzerine koyun. Bebek rahatsız olmadığı sürece, ailenin olduğu yere konabilen sallanan bebek salıncaklarını da seviyorum. Böylece çocuklar gözlem yaparak öğrenme ve anababaların da kendi işlerini sürdürdükleri bir aile ortamını izleme olanağını bulabileceklerdir. Tutmaya başladıktan sonra, eline yumuşak bir çıngırak ya da benzer bir oyuncak verebilirsiniz. Hareket ederek çocuğun dikkatini çeken bir oyuncak da koyabilirsiniz. Yatağının kenarlarına müzikli ve parlak oyuncaklar yerleştirilebilir. Bunları kısa ve parlak bir kurdeleyle bağlayın, ip kullanmaktan kaçının çünkü bunlar bebeğin boynuna dolanabilirler. Bebek oturmaya başladıktan sonra da bunları çıkarın çünkü yatağın tepesinde asılı olan şeyler kafasına düşeceği için tehlikeli olabilir.
Bebeğinizden zevk alın ama onun esiri olmayın. Onu istediğiniz sürece eğlendirin ama 24 saat onu mutlu etmek zorunda olduğunuz hissine kapılmayın. Anababaların çocuklarının ihtiyaçlarını saptamalarına yardımcı olan içgüdüsel bir sezgileri vardır. O sezginizi izlerseniz çok fazla yanlış yapmazsınız.
BEBEKLERİN YARADILIŞLARI
İkinci bebeğim doğduğu andan itibaren ilk çocuğumdan çok farklı özellikler gösteriyor. Bu bana çok ilginç geldi. Normal mi?
Kesinlikle, çok normal. Aslında, çocukların yaradılışları ile ilgili araştırmalar vardır. Stella Chess ve Alexander Thomas adlı doktorlar pek çok yenidoğanı incelemiş ve uzun yıllar hayatlarını izlemişlerdir. Bütün bebeklerin dokuz kişilik özelliği ile doğduklarını ve bu özelliklerin de en hafiften en yoğuna kadar bir derecelenme içinde olduğunu saptamışlardır. Bu özellikler şunlardır: 22
• aktivite düzeyi
• tepkilerin yoğunluk düzeyi
• dikkat dağınıklığı
• istikrar
• tutarlılık
• duyarlılık düzeyi (dokunma, koklama, tatma, duyma, konuşma)
• yaklaşma/kendini çekme
• uyum yeteneği
• genel ruh hali
Bazı çocuklar, doğuştan bu özelliklerin en alt ucunda, bazıları en üst tarafında, çoğunluğu da ortalarda yer alır. Bu özellikleri aklınızda bulundurmak, çocuğunuzu daha iyi anlamanıza ve ona göre karşılık vermenize yardımcı olur.
Kendinizin bu özelliklere sahip olma yoğunluğunuz çocuğunuzun sizde yol açtığı bıkkınlığın derecesini belirler. Eğer siz düşük hareketlilik düzeyine sahip bir insansanız ve çocuğunuz da çok hareketli ise, günün sonunda kendinizi yorgunluktan dağılmış bir durumda bulabilirsiniz. Önemli olan sizin çocuğunuzu olduğu gibi kabul etmeniz, bir yandan mümkün olduğunca uyum gösterirken diğer yandan da ona davranışlarını mümkün olduğu kadar değiştirmeyi öğretmektir. Aynı zamanda bebeğinizi koşulsuz sevmeye de devam edin.
YAYGARACI VE UYKUSUZ BEBEK
5 aylık bebeğim hiçbir zaman gerçek bir gündüz uykusu uyumuyor. Yarım saat, en fazla kırk beş dakika uyuyor ve sonra üç saat uykusuz kalıyor ve yeniden bir yarım saatlik uyku uyuyor. Uyku aralarında da genellikle çok yaygaracı ve yorgun oluyor. Bu durum her gün devam ediyor. Benim için çok yorucu ve yıpratıcı oluyor çünkü bir iş yapmak için gerekli zamanı bulamıyorum. Onun daha iyi bir uyku uyumasını nasıl sağlayabilirim?
Buradaki problem tam bir kısır döngüne dönüşmüş. Çocuklar yaygara yaptıkça ve ağladıkça anneler daha çok yoruluyor; anne daha da geriliyor ve çocuk annenin gerginliğini hissediyor, daha çok ağlıyor. Bunun nasıl olduğunu kolayca görebilirsiniz, bu nedenle kendinizi suçlamayın çünkü oldukça gergin ve uykusuz bir çocuğunuz var.
Bebeklerdeki uykusuzluk genellikle bir rahatsızlıktan ya da bizim deyişimizle gaz sancısından kaynaklanır. Ya da alışkanlıklar ve gerginlikler uykusuzluğa neden olabilir. Böyle çocuklar büyüdükçe biraz hiperaktif olabilirler.
İlkönce bebeğin uykusuzluğuna neden olabilecek fiziksel bir neden olup olmadığından emin olun. Eğer bebeğin hazım problemi olduğundan şüpheleniyorsanız, doktorunuzun görüşlerine başvurun. Değişik bir formül veya beslenme programındaki bir değişiklik veya bağırsak spazmları için birkaç damla ilaç, böyle ´zor´ bebekler için mucizevi bir tedavi olabilir.
ikinci olarak, kendiniz sakin ve mümkün olduğu kadar mutlu olmaya çalışın. Bebeğe mümkün olduğu kadar sakin bir ortam yaratmaya çalışın. Bebeği devamlı olarak rahat ettirmek, kucağınıza almak ve sallamak zorunda olduğunuz hissine kapılmayın! Eğer onu beş-on veya on beş dakika rahat ettirebilirseniz bu çok iyi. Ama sonra onu bırakın ve bir süre kendi işlerinizle uğraşın. Eğer hâlâ ağlıyorsa, kontrol edin ve onu tekrar rahatlatmaya çalışın. Eğer bebeği bir saat kucağınıza aldığınız halde hâlâ ağlıyorsa, siz de gittikçe daha çok gerileceksiniz. Siz biraz ara verirken, bırakın o da yatağında biraz ağlasın. Sonra bebek uyuduğu zaman siz de dinlenin. Rahat olun, çünkü emin olun bir süre sonra bebeğiniz ağlamayı kesecek ve birbirinizden zevk alacaksınız!
MİNİK GECE ADAMI
Kızım ve damadım 7 aylık oğulları yüzünden korku içindeler. Her ikisi de çalışıyor fakat bebeğin çok tatlı bir bakıcısı var, yani çok iyi bakılıyor. Gündüz uykuları genellikle çok kısa, ama çok sağlıklı ve mutlu bir bebek. Her gece onu yıkadıktan sonra, beraberce oynuyorlar. Problem bebeğin gece uykuları.Saat dokuz civarında uykuya yatıyor ve bütün gece boyunca daha da artan bir sıklıkla her iki saatte bir uyanıyor. Doktoru ağlamasına izin vermemizi söylüyor. Devamlı uyanan bir bebeğe ne yapılabilir?
Böyle geceler çok zordur. Çözümlere geçmeden önce, bebeklerin gece ağlamalarının nedenleri üzerinde duralım.
Nedenler: Pek çok neden vardır ve her birinin kontrol edilmesi gerekir. Açlık nedenlerden biridir ve küçük çocuklar yiyecekleri farklı hızlarda sindirirler, bu nedenle de bazılarının daha sık beslenmeye ihtiyacı vardır. Bir acılan olabilir; kulak ağrısı veya karın ağrısı ya da onları uykudan uyandıran ve gece huzursuz eden herhangi bir ağrı olabilir. Genellikle de, buradaki gibi, kronik bir problem basit bir alışkanlık olabilir. Bu bebeğin doktoru da bunun bir alışkanlık olduğunu düşünüyor gibi gözüküyor. Herhalde diğer bütün olasılıkları kontrol etmiştir. Bebek fazla yorgun da olabilir. Uzun süreler sert bir şekilde kendisiyle oyun oynanınca bebek gevşemekte zorlanabilir. Fazlasıyla uyarılmıştır. Ya da anababalar uykusuzluktan çok yorgun ve sabırsız olabilirler ve bebek de bunu hissedip huzursuz olabilir.
Çözüm: Akşamları hareketli oyunlardan sonra, rahatlatıcı ve sakin bir zaman oluşturun. Uyku saatini, bebek -tümüyle tükenip bitmeden-sağlıklı bir yorgunluğa ve bir sakinliğe ulaşana kadar geciktirin. Odasının karanlık ve sessiz olmasını sağlayın ama düşük sesli ve devamlı bir müzik veya çevredeki sesleri gölgeleyecek tekdüze bir ses iyi olur.
Sonra bebek yine de uyanır ve ağlarsa veya hemen uykuya dalmazsa, doktorun önerisini uygulayın. Ben de bebeğin ağlamasına izin vermenizi tavsiye ediyorum ama anne ya da baba´nın sık sık güven ziyaretleri yapması şartıyla. Eğer (onu kucağınıza almadan) her 15 dakikada bir yanına gidip kontrol ederseniz, ona bir güven duygusu verirsiniz. Kendini terk edilmiş hissetmez, ilk gece yarım saat veya daha fazla ağlayabilir. Bir sonraki gece onun yarısı kadar, daha sonrakinde ise hiç ağlamayabilir. Eğer gün boyunca bebeğe yeterince ilgi gösterirseniz, geceleri kendini ihmal edilmiş ve terkedilmiş hissetmeyecektir. Bebeklere anababalarının ihtiyaçlarına saygı göstermeyi öğretmeye çok erken dönemlerde başlamalıyız ve bunu yaptığınız için sevinebilirsiniz.
EMZİRME VE KATI YİYECEKLER
Bu iki bölümlü bir soru. İlk önce, emzirmenin yanı sıra katı yiyeceklere ne zaman başlanmasını önerirsiniz?
İkinci olarak, düzenli olarak katı yiyeceklere başladıktan sonra daha ne kadar emzirmeye devam etmeliyim?
Bu konuda çok farklı tavsiyeler alabilirsiniz ve bunlar da anababaların kafalarını karıştırmaktadır. Eğer biraz eskilerden bir doktorunuz varsa, katı yiyeceklere büyük bir olasılıkla bebeğiniz altı veya sekiz haftalıkken başlayacaktır. Son yıllarda tıp çevrelerinde katı yiyeceklere çok erken başlandığı görüşü yaygınlaşmaya başlamıştır, çünkü gittikçe daha çok çocuğun yiyecek allerjisi olduğunu görüyoruz. Açıkçası benim görüşüm, bebeğin beslenme programına katı yiyecekleri eklemeden önce dört, hatta altı aylık olmasını beklemenizin akıllıca olacağıdır. Ailenizde yiyecek allerjileri görülmüşse, uzun bir süre beklemek çok önemlidir.
Katı yiyecekleri nasıl ekleyeceğiniz konusu da çok önemlidir. Ana-babalara cazip gelen karışımlardan çok, basit yiyeceklerle başlamak gerekir. Bebekler için, su ya da anne sütü ile yumuşatılmış pirinç gevreğini öneririm. 3-6 gün sonra, küçük bir miktar pirinç gevreğinin üzerine, basit ve kolay sindirilebilen bir yiyecek olan muzdan bir miktar koyabilirsiniz. Hemen bütün bebekler onu rahatça hazmeder ve tadını severler. Daha sonra, havuç ya da kabak gibi sarı ya da turuncu bir sebze eklemenizi öneririm. Daha sonra da basit bir et, örneğin tavuk eti, ekleyerek listenin en başına geri dönebilirsiniz. Önce farklı bir gevrek, sonra meyva, sonra sebze ekleyip, çocuğunuz sizin onayladığınız (ve belki de onun da onayladığı) çeşitlilikte yiyecekler yer hale gelene kadar buna devam edebilirsiniz.
Diğer önemli bir konu da bebeğin memeden kesilmesidir. Bazı anneler bebeklerini emzirmeye bir buçuk-iki sene ya da bebek istediği sürece devam etmeyi tercih ederler. Diğerleri 9 aylıkken ya da bebek dişleriyle ısırmaya başlayınca kesmek gerektiğini düşünürler. Bunun özel bir konu olduğunu ve bebeğin ne zaman sütten kesileceğinin belirlemeye kimsenin hakkı olmadığını düşünüyorum. Benim kontrolümdeki çocukların hepsi (benim kendi üç çocuğum da dahil olmak üzere) 7-9´uncu aylar civarında emmeyi bıraktılar. Açık söylemeliyim, biraz hayal kırıklığına uğradım! Emzirmekten çok zevk alıyordum, ama onlar daha fazla almadılar. O aylardan sonra çocuklarımı emziremediğim halde, biberonlarını her zaman kendim verdim ve bu anlar onları kucağıma alıp okşadığım, sarıldığım ve salladığım anlardı.
