
Hükümet, 'Allah Allah, bu memlekette neler de oluyor yahu, nereden çıktı bu eli kanlı katiller' diye şaşkınlık belirtiyor.
Nereden çıktı acaba? İktidarda geçirdiği süre dört yıla yaklaşan hükümetin bu işte hiç sorumluluğu yok mudur? Terörün olmadığı, huzur içinde bir ülke devraldılar, birkaç yıl içinde terörün kol gezdiği, yüksek yargının basılıp kurşunlandığı bir ortam yarattılar.
En ciddi çatlak, AKP'nin ikili yapısından kaynaklandı. 'Biz laikliğe inanıyoruz' diye seçimlere giderken bir yüzlerini gösterdiler, ama hep bu yüzün yanı sıra başka bir yüzlerinin olduğunu da fısıldayıp durdular.
Belediyeler içkiyi yasaklarken nedense laiklik ilkesini pek anımsamadılar. Yüksek mahkemeler ve uluslararası mahkemeler türban yasağını haklı bulunca da laikliği unutup bu yargı organlarına en ağır sözlerle saldırdılar.
Bir taraftan laiklikten dem vururuken, diğer taraftan parti toplantılarını 'harem-selamlık' olarak ayırmaktan geri kalmadılar.
Hep ikili mesajlar verdiler.
Üst kademe bürokrat atamalarında laikliğe karşı eğilimi olan kişileri (aslen olmasa bile vekâleten) atadılar. Laik Cumhuriyet'e karşı olduğunu, dine dayanan bir yönetim istediğini açıkça söyleyen bir kişiyi Başbakanlık Müsteşarı yaptılar ve o mevkide tuttular.
Meclis'te, evlendirme dairelerinde, okullarda laikliği eleştiren, kadın haklarına karşı çıkan kitapçıklar dağıttılar. Okul kitaplarına 'yaratılış inancını' bilimsel bir kuram gibi koydular.
İmam nikâhıyla birden fazla evlilik yapmış kişileri Meclis çatısı altına milletvekili olarak taşıdılar.
Başbakan, Ankara'daki cenazeye katılmak yerine gittiği kavşak açılışında ne kadar güzel ve veciz ifade etmiş: 'Kan üzerinden siyaset yapılmasın!'
Yapılmasın, doğrudur. Bunun ilk koşulu da din üzerinden siyaset yapmamaktır. Ne zaman din üzerinden siyaset yapılsa, sonunda kan çıkıyor.
Din üzerinden yapılan siyaset ortamı geriyor, kutuplaştırıyor. AKP bundan vazgeçsin.
Eğitimin, başörtüsünden ve imam-hatiplilerden başka sorunu kalmadı mı?
Ey AKP'liler, bu yolun sonu hepimiz için kötüdür. Anıtkabir'de toplanan yüksek yargı organlarının, üniversite temsilcilerinin mesajına kulak verin. Seçimde aldığınız yüzde 33 oyla bu ülkede yönetimi değiştirebilirsiniz belki, ama rejimi değiştiremezsiniz.
AKP ikili oynamaktan vazgeçsin. Bu ülkede laiklik senelerdir uygulanıyorsa bunun elbette bir nedeni vardır. Gündüz laik, gece şeriatçı olarak bu koca ülkeyi yönetemezsiniz. 'Değiştik' demeniz de yeterli değil. Gerçekten değiştiğinizi gösterin.
Türkiye akılsızca yürütülen, kurnazlık sanılan ilkesiz politikalar yüzünden bu noktaya geldi. Önümüzdeki dönemde gündemi oluşturacak olan cumhurbaşkanı seçiminin ve genel seçimin bu ortamda sağlıklı bir sonuca ulaşması mümkün gözükmüyor. Gerilimi azaltmak lazım. Bu konuda en büyük sorumluluk da AKP'ye ve Erdoğan'a düşüyor.
Formül mü? Çok basit: Şu ana kadar izledikleri laiklikle dincilik arasında gidip gelen ikili politikayı bir yana bırakmak ve gerçekten laikliğe dayanan bir politika izleyerek.
Eğer yapabilirlerse tabii.
KAYNAK:RADİKAL