| Ce: deniz gezmiş Belki tartışmalara son verir bu altta yazanlar -----kullanıldılar kullanılıyorsunuz---- *************************** 1970'lerde, Doğan Avcıoğlu'nun çıkardığı "Devrim" dergisinde şu tür bildiriler yayımlanıyordu: "Şu günlerde yeniden 1919 karanlığına gömüldüğümüzü söylemek fazla mübalağalı değildir. Yaygın bir kötümserlik ve umutsuzluk, yeni bir düzen özlemiyle birlikte bütün ülkeyi kaplamıştır. Türk ulusunun geleceği için Devrimci Ordu Gücü pırıl pırıl parlamaktadır." Avcıoğlu ve arkadaşları "darbe" beklerken, peşpeşe bombalar patlıyordu. AP'nin Kızılay'daki binası bombalanmıştı. Bir başka bomba Mason derneğine atılmıştı. Kim getirmişti bombayı? Kim olacak, 27 Mayıs'çı, Milli Birlik Komitesi üyesi İrfan Solmazer. Daha çok terör, daha çok tedhiş olmalı, ordu "çaresiz kalıp" yönetime el koymalı ve böylece "devrime giden yolun önü" açılmalıydı. Erol Bilbilik anlatıyor: Bir gün Orhan Kabibay'ın evinde toplandık. Hidayet Ilgar, Talat Turhan, İrfan Solmazer ve daha birçok kişi vardı. Bir ara İrfan Solmazer bana, "Erol, sen Denizcileri ihmal etmişsin" dedi. Kimi ihmal ettiğimi sorunca, "Sarp Kuray'ı, Deniz Gezmiş'i ihmal etmişsin. Hiç temas kurmamışsın. Ama ben onlara İstanbul'da, Ankara'da mısır patlatır gibi bomba patlattırıyorum" dedi. Şaşırdım. Talat Turhan'ın yüz ifadesinden onun da çok şaşırdığını anladım. "Başka ne yapıyorsunuz?" diye sorunca, Solmazer'in yanıtı şu oldu: "Deniz Gezmiş'i, Sarp Kuray'ı filan oturtuyorum. Demokratik bir tartışmayla eylem kararı alıyoruz. ABD büyükelçiliğinin ön kapısının kurşunla taranmasına demokratik olarak karar veriyoruz. Bu tartışmada lider ben oluyorum, emri ben veriyorum. 'Deniz, ABD büyükelçiliğini tara ve yok ol' diyorum. Sarp Kuray'a 'Git şurayı bombala' emrini veriyorum..." Bilbilik, "Bu işlerde mutlaka Orhan Kabibay'ın haberi vardı" diyor, "Dolayısıyla Deniz Gezmiş'i, Sarp Kuray'ı, herkesi kullandılar. İrfan Solmazer, 12 Mart'a 24 saat kala Almanya'ya uçuruldu." Solmazer kaçtı ama, Deniz Gezmiş darağacına gitti, Sarp Kuray da işkenceye... "18 Mart operasyonu"yla açığa çıkarılan Celil Gürkan Paşa'nın "İyi ki başaramadık" dediği girişim, birçok insanın hayatına malolmuştu. Bu süreci gazeteci Ahmet Kahraman şöyle anlatıyor: "Eski generallerden Cemal Madanoğlu'nun başını çektiği, İlhan Selçuk ve Doğan Avcıoğlu gibi isimlerin de yer aldığı bir cunta, Başbakan Süleyman Demirel'i 'yeterince kemalist' bulmadıkları için, darbeye hazırlanmışlardı. Ve bunlar, yayın organları ve basındaki uzantıları aracılığıyla her gün 'devrim şafağının yakın olduğunu' işliyor, üniversite gençliğini provoke ediyorlardı. Zaten baskı çemberinde olan gençler, bunlara inanıyorlardı; biraz da bu yüzden korkusuz ve ataktılar. 12 Mart darbesinden sonra tek tek tutuklandılar, birkaç yıl sonra da salıverildiler. Ama tek başına kalan gençler asıldılar, işkence gördüler, kurşunlanıp öldürüldüler. Bunların sorumlusu, kurşunlayanlardan çok, 'devrim' adına gençleri yollara, sokaklara dökenlerdi." |