Bebeğinizin bedenini gözleyin. Çocuğun annesinden (veya biberondan) emmekten ve bundan aldığı tatminden vazgeçmeye ne zaman hazırsa, o zaman bırakmasına izin verin. Çocuğun kendi bedeni ve sistemi doğru zamanı bilir. Bazı çocuklar annelerinden emmeyi bıraktıktan sonra hemen bardağa ya da ağızlıklı bardaklara geçerler. Eğer çok uzun süre beklerseniz, çocuk için emme refleksinden vazgeçmesi çok zor olabilir ve emmek bir alışkanlık haline gelebilir!
BEBEĞİ KİM TUTACAK?
Küçük çocukların bebekleri tutmalarına ve taşımalarına izin verilmeli midir? Başka birisinin çocuğunun sizin bebeğinizi tutmasına izin vermeniz istendiğinde bunu reddetmenin diplomatik bir yolunu önerebilir misiniz?
Bebekler orada oraya taşınabilecek oyuncaklar değildirler ama büyük ilgi ve uyarılmaya ihtiyaç duyarlar, işte yardımcı olacağına inandığım bazı öneriler:
ilkönce, en yakın aile üyelerini ele alalım. Bu annenin bir çocuğu olduğu için bebeğin abileri ve ablaları yok ama pek çok ailenin birden fazla çocuğu var. Diğer kardeşlerin de bebeğe sahip olma duygusunu yaşamaları gerekir. Böylece genellikle ilişkilerini zedeleyen rekabet veya kıskançlık duygularını yaşamazlar. Büyük çocukların bebeği tutmalarına ve beraber oynamalarına izin verilmesini, hatta buna teşvik edilmelerini tavsiye ediyorum. Eğer abi ya da abla küçükse (2 veya 3 yaşlarında) anababaların sürekli yanında olup, bebeğin başını destekleme ve bebeği nasıl tutacağı ve nasıl oynayacağı konusunda abi ya da ablaya yardımcı olmaları gerekir. Daha büyük çocuklar bunu çok çabuk öğrenirler ve yeni bir bebeğin sorumluluğunun onlara verilmesi çocuk bakımı konusunda çok öğretici olur.
Ailenin dışındaki çocuklar daha farklı bir problemdir çünkü onların genel sağlık ve temizlik durumlarını ve çocuklarla deneyimlerini bilemezsiniz. Dışarıdan olan çocuklara (hatta yetişkinlere) yol gösterici ve yönlendirici bazı sözler söyleyebilirsiniz. Eğer başkalarının çocuğunuzu almasından rahatsız oluyorsanız, bebeğinizi kollarınızda sıkıca tutarak bebeğinize dokunmak isteyip istemediklerini sorabilirsiniz. Küçük çocuklara bebeklerin eline nasıl dokunacaklarını veya bebeğin başını nasıl okşayacaklarını gösterebilir ve bebeği tehlikeli bir şekilde kucaklamadan da onu hissedebileceklerini öğretebilirsiniz.
Yetişkinlere şöyle bazı sözler söyleyebilirsiniz: ´Umarım bebeğimizi seversiniz, ama onu o kadar uzun bir zamandır bekliyoruz ki, şu anda diğer insanların onu kucaklaması beni biraz rahatsız ediyor.
SALLAYARAK UYUTMA
Şimdi sekiz aylık olan ikiz oğullarım çok iyi huylu ve bakımı kolay bebekler. Oldukça güvenli gözüküyorlar. Geçmişte onları hem gündüz, hem de gece uykularında sallamayı ve ninni söylemeyi alışkanlık haline getirdim. Arkadaşlarımın çoğu onları yataklarına koyup, ağlayarak uyumalarına izin vermem gerektiğini söylüyor. Bunu iki haftadır deniyorum, ama ikisi de çok sızlanan ve uzun süreler ağlayan çocuklar oldular. Yardımınıza ihtiyacım var. Doğru şeyi yaptığımı bilmek beni çok rahatlatacak.
Bence çocuklarını uyumadan önce sallayan bu anne veya baba en doğrusunu yapıyorlar, ilk bir ya da bir buçuk yıl boyunca, bebeklerin gece uykusuna yatmadan önce kucaklanma, okşanma ve sallanmaya ihtiyacı vardır. Bu yaştaki çocuklar konuşamazlar, bu nedenle de ihtiyaçlarını ifade edebilmek için ağlarlar ya da sızlanırlar. Bu sızlanmalarla ihtiyaçlarının karşılanmadığını anababalarına iletmeye çalışırlar. Bu bebekler pek şımarmışlar gibi gelmiyor bana. Gerçekten şımarmış olan bir bebeğe daha farklı bir tavır gerekir. Böyle bir bebeği yatağına koyup, ağlamasına izin vermeli ve güven duygusunu sağlamak için birkaç dakikada bir kontrol etmelidir. Ama bu örnekteki bebeklerin annelerine ihtiyacı var gibi gözüküyor. Yatak zamanı boyunca sürdürülecek bu sevme ve okşama süreci biraz yorucu da olsa, bebeklerin annelerini aradıkları açıkça görülüyor. Babanın güçlü kolları da bebekleri rahatlatır, uyku zamanında yapılması gerekenlere o da istekle eşit katkıda bulunabilir.
PARMAK EMME
Hastaneden eve geldiğinden beri parmağını emen 6 aylık bir kızım var. Sancılı bir bebekti ve onu tek sakinleştiren şey parmağıydı. İnsanlar eline eldiven geçirmemi söylüyorlar, ama bir bebeğin parmağını emmesinde nasıl bir kötülük olabilir?
Bu yüzyıllardır süren bir problem. Parmak emen çocukları olan anababalar genellikle çocuğun dişleri ile ilgili endişe duyarlar. Ama dişlerle ilgili bu endişeler artık geçerli değil. Danıştığım diş hekimleri de parmağını emen çocuklar konusunda daimi dişler çıkana kadar endişelenilmemesini, dişler çıkarken de çocuğun çıkmakta olan dişi geriye doğru itebileceği problemi dışında bir sorun olmadığını söylediler. Ama anababalar bu konuda endişelenmeye devam edecekleri için bazı önerilerde bulunacağım.
Parmak emmeyi en baştan engellemek sonradan tedavi etmekten çok daha kolaydır. Eğer bu anneye verilen eldiven takma önerisini hastaneden eve ilk geldiğinde deneseydi, işe yarardı. Bazı bebek tulumlarının da bebeğin ellerini kapatacak şekilde yapılmış uzun manşetleri oluyor. Benim deneyimlerime göre, emzikler parmak emmeyi önlemenin iyi bir yolu. Parmağın aksine, çocuğun ihtiyacı kalmadığı zaman onu atabilirsiniz.
Eğer bir bebek parmağına hiç başlamamışsa, sonradan onu özlemeyecektir. Ama çocuk gazlı ve huzursuz bir bebekse, ağzındaki o küçük parmağın sağladığı huzur ve güvene ihtiyacı vardır. Açık söylemek gerekirse, ben de bu anneye katılıyorum ve parmak emmede bir kötülük olduğunu düşünmüyorum.
Ama eğer bir problem varsa (belki de anneniz ya da teyzeniz çocuğa parmak emmeyi bıraktırmanızı söylemektedirler), aşağıdaki görüşleri deneyebilirsiniz:
1. Bebek beslenirken, uzun süre emmesine fırsat verin ve böylece parmağını emmeye gerek görmeden uykuya dalacaktır.
2. Bu aşamada (altı aylık) bebeğin elinde tutabileceği, hem onu oyalayacak, hem de ağzına sokup çiğneyebileceği çok güvenli oyuncaklar vardır. Bunların bebeğin boğazına kaçabilecek ya da ağzında çok gerilere kadar sokacağı oyuncaklar olmamasına dikkat edin. Bebeğin artan ilgisini kendi bedeninden farklı nesnelere çekmeye çalışın. Müzikli veya hareket eden oyuncaklar bebeği eğlendirebilir ve ellerini ağzına götüreceğine bu oyuncakları yakalamak için kullanmaya çalışabilir.
3. Çocuğunuzla oynayın ve ellerini parmak emmekten daha farklı işler için kullanmayı öğretin.
4. Eğer bebek alırsa, emzik deneyin. Daha önce de söylediğim gibi, emziği çocuktan almak mümkün olmasına rağmen, her zaman elinin altında olan parmağından uzaklaştırmak imkânsızdır.
GAZINI ÇIKARMALI MI, ÇIKARMAMALI MI
Üç aylık olan oğlumuz büyüdükçe daha çok kusuyor. Bunu engellemek için onun gazını daha sık mı çıkarmamız gerekiyor, yoksa büyüdükçe daha çok kusması doğal mı?
Bazı çocuklarda doğrudan midelerine açılan bir geçiş vardır. Bebek daha hareketlenip, kıpırdanıp tekmeler atmaya başladıkça midesindekileri sıkıştırır ve sonra da kusar. Bu pek ciddi bir şey değildir ve kilo artışını engelleyecek miktarlarda kusma durumu çok seyrek olur. Ama anababalar için bu çok rahatsız edici bir durumdur.
Ciddi kusmalarda, gaz çıkarmanın pek bir yararı olmaz. Gaz kabarcıklarını çıkarmak ve küçük dolu bir mideyi rahatlatmak kusmanın bir kısmını engelleyebilir ama tümüyle durduramaz. Bebek daha da büyüyüp hareketlendikçe midesinin üzerinde çırpınmaya başlar ve problem daha da kötüye gidebilir. Ama bebek ayaklanıp yürümeye başlayınca, problem çok kısa bir sürede yok olur. O zamana kadar kullanabileceğiniz bazı öneriler:
Bebeğin boynunda geniş cepli önlükler bulundurun. Böyle önlükler kusmukların çoğunu toparlar ve kolayca değiştirilebilir. Sizi de bebeğin bütün giysilerini yıkama derdinden kurtarır.
Sabırlı olun. Belki de size söylemem gereken en önemli şey budur. Bebeğiniz bunu bilerek yapmamaktadır.
Bebeğin yatağında başını koyduğu tarafı yükseltmeyi deneyin. Bir süre önce, bir bebeğin kusmaları o kadar ciddi boyutlardaydı ki onun kilo kaybını engelleyebilmek için anababası yatağını yükselttiler. Bebeğin karyolasının baş tarafını yükseltmek için ayaklara tam oturan tahta bloklar kullandılar. Yerçekimi bebeğin çok fazla kusmasını engelliyordu. Bazı yataklar bu tür bir ayarlamayı yapabileceğiniz donanıma sahiptir. Böyle yataklarda sadece baş tarafın ayaklarını daha yükseltmeniz gerekir.
Eğer çocuğunuzun problemi ciddi boyutlarda ise doktorunuza danışın. Ama ben bugüne kadar hiçbir yuva çocuğunun kustuğunu görmedim. Siz ve çocuğunuz bu rahatsız edici alışkanlıktan kurtulacaksınız.
ERKEN YÜRÜYENLER
Bir arkadaşımın bebeği hiç emeklemeden, bir yürütecin yardımıyla doğrudan yürümeye başladı. Bu tavsiye edilen bir şey mi?
Bazı öğrenme güçlüğü içindeki çocukların emeklemeden doğrudan yürümeye başladıklarını bilinmektedir. Bugün, bebeğin emeklemesinin onun motor ve nörolojik gelişimi için gerekli temel bir aşama olduğuna inananlar var.
Eğer çocuğunuz emeklemeden yürümeye çalışıyorsa, siz müdahale edebilirsiniz. Yere onun yanına çökün ve onunla birlikte emeklemeye çalışın. Bu yalnız eğlenceli olmakla kalmaz, hem de sonraki öğrenme becerileri üzerinde önemli etkileri olduğu görülen bedensel gelişimini sağlar.
TUVALET EĞİTİMİ
Lütfen bana tuvalet eğitimi ile ilgili önerilerinizi tekrarlar mısınız? Böyle bir deneyimden geceli bir süre oldu ve ne yapmam gerektiğini hatırlamak için yardıma ihtiyacım var.İster bir ister bir düzine çocuğunuz olsun, tuvalet eğitimi ile her karşılaştığınızda yepyeni bir zorlukla karşılaşmış gibi olursunuz. Bu konuda pek çok mektup alıyorum ve bu anne için önerilerimi tekrarlamaktan memnuniyet duyacağım. Anababalara, telâşa ve endişeye kapılmamalarını öneririm. Bu fiziksel beceriyi kazanmayı başaramayanlar sadece ciddi nörolojik eksikliği olanlardır ve tuvalet eğitimindeki problemlerin çoğu aşırı endişeli anababalardan kaynaklanmaktadır. Bu yüzden gevşeyin. Çocuğunuzun başlamaya hazır olup olmadığını gözleyin. Başka birisinden gelen keyfi bir öneriye kanıp, artık iki yaşına geldi, tuvalet eğitimine başlamalı diye düşünmeyin. Bu işe yaramaz.
