yahu paşam olaya biraz daha bilinçli bir çerçeveden bakmaya çalışalım derim ben.
zira dünya siyaseti dediğimiz halı saha maçı kuralları ve düsturlarıyla yapılan bir mücadele değildir ki, öyle "bizi takıma almazlarsa almasınlar, kendileri kaybederler" mantığıyla yanaşalım.
AB dediğimiz meret, ülkemizin öyle ya da böyle karşı karşıya gelip çözmesi gereken bir durum.
başbakanımız güney koreye ziyarete gidiyor, koreli devlet başkanı ab işi konusunda bir sürü soru soruyor. peki neden dünyanın bir ucundaki koreli Türk liderine AB'yi souyor?
çünkü paşam, medeniyet ve üretim gücü Asya'dadır. Para ve pazar avrupadadır. Türkiye'nin avrupa konusundaki girişimi, kö
prüyü geçene kadar ayıya dayı muhabbeti değildir. kö
prünün bizzat kendisi olabilmektir.
Avrupalı bunun farkında mı? farkında. hükümetimiz bunun farkında mı? farkında.
Vel hasıl-ı kelam, AB'ye üyelik ne avrupalı olmak ya da avrupalı gibi yaşamak mevzusudur. Bu nedenle Avrupa birliğine bakarken, bize kilit ülke gözüyle bakan Asyalıları ve bize vermeye hazır oldukları değerleri de düşünmek lazım. Zira dikkatli bakıldığında ekonomik açıdan çökmeye başlayan avrupalıların da fazla bir çarelerinin olmadığı, ama ne koparsam kardır mantığıyla ülkemizin değerlerine bulaşmaya çalışmaları da, biz yeni nesil Türk gençleri için yıldırıcı değil bilakis umut ve hırs verici bir vaziyet olmalıdır.
Yine de hayırlısı olsun diyelim.
Görelim Mevlam ne eyler,
Ne eylerse güzel eyler.
Saygı ve muhabbetle.