Tekil Mesaj Gösterimi
  #58 (Daim)  
Alt 29.08.06, 19:38
hurbyy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
hurbyy hurbyy isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Tam Paylaşımcı
 
Üyelik Tarihi: 09.08.06
Şehir: ümraniye
Yaş: 23
Mesajlar: 181
Tecrübe Puanı: 98
hurbyy is on a distinguished road
hurbyy - İCQ üzeri Mesaj gönder hurbyy - AİM üzeri Mesaj gönder hurbyy - MSN üzeri Mesaj gönder hurbyy - YAHOO üzeri Mesaj gönder hurbyy isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Ce: deniz gezmiş

BUNLARDA SİZLERDEN VATAN SEVER SOLCULARIN KURDUGU BI ORGUT TKP(ML) ...İT SÜRÜLERİ BAKIN 1999 YILINDAKI KONFERANSALRINDAN SONRA NASIL DEMEC VERMISLER TÜRKİYE YE UTANMADAN FAŞİST DEMİŞLER



Emekçiler, kardeşler;
Komitemiz, düşmanın tüm engelleme çabalarına rağmen partimizin Merkezi Konferansı'nı başarıyla yapıp tamamladığını ilan eder.
Bu konferans önemli bir tarihi dönemeçte yapıldı. Yerküre yeni bir emperyalist bunalıma sahne olmaktadır. Emperyalist haydutlar ellerinde biriken metaları sürecekleri alanları geliştirmek için bölgesel savaşları körüklemektedir. Kimi zaman "insani yardım", kimi zaman "barış gücü" yaftası altında geri ülkeleri işgal etmekte ve çeşitli bahanelerle havadan bombalayarak ülke ekonomilerini tahrip etmektedirler. Irak'ın ekonomik tesislerinin ABD ve İngiliz uçakları tarafından darbelenmesi, Kosova soykırımı ve Sırbistan'ın havadan bombalanması suretiyle tüm ekonomisinin yerle bir edilmesi, ABD, Rusya ve Avrupa sermayesi arasındaki Pazar kavgasından başka bir şey değildir. Arnavut olsun, Türk, Sırp veya Arap olsun kanı akıtılan halktır. Ve halkın bu gerici savaşlardan hiçbir çıkarı yoktur. Emperyalist haydutlar bununla da yetinmedi, savaşı birçok bölgeye yayma derdinde, Güney Amerika'da, Afrika'da, Asya'da, Orta Doğuda, Balkanlarda ve Kafkaslarda savaş sürüyor. Emperyalistler Hindistan ile Pakistan'ı, Türkiye ile İran'ı, Kuzey Kore ile Güney Kore'yi ve daha birçok ülkeyi kışkırtıyor, Kürt ulusu üzerinde ise yeni oyunlar deniyor.
Başta ABD emperyalizmi olmak üzere emperyalist dünya sistemine karşı proletarya önderliğinde ulusal ve uluslar arası alanda bir halk hareketi geliştirmek, gerici savaşlara devrimci savaşlarla karşı koymak, bunun için bir an önce derlenip-toparlanmak tarihi öneme sahip bir görevdir.
Emperyalist devletler bunalımın faturasını esasen bizimki gibi geri ülkelere çıkarmaktadırlar. Bunun için IMF heyeti geçtiğimiz aylarda Türkiye' ye gelip hükümete kendi ekonomik politikasını dayattı, kabul ettirip söz aldı ve gitti. Hemen ardından ANA-SOL-M Hükümeti aynı doğrultuda açıklamalarda bulundu ve 24 Ocak kararlarından daha beter tasarıları meclise sundu. Sosyal güvenlik reformu, özelleştirme ve uluslararası tahkim yasası bir bir meclisten geçirilmektedir. Türk parlâmentosunun, emperyalist devletlerin Türkiye'deki işbirlikçi memurları durumundaki büyük patronlarla büyük toprak ağalarının kuklası olduğu gayet net görülmektedir.