Çocuğunuzun tuvalet eğitimine hazır olduğunu gösteren belli işaretler vardır. Bunlar;
1. Çocuğunuz bir saatten uzun aralıklarla kuru kalıyor. Gündüz uykusundan veya sabah uykusundan kuru kalkıyorsa, çocuğunuz artık lazımlık kullanmaya hazır olduğunun farkında demektir.
2. Çocuğunuz idrar sisteminin farkında olduğunu gösteriyor (örneğin, çişini yaparken bezine bakıyorsa).
Çocuğunuz bu işaretleri gösterdiğinde, onu eğitmeye başlayın. Onu lazımlığa oturtun. Küçük bir lâzımlık kullanmanızı öneririm (tuvalete takılanları değil). Küçük bir çocuk için küçük bir şeyin üzerinde oturmak daha güvenlidir. Çocuk lâzımlıkta otururken, banyodaki musluğu açın, çocuğa bir bardak su verin, hatta bir miktar ılık suyu çocuğun jenital bölgesinin üzerine dökün. Genellikle bu çişin akmaya başlamasını sağlar ve çocuk başarısına çok şaşırır (siz de çok sevinirsiniz!).
Eğer bu işe yaramazsa, birkaç dakika bekleyin ve tekrar denemesini sağlayın. Ama çocuğu lâzımlığın üzerinde yorulmasına neden olacak kadar çok oturtmayın. Kalkmasına izin verin, eşofman altı giydirin veya hiçbir şey giymeden öylece dolaştırın ve kısa bir süre sonra tekrar deneyin. Eğer vaktiniz varsa ve gerçekten istiyorsanız, bütün gününüzü banyoda geçirebilirsiniz. Çocuğun orada normal olarak oynamasına ve koşmasına izin verin ve çiş yapmaya başladığı anda onu yakalayın. Lâzımlık çok yakında olduğu için çabucak olayı kavrayacaktır. Pek çok anababa bu yöntemin kendi çocuklarında gerçekten işe yaradığını söylemişlerdir. Eğer harcayacak bütün bir gününüz yoksa sabırlı olun. Çocuğunuzu bezle değil bir eşofman altı ile dolaştırın. Bu ona farklı bir his verir ve çişini altına bırakmaktansa banyoda halletmesi gerektiğini hatırlatır.
Her şeyden önce aşağılama ve cezadan kaçının. Çocuk hazır olduğu zaman tuvaleti kullanacaktır ama önce yapamayacak kadar gergin, öfkeli veya korkmuş olmamalıdır. Başardığı zaman onu içtenlikle övün. Eğer bir hafta ya da on gün içinde hiçbir başarı gösteremezse, biraz daha büyüyene kadar tuvalet eğitimini erteleyin. Bebeğiniz tuvalet eğitimini sabır ve sevgiyle kazanacaktır.
TATİL VE BEBEK
Bizim en büyük mutluluğumuz olan 7 aylık bir kızımız var. Bu ayın sonunda, kızımız 7.5 aylık olduğu zaman bir haftalık bir yolculuk planlıyoruz. Kesin olmamakla birlikte kızımızı iki gün ve altı günlük bölümlerle büyük anne ve babalarıyla bırakmayı düşünüyoruz. Onu büyük anne ve babalarıyla bıraktığımızda arkamızdan hiç ağlamıyor ama yine de onu bırakmak konusunda kararsızız.
Genç anababalara ara sıra uzaklaşmalarını her zaman öneriyorum* Çocuğunuza verebileceğiniz en değerli hediye birbirinizi sevmeniz ve karı koca olarak aranızdaki duygusallığı canlı tutmaktır. O geçireceğiniz zamanların ne kadar değerli olduğunu bilirim. Ama kiranızın yaşında (sadece 7 aylık) uzun bir yolculuğa karşıyım. Çocuk büyükanne ve babalarıyla geçireceği birkaç saat veya bir ya da iki günden çok hoşlanabilir ama onun yaşındaki bir bebek için bir hafta çok uzun bir süre. Bir yaşın altındaki çocukların, anababalarından bir hafta süreyle ayrı kaldıklarında bunalıma girdiklerini ve terkedilme duygusuna kapıldıklarını gösteren araştırmalar yapılmıştır. 18 aydan sonra ise zararın çok daha az olduğu, çünkü çocuğun insanların gittiklerini ve geri geldiklerini artık anlayabildiğini görüyoruz. Daha da büyük bir çocuk, anababanın gitmesini kabul eder ve rahatça yaşamını sürdürebilir.
Belki de bu önemli ilk yıl boyunca, bütün bir hafta veya 8 günlük bir yolculuktansa, uzun bir hafta sonu tatili organize edebilirsiniz. Eğer yine de gitmeye karar verirseniz veya başka bir seçeneğiniz yoksa, size bazı tavsiyelerde bulunabilirim. Yolculuğunuza çıkmadan önce, küçük bebeğin bir ya da iki geceyi büyükanne ve babalarında geçirmesini sağlayın. Onu alıp evine geri getirmeniz, ona terkedilmişini ve sizin geri geleceğinizi öğretebilir. Umarım, böylece çocuk büyükanne ve babalarıyla daha uzun zamanlar kaldığında, bunu endişelenmeden atlatabilir.
NİTELİKLİ ZAMAN
Bir anababa bebeğiyle veya daha büyük çocuğuyla bir gün içinde ne kadar zaman geçirmelidir? Nitelikli bir zaman geçirmekten söz ediyorum. Anababalar çocuklarıyla birlikte oldukları zamanın çok mu, yoksa az mı olduğuna nasıl karar verebilirler?
Bu çok geçerli bir kaygı, çünkü anababalar, özellikle de evin dışında bir işte çalışmayanlar, bazen kendilerini kapana kısılmış olarak hissederler ve uzaklaşmak isterler. Anababaların çoğu kendilerini gergin ve bıkkın hissetmedikleri sürece, çocuklarıyla mümkün olduğu kadar çok zaman geçirebilirler. Anababa ve çocuk birbirlerinden sıkıldıklarında veya keyifleri kaçtığında, anababa biraz uzaklaşıp bir şekilde özgürlüğünü yaşar ve gevşerse çok iyi olur. Bu anababa geri döndüğünde gerçekten çocuğundan çok zevk alır. Eğer çocuk çok bağımlı ve mızmız veya çok şımarık olduysa o zaman anababalar ona çok fazla veriyorlar ve bütün dünyalarını onun etrafında kurmuşlar demektir. Eğer çocuk çok yapışkan olduysa ve çok korkuyorsa ya da çok çekingen ve duygusal olarak soğuk davranıyorsa, o zaman anababa onunla çok az zaman geçiriyor demektir. Daha büyük bir çocukta, yatak ıslatmaya, parmak emmeye veya diğer bazı bebeklik alışkanlıklarına geri dönüş olması, anababanın çocuğa verdikleri zamanda veya zamanın niteliğinde eksiklikler olduğunu gösterir.
Nitelikli zaman nedir? Belki bu sorunun cevabı bu anneye de yardımcı olabilir. Bence nitelikli zaman çocuğu gevşetmeye ve eğlendirmeye yönelik olan zamandır. Beraberce mutlu bir şekilde oynamak, onun ihtiyaçlarını karşılamak, öğretmek ve yönlendirmek, sevip okşamak, beraberce konuşup gülmek. Bunlar mutlu anababaların ve uyumlu çocukların zevk aldıkları şeylerdir. Nitelikli zaman, doğru öncelikler seçilerek özgürce verilen zamandır. Belki derli toplu bir ev çok zamanınızı almaz ama derinlemesine temizlenmiş bir ev çok zamanınızı alır ve o bekleyebilir. Çok uğraştırmayan normal yemekler hazırlamak, çocuğunuzla geçireceğiniz eğlenceli zamanı arttırabilir. Çocuğunuzla geçirdiğiniz kaliteli ve eğlenceli zamanın o büyüdükçe artacağını umuyorum.
Çalışan anababalar arttıkça, belki ihtiyaç, belki de arzu duydukları için, anababalar evin dışında geçirdikleri zamanı nitelikli zaman kavramı ile telafi etmeye çalışmaktadırlar. Örneğin, çalışan annelere çocuklarıyla geçirdikleri zamanın nice/idinin değil nite/iğinin önemli olduğu söylenmektedir. Burton White´ın Hayatımın ilk Üç Yılı isimli araştırması, en azından üç yaşına kadar zamanlarının büyük bir kısmını biyolojik anababaları ile birlikte geçiren bebeklerin her şeyin en iyisini yaptıklarını ortaya koymaktadır.
Çocuğunuz birkaç dakika kendini oyalayabiliyorsa, bunu yapmasına izin verin. Siz bir iş yaparken onu yanınıza alın, onunla konuşun, gülümseyin ve ara sıra ona dokunun. Bu tür davranışlar sizin yoğun ilginizi dengeleyerek onun sağlıklı bir şekilde kendini eğlendirmesini sağlar.
Eğer evin dışında çalışıyorsanız, evdeki işlerinizi en aza indirgeyip, zamanınızın çoğunu mümkün olduğunca çocuklarınızla birlikte geçirmeyi unutmayın. Karşılıklı her iki tarafı da eğlendirecek oyunlar bulun, beraber oynayın ve gülün, onlara birşeyler öğretin ve eğitin! Çok kısa bir süre sonra bağımsızlıklarını kazanacaklar. O zaman evi temizleyebilir, kariyerinizi hızlandırabilir veya istediğinizi yapabilirsiniz.
GÜVENLİK BATTANİYESİ
7 aylık kızımla ilgili bir sorum var. 3 aylıkken birisi ona ipeksi bir kumaştan yapılmış çok yumuşak bir battaniye verdi. Onu o kadar çok sevdi ki, artık onsuz uyumuyor, mutlaka kafasının üzerinde durması gerekiyor. Bu normal mi, yoksa onu battaniyeye daha fazla bağlanmaktan vazgeçirmeli miyim?
Aslında bu bebeğin iyi bir arkadaşı var, çünkü çocukların çoğu bir şekilde bir güvenlik battaniyesine bağlanırlar. Çocukların nesne devamlılığına ihtiyaçları vardır, yani bazı şeylerin her gün kesinlikle ve hiç değişmeden aynı kalmasına ihtiyaçları vardır. Çocukların güven duygularını ve ihtiyaçlarını sağlayan şey bu aynılıktır. Güvenlik battaniyesi sözcüğü de buradan gelmektedir.
Çocuklar alıcı sinirlerden oluşan küçük bir yığın gibidirler. Çevrelerinden her türlü uyarıcıyı alırlar. Onların sinir uçlarını uyaran her türlü şeye karşı aşırı duyarlıdırlar ve küçük bebeklerde dokunma duyusu özellikle çok önemlidir. Koku, görme ve duyma da önemlidir. Çocuklar büyüdükçe ve dış dünyalarıyla ilgilenmeye başladıkça, nesnelere ve kendi bedenlerine, örneğin parmaklarına, güvenlik battaniyelerine ve oyuncak ayılarına gösterdikleri düşkünlükten vazgeçerler. Böyle nesneleri çok erkenden çocuktan uzaklaştırmak veya bu konuda çok endişelenmek sadece güvensizlik yaratır ve bu da çocuk tarafından vızıldanma, ağlama veya sinirli alışkanlıklar şeklinde ifade edilir.
Bu çocuğun o battaniyeyi almasına izin verilmesini kesinlikle tavsiye ediyorum. Hatta çocuğunuzun gerçekten ihtiyacı olan süre boyunca onun yanında kalması için o battaniyeye çok iyi bakmanızı tavsiye ediyorum! Zamanla, tabii ki ondan vazgeçmesini sağlamalısınız. Bazen battaniyeyi yıkamak için ondan uzaklaştırmanız gerekecektir çünkü zamanla bu tip çok kullanılan şeyler çok kirlenebilir. Çocuğun sevdiği battaniyenin yerine, ona benzeyen ipeksi yumuşaklıkta yeni bir battaniye almanızı öneririm. Belli bir tanesine bağlanmaması için başka battaniyeleri de almasını sağlayın. Bu bebek daha sadece 7 aylık olduğuna göre, o nesneyi kullanması için yeterince uzun zamanı olacaktır. Bu anne de, eğer bir tane daha benzer battaniye almazsa, bebeğin ihtiyacını karşılayamadığı zor durumlarda kalabilir.
