.[size=4]Dostluk Kö
prümüz[/font]
.[size=3] XXI. yüzyılın ilk günlerinden geride kalan asırlara bakıldığında, tarih yapraklarının içerisinde Azerbaycan'ın yerini aramak tarihçilerin vazifesi iken, bu şanlı geçmişe dayanarak, geleceğe bakmak her bir Azerbaycanlı’nın vazifesidir.
Hazar'dan Büyük Kafkas dağlarının eteklerine, Kür nehri ile Karadeniz'e, Küçük Kafkas dağlarının göklere yükselen silsilesi ile de Araz nehri boyunca Anadolu'ya kadar uzanan bu memleket, dünyanın Doğu’ya açılan yolu üzerinde bir kapı vazifesini görmüş ve bugün de bu vazifesini icra etmektedir. Belki işte bu sebepten olacak ki; başına bin bir belalar gelmiş, defalarca işgallere maruz kalmış bu topraklar Anadolu'nun bağrından akıp gelen Kür ve Arazın suları ile canlanmalı iken şehit kanları ile sulanmıştır. Asırlardır Azerbaycan'ı Türk dünyasından koparmaya, onu Türk devletlerine bağlayan kö
prüleri uçurup, yerle bir etmeye, bu ülkeyi tek başına bırakıp parçalamaya, yutmaya ve mahvetmeye çalışanlar onun gülistan hasretli bağrına er oğlu er evlatlarının kanlı yüreklerini ekmişlerdir.
Bazen bana öyle geliyor ki, bütün Türk dünyası bir tek vücut, Bingöl dağları onun azametli başı, buradan öz kaynağını alan Kür ve Araz nehirleri ise bu toprakların gözyaşlarıdır, akar, akar ve Küre-i Arzda Hazar büyüklüğünde bir deniz meydana getirir. Bir şair dostum 60'lı yıllarda öğrenci yurdunda yazdığı küçücük bir şiirinde Hazar'ın suyunun tuzluluğunu buna benzer bir fikirle ifade etmişti.
Ama biz dünyaya ve onun bir parçası Azerbaycan'a iyimser nazarlarla bakıyoruz ve bu gözyaşlarını daha farklı yorumluyoruz. Çünkü gözyaşları sadece kederin, gamın ifadesi değil, hem de sevincin ifadesidir.
Azerbaycan 20. asrı bitirip, 21. asra ve yeni bin yıla Hazar'dan Boğazlara varan kardeşlik kö
prüsü, dostluk kö
prüsü ile ayak bastı. Bu büyük kö
prü, iki granit, iki azametli sütuna dayanmıştır; Haydar Aliyev ve Süleyman Demirel sütunlarına. Belki de bu sütunlar "Biz bir milletin iki devletiyiz" sırrının anahtarlarıdır!
1992 yılının Mayıs ayında Azerbaycan’ı Türkiye'ye birleştiren - Araz üzerinde salınan Dilucu kö
prüsünün açılışında bu iki sütunun yüreklerinin derinliklerinden gelen bu fikir o zaman için çokları için belki gelişigüzel sözlerdi; ama tarih, bu sözlerin ifade ettiği büyük hakikatleri sadece bize değil, tüm dünyaya gösterdi. O küçük kö
prü işaret oldu, o sözler ise hakikate çevrildi..
Azerbaycan bu gün 20. asrın son 10 yılındaki Azerbaycan değildir. Artık onun dünya siyasetindeki önemi, Azerbaycansız bir çok meseleni halledilemeyeceği aksiyom halini almış ve kayıtsız şartsız kabul edilmektedir. Bu gün dünyanın gelişmiş devletleri Bakü - Ceyhan boru hattı meselesini müzakere ediyor, totaliter rejimin yarası olan Karabağ problemini çözmeye çalışıyor ve bunları yaparken de Azerbaycan'ın sözünü dinlemenin zorunda olduğunu hissediyorlar; ve ne kadar ifade etmemeye çalışsa da 21. asrın Avrupa'sı geleceğini Türkiyesiz ve Azerbaycansız düşünemiyor. Dünya, Türkiye'nin ve Azerbaycan'ın demokratik değerlere gösterdiği dikkat ve bu yoldaki ilerlemelerini hayranlıkla izliyor.
Bunlar hakikattir ! Kürün ve Arazın Anadolu dağlarından başlayıp, Hazar sahillerinde kavuşmaları kadar hakikattir.
Bu gün Kürün ve Arazın suları bu sevincin ve saadetin göz yaşlarını Hazar'a taşımaktadır. Kür gülüyor, Araz gülüyor, Hazar gülüyor..[/font]