Sosyal Güvenlik Reformu gerçekte kazanılmış hakların gaspıdır. Daha önce kazanılmış olan emeklilik yaşının "mezarda emekliliğe" kadar yükseltilmesi bir hak gaspıdır. Devlet işletmelerinin özelleştirilmesi, işçilerin sokağa itilmesi kazanılmış hakların gaspı ve bu kuruluşların özel sermaye vasıtası ile emperyalistlere peşkeş çekilmesidir. Uluslararası Tahkim Yasası ise Türkiye'de uygulanacak ekonomik politikaları ve Türk Devletinin emperyalist devletlerle ilişkilerinde Türk Yargısının karar yetkisini elinden alarak ülkeyi yabancı devletlere iyice açan ve Osmanlı döneminin kapitülâsyonlarını aratmayan cinsten bir bağımlılık ve ülkenin hakimiyetinden vazgeçme yasasıdır. Bu yasaların uygulanması her hükümet biçimi ile mümkün olmaz. Ya askeri faşist cuntaları gerektirir ya da faşizmin tırmandırılmasını. Bugün için askeri bir cuntayı göze alamayan faşist Türk Devleti’nin parlamentosuna hakim olan Milli Güvenlik Kurulu'dur. Türk hakim sınıfları, özellikle ABD emperyalizminin direktifi ile faşizmi daha da tırmandırarak bu yasaları uygulamayı düşünmektedirler. Böylelikle ülkemizin küçük ve orta çaplı olan milli sanayisi çökertilecek ve emperyalizme daha çok meydan açılacaktır.
Faşist MHP'nin son seçimlerde oy patlaması yapması, ANAP ve DSP ile birlikte hükümete gelmesi tesadüfü değildir. Kürt Ulusu'nu, azınlık milliyetleri ve Türk emekçilerini yeni oyunlar, yeni saldırılar beklemektedir. Hal böyle iken, Çeşitli milliyetlerden Türk İşçi Sınıfı patronlar tarafından devşirilmiş sendikacıların etkisi altındadır ve gücü çar çur edilmektedir. Çeşitli sol hareketler gerilla savaşının yarattığı avantajlarla kazanılan bazı demokratik hakları devrim lehine kullanacağına legalizm batağında sürüklenerek kısır döngü yaşamaktadır.
Kürt Ulusu'nun önemli bir desteğine sahip olan PKK, silahlı mücadelede kararlı olacağına uzlaşma arayışı içerisindedir. Oysa Türkiye'de faşizm süreklidir ve halkın örgütlenmesine ve kendisini ifade etmesine müsaade etmez. Bugün bazı kazanımlar elde edilmişse de bu, Gerilla Savaşı sayesindedir. Türkiye'de hakim sınıfların vereceği demokrasi bir aldatmaca barış ise sahtedir. Türk hakim sınıfları Kürt Ulusu'nu bir kaşık suda boğma uğraşı içerisindedir. Gerilla bir kez tasfiye edildi mi devlet tarafından kilit vurulmadık bir tek demokratik kurum ve kuruluş kalmaz, kazanılmış haklar gasp edilir. İşte bu koşullarda silahlı mücadeleyi sürdürmek savaşı uzatmak her zamankinden çok daha önemlidir. Emperyalist dünya sisteminin Ortadoğu'daki bekçisi faşist Türk Devleti'nin, onun sahibi olan işbirlikçi patronlarla-ağaların Kürt Ulusu'na, azınlık milletlere ve Türk Emekçileri'ne karşı planladığı tezgahları devrimci iç savaşla, halk savaşı ile boşa çıkarmak, devrimci örgütlere ve kitlelere cesaret vermek ve Türk hakim sınıfları ve onların efendilerine karşı proletarya önderliğinde birleştirmek, bunun için derlenip-toparlanmak her zamankinden çok daha önemli bir tarihi görevdir.