Eğer battaniye büyükse, anne onu iki ya da üç parçaya ayırabilir çünkü böylece biri kaybolduğunda her zaman yedek bir tane daha olacaktır. Ayrıca küçük bebekler battaniyeye dolanabilirler ve eğer yüzleri kapalı kalırsa boğulabilirler. Bu nedenle, eğer bebeğinizin büyük bir battaniyesi varsa, onu yüzüne çekmediğinden emin olun.
Bir gün battaniye lime lime olup parçalanabilir. Eğer çocuğunuz 12-18 aylık ya da daha büyükse, bunun olmasına izin verin. Battaniyenin yerine kendiniz geçin. Sizin okşamalarınız, bu kaybı en az üzüntüyle atlatmasına yardımcı olacaktır. Hem siz, hem de çocuğunuz zamanı geldiğinde güvenlik battaniyesinden ayrılma problemini de atlatacaksınız.
YENİ YÜRÜMEYE BAŞLAYAN VE
OKULÖNCESİ DÖNEMDEKİ
ÇOCUKLAR ERKEN YAŞTA DİSİPLİN
Bir ve iki yaşlarındaki çocukların disipline edilmesi ile ilgili önerebileceğiniz her türlü yardıma çok ihtiyacım var.
Hangi yaşta olursa olsun bir çocuğun disipliniyle ilgili anahtar o çocuğun yapabileceği davranışları anlayabilmektir. O çocukla uğraşırken de bunu akılda tutmak çok önemlidir.
Yeni yürümeye başlayanlara uygulanacak disiplinle ilgili olarak kullanılan bir terim vardır. Çevresel disiplin veya bir evi çocuğa uygun bir hale getirmek. Bu, çocuğun çevresini onun başının belâya girmeyeceği bir hale getirmek demektir. Yeni eklenen kapıları, dolap kilitlerini, üste örtülen örtüleri, yükseltilen rafları ve çocuk içgüdüsel araştırmalarını yaparken onu koruyacak her türlü yöntemi içerir. Çevresel disiplin çocuğa her dakika hayır demenizi engeller. Böyle bir sözü bütün gün boyunca duymayı kimse istemez, bu nedenle disiplin yaratıcı ve koruyucu olmalıdır. Ancak bazen çocuğunuzu ve değerli eşyalarınızı koruyamayabilirsiniz ve hayır demek zorunda kalabilirsiniz.
Çok yetenekli bir müzisyen olan yakın bir arkadaşım vardı. Çok pahalı müzik notalarının durduğu bir rafı varmış ve bir gün bir yaşındaki oğlu bunları keşfetmiş. Kapaklardaki parlak renkler dikkatini çekmiş ve onları koparıp ağzında çiğnemeye başlamış. Elbette, bunun çiğnemek için biraz pahalı bir materyal olmasının yanı sıra bebeğin sağlığı için de pek iyi olduğu söylenemez. Arkadaşım oradaki malzemeleri daha yüksek bir rafa kaldırabilir ve böylece çocuğun oraya erişmesini engelleyebilirdi. Ama her zaman ortalarda bir müzik eşyasının olacağını biliyordu. Bu nedenle bir öğleden sonrasını oğluna müzikle ilgili eşyalara dokunmaması gerektiğini öğretmekle geçirdi, izlediği basamaklar şunlardı ve size de yardımcı olacağını düşünüyorum.
Çocuğa kısaca notalara ellememesi gerektiğini anlattı. Hayır sözcüğünü sıklıkla ve sertçe kullandı. Çocuk notalara ulaşmaya başladığı zaman, onu oradan uzaklaştırıp, notaları rafa geri koydu. Açıkça ve sertçe "Hayır, onları alamazsın" dedi. Çocuğun elini geri çekip onları ellemesine izin vermedi. Bunları, çocuk bir-iki saat sonra notaları elleyemeyeceğini anlayana kadar taviz vermeden ve tutarlılıkla sürdürdü. Bu dersin birkaç gün süreyle tekrarlanması gerekti ama çocuk notaları ellememeyi öğrenme konusunda çok yol katetti. Ve öğrendiği diğer önemli bir konu da, annesinin hayır dediği zamanlarda bunu gerçekten kastettiği ve sonucu takip ettiği idi.
Anababaların bazen sordukları diğer bir soru da, çocuklarına vurmanın veya popolarına bir şaplak atmanın gerekli olup olmadığıdır. Bazıları sıkı bir şaplağın çocuğun kızgın bir ütü ya da sobaya değdiği zaman duyacağından daha az acı vereceğini iddia etmelerine rağmen, ben bunun gereksiz olduğunu düşünüyorum.
Çocuğunuzla birlikte geçirdiğiniz sevgi, kahkaha ve oyun dolu anları arttırın ve aranızdaki sevgi bağlarını sağlamlaştırdıkça, sevdiği ana-babasını mutlu etmek için o da daha çok çaba harcayacaktır.
YENİ YÜRÜYENLERDE KARDEŞ KAVGASI
Benim sorum iki yaşındaki oğlumu disipline etmekle ilgili olacak. Bir yaşındaki kızkardeşine daha nazik davranması için onu nasıl yönlendirebilirim? Aralarında 17 ay var. Oğlum bizim görmediğimizi düşündüğü anlarda, onu tekmeliyor, itiyor veya bir oyuncakla ona vuruyor.
Daha büyük olanların küçük kardeşlerini ciddi şekilde yaralayabileceklerini biliyorum. Ve anababaların genel tepkisi zarar göreni korumaktır. Aslında, gerçekten ilgiye ihtiyacı olan daha saldırgan olan büyük çocuktur.
İki yaşındaki bir çocuğa kendilerinden daha küçük kardeşleri ile oynama konusunda güvenemezsiniz. Genellikle kendi yaşıtlarıyla bile başarıyla oynayamazlar. Bunu yapabilmek için yeterince gelişmemişlerdir. Kendi haklarını ve kişiliklerini ortaya koymakla o kadar meşguldürler ki, daha küçük bir çocuğun rekabetiyle başa çıkamazlar. Bu daha büyük çocuk, özellikle de küçük kızkardeşinin üzerine çevrilmiş olan parlak ışıkları kıskandığı zamanlarda daha çok zaman ve ilgi ister. Daha büyük olan çocuğunuza çok fazla ilgi göstermekten korkmayın. Böyle bir durumda anababaların tavırları daha sevecen ve rahat, daha az kaygılı ve eleştirel olmak zorundadır ve bir süre sonra büyük çocuk sakinleşecektir. Ancak yine de anababalar büyük çocuk bebeğe içerlemekten vazgeçene kadar onu izlemeye devam etmelidirler.
Oğlunuz büyüdükçe, ona bebekle nasıl etkileşim kurabileceğini öğretmeye çalışabilirsiniz. Onu bir süre tutmasına yardımcı olun, yanaklarını okşamayı gösterin, parmaklarını nasıl tutabileceğini öğretin. Bu canlı "bebeğin" zevkini aldıkça, kaba olmaktan vazgeçecek ve kibar ve sevecen olmayı öğrenecektir.
HAYALİ ARKADAŞLAR
Küçük çocuklar hayali oyun arkadaşları yaratmaya başladıklarında anababalar endişelenmeli mi?
Kesinlikle hayır. Aslında, çocuklar hayal güçlerini kullanıp oyun arkadaşları ve küçük dünyaları için çeşitli fantaziler yaratmadıkları zamanlarda biraz endişe duyarım. 3 yaşından 7 yaşına kadar olan çocukların pek çok hayali arkadaşı, hatta evcil hayvanı olması çok normaldir. Bu, küçük sağlıklı zihinlerinin yaratıcı yanını gösterir. Kendi çocukluğumdaki hayali çay partileri ve büyük ziyafetleri, çamurdan pastaları, ipler ve çubuklardan oluşturduğum mimari harikaları hâlâ hatırlarım.
Her çocuğun kendi hayal gücünden esinlenen değişik yaratıcılık alanları vardır. Çocuğunuzun hayali arkadaş veya hayvanlarından zevk almanız gerekir. Siz de onların oyunlarına katılın, onların hayal gücü sayesinde sizin hayatınız renklenecek ve sizin katkılarınızla da onlarınki gelişecektir.
Ancak hem kendinizin, hem de çocuğunuzun bu yaratıkların hayali olduğunu bildiğinden emin olun. Benim üzerinde durduğum tek nokta gerçek ile hayal arasında oluşabilecek belirsizliktir. Çocuklar bu farklılığı ve o çizginin nerede olduğunu bilmezlerse, o zaman hayal dünyasına fazla daldıkları konusunda endişe duyarım. Kısaca söylemek gerekirse, onlara bunun hayali bir durum olduğunu hatırlatarak yardımcı olabilirsiniz. Basit bir sözcük neyin gerçek olduğu konusunda çocuğunuzun kafasının daha netleşmesini sağlayabilir.
KENDİLERİ YAPSINLAR
Bir çocuk için bağımsızlığa doğru ilerlemesi neden bu kadar önemlidir?
Bunun iki nedeni vardır. Birincisi, ana babaların iyiliği için, diğeri de tabii ki çocuğun iyiliği içindir. Çocuğu bağımlı kılarak ve aşırı koruyarak kolay yolu seçme eğiliminde olan anababalar aslında çocuklarının gelişimini engellerler. Bu daha kolay olabilir -ya da çocuğun her şeyini yapmaktan hoşlanabilirler- ama çocuk için iyi olan bu değildir. Çocuklar eninde sonunda bağımsız olacaklardır. Bunun için doğmuşlardır ve hakları olan da budur. Bu doğal ve yavaş yavaş oluşan bir süreçtir ve anababalar bunu ne kadar erken anlarlar ve o konuda birşeyler yaparlarsa, her iki taraf için de o kadar iyi olacaktır.
Eğer anababalar çocuğun bir sonraki gelişim aşamasına geçmeye hazır olduğunu gösteren içgüdüsel ipuçlarını yakalayamazlarsa, daha sonraları bunları yaptırmak çok daha zor olacaktır. Örneğin, üç dört yaşlarındaki bir çocuk annesine bahçede ya da babasına çamaşır işinde yardımcı olmak istiyor. Ama, inanın bana aynı çocuk 13-14. yaşlarındayken o işleri yapmak istemeyecektir. Bu yüzden ona yardım etmeyi erken yaşlarda öğretin ve o deneyimi eğlenceli ve mutlu bir hale getirin. Çocuğunuza işbirliği alışkanlığı kazandırır ve sorumluluk duygusunu geliştirirsiniz. Ergenlik çağındaki isyankârlıklar, çocuğun erken yaşlarda yavaş yavaş bağımsızlığını ve sorumluluklarını kazanması sağlanarak önlenebilir.İşte hem size, hem de çocuğunuza bu gelişim süresince yardımcı olacak bazı kurallar, ilkönce, çocuğun gelişen ilgi ve yeteneklerini izleyin ve o yetenekleri erken yaşta destekleyin. Çocuğun bardağı tutması veya kaşıkla kendi kendine yemek yemesi onun nörolojik gelişimini hızlandırır. Ayrıca kendi bağımsızlığı ile gurur duymasını da sağlar, ikinci olarak, çocuğun başarıları karşısında gururlandığınızı gösterin. Bu sadece sağlıklı bir bağımsızlık kazanarak motive olmasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda ihtiyacı olan benlik saygısını da geliştirir. Örneğin, "Sussie, bırak ben yapayım. O bluzu ters giyiyorsun" demek yerine, "Sussie, ne kadar da güzel giyindin. Bu kadar çok işim varken bu bana gerçek bir yardım oldu" demek. Ne kadar zor olursa olsun, ne kadar fazla zaman ve sabır gerektirirse gerektirsin, çocuğun kendisinin yapmasına izin verin. Üçüncü olarak, çocuğunuzun bir şeyi doğru yapmadığı için ortaya çıkan doğal sonuçlara katlanmasına İzin verin. Deneyim en iyi öğretmendir ve çocuklar bir hata yapıp onu düzeftereîk de olsa, yaparak öğrenmekten çok gurur duyarlar.
OKULÖNCESİ DÖNEMDE PAYLAŞMA
İki veya üç yaşlarındaki çocukların birlikte oynayıp oyuncaklarını paylaşmaları mümkün müdür?
