| Ce: BiLim Tarihinin En Büyük SahtekarLıgı ; Evrim.. ÖJENİ TEORİSİNE GÖRE KATLEDİLEN ÖZÜRLÜLER     Darwin'in kuzeni Francis Galton tarafından geliştirilen öjeni teorisine göre, bir toplumdaki sakatların ve hastaların çoğalması önlenmeli, sağlıklı bireyler ise bolca "çiftleştirilerek" sağlıklı nesiller oluşturulmalıydı. Darwinizm'in Almanya'daki en güçlü savunucusu Ernst Haeckel ise bu fikri daha da ileri götürdü ve özürlülerin zehirlenerek öldürülmeleri için bir komisyon kurulmasını savundu. Haeckel'in fikirleri Naziler tarafından uygulandı. Bu sayfadaki görüntüler, Naziler tarafından katledilmiş özürlü insanlara aittir
Ancak Allah'ın bize öğrettiği din ahlakının bir gereği olan bu yaklaşım yerine, Batı dünyasında 20. yüzyılın başlarında pagan kültürün ve evrim teorisinin bir sonucu olan öjeni yaklaşımı kabul görmüştür. Bu pagan ve evrimci teorinin ne denli büyük bir vahşete yol açtığı ise, asıl olarak Almanya'yı incelediğimizde ortaya çıkmaktadır. NAZİLERİN IRK TEORİSYENİ: ERNST HAECKELDarwin'den Naziler'e uzanan yolda incelememiz gereken son isim, 20. yüzyılın başında Almanya'nın en ünlü Darwinist'i ve en fanatik öjeni taraftarı olan zoolog Ernst Haeckel'dir
Haeckel, bilim dünyasında "bireyoluş soyoluşun tekrarıdır" diye bilinen teori ile tanınır. Bu evrimci teoriye göre, her canlı anne karnındaki gelişimi sırasında, atalarının yaşadığı sözde "evrim süreci"ni yeniden yaşamaktadır. Haeckel, Darwin'den etkilenerek ortaya attığı bu teoriyi destekleyebilmek için bazı embriyo çizimleri yapmıştır. Ancak sonradan Haeckel'in bu çizimlerde kasıtlı çarpıtmalar yaptığı ve teorisinin gerçekte bir bilim sahtekarlığından başka bir şey olmadığı anlaşılmıştır. Haeckel, bilimi Darwinizm'e uydurabilmek için sahte deliller yapan bir şarlatandır.
Haeckel'in sahte biliminin bir diğer örneği ise öjeni teorisidir. Charles Darwin, Francis Galton ve Leonard Darwin gibi isimlerden devraldığı öjeni teorisini daha da ileri götürmüş ve eski Yunan'daki Sparta modeline geri dönmeyi önermiştir: Yani çocuk katliamlarına! Haeckel, Wonders of Life adlı kitabında, "sakat doğan bebeklerin hiç vakit yitirilmeden öldürülmesini" savunmuş ve bu bebeklerin henüz bir bilince sahip olmadıklarını ileri sürerek "bunun bir cinayet sayılmayacağını" iddia etmiştir. 25 Haeckel sadece sakat doğan bebeklerin değil, toplumun sözde evrimine engel olan tüm hasta ve sakat insanların "evrim yasaları" gereğince ayıklanmasını istemiştir. Hastaların tedavi edilmesine karşı çıkmış, bu tedavinin doğal seleksiyonu engellediğini ileri sürerek şöyle yazmıştır: 
İyileşmesi mümkün olmayan yüz binlerce hasta, örneğin akıl hastaları, cüzzamlılar, kanser hastaları yapay olarak hayatta tutulmakta, ama bu kendilerine veya toplumun geneline hiçbir yarar getirmemektedir... Bu kötülükten kurtulabilmek için, yetkili bir komisyonun kararı ve gözlemiyle hastalara hızlı ve etkili bir zehir verilmelidir. 26 Haeckel'in teorisini kurduğu bu vahşet, Nazi Almanyası tarafından uygulamaya konacaktı. Naziler, iktidara geldikten kısa bir süre sonra, resmi bir öjeni politikası başlattılar. Alman toplumu içindeki akıl hastaları, sakatlar, doğuştan körler ve kalıtsal hastalıklara sahip olanlar, özel "sterilizasyon merkezleri"nde toplandılar. Bu kişilere, Alman ırkının saflığını ve evrimsel ilerleyişini bozan parazitler olarak bakılıyordu. Nitekim bir süre sonra toplumdan soyutlanan bu insanlar, Hitler'den gelen gizli bir talimata göre öldürülmeye başlanacaktı.  NAZİ CİNAYETLERİNİN TEMELİ: İNSANIN "HAYVAN" OLARAK GÖRÜLMESİ
Gerek Ernst Haeckel tarafından savunulan ve 1933'ten sonra Naziler tarafından uygulamaya konan öjeni cinayetlerinin, gerekse savaş yıllarındaki Nazi katliamlarının ortak bir temeli vardır: İnsanların birer hayvan olarak görülmesi. Naziler, Darwin'in evrim teorisinden aldıkları ilhamla, insanlığı, farklı ırklardan oluşan hayvan sürüleri olarak kabul etmişler ve bu sürüler arasında daimi bir çatışma olması gerektiğine inanmışlardır. Bu hurafe sonucunda "ırk saflığı" adına, masum çocukları, kadınları, hasta ve özürlüleri acımasızca katledebilmişlerdir
Ernst Haeckel'in fikirlerinin ve genel olarak Darwinist ideolojinin, Nazizm'in temeli olması, konuyu inceleyen pek çok tarihçi tarafından dile getirilmiş bir gerçektir. Amerikalı tarihçi Daniel Gasman, The Scientific Origins of National Socialism: Social Darwinism in Ernst Haeckel and the German Monist League (Nazizmin Bilimsel Kökenleri: Ernst Haeckel'in Sosyal Darwinizmi ve Alman Monist Birliği) adlı kitabında, bu konuda çok kapsamlı deliller sunar. Daniel Gasman'a göre, "Haeckel, Almanya'nın ırkçılık, faşizm ve emperyalizmi besleyen en önemli ideoloğu" sıfatını taşımaktadır.27 Haeckel Nazizm'e hem ideolojik hem de örgütsel bir miras bırakmıştır. Bir yandan öjeni ve ırkçılığın teorisini oluşturmuş, bir yandan da "Monist Birliği" adlı ateist bir dernek kurmuş ve bu dernek Nazilerin eğitimli kesimde yankı bulmasında büyük rol oynamıştır.