İşte bu tarih ulusal ve uluslar arası koşularda toplanan partimiz, merkezi konferansta devrimin bu acı sorunlarının çözümü üzerinde yoğunlaştı. Partimizin önünü tıkayan bazı örgütsel sorunlara çözüm sunması bazı taktik görevleri karara bağlaması partimizi toparlamak üzere pratik görevlerle birlikte düzeltme çalışmasını karara bağlaması, içbirliği pekiştirdiği gibi '94' teki ayrılıkla iki kanada bölünen parti güçlerimizi ilkeli bir şekilde bir şekilde kararı alması ve silahlı mücadeleyi ısrarla sürdürüp-geliştirme kararında olduğunu bir kez daha, düşmana karşı ilan etmesi itibarı ile bu konferans tarihi bir önemdir.
Parti konferansımız; bir grup ajan ve işbirlikçiyi temizlemenin önemli olmakla birlikte tek başına yeterli olmadığı, asıl olanın ve kalıcı olanın bu hareketten elde edilen dersleri partiye ve kitlelere kavratarak olumsuzlukların boy verdiği zemini kurutmak olduğu gerçeğinden hareketle partimizin düzeltilmesi, teori, taktikler, ilkeler, yöntemler ve ya program, çizgi, tüzük konusunda karşı-devrimcilerle revizyonistler tarafından yaratılan kafa karışıklığına son vermek her şeyin netleşmesi ve yerli yerine oturması, bunun için partimizin, diğer devrimci örgütlerin ve uluslar arası devrimci hareketin derslerinden öğrenerek her türlü yanlıştan arınmak maksadıyla düzeltme çalışması başlatması kararını aldı. Ancak, gerek düzeltme çalışmasının başarısı ve gerekse devrimin diğer görevlerinin yerine getirilmesi için bu çalışma silahlı mücadele ve diğer pratik görevler aksatılmadan ve onları geliştirecek şekilde yürütülecektir.
Düşmanımızı tek tek yenmenin anahtarlarından biri işçi sınıfı önderliğinde halkın birliğidir. Ancak halkın birliğini sağlamanın anahtarlarından biri de parti birliğidir. Partimiz 1994 yılında, örgüte hakim olan yanlış anlayışların etkisi altında ikiye parçalandı. Düşman ajanlarının ve işbirlikçilerinin oyunlarının da bu ayrılıkta payı vardır. Kongre Hazırlık Konferansımız'da pragmacı-makyavelist hizip olarak adlandırılan bu kanadın partimizin bir parçası olup bu isimlendirmenin örgüt gerçekliğine denk düşmediği görüldü ve Merkezi Konferans'ta düzeltildi. Ayrılığa son vermek için partimizin diğer kanadına birlik çağrısı yapılması karara bağlandı. Her iki kanat arasında parti programı, çizgisi, ilkeleri ve temel taktikleri noktasında birlik bulunduğu, bunun birliğin ideolojik temeli olduğu ayrılık noktasının tali olduğu, birlik ve ayrılık noktalarının iki kanat arasında açık ideolojik mücadele ile ortaya çıkarılması gerektiği, iradeden gelen güçle ilkeli birliğe varılması, sekter ve itici yaklaşımlardan kaçınlıması ve her şeyin düşman önünde tartışılmaması gerektiği ortaya konuldu.
Parti Konferans'ta ayrıca gerilla savaşında yoğunlaşma ve açılma sorunu üzerinde duruldu ve silahlı mücadelenin geliştirilmesi kara bağlandı. Bir dizi örgütün legalizm batağında can çekiştiği, bazı silahlı örgütlerin uzlaşma arayışı içine girdiği, halkın, nihai kurtuluş ufkundan gözünü sakınmayan kararlı bir silahlı bir harekete her zamankinden çok daha muhtaç olduğu bu tarihsel koşullarda gerilla savaşının geliştirilmesini karara bağlaması önemli ve anlamlıdır. TKP(ML), Halk Savaşı'nda ısrarlı olduğunu dosta ve düşmana ilan eder.