Bu soruyu iki yaşındakiler ve üç yaşındakiler olarak ikiye ayıralım, çünkü bu iki yaş grubu arasında büyük bir fark vardır, iki yaşındakiler iri tipik davranışı diğer çocuklarla gerçek bir etkileşim içinde oynayamamalarıdır. Onların davranışları pek sosyal olmayan bireysel davranışlardır, iki yaşındaki kendi gücünü dener ve neler yapıp neler yapamayacağını bulmaya çalışır. Herkesle yarışır ve iki yaşındakinin sloganı "Daha iyi olan kazansın"dır. Kimin daha iyi ve daha güçlü olduğunu bulmak zorundadır.
Çocukların, bu gücü hissettikleri zamanlar ve teslim olmak zorunda oldukları zamanlar vardır, iki yaşındaki çocuğumuzu yeteneklerinin çok ötesinde sosyal ilişkiler içine sokmakta acele etmememiz ve yapamayacakları bir şeyi yapmalarını istemememiz çok önemlidir, iki yaşındaki çocuklar paylaşamazlar çünkü daha o oyuncaklarla tek başlarına bile ne yapacaklarını bilemezler. Bunu öğrenmek için zamana ve yere ihtiyaçları vardır, iki yaşındaki çocuğunuzun başka çocukları incitmesine ve onların ellerinden oyuncakları kapmasına izin vermeyin. Çocuğunuz diğer küçüklerle birlikteyken oradaki varlığınızla ve yumuşak fakat kararlı müdahalelerinizle geleceğe yönelik yönlendirmeler yapabilirsiniz. Çocuğunuza aşama aşama paylaşmayı ve sırasını beklemeyi öğretirseniz, daha ileride diğer çocuklarla güzelce oynamayı öğrenebilir.
İki yaşındaki çocukların çok güzel yaptıkları şeylerden biri (ve bu aynı zamanda onlara işbirliğini de öğretir) yere oturup topu birbirlerine yuvarlamaktır. Siz yere oturursanız ve çocuk da aynısını yaparsa, birlikte oynama konusunda bir kavram geliştirir. Bu, işbirliğini öğrenmede önemli bir adımdır.
iki yaşındakilere başkalarıyla oyun oynamayı öğretmenin diğer bir yolu da bir kutunun içine bir miktar eşya doldurmaktır. O kutunun içinden eşyaları çıkartarak ve tekrar koyarak onunla birlikte siz de oynayabilirsiniz. Sonra da diğer bir çocuğun aynı şeyi yapmasını sağlayın ki kendi yaşıtı bir çocukla birlikte oynayabilsin. Bu basit mekanizmalar iki yaşındaki bir çocuğun diğer çocuklarla nasıl oynayacağını öğrenmesine yardımcı olur.
Çocuk üç yaşına geldiğinde, kendisi diğer çocuklarla oynamak isteyecektir. O yaşa geldiklerinde çocuklar artık paylaşmayı, her türlü etkinlik içinde işbirliği yapmayı ve birlikte yaratıcı oyunlar oynamayı öğrenmiş olurlar. Üç yaşındaki çocuğunuzun yaşıtlarıyla oynamasından zevk alacaksınız.
ANABABANIN YATAĞINDA
Okulöncesi dönemi çocuğunun gece yansı anababasının yatağına gelmesini nasıl karşıladığınızı öğrenmek istiyorum. Dört yaşındaki oğlumuz bunu iki senedir yapıyor. Bir gün yorulup kendi kendine vazgeçeceğini düşündük. Biraz hasta bir çocuktu ve fazla uykuya ihtiyaç duymuyordu. İlk kez gece uykusu uyuduğunda 15 aylıktı. Güven duygusunu sarsmadan ve reddedilmiş hissetmesine neden olmadan, kendi yatağında kalmasını nasıl sağlayabilirim?
Bu çok özel bir soru ve iki boyutu var. Biri anababalarıyla uyuyan okul öncesi çocuklarıyla ilgili genel felsefe ve diğeri de bazı sağlık sorunları olan özel bir çocuk.
Bazı uzmanların, çocukların anababalarıyla uyumalarına izin vermenin oldukça normal olduğunu savunduğunu biliyorum. Ama genel olarak konuşmak gerekirse ben buna karşıyım. Bence bu, ne anababa, ne de çocuk için tam bir dinlenme oluyor. Aynı zamanda da evliliğin mahremiyetine zarar veriyor. Ancak çocukların korktukları, hastalandıkları ve birtakım ihtiyaçlarının olduğu zamanlar olabilir. Hastalık durumunda, doktora danışıp, çocuğunuzun iyi olup olmadığını ve odasında kendi yatağında yatmasının güvenli olup olmadığını saptayın. Böyle bir durumda, geçici olarak yatağını sizin odanıza alabilir ve sizinle olmadan yakınınızda olmasını sağlayabilirsiniz.
Çocuğunuzun sizinle uyuma alışkanlığını kırmaya karar verdiğinizde buna her iki tarafın da hazır olduğundan emin olun. Özellikle kendiniz hazır olduğunuzda, çocuğu incitmeyeceğinden emin olmalısınız çünkü bu hiç de kolay olmayacak. Siz ikna olunca, çocuğunuza neler olacağını açıklayın. Bu değişikliğin nedenlerini; sizin daha özel bir odaya, kendisinin de daha bağımsız olmaya ihtiyacı olduğunu anlatın. Sonra gece onu yatırmak için törensel bir olay yaratın. Oyun oynayın, hafifçe sallayın, şarkı söyleyin, kitap okuyun veya sizin ve onun için rahat olan bir şekilde onu sakinleştirin. Sonunda kararlı ve sevecen bir şekilde onu yatağına koyarken orada kalması gerektiğini belirtin.
İlk gece sizi deneyecek. Sizi vazgeçirmek için ağlayıp direneceğine ve her yolu deneyeceğine yemin edebilirim. Sıkı durun. Sakın yenilmeyin, ikinci gece bunu biraz daha azaltacak ve üçüncü ya da dördüncü gecelerde hemen hemen bütün çocuklar mücadeleden vazgeçerler. Açık söylemek gerekirse, kendi özel odalarından ve geniş yataklarından çok hoşlanacaklar. Anababaların da aralarında hareket eden o minik yaratık olmadan daha rahat ettiklerini biliyorum. Ne yapın yapın yumuşamayı n. Sadece tutarlı ve sevecen olun.
UTANGAÇ ÇOCUK
Kızım üç buçuk yaşında ve onun akıllı bir çocuk olduğunu biliyorum. Şarkı veya şiir gibi şeyleri bir günden kısa bir zamanda çabucak öğreniyor. Bazı kitaplarını ezbere biliyor ve adının bir kısmını yazabiliyor. Beni üzen diğer insanlara gösterdiği tepki. Eğer onunla konuşurlarsa, yüzünü saklıyor ve hiç cevap vermiyor. Benden ve bazen de iki ablasından başka kimsenin onu öpmesine veya kucaklamasına izin vermiyor. Onun için birşeyler yapmam gerekiyor mu?
Doğuştan getirilen özelliklerden, üzerinde en çok araştırma yapılanlardan biri de, yeni karşılaşılan durumlar veya insanlar karşısında yaklaşma veya çekilme yeteneğidir. Sadece uzak durma eğiliminde oldukları ve yeni karşılaştıkları bir durumu veya insanı dikkatlice değerlendirdikleri için utangaç olarak adlandırılan pek çok çocuk vardır. (Dr. Stella Chess ve Dr. Alexander Thomas, böyle çocukları "ısınmada yavaş" çocuklar olarak adlandırmaktadırlar.) Endişeli anababalar böyle çocukları sosyalleşme konusunda zorlamakta ve işleri daha da zorlaştıran güç mücadelelerine girmektedirler.
Utangaç çocuğun ihtiyacı olanlar şunlardır:
• Onu koşulsuz olarak kabul eden ve kendisinden başka birisi yapmaya çalışmayan anababalar.
• Çocuklarını diğer insanlara doğru itmek yerine onun seçim yaparak yanaşmasına izin veren anababalar.
• Yaptıklarına daha az önem veren ve birey olarak onu daha fazla yüreklendiren anababalar.
Kızınızı gülümserken veya tepki verirken yakalarsanız sessizce ve heyecanla ona iltifat etmenizi öneririm. Onun yaşında olan oyun arkadaşları bulun ve rahatlamasını sağlayın. Siz de rahatladıkça, bu çocuğun sevecen ve sıcak bir kişi olacağını göreceksiniz.
SAÇ ÇEKME/TIRNAK YEME
Size iki buçuk yaşındaki oğlumla ilgili bir soru sormak istiyorum. Saçını çekip koparma gibi kötü bir alışkanlığı var, özellikle de uykusu geldiği zaman. Tırnaklarını da yiyiyor (ben de).
Eğer elinizi saçınızın üzerinde gezdirirseniz, yumuşak ve hoş bir yapısı olduğunu görürsünüz. Çocukların uyumaları için sallanırken, kendilerinin veya annelerinin saçlarıyla oynaması oldukça yaygındır. Saçı koparma durumu, kolunu bir daha kaldırmaya gerek kalmadan onu elinde tutma isteğiyle ortaya çıkar.
Bu küçük çocuk için şunu öneririm: Ona uyumaya çalışırken ve siz onu sallarken eline alabileceği yumuşak tüylü bir oyuncak verin. Bu aşamada, biraz kucaklanmaya ve bebek gibi muameleye ihtiyaç duyabilir. Uykuya dalarken ipeksi ve okşaması hoşa giden bir şey verin. Belki böylece saçlarını çekmekten vazgeçer. Eğer saçını kopardıktan sonra, yemeğe kalkışıyorsa, buna sakın izin vermeyin çünkü midesinde birikme yapabilir. Saç kolay sindirilemez ve tıbbi bir müdahale, hatta ameliyat gerektiren bir durumla karşılaşabilirsiniz.
Tırnak yeme de çok yaygın bir problemdir ve çok ciddi olmamakla birlikte oldukça rahatsız edicidir. Tırnak yeme genellikle düzgün olmayan ve rahatsızlık veren tırnak etlerinin yenmesiyle başlar. Çocuk o çıkıntıları ısırdıkça, bütün hayatı boyunca sürecek ve vazgeçilmesi çok zor bir alışkanlığı da geliştirir. Tırnak yemeyi engellemenin bir yolu, küçük çocukların tırnaklarını küçük bir tırnak makasıyla, hatta törpüyle düzeltmektir. Tırnak diplerine ve kenarlarına bir krem ya da losyon sürerek çıkıntı oluşturan tırnak etlerini düzeltmenizi de öneririm. Renksiz tırnak cilaları tırnağın düzgün kalmasını sağlar. Tırnaklara değişik bir görünüm ve kayganlık vererek çocuğun alışkanlığını kırabilir. Ayrıca, Çocuğa çok miktarda fiziksel ilgi göstererek ve onu okşayıp severek dikkatini kendisinden uzaklaştırabilirsiniz. Sanırım bu alışkanlıkların yavaş yavaş sona erdiğini farkedeceksiniz.
Bazı çocuklar daha yoğun tepkilerle doğarlar. Eğer çocuğunuz canı Sıkkın olduğu zamanlarda saçını çekiyor veya tırnağını yiyorsa, bu durumlarla nasıl başa çıkabileceğini ona öğretmelisiniz. Duygularını anlatabilmesi-için sözcükler öğretin ve gereksinimlerini keşfetmesine yardımcı olun. Eğer yorgunsa, rahatlamaya ve sallanmaya ihtiyaç duyabilir. Öfkeli olduğu zamanlarda, duygularını sözel olarak ya da kişilere ve eşyalara zarar vermeden fiziksel tepkilerle ifade edebilmesine yardımcı olun. Örneğin, asılı bir şeyi yumruklamak bastırılmış hayal kırıklığını rahatlatabilir.
İLK ADIN KULLANILMASI
Kişisel olarak çocuğumun bana anne, babasına da baba diye ya da onun anababası olduğumuzu ifade eden bir başka sözcükle hitap etmesini tercih ederim. Ama eşim bir kamp idarecisi olduğu için, gençler de kendisine adıyla hitap ediyorlar. Son zamanlarda 5 yaşındaki kızımın da bunu kaptığını farkettim ve ilgimi çekti. Çocuklarımızın bize ilk adımızla hitap etmesini engellemeli miyiz? Bu durum zamanla ilişkimizde bir farklılık yaratır mı?