Cambridge Üniversitesi tarihçisi ve London Times gazetesi yazarı Ben Macintyre, Haeckel'in Nazilere miras bıraktığı Darwinist düşünceyi şöyle anlatır:
Alman embriyolog Haeckel ve onun Monist Birliği, dünyaya ve özellikle de Almanya'ya, ulusların tüm tarihinin doğal seleksiyonla açıklanabileceğini söylüyorlardı. Hitler ve onun çarpık teorileri, ırksal saflık ve en uygunların hayatta kalması adına ırkları topluca yok etmeye kalkarak bu sahte bilimi siyasete dönüştürdü. Hitler kitabına Mein Kampf (Benim Kavgam) adını vererek, Haeckel'in Darwin'in "yaşam kavgası" kavramına yaptığı tercümeyi yankılıyordu aslında.28
Nazizm'in ve diğer faşist ideolojilerin temelindeki bu Darwinist etkiyi, kitabın ilerleyen bölümlerinde daha ayrıntılı olarak inceleyeceğiz. FAŞİZM: PUTPERESTLİĞİN GERİ DÖNÜŞÜ
Bu bölümün başında faşizmin pagan, yani putperest kültürlerde ortaya çıkan bir vahşet sistemi olduğunu belirtmiştik. Faşizmin bu vahşetinin temel nedeni, "güce tapınma" felsefesine dayanmasıdır. Faşizmde tek kutsal değer güçtür. Güçlü olan haklıdır. Güçlü olan üstün gelmeye, zayıfları ezmeye hak sahibidir. Faşistler, güçlü olanlara hayranlık duyar, zayıflara karşı ise nefret ve aşağılama hisleri beslerler. Savaşmak, kan dökmek, acımasız ve gaddar olmak, bu sapkın ahlakın temel prensipleridir.
Sparta'da, Roma İmparatorluğu'nun kanlı arenalarında veya Kuzeyli barbar putperest kavimlerde ortaya çıkan bu sapkın ahlakın karşısında ise, Allah'ın bize din yoluyla öğrettiği güzel ahlak yer alır. Tarih boyunca pek çok peygamberle ve sırasıyla Tevrat, İncil ve Kuran gibi kutsal kitaplarla insanlara öğretilen bu ahlaka göre, önemli olan kavram "güç" değil "hak"tır. İnsanlar güçlerine göre değil, Allah'ın bildirdiği hak olana uyup uymamalarına göre değerlendirilirler. Güçlü olan, zayıfları ezmekle, onlara tahakküm etmekle değil, onlara şefkat ve merhamet göstermekle sorumludur. İnsanın görevi acımasız ve gaddar olmak, kan dökmek değil, bilakis müşfik ve barışçı olmak, zayıfları kollamaktır.
19. yüzyılda kök salan çağdaş faşizm, insanlara din tarafından öğretilen bu güzel ahlaka karşı çıkan ve bunun yerine paganların ırkçı, kan dökücü, zalim kültürünü yeniden uyandırmak isteyen ideologların bir ürünüdür. Fransız Devrimi ile başlayan neo-pagan akım, Friedrich Nietzsche ile şekillenmiş ve oradan da Nazi ideolojisine aktarılmıştır. Charles Darwin, Francis Galton ve Ernst Haeckel gibi evrimciler ise, Allah'ın varlığını inkar ederek, tüm hayatı bir "yaşam mücadelesi" gibi göstererek ve ırkçılığı meşrulaştırarak, yükselen bu yeni putperestliğe sözde bilimsel bir destek vermişlerdir.
Amerikalı tarihçi Gene Edward Veith, Modern Fascism: Liquidating the Judeo-Christian Worldview (Modern Faşizm: Hıristiyan-Yahudi Dünya Görüşünün Yok Edilmesi) başlıklı kitabında bu gerçeği şöyle özetler: "Faşizm, modern dünyanın paganizme duyduğu özlemdir. Faşizm, bir kültürün Allah'a olan isyanıdır."29 Nazizm, bu gerçeği çok açık bir şekilde ortaya koymuştur. Naziler, gerek örgütlenme aşamalarında, gerekse 1933'te başlayan iktidarları boyunca, paganizmi savunmuşlar ve Alman toplumunu Hıristiyanlıktan kopararak, pagan inançlara geri döndürmeye çalışmışlardır.
__________________ en iyi jilet budur! dünyanın bütün meşhurları bunla traş oLuyor.. İngiltere Kralı,Rahmetli Başkan Kennedy, Nadya komanaci, Taçsız Kral Pele,Bridget Bardott,Beckanbauer, kaleci Meier ve Fenerbahçeli Cemil |