Merkezi Konferansı'mız önümüzü tıkayan bir dizi soruna çözüm sunmuş ve yolumuzu açmıştır. Bundan sonrası yeni bir tartışma değil, uygulama sorunudur. Konferans kararları gerçeğe uygundur. Başarılı olmamız için bir çok sebep vardır. Uluslararası Devrimci Hareketi'ni, Türkiye Devrimci Hareketi'nin köyleri yakılıp aç-bilaç sokağa itilen Kürt köylüsünün, mezarda emekliliğe mahkum edilen işçi sınıfımızın, resmi ve sivil faşistlerin katliamlarına rağmen boyun eğmeyen militan gençliğimizin, diğer gerilla bölgelerinde kalan savaşçılarımızın, dünyanın dört bir tarafında çalışan yoldaşlarımızın, düşmana esir düşen yoldaşlarımızın ve bütün devrimcilerin nabzı bu konferansta atmıştır. Evet aslolan kelle sayısı değil, doğru siyasal çizgidir. Konferans kararları bilcümle halkımızın özlemlerini dile getirmektedir. Bu nedenle kazanacağız. Etki tepkiyi doğurur. Her şey karşıtına yol açar, bu da bir kanundur.
Devrimci savaşlara yol açmamış bir tek gerici savaş yoktur. Emperyalist bunalımın yol açtığı savaşlar beraberinde devrimci savaşları getirecektir. Mücadelemiz bu anlamda daha çok uluslararası desteğe kavuşacaktır. Türkiye'de faşist Türk devleti faşizmi ne kadar tırmandırırsa tırmandırsın bastırma geçici olacak, halk hareketi ve ulusal hareket kısa bir zaman sonra tekrar yeniden hız kazanacaktır. Hakim sınıflar, işçi sınıfı ve köylülerden küçük ve orta çaplı sanayi gruplarına kadar toplumun geniş kesimlerine yönelmektedir. Bu nedenle en sağından en soluna kadar geniş emekçi yığınlar düşmana ayağa kalkacaktır. Dünyada karışmadık bir tek ülke kalmayacaktır. Dünyada ve Türkiye'de yeniden devrim fırtınası esecektir. Emekçiler, kardeşler;

Demek ki önümüzde hem büyük tehlikeler ve görevler var, hem de büyük fırsatlar. Bir kez daha gerçek devrimciliğin sınandığı koşullardayız. TKP(ML) 1970'li ve 80'li yıllarda bu sınavı alnının akıyla verdi ve halkı yalnız bırakmadı. Bundan böyle de önderimiz İbrahim KAYPAKKAYA'nın gösterdiği ve Marks, Engels, Lenin, Stalin ve Mao Zedung tarafından çizilen kurtuluş yolunda yürümede ısrarlı olduğunu, yanlışlarını alt ederek düşmanı yenmede kararlı olduğunu, halkı tehlikelere karşı uyarıp düşmana karşı birleştirerek tarihsel fırsatları değerlendirme azminde olduğunu ve başarılı olmak için bir çok sebep bulunduğunu; kadrosundan üyesine ve savaşçı sempatizanına kadar tek bir vücut, tek bir yumruk olarak bu çetin koşularda Türkiye devriminde çığır açacağını ilan eder. Bu durdurulması imkansız kaçınılmaz akımdır! Düşman korkmakta haklıdır.
Kahrolsun emperyalizm, işbirlikçi kapitalizm ve feodalizm !
Kahrolsun faşist Türk devleti !
Yaşasın Merkezi Konferansımız, yaşasın Marksizm-Leninizm-Maoizm !
Yaşasın düzeltme çalışması !
Proleter kültürle donan, savaşarak pekiş !
Savaş-Arın-Savaş !
Birlik-mücadele-zafer !
Yaşasın MLM’ lerin ilkeli birliği !
Yaşasın bağımsızlık, halk demokrasisi ve sosyalizm mücadelemiz !
Yaşasın Halk Savaşı !
Yaşasın Kurucu önderimiz ve başkomutanımız İbrahim KAYPAKKAYA !
Yaşasın partimiz TKP(ML), önderliğindeki TİKKO, TMLGB !
16 Ağustos 1999
TKP(ML) Merkez Komitesi
__________________
Alıntı ile Cevapla