İsimler de, hitap şekilleri de önemlidir. Bir çocuğun anababasına ilk adlarıyla hitap etmesi ne anlama gelir? Aslında, ilk adın kullanılması herhangi bir ilişkide ne ifade eder?
ilkönce, bizim iyi arkadaş olduğumuzu ve eşit olduğumuzu gösterebilir veya ikinci olarak saygı eksikliğinin işareti olabilir. Tabii ki çocukların saygıya hakları vardır ve onlara saygı gösterilmedikçe saygılı davranmayı öğrenemezler. Ama anababalarının otoritesi altındadırlar ve buna ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle saygının ifade edilmesinin yollarından biri de o kişiye hitap etme şeklidir. Çocukların anababalarına anne ve baba veya anneciğim ve babacığım diye hitap etmelerini şiddetle tavsiye ediyorum. Aslında, çocuğun anababasına gösterdiği saygının kazanıldığını ve hitap şeklinden çok tavırlar ve duygularla gösterildiğini inkâr edemem. Bu nedenle de kendilerine ilk adlarıyla hitap edilmesine izin veren anababaları da anlayabiliyorum. Bazıları bunu yaparlar ve bundan da çok zevk alırlar. Bazıları da bu konuda o kadar katı ve huzursuzdurlar ki, aradıkları duygu ve saygıyı kaybederler.
Bunun geçici bir dönem olduğunu unutmayın. Ama çocuğunuzun size anne ve baba diye hitap etmesine karar verdiyseniz, kendisine kamptakilerden farklı olduğunu açıklayın. Onunla ilişkiniz önemli olduğu için de, sadece sizin ve çocuğunuzun paylaşabileceği özel bir isimle çağrılmak istediğinizi anlatın.
TOPLULUK İÇİNDE YAŞANAN ÖFKE NÖBETLERİ
3 yaşındaki oğlumuz herkesin içinde bir öfke nöbeti geçirdiği zaman ne yapabiliriz? En sevdiği numaralardan biri bir mağazada ya da restoranda iken küçücük bir nedenle kendini yerden yere atıp çığlıklar atmak. Eve döndüğümüzde başına gelecekler konusunda savurduğumuz tehditlere hiç aldırmıyor. Biz de onu herkesin içinde dövme konusunda tereddüt içinde kalıyoruz.
Çok zor bir durum. Çocuklar genellikle öfke nöbetleri geçirirler. Genellikle 18-24 aylıkken başlarlar ve okul öncesi dönemlere kadar devam ederler. Çocukların çoğu büyük hayal kırıklıkları sonucunda bu tepkiyi verirler. Elde edebileceklerinin sonuna ulaştıklarında, öfkeli bir umutsuzlukla kendilerini yere atıp, ağlarlar ve tekmeler atarlar. Bu onların öfkelerini dışa vurma şeklidir ama bu anababaları da öfkelendirir. Ne yazık ki, ilk öfke nöbetlerinde çocuklar belli kazançlar elde ederler ve istediklerini elde etmenin yolunun bu nöbetler olduğunu öğrenirler. Bu örnekteki çocuğun da yaptığı bu sanırım. Tekmeler atıp bağırarak, ana-babasını utandıracağını ve istediğini elde edeceğini biliyor.
Bunu bilmek bu nöbetlerle başa çıkmanızı kolaylaştırır. Her şeyden önce, çocuğunuzun bundan sonra herkesin içinde öfke nöbetleri geçirmeyeceğini iyice anlamasını sağlayın (2 veya 3 yaşlarındaki bir çocuk ne söylemeye çalıştığınızı anlayacaktır). Bunu bir yere gitmeden önce açıklayın. Ona yapacaklarını hoşgörüyle karşılamayacağınızı söyleyin ve ne yapacağınıza karar verin. Örneğin, çocuğunuzun zıvanadan çıkarsa, mağazayı terkedebilir ve onu eve getirebilirsiniz. Bu genellikle iyi bir cezadır çünkü çocuklar mağazaya gitmekten ve anababalarıyla birlikte olmaktan çok zevk alırlar. Bunun dışında bir seçenek de, mola vermek olabilir. Mola, anababa tarafından saptanmış bir yerde geçirilen kısa (her yaş için bir dakika) bir süreyi ifade eder. Mola verdiğinizde, onu arabaya götürüp üç dakika süreyle araba koltuğunda oturmasını veya mağazanın bir köşesinde yere oturup beklemesini sağlayabilirsiniz. Bir dahaki sefere onu eşinizle ya da yardımcıyla evde bırakmak da onun değişmesini sağlayacak bir sonuç olabilir. Neye karar verirseniz verin mutlaka onu uygulayın. Çocuklar bunun sadece bir tehdit mi, yoksa ciddi mi olduğunu çok çabuk anlarlar.
Çocuklar genellikle topluluk içinde davranışlarını idare edebilecek kadar olgunlaşmamışlardır ve sizin çocuğunuz da böyle bir ayrıcalığa hazır değilse, onu bir yardımcıyla evde bırakmakta hiç tereddüt etmeyin. Her şeyden önce, hiçbir zaman çocuğunuzun yaptıkları karşısında bir-şeyler elde etmesine izin vermeyin. Çocuğunuz bu nöbetlerden kurtulduğu zaman, katı bir tutum izlediğinize ve bütün bu zahmetlere katlandığınıza memnun olacaksınız.
ALTINI ISLATMA PROBLEMİ
Dört buçuk yaşındaki oğlumla ilgili bir soru sormak istiyorum. Gece onu kaldırmazsam altını ıslatıyor ve bazen ikinci bir kere daha ıslatıyor. Gündüzleri bile ona tuvalete gitmeyi hatırlatmazsam altını ıslatabiliyor. Önce ihtiyacı olmadığını söylüyor ve birkaç dakika sonra altı ıslanmış oluyor. Bu onu hiç rahatsız etmiyor gibi gözüküyor. Hiçbir zaman üstünü değiştirmemi istemiyor. Doktoruyla görüştüğümde oğlumun sadece çok tembel olduğunu söyledi. Onu bir uzmana götürmedim.
Bu durumda bir uzman görüşüne başvurulmasını öneririm çünkü dört buçuk yaşında sürekli olarak altını ıslatan bir çocuğun (seyrek olmakla birlikte) özel problemleri var demektir. Genellikle altını ıslatma fiziksel değil duygusal bir problemdir. Çocuğun hayatındaki bazı üzücü olaylardan kaynaklanabilir. Yeni bir bebeğin gelmesi, taşınma, yakın bir akrabanın hastalığı gibi olaylar çocuğun korku, suçluluk ve öfke duygularını geliştirmesine neden olabilir. Bütün bunlar çocuğun eğitimini tamamlamış olduğu zamanlarda bile geri dönüş yapıp altını ıslatmasına yol açabilir. Çocuğun altını ıslatmasının anababanın suçu olmadığını özellikle vurgulamalıyım. Ama anababalar problemi anlarlar ve aşağıdaki önerileri uygularlarsa çözüme ulaşabilirler.
Çocukla anababa arasındaki çatışma gece ve gündüz ıslatmalarının nedenlerinden biridir. Diğer bir neden (yukarıdaki örnekteki bu olabilir) çocuğun tuvalete gidemeyecek kadar meşgul ve oyuna dalmış olmasıdır. Onun için ıslak olmanın bir sakıncası yoktur ve annesinin niye oluyor ki?
Gece ıslatmalarının pek çok tedavisi vardır. Kataloglardan sipariş edilebilecek alarmlı bir alet vardır, ilk ıslaklık belirtilerinde hemen çalmaya başlar ve çocuğu uyandırır. Böylece, tuvalete gitmeye koşullandırılan çocuk altını ıslatmadan tuvalete gitmeye başlayabilir. Ancak bu oldukça olumsuz bir çözümdür çünkü derin bir uykuda olan çocuğun aniden bir alarmla uyandırılması çok rahatsız edici bir durumdur.
Bazen çocuklar biraz daha büyüdükleri halde hâlâ altlarını ıslatıyorlarsa, anababalar bir süre için tekrar bez kullanmaya başlayabilirler. Bunu çok duyarlı bir şekilde ve çocuğu suçlamadan yapmanızı öneririm. Çocuğunuza, tuvaleti kullanmaya hazır olduğu zaman, bez kullanmayı bırakabileceğini söyleyebilirsiniz. (Tuvalet kullanmaya uygun olan bezler bu problemin halledilmesinde yardımcı olabilir çünkü çocuk onları utanç duymadan kullanabilir.) Çocuğa kesinlikle söylenmeyin. Altını ıslatmayı bırakmasının gereklerini anlatmaya çalışın; çok kötü bir kokusu var, yakında okula başlayacak, başkaları için çok iş çıkartıyor vb. Çocuğunuzla beraber bir plan hazırlayın ve kuru kaldığı zamanlar kazanacağı bazı ayrıcalıklar oluşturun. Tuvalete gitmesini hatırlatacak bir alarm kurun ama bunu reddederse bunu bir mücadeleye dönüştürmeyin. Bol bol sevgi, yüreklendirme, iyimserlik ve sabır tuvalet eğitiminin zorluklarını çocuğunuzla beraber atlatmanıza yardımcı olacaktır.
SIZLANMA
Son birkaç aydır dört yaşındaki kızım devamlı sızlanan bir çocuk oldu. Odasını temizlemesi gibi bir iş söylendiğinde, ayağını yere vurup bir çeşit sızlanma krizine giriyor. Eğer bir şeyi yapamayacağını söylersem, çok kavgacı oluyor. Yalvarmaya, sızlanmaya ve tartışmaya başlıyor. Bunu durdurmak için poposuna bir şaplak atmaktan veya onu odasına göndermekten başka bir yol bulamıyorum.
Sızlanma pek çok anababayı kızdırır. Eğer bir çocuk dört yaşına geldiğinde sızlanmaya başladıysa, buna neyin neden olduğunu merak ederim. Aileye yeni bir bebek mi geldi? Belki de bu durum onun yeniden bir bebek olma isteğini arttırdı? Yakın bir gelecekte okula başlama kaygısı mı duyuyor? Çocuğun korkmasına veya güvensizlik duymasına neden olabilecek herhangi bir olay veya tehdit onun daha küçük olma isteğine neden olabilir ve bu da sızlanmalara yol açar.
Ayrıca, bu çocuk sızlanmalarla istediğini elde eden başka bir kişiyi, örneğin bir arkadaşını görmüş olabilir. Sızlanmalar ve öfke nöbetlerinin ortak bir özelliği vardır. Çocuğun çok istediği bir şeyi elde etmesini sağlarlar.
Bu davranıştan kurtulmanıza yardımcı olabilecek birkaç öneri vermek istiyorum: Sizin ve çocuğunuzun sakin olduğu bir zamanda, ona sızlanma davranışını hoşgörüyle karşılamayacağınızı söyleyin. Eğer bunu bir daha yaparsa ne olacağını söyleyin (ve bunu çok net olarak açıklayın). Bunu uygulamaya da hazır olun. Çocuğun poposuna bir şaplak atmaktansa, ben mola vermenizi, onu odasına göndermenizi tercih ederim. Böyle tepkileri olan bir çocuğa vurmak, onu daha da isyankar yapacaktır. Çocuğunuzun ondan isteğinizi, her ne olursa olsun, yerine getirdiğinden emin olun. Bazen anababaların çocuklarını odalarına gönderdiğini ama çocuğun bu isteneni yerine getirmediğine tanık oluyorum.
Sızlanmaların çoğu çocuğun "küçük" olma ihtiyacını gösterir. Böyle çocukların daha çok şefkate, sıcaklığa ve bebekçe davranılmaya gereksinimleri vardır. Sızlanmasına ödül olarak değil ama ihtiyaçlarına cevap olarak onu ufak ufak şımartın ve pohpohlayın. O da doyuma ulaştığı bir noktaya gelindiğinde sızlanmaktan vazgeçecektir.
Çocuğunuzun sızlanmalarının ve öfkesinin sizi etkilemesine izin vermeyin. Bu alışkanlığın sizi yenmesine fırsat vermeyin çünkü böyle bir durum davranışın daha da sabitleşmesine ve çocuğun güçlülük duygusuna kapılmasına neden olur.
Çocuğunuzla birlikte odasını toplamanın yararlı olduğunu göreceksiniz. Bu yaştaki çocuklar genellikle "odanı topla" dediğimizde ne anlama geldiğini anlamazlar. Bunun yerine onun size yardımcı olmasını sağlayınca, beraber çalışmak eğlenceli olabilir. Çocuğunuza duygularını sözel olarak ifade etmesini öğretin ama ondan nasıl hissederse hissetsin sorumluluk almasını isteyin ve başarınca da onu övün.
YAŞITLARIN BASKISI
Başka çocuklar tarafından kolaylıkla yönlendirilen dört buçuk yaşında bir oğlum var. Bir şeyi yapmaması gerektiğini bilmesine rağmen, onu yine de yapıyor, sonra da "Yapmamı istediler" veya "Yapmamı söylediler" diyor. Düşünerek hareket etmesi için ona nasıl yardımcı olabilirim?
Bu çok önemli bir soru ve zamanlama çok can alıcı bir nokta. Genellikle yaşıt baskısının ergenlerin karşılaştığı bir problem olduğunu düşünürüz. Oysa çok küçük çocuklar bile bu baskıyı hissettikleri için uyum gösterir ve arkadaşları gibi davranırlar. Anababaların çocuklarına kurallara uymayı öğretmede bazen çok başarılı olduklarını düşünüyorum ama bunu yaparken doğru yargılama yapmayı öğretmeyi ve çocuğun bireyselliğini geliştirmeyi unutabiliyorlar.
Böyle bir çocuğunuz varsa, onun kurallara uymadaki istekliliğini övün. Kendisini iyi hissetmeye ihtiyacı vardır ve bu kesinlikle güzel bir özelliktir. Onun bu güzel özelliğini açıkladıktan sonra, düşünme ve gelişim konusunda bir adım daha atmaya ihtiyacı olduğunu anlatın. Çocuk kime itaat etmekte olduğunu ve birisine itaat ettiğinde hangi davranışta bulunduğunu dikkate almak zorundadır. Çok küçük çocuklar bile birisine zarar veya acı vermenin ne demek olduğunu anlarlar. O halde bunu kullanın. Nelerin yapılabileceğini (yaratıcı ve olumlu olanlar) ve nelerin yapılamayacağını (kendisine, bir başkasına veya bir başkasının eşyasına zarar veya acı verenler) öğrenmesine yardımcı olun. Arkadaşı bir başkasına zarar verebilecek bir şey mi yapmasını istiyor? Bu davranış oğlunuzun daha sonra kendisini kötü hissetmesine mi neden olacak? Onun ne yaptığını öğrendiğinizde kendinden utanacak mı veya üzüntü mü duyacak? Eğer bir başkası bunu ona yapsa, kendini kötü hisseder miydi? Bu kavramlar çok küçük çocuklara bile öğretilebilir ve şefkat ve empati (eşduyum) geliştirmesine yardımcı olarak onun iyi bir yetişkin olmasını sağlar.
Çocuğunuza bu sorular üzerinde çalışabilmesi için birkaç hafta zaman vermek de önemlidir. Ona öğretmeye çalıştığınız cevapları yaşayarak bulabilmesi için disiplin ve öngörü sahibi olması gerekir. Anababalar iyi bir lider olmanın çok da önemli olmadığını unutmamalıdırlar. Çok az miktarda lidere ihtiyacımız var. Ama doğru olanı savunabilecek kadar güçlü -ve doğru olanın ne olduğunu ayırt edecek kadar akıllı- bir birey olmak iyi bir karakterin özüdür. Çocuğunuzun bunu geliştirmesine yardımcı olun.
ÇOCUĞUNUZU KREŞE BIRAKMAK
Çocuğu kreşe nasıl bırakabiliriz? Biz denedik ve bu konuda yapılabilecek her şeyi yanlış yaptık. Önce, devamlı olarak ağladığı için onu bir buçuk yaşına gelene kadar oradan uzak tuttuk. Artık onu bırakmaya karar verdiğimizde de gizlice kaçma yanlışını yaptık. Bizim gittiğimizi farkedince kriz geçirdi. Şimdi bu gerçek bir problem.
Bu çok yaygın bir problem ve bir kreşte çalıştığım birkaç ay boyunca problemin diğer yüzünü de yaşadım. Pek çok kere işe yaradığını farkettiğim bir planım var ve bunu size sunmak istiyorum. Bir süre oraya gitmekten vazgeçin.
Önce, sizin tahmin ettiğinizden çok daha fazla şey anlayabilen iki yaşındaki çocuğunuza o kreşte kaldığında onun için üzülmeyeceğinizi söyleyin. Ayrıca orada arkadaşlarıyla oynamanın onun için çok iyi olduğunu ve bunun size de kendi işini yapabilme özgürlüğü verdiğini anlatın. Açıklamalarınız nasıl olursa olsun, ona bir seçenek sunmadığınızı sadece kendi kararınızı açıkladığınızı açıklıkla ifade edin.
Diğer yandan yabancı bir yerde olmaktan korkmasını ve sizi özlemesini, yanınızda olmak istemesini anlayabildiğinizi açıklayın. Ondan sonra kreşe gittiğinizde birlikte içeri girin ve onu rahatlatmaya çalışın.
Onu kreşe bıraktıktan sonra, kararsız tavırlar sergilemeyin. Eğer onu bırakıp bırakmamakta tereddüt geçirirseniz, bunu hemen hissedecektir ve o da kararsızlık yaşayacaktır. Konuşmanızdan sonraki ilk seferde onu 5 dakika gibi çok kısa bir süre bırakın ve ona kısa bir süre sonra gelip onu alacağınızı söyleyin. 5 dakika sonra geri gelin ki sizin sözünüzü tuttuğunuzu ve geri geleceğinizi öğrensin. Bir dahaki seferlerde süreyi yavaş yavaş arttırın. Tutarlı olarak geri gelmeniz, terkedilmediğini, geri geleceğinizi ve sizin güvenilir anababalar olduğunuzu bilmesine yardımcı olacaktır.
Kreşteki görevlilerin de sizin planınızdan haberdar olmasını sağlayın ki sizinle işbirliği yapabilsinler. Böyle bir planı uygulamak her defasında arkanızdan çığlıklar atan bir çocuğu öyle bırakıp gitmekten çok daha kolaydır. Bu planı uyguladıktan birkaç hafta sonra, çocuğunuzun kreşte mutlu bir şekilde kaldığını göreceksiniz.
OKUL ÇAĞI ÇOCUKLARI
YAZ KAMPI
Çoğumuzun yaz kamplarıyla ilgili çok güzel anılan vardır ama hareket eden otobüsün camından size el sallayan çocuğunuzu izlemek çok kötü bir deneyim. Çocuğum ev özlemi çekecek mi? Eve otlardan zehirlenmiş olarak mı, yoksa bacağı kırılmış olarak mı gelecek? Ona yatağında hikaye okunmadan uyuyabilecek mi? Kamplar çocuklar için iyi bir deneyim midir?
Bence yaz kampları çocuklar için harika bir deneyim ama üzerinde iyice düşünülmesi ve iyi planlanması gerekir. Genellikle kamplar çok güzeldir ama ev özlemiyle yanan; bir sürü çocukla birlikteliğe, planlanmış etkinliklere ve onları yöneten farklı yetişkinlere alışmakta güçlük çeken çocuklar vardır. Çocuğunuzun bir yaz kampına gitmeye gerçekten hazır olup olmadığını anlamanıza yardımcı olabilecek bazı sorular şunlar olabilir:
Çocuğunuz gitmeye hazır mı? Aynı yaştaki bütün çocukların büyük bir heyecanla gidiyor olması, sizin çocuğunuzun da hazır olduğunu göstermez. Aşırı koruyucu ve aşırı zorlayıcı olmaktan kaçınarak bu soruyu kendinize dürüstçe sorun. Dokuz-on yaşlarındaki çocukların hemen hemen hepsi bir haftalık bir kampa gidebilir ve bundan büyük zevk alırlar. Ama bu, o yaşa gelen her çocuğun hazır olduğu anlamına gelmez.
Çocuğun daha önce dışarıda geçirdiği bir geceyle ilgili olumsuz bir deneyimi var mı? Bir arkadaşına yaptığı bir ziyaretle ilgili olumsuz veya korkutucu bir deneyimi varsa, çocuk için işleri zorlaştıran bir korku hâlâ söz konusu olabilir.
Çocuk ondan kurtulmak istediğiniz korkusunu duyuyor mu? O sizden uzaktayken, kardeşine daha çok ilgi göstereceğinizi düşünüyor mu? Eve telefon etme veya anababanın kampı ziyareti konusunda genel kamp kurallarını öğrenin. Bazı kamplar daha rahat, bazıları da çok sıkı olabilir. Evi arayabilecekse, ona kurtarıcı olarak değil, olumlu duygularla ve endişelerini gidermeye çalışarak yaklaşın.
Kamp programı nedir? Çocuğunuzun sevdiği ve iyi olduğu etkinlikler var mı? Yoksa çocuğunuzun pek de önem vermediği konulara mı ağırlık veriliyor? Bu seneki kampın çocuğunuza uygun olmadığı konusunda bir korkunuz varsa beklemek için hiç tereddüt etmeyin. Her zaman bir sonraki yıl çocuğunuz için daha iyi bir yıl olabilir.
BEBEK GİBİ KONUŞMA
11 yaşındaki torunum dikkat çekmek için bebek gibi konuşuyor. Böyle davranmak için biraz büyük değil mi? Dört çocuğun en büyüğü ve babasının gözbebeği. Erkek kardeşlerini anababasına şikâyet ederek onların başlarını derde sokmaya çalışıyor. Bu durumu ilişkileri bozmadan düzeltmek için bana yardım ederseniz çok mutlu olurum.
Bu çok hassas bir durum. Bence bu büyükanne torununun iyi özelliklerinden sık sık hem kendisine, hem de anababasına övgüyle söz etmeli. Problem olan konulara değinmeden önce çocuğu ne kadar çok sevdiğini gösteren yorumlarda bulunması gerekir. Problem inkâr edilemeyecek kadar açık bir hale gelene kadar büyükannenin beklemesini öneririm. Bütün olaylar (kardeşlerin şikâyet edilmesi, babanın kullanılması veya hangi olay varsa) yatıştıktan sonra, büyükanne açıklıkla konuşabileceği anababadan birini sakin bir kenara çekmelidir. Bu kişiyle, çocukla ilgili kaygılarını ve problem olan özel olayları tartışmalıdır. Hatta sadece bunları dile getirmek yeterli değildir, yapıcı bazı tavsiyelerde de bulunmalıdır.
En büyük çocuklar çabuk büyür ve yerlerinin kendilerinden küçük kardeşleri tarafından çok çabuk kapıldığı duygusunu geliştirirler. Bazen bebek gibi davranılma ihtiyacı duyarlar ve bu çocuğun bebek gibi konuşması arada sırada böyle davranılma ihtiyacını göstermektedir. Küçük bir çocuk olarak kalmak veya çocukluğa geri dönmek bazen hepimizin olmasını çok istediğimiz bir durumdur. Bu büyük kızın bu ihtiyacını anlayışla karşılayıp, anababanın ona diğer kardeşleri yokken daha fazla şefkat ve ilgi göstermeleri gerekmektedir.
Annesiyle birlikte geçireceği özel zamanlara ihtiyacı vardır. Sanırım babasının gözbebeği olan bu kız arada sırada annesiyle olmaya can atmakta ama bunu gerçekleştiremeyeceğini düşünmektedir. Annesi de kızıyla daha fazla zaman geçirmeyi isteyebilir ve onunla anne-kız ilişkisini geliştirebilir. Bu durumda anne ve baba rollerini biraz değiştirebilirler. Sanki baba çocuğun bakımını üstlenmiş gibi gözüküyor ve bu noktadan sonra anne bu rolü üstlenmeli ve baba da biraz daha disiplin kurucu rolünde olmalıdır.
Büyükanne ancak bu noktaya kadar duruma karışabilir. Ancak ona kendi uyguladığım bir şeyi önerebilirim. Önerilerde bulunabilir, tavsiyeler yapar, sevgi sunar ve gerisini onlara bırakır. Anababa olarak en iyisini yapacakları konusunda çocuğunuza ve eşine güvenin. Onlar da, tıpkı sizin onlara yaptığınız gibi, kendi çocuklarını sevecekler ve en doğrusunu yapacağı konusunda ona güveneceklerdir.
OKULDAN SONRAKİ ETKİNLİKLER
Sanırım pek çok anababa, on yaşındaki bir çocuğun okuldan eve döndükten sonra, anababası işten eve gelene kadarki zamanda ne kadar kontrole ihtiyacı olduğu konusuyla ilgilenecektir. Ona bir bakıcı bulmam gerekir mi (ki bunu kendisi istemiyor)? Yoksa kendi başına kalabilir mi?
Özel olarak bu soruyu cevaplamadan önce, üzerinde çalıştığım gerçek bir hikâyeyi anlatmak istiyorum. Danışmanılık yaptığım okullardan birinde, bir 5´inci sınıf öğrencisi ile ilgili olarak bir problem yaşanıyordu. Komşu çocukları okula gelip onun yarattığı sorunları anlatıyorlardı. Annesini gelip bizimle konuşması için okula çağırdığımızda, bu haksız şikâyetten dolayı çok öfkelendi ve çocuğunun okuldan sonra yanlış davranışlarda bulunmasının mümkün olmadığına bizi inandırmaya çalıştı. Çocuğunun eve gelir gelmez kendisine telefon etmesi konusunda çok titiz olduğunu söyledi ve çocuk kendisine telefon edince de onun artık bir şey yapamayacağına inanıyordu. Oysa çocuk telefon ettikten sonra, tekrar dışarı çıkıyor ve herkesi rahatsız ediyordu.
On-on bir yaşlarındaki bir çocuğun sizin yokluğunuzda her şeyi halledebileceğini düşünmek pek doğru olmaz. Eğer mümkünse, çocuk eve geldiğinde anababadan birinin de eve gelmesini öneririm. Eğer bu mümkün değilse, çocuğunuzun sizin yokluğunuzda gerekli gözetim ve korunmayı alabilmesi için bazı önerilerim olacak.
Komşularınızı değerlendirin. Yan komşunuzu, hatta diğerlerini bile tanıyın. Oturduğunuz yer çocuğunuzun komşularınızın gözetiminde rahatlıkla oynayabileceği güvenlikte mi? Çocuğunuzun başını derde sokabilecek ya da sizin çocuğunuzun yaramazlıklarına hemen eşlik edecek çocuklar var mı? Komşularınız arkadaş canlısı mı? Genellikle evde mi oluyorlar ve acil bir durum olduğunda orada olabilecekler mi?
Çocuğunuzu değerlendirin. Çocuğunuz gerçekten sorumlu ve dürüst bir çocuk mu, yoksa çoğu çocuk gibi, sizin farkına varamayacağınız zamanlarda sizi aldatabiliyor mu? Yaramazlık yapmaya kolayca kapılabiliyor mu, yoksa okuldan sonra yapacağı pek çok uğraşı olan (örneğin, ödev yapma, müzik aleti çalma veya bilgisayarla oynama gibi) sorumluluk sahibi bir çocuk mu? Eğer bilgisayar kullanıyorsa, internette ulaşması mümkün olan bazı zararlı olaylardan uzak duruyor mu?
işinizi değerlendirin. Acil bir durumda sizin çocuğunuza ya da onun size ulaşmasına imkân veriyor mu? Eğer gerekirse, işinizi o anda bırakabilir misiniz?
Eğer yukarıdaki sorulara verdiğiniz cevaplar sonunda, çocuğunuzun güvenliği konusunda kuşkularınız varsa, çocuğunuz sizin görüşünüze boyun eğip bir bakıcıya razı olmak zorundadır. Onu gereğinden fazla korumayın, ama güvenliği için gerekli korumayı da sağlayın. Ayrıca artık daha çok okulda, okul öncesi ve sonrası etkinlikleri yer almakta ve çocuğunuzun ilgisine göre katılabileceği etkinliklerin sunulduğu pek çok kurum da bulunmaktadır.
İSTENMEYEN ARKADAŞLAR
On bir yaşındaki ikiz oğullarımın arkadaşlarını örnek alması beni çok rahatsız ediyor. Birinin arkadaşı iyi fakat hiperaktif bir çocuk ve benim oğlum da bir maymun gibi onu taklit ediyor. Oğluma arkadaşı gibi davranmamasını söylediğimde bana öfkeleniyor. Diğer oğlumun arkadaşı da büyükanne ve babası tarafından büyütülmüş şımarık ve isyankâr bir çocuk. Çocuklarımın neden kendileri gibi davranamadığını anlayamıyorum.
Arkadaşlar bir çocuğun hayatının çok önemli bir parçasıdır, ilginç bir şekilde, çocuklar arkadaşlarının anababaları tarafından onaylanmasına çok ihtiyaç duyarlar. Çocuklarınızın arkadaşlarının olumlu yönlerini görmeye çalışın ve onların üzerinde yorum yapın. Çocuklarınız zamanla kendiliklerinden hata ve olumsuzlukları bulacaklardır.
Arkadaşları evinize davet edin ve onları gözlemek için de oralarda olun. Kurallarınızı çok açık olarak ifade etmelisiniz. Bunu çocuğunuzu utandırmadan ve arkadaşların arasını açmadan yapmaya çalışın. Çocuklarınızın arkadaşlarının iyi özelliklerini görmelerini ve bunları taklit etmeyi öğrenmelerini sağlayın. Aynı zamanda da arkadaşlarının hatalarını anlamayı ve onlardan kaçınmayı öğretin.
Olumsuz arkadaşlar, size çocuğunuzun olumlu yanlarını övme fırsatı verecektir. Çocuklarınıza, daha olumlu insanlar olmaları için arkadaşlarına yardımcı olmayı öğretin. Bunu yaparken hem kendileri, hem de sizin hakkınızda iyi şeyler hissedeceklerdir.
KAVGACI ÇOCUKLAR
Bazı çocuklar neden devamlı olarak kavga ederler?
Bunun pek çok nedeni vardır:
Bazı ailelerde, çocuklara saldırgan olmanın akıllıca bir şey olduğu görüşü verilir. Bu dünyada yaşayabilmek için kavga etmek gerektiğine inanan bir anababa iseniz, çocuğunuza da sosyal problemleri halledebilmek için saldırgan olması gerektiğini öğretiyor olabilirsiniz.
ERGENLER
HARKA GiYiM MERAKI
On üç yaşındaki kızımız, çocuklarımızın en büyüğü ve üzerindeki yaşıt baskısı beni çok endişelendiriyor. Sınıf arkadaşlarının belli bir şekilde giyinmesi ve başarılı olması konusunda kızımın üzerinde çok şiddetli baskısı oluyor. Bu hem onun, hem de babası ve benim için çok zor bir durum. Ona nasıl yardımcı olabileceğimiz konusunda bir öneriniz var mı?
Evet var. Bu sorun bugün çoğu aileyi ilgilendiren bir konu. 5-6 yaşlarındaki çocukları, kot pantalon veya belli bir marka ayakkabı giymediklerinden arkadaşlarının alaylarına maruz kaldıkları için kaygı duyan anababalar tanıyorum. Bugünün ekonomik durumu göz önünde bulundurulunca, çok az anababanın o pahalı eşyaları alabileceğini biliyoruz. Ayrıca çocukların arkadaşları tarafından beğenilmek için belli markalardaki giysilere sahip olmaları gerektiğini düşünmelerinin hiç de sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. Bazı okullarda, giyim problemlerini Azaltmak amacıyla üniforma giyme zorunluğu getirilmektedir.
Anababalar çocuklarının nereye kadar yaşıtlarına benzemelerine izin vereceklerine ve bir birey olabilmesi için ne kadar sınırlama getirmeleri gerektiğine karar vermelidirler. Eğer bir çocuk arkadaşlarıyla ilişkilerinde göze çarpacak kadar farklılıklar gösteriyorsa, sosyal olarak gelişemeyecektir. Televizyon izlemesine, paten yapmasına ve arkadaşlarının giyindiği gibi giyinmesine izin verilmeyen bir çocuk tanıyordum ve bu çocuk sonunda yapayalnız ve garip bir kişi oldu. Diğer aşırı uçta da, toplumun ve çocuklarının arkadaşlarının kaprislerinin esiri olacak kadar fedakârlık yapan anababalar da biliyorum.
Kızınıza neye izin verip neye vermeyeceğinize bir kere karar verdikten sonra, onu karşınıza alıp tartışmanızı öneririm. Onun bakış açısını da dinleyin ve ona saygı gösterin ve kendi düşüncelerinizi onunla paylaşın. Sınırlamalar getirme nedenlerinizi açıkça ifade edin. Bu sadece parasal bir neden olabileceği gibi, onun bireyselliğini geliştirmesiyle ilgili bir gereklilik de olabilir. Ona bir giyim bütçesi sunup o bütçe içinde istediğini almasına izin vermeyi de düşünebilirsiniz.
Çocuğunuzun özel becerilerine ve özelliklerine verdiğiniz değeri yansıtmak üzere tutarlı bir strateji başlatın. Onun kendisiyle ve karakteriyle ilgili bu özelliklerin geliştirilmesiyle, daha sağlıklı bir benlik saygısı geliştirmesini sağlayabilirsiniz. Böylece kendisini iyi hissetmesi için dış bazı öğelere ihtiyaç duymasına gerek kalmayacaktır. Böylece onu yaklaşmakta olan ergenlik dönemi baskılarına da hazırlamış olursunuz!
İSYAN MI, BAĞIMSIZLIK MI?
Anababalar ergen çocuklarının isyankâr bir davranış mı, yoksa sadece yeni bir görüş mü ortaya koyduğunu nasıl anlayabilirler?
Anababaların bu ayrımı yapabilmelerini sağlayacak çok belirgin bazı ipuçları verebilirim.
Tutum. Gerçekten isyankâr bir ergen devamlı olarak düşmanca, alaycı ve iğneleyici bir tutum içinde olur. Uzun süreler ağzını bıçak açmayan, çıkarcı ve hilekâr bir tutum içindedir. Eğer gerçekten isyankâr bir genç ise ergenle anababanın birbirlerine güvenmeleri çok zordur.
Davranış. Ergenin sadece tutumu değil davranışları da önemlidir. Gerçek bir isyankâr yaptığı işlerde çok yıkıcı olur. Bu yıkıcılık fiziksel bir zarar verme şeklinde olmadığı zamanlarda genç, insan olarak kendisine yönelir. Davranışlarıyla başkalarının ona güven ve saygı duymasını engeller, isyankârlık genellenir ve okuldaki görevleri de yapmama şeklinde ortaya çıkar. Bazen sosyal olarak da isyankâr davranışlar görülür, ciddi bazı konularda evdeki kurallara uymayabilirler. Çok genel anlamda, ailenin ve bütün toplumun kurallarına veya beklentilerine direnme vardır.
içerleme, isyankâr ergenlerin bir diğer özelliğidir. Anababalar kendilerini gözlediklerinde, pek çoğu gereğinden fazla katı ve çok uzun zamandır kontrol edici olduklarını saptamışlardır. Aşırı kontrol ve ciddi cezalandırmalar içerlemelere yol açar.
Bağımsızlığa doğru sağlıklı bir gelişim içinde olan çocuk belli düşünce, değer ve kuralları tartışacaktır. Kendi zekasını geliştirebilmek için tartışmaya ihtiyacı vardır. Benlik saygısını geliştirebilmesi ve kendi inanç ve değerlerini ortaya koyabilmesi için başkaları tarafından dinlenmesi ve onlarla tartışması gereklidir. Ama ergen kısa bir süre sonra ailesine karşı duyduğu iyi niyet ve sevgiye geri dönecektir. Araştırmalar, anababaların etkisinin ergenin hayatındaki en önemli faktör olduğunu göstermektedir. Bu nedenle etkinizin olumlu ve güçlü olmasını sağlayın.
ERGENLERİN PARASAL DURUMU
Liseye giden kızımızın parasal konularda sorumluluk duygusu geliştirmeye ihtiyacı var. Kendi banka hesabı var ama giysilerini, okuldaki yemek masraflarını ve diğer bütün giderlerini biz karşılıyoruz. Yanm günlük bir işte çalışıyor ve hangi masraflara katkıda bulunması gerektiğinden emin olamıyoruz. Ayrıca maddi kayıtlarını tutmasını ona nasıl öğretebiliriz? Bir bütçe yapmasını bekleyebilir miyiz?
Bu anababa parasal değerler konusunda bir uzlaşmaya vardıktan sonra kızlarıyla bir çeşit iş toplantısı düzenleyebilirler. Aşağıdaki konuları açıklıkla fakat kibarca ve akıllıca tartışın.
Önce, kızın ve ailenin masrafları nelerdir? Hayat pahalılığı nasıldır? Onun gelecekle ilgili planları nelerdir? Üniversiteye devam edecek mi, yoksa bir mesleki eğitim mi alacak? Bir araba almayı ya da kendi evine Çıkmayı istiyor mu? Çocukların kısa sürede elde etmek istedikleri bütün bu önemli şeyler ne kadar etmektedir? Gelecekle ilgili planlarına en iyi Şekilde nasıl hazırlanabileceğini ve anababa olarak ona yardım etmek için sizin yapabileceklerinizi ve yapamayacaklarınızı tartışın.
Daha sonra, ona basit bir bütçe hazırlamasında yardımcı olun ve bu bilgileri bir deftere ya da bilgisayarınıza aktarın. Üniversiteye ya da başka bir mesleki eğitime devam etmeyecekse, sanırım aile bütçesine katkıda bulunmasının, para biriktirmesinin ve geleceğini planlamasının zamanı |